tatil-sepeti
OSB’li mezunlar tezgah başına geçmeye hazır

HABER: SÜMEYRA YARIŞ TOPAL Türkiye’de hemen hemen her sektörün en büyük sorunlarından biri ara eleman. Lise hayatı boyunca teknik eğitim gören ancak mezun olduktan sonra kendi alanlarında değil de farklı alanlarda çalışan öğrenciler, sektörün kalifiye ara eleman açığını had safhaya ulaştırıyor. Son dönemlerde Organize Sanayi Bölgeleri’nde (OSB) açılan meslek liseleri, sektörün ara kalifiye eleman açığına çözüm oluyor. Hızla yayılmaya başlayan OSB meslek liseleriyle, teknik eğitimden mezun olup ‘kaçan’ oran yüzde 20’lere kadar düşmüş durumda. Bu oran herhangi bir meslek lisesinde yüzde 98’lere kadar ulaşıyor. 13 YILDA 6 KAT ARTTI Halen özel ve devlet olmak üzere 57 OSB meslek lisesi bulunuyor. Son 13 yılda 6 kat artan OSB meslek liselerinde öğrenciler, teknik eğitimlerini alırken bir yandan da sanayinin içinde kendi alanlarıyla ilgili pratik yapma imkânına kavuşuyor. Normal meslek liselerinde son sınıfta haftada 3 gün staj görerek sektörü tanımaya çalışan öğrenciler, OSB meslek liselerinde her an sektörle iç içe oluyor. Hiç dışarı çıkmadan stajlarını da OSB içindeki işletmelerde gerçekleştiren öğrenciler, sanayideki firmalar tarafından lise başından beri takip ediliyor ve mezun olduktan sonra da hemen işe alınıyor. TALEP ÇOK YOĞUN İstanbul’da 3’ü özel olmak üzere toplam 4 OSB meslek lisesi eğitim veriyor. Türkiye’deki tüm OSB meslek liselerinde eğitim gören öğrenci sayısı 36 bin 155 iken bu sayı İstanbul’da 4 bin 100. OSB meslek lisesinde eğitim gören öğrencilere hem sektör teknik destek sağlıyor hem de öğrenciler sektörle daha yoğun bir irtibat halinde olduğu için kendi mesleklerinde çalışma konusunda daha istekli oluyor. İstanbul’da henüz yeni olan ve ilk mezunlarını vermeyen bu liselerin öğrencilerine staj noktasında dahi sektör tarafından yoğun talep gösteriliyor. İstanbul’daki OSB meslek liseleri bu eğitim yılının sonunda ilk mezunlarını verecek olmanın heyecanını yaşıyor. Bu mezunların yüzde 80’inin sektörde işlerinin başında olacağı öngörülüyor. DESTEK VERİLİYOR Meslek liselerinden mezun olan ‘kaçak’ oranının önüne geçmek isteyen Milli Eğitim Bakanlığı, 2012 yılında Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile ‘Organize Sanayi Bölgelerinde Mesleki ve Teknik Eğitimin Güçlen-dirilmesi’ protokolünü imzaladı. Yine aynı dönemde Organize Sanayi Bölgelerindeki Özel Mesleki ve Teknik Eğitim Okullarında Öğrenim Gören Öğrencilere Destek Verilmesine İlişkin Tebliğ, Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Bu tebliğden sonra özel okul sayısında bir artış görüldü. Buna göre OSB’de yer alan özel bir meslek lisesinde okuyan öğrenci hiçbir ücret ödemiyor ve devlet öğrenci başına resmi okullarda eğitim gören bir öğrencinin 1.5 katı kadar tutarı destek olarak veriyor. SİSTEM NASIL İŞLİYOR Organize Sanayi Bölgeleri’nde yer alan meslek liselerinde müfredat diğer meslek liseleriyle aynı olsa da, uygulama farklılık arz ediyor. Öğrenciler hem ders aralarında hem de ders çıkışı ya da hafta sonu sektörle iç içe olma şansı yakalıyor. Çevresinde eğitim gördüğü meslek mensupları olması sebebiyle kendi yaptığı mesleğe de daha çok ısınmış oluyor. Ayrıca teknoloji transferi de her an mümkün hale gelebiliyor. Sektör temsilcileri staj esnasında o öğrenciyi işe almaya karar verdiğinden ona bir çalışan gibi her şeyi öğretiyor ve bu liseler sayesinde sanayinin kalifiye ara eleman ihtiyacı en aza indirgenmiş oluyor. OKULLAR SANAYİ GİBİ Şaban Gülbahar-İkitelli Organize Sanayi Bölgesi Başkan Vekili: Organize sanayi bölgemizde 3 meslek lisesi bulunuyor. Bu okullar ara eleman noktasındaki açığımıza çok önemli katkı sağlıyor. Öğrenci okulda adeta bir sanayide gibi eğitim görüyor. Biz de birebir öğrencilerle ilgilenme şansı elde ediyoruz. Aslında nasıl bir ara eleman istiyorsak öğrencinin de o yönde eğitilmesi sağlanıyor. Burada öğrenciler çıraklığın çok ötesinde bir eğitim görüyor ve biz sektör mensupları olarak onların stajda bile çok faydasını görüyoruz. Şundan eminim ki, bünyemizdeki okullardan mezun olan bu öğrencilerin hemen hemen tamamı sektör içinde kalifiye ara eleman olarak çalışmaya başlayacak. Bu öğrencilerin farklı alanlara yönelme ihtimalinin çok düşük olduğunu düşünüyorum, çünkü kendileri de eğitim hayatları boyunca sektörle iç içe olduklarından dolayı yapacakları işi daha çok sahipleniyorlar. TENEFFÜSTE SANAYİ Hasan Uzman-Konya Ayakkabıcılar Odası Başkanı: Milli Eğitim Bakanlığı, Konya Büyükşehir Belediyesi ve Odamız işbirliği ile Aykent Ayakkabıcılar Sitesi’nde bir mesleki ve teknik lise açıldı. Bu okuldan mezun olanlar ‘ben ne iş yapacağım’ diye düşünmüyor. Okulun sanayi sitesinde olması öğrencinin malzemeye ulaşımını kolaylaştırıyor. Ders aralarında veya sonrasında sanayiciyle konuşup tavsiyeler alabiliyor. 40 MEZUNUN 32’Sİ SEKTÖRDE ÇALIŞIYOR İsa Uzman-Konya Karatay Aykent Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Müdürü: Yaklaşık 6 yıldır OSB içinde eğitim veren bir okuluz. Her yıl 40 kadar mezunumuz oluyor. Bunlardan 32’si sektör içinde kalifiye eleman olarak çalışıyor. Başka sektörlere gidenler yok denecek kadar az. OSB içinde olmak bizlere teknoloji transferi noktasında da çok büyük kolaylıklar sağlıyor. Ancak mezunların sektörde kalması için sektör mensuplarının da ücret politikasını tekrar gözden geçirmeleri gerekir diye düşünüyorum. TALEBE YETİŞEMİYORUZ Şükrü Yeşilkaya-Tuzla Organize Sanayi Bölgesi Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Müdürü: İlk mezunlarımızı bu yıl vereceğiz ancak biz sektörden gelen talebe yetişemiyoruz. Staj için dahi o kadar çok talep oluyor ki. Sektör mensupları buradaki öğrenciyi ihtiyacı noktasında değerlendirmek istiyor. Bu nedenle 11. sınıftaki dersleri de sanayi ile ortak olarak yapma gibi bir projemiz var. Burada öğrenci her şeyi işin içinde görüyor. Öğrencilerimiz bu yüzden mesleklerine karşı daha istekli oluyor. Mezun verdikten sonra bu öğrencilerin çok büyük bir kısmının sektörde ara kalifiye eleman olarak istihdam edileceğini öngörüyoruz. BÜTÜN ÖĞRENCİLER GÖZDE Necmettin Yıldız-Kayseri Melikgazi Organize Sanayi Bölgesi Mesleki ve Teknik Eğitim Merkezi Başmüdür Yardımcısı: Henüz ilk mezunlarımızı bu yıl vereceğiz. Ancak sektörden çok olumlu dönüşler alıyoruz. Bizim çalışmadığını düşündüğümüz öğrenciler dahi işletmeler tarafından yere göğe sığdırılamıyor. Öğrenciler de sektörle iç içe olmaktan memnun. Ancak, sektörün ara eleman sıkıntısı yaşamasında ücret politikasının da etkili olduğunu düşünüyorum. Sektörde kendi işlerini yapmayan öğrencilerin çoğu ‘kalifiye ara eleman isteniyor ancak vasıfsız eleman maaşı veriliyor’ diye düşünerek kendi ağır işlerini yapmayıp, daha kolay işler yapmaya yöneliyor.

07 Mart 2016 Pazartesi

Optisyenler ilk ‘etik’ toplantısını yaptı

HABER: SOYHAN ALPASLAN İstanbul Ticaret Odası (İTO) 73 No’lu Gözlükçülük Meslek Komitesi “Optisyenlik Meslek Etiği” toplantısı düzenledi. Toplantıya 73 No’lu Gözlükçülük Meslek Komitesi Başkanı Orhan Küreli ile Meclis üyesi Numan Hocaoğlu moderatörlük yaptı. İTO Meclis salonunda düzenlenen “Optisyenlik Meslek Etiği” toplantısına katılımın yoğunluğu nedeniyle, 300 kişilik salona sığmayan konuklar balkondan ve fuayeye konulan dev ekranlardan toplantıyı izledi. Optisyenlik eğitimi alan üniversite öğrencilerinin, öğretim görevlilerinin ve sektörün duayenlerinin katıldığı toplantının açış konuşmasını İstanbul Ticaret Odası (İTO) Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Gökhan Murat Kalsın yaptı. DENEYİMLER ÖNEMLİ SERMAYE Kalsın iş dünyasının elindeki insan kaynağının eğitimli olmasının yanı sıra deneyimli olmasının da çok önemli olduğuna dikkat çekerek şunları söyledi: ”Eğitimli işgücü kadar deneyimli iş gücü bulmak da çok önemli. İşin zorluğunu bilen insanların hikâyeleri en başarılı derstir gençler için. Bu deneyimler birer sermayedir. Bunları çok iyi görmek ve anlamak gerekiyor.” ETİK KURALLAR ÖNEMLİDİR Komite Başkanı Orhan Küreli, “Etik değerler, toplumsal yaşamımızda ne kadar önemli ise mesleki hayatımızda da çevremizle olan ilişkilerimizde de o kadar önemli. Mesleki bilgileri, o mesleği yapabilmemiz için öğrenmemiz şart ama bu mesleği yaparken uyacağımız etik kuralların da insani ve mesleki saygınlığımız açısından ayrı bir önemi var” açıklamasını yaptı. Komite Başkanı, 28- Mart 1 Nisan tarihleri arasında Gözlükçülük Tarihine yolculuk isimli Hünkar Kasrında bir sergi düzenleyeceklerini söyleyerek, katılımcıları sergiye davet etti. BİNLERCE GENCİ OLAN MESLEK Meclis Üyesi Numan Hocaoğlu da 34 yıldır içinde bulunduğu optisyenlik sektöründe etik değerlerin öneminin arttığına dikkat çekerek,“Optisyenlik meslek yüksek okullarından mezun olmuş ve olacak binlerce​ genci ​olan bir ​meslek gurubu olmamız nedeniyle, etik kuralların ​öğretilmesi ve uygulanıyor olması mesleğimizin geleceği açısından büyük önem arz ediyor” şeklinde konuştu. ULVİ VE KUTSAL MESLEK İstanbul Ticaret Odası (İTO) Disiplin Kurulu üyesi Yüksel Toksoy, İTO’da 8 başkana denk gelen çok uzun bir süre optisyenlik sektörüne meclis üyesi olarak hizmet verdiğini dile getirdi. Toksoy, “sektörün tüm katmanlarının uyum içinde çalışması şart. Optisyenlik mesleği, dünya penceresi dediğimiz göz sağlığı ile ilgili olduğu için ulvi bir kutsallığa sahiptir” dedi. AKADEMİSYENLER VE ÖĞRENCİLER Optisyenlik dalında yüksek eğitim veren Meslek yüksek okulları öğrenci ve öğretim görevlilerinin katıldığı toplantı ya ilgi yoğundu. Sektör temsilcileri öğrencilerin sorularını cevapladı. Toplantıya; Fatih üniversitesi, Medipol üniversitesi, Nişantaşı üniversitesi, Işık üniversitesi, Gelişim Üniversitesi, Yeni yüzyıl üniversitesi öğrencileri katıldı. OPTİSYENLİĞİ DENEYİN BİR DAHA KOPAMAZSINIZ İşadamı Çetin Emgen, mesleki deneyimlerini anlattığı oturumda “Bu mesleği deneyin, bir daha kopamazsınız. Tabi ki yanlışlar ve eksikler var. Bunları birlikte düzelteceğiz” ifadesini kullandı. MESLEK ETİĞİ OLMAZSA OLMAZ İş adamı Serdar Çaldıran, optisyenlik etiği toplantısının sektörde bir ilk olduğuna dikkat çektiği konuşmasında “Türkiye Gözlükçüler Cemiyeti’nin kuruluşunda öylesine güçlü ve sağlam adımlar atıldı ki bu gün o güçlü adımların olumlu etkilerini yaşıyoruz” açıklamasını yaptı. Çaldıran, meslek etiğinin olmazsa olduğuna vurgu yaparak, deneyimlerini anlattı.

07 Mart 2016 Pazartesi

Irak’la iş yapan firmalar dikkat

TürkiyeOdalar ve Borsalar Birliği (TOBB), Irak ile ticaret yapan firmaları uyardı. Buna göre Irak’ta ticari banka olarak faaliyet gösteren Irak Varka Bank ile hakkındaki mahkeme kararı ve haciz nedeniyle ticari alışveriş yapılmaması gerektiği bildirildi.

07 Mart 2016 Pazartesi

Türkiye tıbbi cihazda üretim üssü olacak

HABER: YAHYA GÜL Sağlık Bakanlığı, Türkiye’nin bölgesinde tıbbi cihaz üretim üssü ve cazibe merkezi olmasını amaçlıyor. Bakanlık bu konuda eylem planını hazırlarken, üreticiler ise Türkiye’nin Organize Sanayi Bölgesi (OSB) modeli ve offset ihale yöntemiyle bir çekim merkezi olabileceğini söylüyor. Nitekim Samsun, cerrahi araç üretiminde Almanya’nın Tutlingen ve Pakistan’ın Sialkot kentlerinden sonra üçüncü sıraya yerleşti. Yüksek teknolojili tıbbi cihaz üretiminde Ar-Ge’ye ve yazılımlara yönelerek, yerel üretim oranını artırma kararı alan Sağlık Bakanlığı, Türkiye’nin bölgesinde üretim üssü ve cazibe merkezi olmasını hedefliyor. BAKANLIK HAREKETE GEÇTİ Bu nedenle hükümet eylem planında, tıbbi cihazda yerel üretimin teşvik edilmesi ilkesine de yer verdi. Halen Türkiye’de kullanılan tıbbi cihazların yüzde 85’i yurt dışından, yüzde 15’i ise yerel üretimden temin ediliyor. Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu Başkanı Osman Arıkan Nacar, ilk aşamada yüzde 20 tasarruf hedeflediklerini belirterek, “Devletin tıbbi cihaz tüketiminde, 2014 yılında 3.5 milyar liralık geri ödeme bazında tüketim maliyeti oldu. Bunun içinde kişilerin kendilerinin ödeme yaptığı hizmetler hariç. Yerel üretimle birlikte yüzde 20 oranında tasarruf sağlanması amaçlanıyor” diyor. YÜZDE 15’İ ÜRETİYORUZ Nacar, Ar-Ge’nin çok önemli yer tuttuğu sektörde ilerleme sağlanabilmesi için devletin ciddi destek verdiğini söyleyerek, şunları anlatıyor: “Tıbbi cihaz alanında, çok kaliteli üretim yapan firmalarımız mevcut. Bu, özellikle son 5 yıl içinde gelişti ve hâlâ da gelişmeye devam ediyor. Şu anda ülkemizde kullanılan tıbbi cihazın yüzde 15’ini Türkiye’de üretiyoruz. Yerel üretim oranları, Türkiye’nin yanı sıra Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) ülkelerindeki üst ve orta gelir grubundaki tüm ülkelerde benzer şekilde. Yerel bazda tıbbi cihaz üretiminde 2023 için konulan yüzde 20 hedefini, şehir hastanelerindeki yerlilik oranıyla çok daha erken bir zamanda yakalayacağımızı düşünüyoruz.” YERLİ ÜRETİMİ TEŞVİK Tıbbi araç ve gereçlerde, yerli üretimi teşvik etmek için yüzde 15’e kadar pahalı olsa bile Türkiye’de üretilen ürünler tercih edilecek. Sağlık Bakanlığı, tıbbi araç ve gereçlerde yerli üretimi teşvik etmek için çalışma başlattı. Bu doğrultuda ‘Sağlık Endüstrilerinde Yapısal Dönüşüm Programı Eylem Planı’ hazırlandı. Hazırlanan bu plan ile şu an yüzde 15 seviyesinde olan üretimin yüzde 50’ye çıkarılması hedefleniyor. Plana göre Sağlık Bakanlığı, Kalkınma Bakanlığı, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı, Milli Savunma Bakanlığı, Hazine Müsteşarlığı, SGK, Kamu İhale Kurumu, Türkiye İstatistik Kurumu, TÜBİTAK ve üniversite hastaneleri işbirliğine gidecek. Plan ile birlikte hastaneler ve sağlık merkezleri yerli üretim kullanmaları için özendirilecek. DÖNER SERMAYEYE İNDİRİM Öte yandan hastanelerin döner sermayeden Hazine’ye ödedikleri payda, yerli ürün indirimi yapılacak. Geri ödemede de yerli üretim desteklenecek. Aynı ürünün yerli üretimi varsa, yüzde 15’e kadar daha pahalı olsa bile yerli olanı kullanılacak. Bu arada tıbbi cihaz üretimine Ar-Ge desteği öngörülürken, patent veri tabanına ulaşım kolaylaştırılacak. YERLİ KUVÖZÜ DÜNYAYLA TANIŞTIRDILAR Tıbbi cihazlar alanında faaliyet gösteren Ankaralı bir teknoloji firması kendi ürettiği ve tamamen Türk mühendisliği içeren yerli kuvözü 4 ülkeye ihraç etme başarısı gösterdi. Hacettepe Teknokenti’nde çalışmalarını sürdüren firmanın ürünü, bebek açısından önemli 5 hayati veriyi kan almadan ölçebiliyor. CERRAHİ MALZEME ÜRETİMİNDE SAMSUN DÜNYA ÜÇÜNCÜSÜ İTO İlaç ve Tıbbi Cihazlar Meslek Komitesi ve Meclis Üyesi Kazım Eryaşar, pazardaki ihtiyacın yüzde 85’inin ithalatla karşılandığına dikkat çekerek, “Genelde konvansiyonel cihazlar üretilmekte olup ileri teknoloji ve bilgi gerektiren katma değeri yüksek ürünler ithal ediliyor” diyor. Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Ulusal Bilgi Bankası verilerine göre kayıtlı tıbbi cihaz üretici firma sayısının bin 548 olduğunu vurgulayan Eryaşar, sektörün durumunu şöyle anlatıyor: “Firmaların çoğu İstanbul’da. Sonra Ankara, İzmir, Adana, Kayseri ve Samsun geliyor. Son zamanlarda gerçekleşen yatırımlar ile Samsun’un özellikle cerrahi el aletleri imalatı konusunda Almanya-Tutlingen ve Pakistan-Sialkot kentlerinden sonra dünyanın üçüncü cerrahi el aletleri üretim üssü olduğu biliniyor.” Tıbbi cihaz ihracatının katma değeri oldukça yüksek ürünleri kapsadığını anlatan Eryaşar, şu karşılaştırmayı yapıyor: “Ağustos verilerine göre Türkiye ihracat kg ortalaması 0.93 dolar civarında. Sektörümüzün kg ortalaması ise 22 dolar. Tıbbi cihaz stratejik öneme sahip. Doğal afetler, savaş gibi ortamlarda tedariki en önemli ürünler. Tüketici açısından baktığımızda ise maliyetlerin düşmesi, dövize bağımlılığın azaltılmasını sayabiliriz. Tabii nitelikli eleman istihdamı oluşturması da önemli. Ülkemizin satın aldığı tıbbi cihazlarda da büyük bir tedarikçi olması nedeniyle offset ihale uygulamalarıyla üstün teknoloji ürünlerin yurt içinde üretilmesini sağlayabiliriz.” HASTASINDAN ETKİLENİP ÜRETTİĞİ TIBBİ ALETLERİ 60 ÜLKEYE SATIYOR Samsun’da hekimlik yaptığı dönemde bir hastasında kullandığı ortopedik cihazın istediği sonucu vermemesi üzerine ortopedi ve tıbbi aletler üretimine başlayan girişimci, şimdi 60’tan fazla ülkeye ihracat yapıyor. OSB MODELİ OLABİLİR İTO İlaç ve Tıbbi Cihaz Meslek Komitesi ve Meclis Üyesi Cengiz Balçık, Şanlıurfa’daki tesisle Türkiye’nin en büyük gazlı bez üreticilerinden biri. Çerkezköy OSB’de gerçekleştirdiği 6 milyon dolarlık yatırımla yerli ameliyat ipliği üretimi yapan üç büyük firma arasında. Balçık, hükümetin tıbbi cihaz üretiminde yerli firmalara destek çalışmasıyla ilgili olarak, OSB modelinin örnek alınabileceğini söylüyor. OSB gibi büyük alanlar kurulması gerektiğini belirten Balçık, şunları dile getiriyor: “Bu alanda devletin anahtar teslimi yerler yapması önemli. Yine burada üniversiteler bulunmalı ve üniversitelerin laboratuvarları üreticiye destek olmalı. Bize Ar-Ge yapmamız söyleniyor. Bunun için işinin, kafanın rahat olması lazım. Bizim böyle bir imkanımız yok. Bankalardan destek görmemiz lazım.”

06 Mart 2016 Pazar

Malta ile ticaret imkanları bu seminerde

Malta Başkonsolosluğu aracılığı ile 14 Mart 2016 Pazartesi günü İstanbul Ticaret Odası’nda “Malta Bireysel Yatırımcı Programı ile AB Vatandaşlığı Edinimi ve Ticaret İmkânları” konulu bir seminer yapılacak. Seminere katılmak isteyenlerin 12 Mart 2016 Cumartesi günü ne kadar başvuruda bulunması gerekir. Ayrıntılı bilgi için:

06 Mart 2016 Pazar