tatil-sepeti
Çağlar: Türkiye, İran’ın en güçlü partneri olacak

İstanbulTicaret Odası (İTO) Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Çağlar, İran’la ticari ilişki sürecini uzun zamandır yakından izlediklerini belirterek, buna uygun olarak proaktif girişimlerde bulunduklarını açıkladı. Çağlar, İran’ın özellikle bankalarına ve ana endüstrilerine uygulanan ambargonun kalkmasının dünya barışı ve Türkiye-İran ekonomik ilişkilerinde yeni bir şafak vakti olduğunu söyledi. MAYISTA TÜRK ÜRÜNLERİ FUARI Geçtiğimiz ay İran Odalar Birliği Başkanı ve beraberindeki 50 iş adamını İTO’da ağırladıklarını hatırlatan Çağlar, “Oda olarak uzun zamandır İran’ı mercek altına aldık. Ambargonun kalkacağını öngörerek bir yıl önce Tahran’da büyük ses getiren hazır giyim ve konfeksiyon fuarı düzenledik. İran Ekonomi Bakanı’nın katıldığı bir yuvarlak masa toplantısı yaptık. Her iki tarafın iş adamlarının da katıldığı üç ayrıca seminer gerçekleştirdik. Önümüzdeki mayıs ayında da İran’da genel ticaret alanında bir Türk Ürünleri Fuarı (Expo Turkey in Iran) organize etmekteyiz. İnanıyorum ki bu fuar, yatırımcılarımız için önemli bir imkan oluşturacak” dedi. ORTAK ÜRETİM YAPALIM Türkiye’nin İran ile ticaretini her zaman sürdürdüğünü belirten Çağlar, şunları söyledi: “İran’la bugüne kadar devam eden ticaretimizi ve karşılıklı işbirliğimizi yeni bir boyuta taşımalıyız. İran’ın şu anda en önem verdiği konu, kendi ülkesine yatırım yapılması. İran Cumhurbaşkanı Sayın Ruhani gelecek yıllarda 50 milyar dolarlık uluslararası yatırım çekmeyi hedeflediklerini açıkladı. İran’ın 32.6 milyar dolarlık varlıklarının da serbest bırakılması söz konusu. Türkiye’nin İran’la hem tarihi hem ekonomik ilişkileri düşünüldüğünde en güçlü iş ortağının Türkiye olacağını düşünüyoruz. İstanbullu tüccar olarak hedefimiz İran’a hem mal satmak hem de o ülkenin girişimcisiyle ortak üretim yapıp, üçüncü ülkelere açılmak. Her iki tarafın da kazanacağı birçok fırsat önümüzde. İran’da ortak yatırım alanları belirleyip üretime başlamak için bir an önce kolları sıvamamız gerekiyor.” 2015’TE İRANLI 240 YENİ FİRMA KURULDU İstanbul Ticaret Odası kayıtlarına göre İstanbul’da 2015’te İranlı yatırımcılar tarafından 240 yeni firma kuruldu. İstanbul’da halen İTO’ya üye İran sermayeli 1.715 firma faaliyet gösteriyor. Bu firmalar içinde geçtiğimiz yıl kurulan 240 firmanın en fazla ilgi gösterdiği sektör 48 firma ile ‘toptan ve dış ticaret’ oldu.

17 Ocak 2016 Pazar

Küresel yatırımcı riske rağmen Türkiye dedi

Deloitte Türkiye, ‘2015 Yılı Birleşme ve Satın Almalar Raporu’nu yayınladı. Türkiye’de birleşme ve satın almaların genel görünümünü ortaya koyan rapora göre, politik belirsizliğin damga vurduğu 2015 yılında 245 adet işlem gerçekleşirken, toplam işlem hacmi ise yaklaşık 16.4 milyar dolar oldu. Bu tutar özelleştirmeler hariç tutulduğunda son 3 yılın en yüksek işlem hacmine işaret etti. İşlem hacminde bir önceki yıla oranla yaklaşık yüzde 9’luk bir düşüş olurken, işlem adedinin son yıllara benzer seviyede gerçekleştiği görüldü. Rapora göre, yabancı yatırımcıların ilgisi ve orta ölçekli işlemler pazarındaki hareketlilik, birleşme ve satın almalar piyasasını zor bir yılda ayakta tuttu. Yabancı yatırımcıların toplam işlem hacmine katkısı yüzde 70 gibi yüksek bir seviyede gerçekleşirken, işlem hacmi 2014’e göre yüzde 44 arttı ve 11.5 milyar dolara ulaştı. GÜVENİN İŞARETİ Deloitte Türkiye Ortağı ve Finansal Danışmanlık Bölümü Başkanı Başak Vardar rapora ilişkin olarak, “Politik belirsizlik, jeopolitik riskler, Türk Lirası’ndaki değer kaybı gibi nedenlerle çok zorlu bir yılı geride bıraktık. Buna rağmen yatırımcılar Türkiye’ye olan ilgilerini kaybetmediler. Hem büyük hacimli işlemler gerçekleşti, hem de küçük ve orta ölçekli işlemler piyasası hareketliydi. Geçmiş yılların aksine özelleştirmelerin işlem hacmine neredeyse hiç katkı yapmadığı bir yılda, bu seviyede bir M&A aktivitesi gerçekleşmesini, Türkiye’nin uzun vadeli potansiyeline olan güvenin bir işareti olarak görüyorum” dedi. YATIRIMCI ORİJİNLERİ Yerli ve yabancı yatırımcıların işlem adedine katkısı neredeyse eşit olmakla birlikte, işlem hacminde yabancıların ağırlığı hissedildi ve yabancı yatırımcıların toplam işlem hacmindeki payı yüzde 70’e ulaştı. İşlem sayısı bakımından en aktif yabancı yatırımcılar; Avrupa (62), Kuzey Amerika (28), Uzak Doğu (19) ve Körfez Bölgesi (14) yatırımcıları olarak sıralandı. İşlem hacmi bakımından ise birkaç büyük ölçekli işlem nedeniyle Katar’ın başı çektiği Körfez Bölgesi yatırımcıları yabancılar arasında ilk sırada yer aldı (yüzde 39). Üretim ve enerji sektörleri işlem adedine göre yerli ve yabancı yatırımcıların en aktif olduğu sektörler olarak öne çıktı. 500 milyon dolar seviyesini aşan işlem sayısı bir elin parmaklarını geçmezken, ortalama işlem hacmi önceki yıllara paralel olarak, 67 milyon dolar seviyesinde gerçekleşti. En büyük 10 işlem dışında kalan işlemlerde oluşan ortalama büyüklük ise 35 milyon dolar oldu. İşlem sayısının yüzde 79’unu oluşturan 50 milyon doların altında işlem büyüklüğüne sahip 193 işlem, toplam işlem hacminin sadece yüzde 12’sini oluşturdu. Enerji ve üretim sektörleri, son iki yılda olduğu gibi, en çok işlemin görüldüğü sektörler oldu. Hizmetler, gıda, teknoloji ve finansal hizmetler sektörlerindeki hareketlilik devam etti. 2016 TAHMİNLERİ Raporu değerlendiren Vardar, “Jeopolitik riskler, FED kararlarının gelişmekte olan piyasalar üzerindeki baskısı ve içerideki politik tartışmalar tahminde bulunmayı güçleştiriyor. Türkiye’nin yeni bir büyüme hikâyesine ihtiyacı var. Her şeye rağmen, yatırımcıların Türkiye pazarında cazip yatırım fırsatları gördüğünü ve bunları kovalamaya devam edeceklerini düşünüyoruz” dedi.2016 yılında işlemlerin; üretim, enerji, yiyecek-içecek ve hizmetler sektörlerinin başı çektiği geniş bir sektör dağılımında gerçekleşmesi bekleniyor. Durgun geçen bir yılın ardından, özelleştirme işlemlerinde de hareketlilik görülebileceği ve gerçekleşmeleri halinde, Milli Piyango, köprü ve otoyollar, TPPD ve çeşitli elektrik santrallerinin ihalelerinin önemli bir işlem hacmi oluşturabileceği belirtiliyor. Yabancı yatırımcıların ve özel sermaye fonlarının Türk şirketlerine olan ilgisinin 2016 yılında da sürmesi bekleniyor. PETROL 12 YILIN DİBİNİ GÖRDÜ Petrol fiyatları artan arz endişelerinin İran ve Suudi Arabistan gibi üreticiler arasında yaşanan gerginliğe baskın gelmesiyle kazançlarını geri vererek 12 yılın en düşük seviyelerine indi. ABD Enerji Bakanlığı’nın haftalık stok verilerinin, ham petrol stoklarında artışa işaret edeceği beklentileri, uluslararası piyasalarda petrol fiyatlarını aşağı çekiyor. Brent ham petrolünün varil fiyatı 6 Ocak’ta yüzde 2.30 kayıpla Temmuz 2004’ten bu yana görülen en düşük seviye olan 35.64 dolara indi. Geçen ay 35.98 dolara düşerek 11 yılın en düşük seviyesini gören Brent petrolü,İran - Suudi Arabistan gerginliği sonrasında hızlı bir yükselişle 39 dolar seviyelerine çıkmıştı.NYMEX’de Batı Teksas petrolü ise yüzde 1.28 düşüşle 35.51 dolar/varil seviyesinde. DÜNYA NÜKLEERDEN VAZGEÇMİYOR Türkiye nükleer enerji konusunda henüz gelişme sağlamaya çalışırken, dünya genelinde 442 nükleer santral faaliyet gösteriyor, 64 nükleer santralin ise inşası devam ediyor. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı verilerine göre, dünyadaki 442 nükleer santralin kurulu gücü 382 bin 451 megavat olarak hesaplanıyor. Dünyada en fazla nükleer santral ABD’de yer alıyor. Bu ülkede 98 bin 708 megavatlık 99 nükleer santral faaliyet gösteriyor. ABD’yi 58 santralle Fransa, 43 santralle Japonya, 35 nükleer santralle Rusya izliyor. ÇİN’DEN ATAK Çin, 31 nükleer santralle Rusya’dan sonra beşinci sırada yer alıyor. Dünya genelinde halen 64 nükleer santralin ise inşası sürüyor. İnşası devam eden nükleer santrallerin 21’i Çin’de bulunuyor. Yapımı süren nükleer santrallerin 8’i Rusya’da, 6’sı Hindistan’da, 5’i ABD’de, 4’er adedi Güney Kore ve Birleşik Arap Emirlikleri’nde, 2’şer adedi Belarus, Tayvan, Japonya, Pakistan, Slovakya ve Ukrayna’da yer alıyor. Arjantin, Brezilya, Finlandiya ve Fransa’da da 1’er adet nükleer santralin yapımı devam ediyor. Bölgelere göre sıralandığında ise her iki nükleer santralden biri Asya’da inşa edilirken, 64 yeni santralden 29’u Asya ve Uzak Doğu’da yapılıyor. Bu bölgeyi, 14 yeni santralle Avrupa, 12 santralle de Ortadoğu izliyor. Nükleer enerji santralleriyle ilgili çalışmalar, Türkiye’de 50 yıl önce başladı. 2022’DE DEVREDE Bu alanda ilk olacak Mersin’deki Akkuyu Nükleer Güç Santrali Projesi’ne ilişkin anlaşma 2010 yılında Rusya ile imzalandı. Toplam 4 bin 800 megavat kurulu güçle 4 reaktörden oluşacak santralin, en geç 2022 yılında devreye girmesi planlanıyor. Türkiye’nin ikinci nükleer santrali, 4 bin 480 megavat kapasiteli olan Sinop’ta ise ilk nükleer reaktörün2023 yılında devreye girmesi planlanıyor. Üçüncü nükleer santral için de fizibilite anlamında teknik ve coğrafi bölge çalışmaları devam ediyor. KÜRESEL SUKUK İHRACI 55 MİLYAR DOLAR OLACAK Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Standard&Poor’s(S&P) raporunda, uluslararası sukuk ihracının 2016’da 50-55 milyar dolara ulaşacağı öngörüldü. Kredi derecelendirme kuruluşunun “Küresel Sukuk Piyasası: Düzeltme devam edecek”başlıklı raporunda, sukuk piyasasının 2016 yılında, zirve noktasının altında kalmayı sürdüreceği belirtildi.Raporda, “S&P, sukuk ihracının bu yıl 50-55 milyar dolara ulaşmasını beklemektedir. Sukuk ihracı hacmi 2014 yılında 116.4 milyar dolar, 2015 yılında ise 63.5 milyar dolar seviyesindeydi” bilgilerine yer verildi. MALEZYA’DAN SONRA S&P raporunda, en büyük sukuk ihracatçısı durumundaki Malezya Merkez Bankası’nın, geçen yıl sukuk ihracınıdurdurma kararı almasıyla piyasalarda düzelmeninbaşladığı kaydedildi. Raporda ayrıca, “Fed’in faiz artışlarının, düşük petrol fiyatlarının ve sukuk ihracındaki karmaşıklığın piyasa faaliyetlerine etkisi olacağı düşünülmektedir.Avrupa Merkez Bankası’nın parasal genişleme programı, İran’a karşı yaptırımların kaldırılması ve yeni ihracatçıların piyasaya girişi, ihraç hacimlerini destekleyebilir” ifadeleri de kullanıldı.

12 Ocak 2016 Salı

Sırbistan’dan ‘kolay ticaret’ teminatı

Başbakan Ahmet Davutoğlu, 100’ü aşkın bir işadamı grubuyla Sırbistan’ı ziyaret etti. Başbakan Davutoğlu ile Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım, Ekonomi Bakanı Mustafa Elitaş ve Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu da Belgrad’a gitti. Başbakan Davutoğlu, Sırbistan Başbakanı Aleksandar Vuçiç ile her iki ülke iş adamlarının katıldığı ortak bir basın toplantısı düzenledi. Toplantıya İstanbul Ticaret Odası’nın yönetimini ve meclisini temsil eden bir heyet de katıldı. Heyete İTO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Dursun Topçu Başkanlık etti. İTO Yönetim Kurulu’nu Sayman Üye Hasan Erkesim, üyeler Adil Coşkun, Ebubekir Koyuncu ve Hakan Orduhan temsil etti. 100’ü aşkın iş adamının 40’ı İTO Meclis üyelerinden oluştu. Başbakan Davutoğlu, toplantıda yaptığı konuşmada “Balkanlar’da bütün ikili ilişkiler önemlidir ancak Türkiye ile Sırbistan ilişkilerinin iyi olması Balkanlar’da istikrar için hayati derecede elzemdir” dedi. 100 TÜRK İŞADAMI BELGRAD’DA Davutoğlu, Belgrad’a 100’ü aşkın işadamıyla birlikte geldiğine işaret ederek iki ülke arasındaki dostluğun artmasının iki ülke ekonomilerine de büyük katkı yapacağına, bölgeye ve özellikle Balkanlara dostluk ve istikrarın yayılmasına da katkı sağlayacağına dikkat çekerek, “Ulaştırma ve enerji gibi birçok projeleri konuştuk. Sırbistan ile bütün bunlarda birlikte çalışmaktan büyük memnuniyet duyuyoruz” dedi. TÜRKİYE’YE UYGUN KOŞUL Türk iş adamlarının Sırbistan’da her zaman memnuniyetle karşılanacağını ifade eden Sırbistan Başbakanı Vuçiç, “Sırbistan’da yeterince işsiz ve yeterince kalifiye iş gücü var. Biz hepinizin Sırbistan’a gelmesini istiyoruz. Çevrenizdeki her kimse size ne teklif ederse Sırbistan size1 dolar altını, yüzde 1 altını teklif edecek. Bunu garanti ediyorum. Her zaman ve her koşulda rekabete, yarışmaya ve bu yarışı kazanmaya hazırız. Bizim için kazanmak, daha çok Türk yatırımcıyı ülkemize çekmek, daha çok istihdam sağlamaktır” şeklinde konuştu. Vuçiç, iki ülke arasındaki siyasi ilişkilerin son derece iyi olduğunu ancak ekonomik ilişkilerin geliştirilmesini düşündüklerini belirterek, “Daha çok Türk yatırımcıyı ülkemize çekmekistiyoruz” dedi. YÜKSEK DÜZEYLİ İŞBİRLİĞİ KONSEYİ Başbakan Davutoğlu, Türkiye ile Sırbistan arasında Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi kurulmasına karar verdiliğini açıkladı. Daha önce Yunanistan ve Bulgaristan ile başlayan bu Konsey mekanizmasını Sırbistan ile gerçekleştirmekten büyük mutluluk duyacaklarını belirtenBaşbakan Davutoğlu, “Ulaştırmadan enerjiye, ekonomiden sağlığa, çok değişik alanlarda ortak hükümet toplantısı şeklinde, iki başbakan eş başkanlığında toplantılar gerçekleştireceğiz” dedi. VUÇİÇ: SORUNU OLAN OFİSİME GELSİN Başbakan Ahmet Davutoğlu ve Sırbistan Başbakanı Aleksandar Vuçiç, Belgrad’da düzenlenen Türkiye-Sırbistan İş Forumu’nun kapanış yemeğinde konuştu. Davutoğlu konuşmasında, “Her sene mutlaka ya Ankara’da ya Belgrad’da ya da başka iki şehirde ama her sene iki hükümetin en önemli bakanları bir araya gelip iki başbakanın eş başkanlığında toplanacak” mesajını verdi. Sırbistan Başbakanı ise Türk yatırımcılarına özel bir önem vereceklerini belirterek, “Buradaki Türk yatırımcılar bunu iyi biliyor. Sorunu olan herkes, doğrudan ofisime gelebilir. Sorununa çözüm bulabiliriz. Buradaki iş adamlarının yatırımlarıyla ilgili sorun yaşamasına izin vermeyeceğiz” diye konuştu.

05 Ocak 2016 Salı

Küresel sıcaklık artışı 2 dereceyi geçmeyecek

HABER: FEDAİ YILDIRIM Fransa’nın başkenti Paris’te organize edilen 21. Birleşmiş Milletler (BM) İklim Değişikliği Taraflar Konferansı’nda (COP21), Paris Anlaşması metni, konferansa katılan ülkelerin delegeleri tarafından onaylandı. Konferans başkanlığını yürüten Fransa Dışişleri Bakanı Laurent Fabius, düzenlenen oylamanın ardından Paris Anlaşması’nın 195 ülkenin delegesinin desteği ile oy birliği ile kabul edildiğini bildirdi. HUKUKEN BAĞLAYICI Oylamaya sunulan metne itiraz eden olmadığı için anlaşma delegeler tarafından oy birliği ile kabul edilmiş sayıldı. Hukuken bağlayıcı olacak anlaşma metninde, küresel ortalama sıcaklık artış limitinin 1.5 ila 2 derece arasında sınırlandırılması konusunda anlaşma sağlandı. İMZA YENİ YILDA Metin, sera gazları emisyonunun düşürülmesi ile ilgili olarak ulusal düzeydeki planların beş yılda bir gözden geçirilmesini öngörürken, gelişmekte olan ülkelerin bu alandaki mücadele için yılda en az 100 milyar dolar destek aktarmasını hedefliyor. Metnin son hali üzerinde varılan anlaşma sonrasında imza töreninin 2016 yılı başında BM Genel Sekreterliği’nde yapılması bekleniyor. ENERJİNİN GELECEĞİNDE İNOVASYON KAÇINILMAZ Dünya Enerji Konseyi Genel Sekreteri Christoph Frei,iklimdeğişikliği hakkındaki Paris Anlaşması’nınmemnuniyet verici bir gelişme olduğunu belirterek, “Anlaşma, toplumları her alanda önemli boyutta etkileyecek” dedi. Frei, anlaşmadan sonraki en önemli görevin, sözlü kararları hem ulusal hem de yerel seviyelerde ölçülebilen eylem adımlarına dönüştürmek olduğunu belirtti. HERKESİ ETKİLEYECEK Frei,“Anlaşma toplumlarıher alanda önemliboyutta etkileyecek.Enerji sektöründe ise dönüşüme yoğunlaşılmasıve uzun zamandır güdülen amaçların gerçekleşmesi için istikrarlı politikaların ve belirgin karbon fiyatlandırmalarının çok hızlı bir şekilde yerine getirilmesi gerekiyor. Sürdürebilir enerjinin geleceği için inovasyon kaçınılmaz” şeklinde konuştu. DÖNÜM NOKTASI ABD Başkanı Barack Obama, Paris Anlaşması’nın iklim değişikliğiyle mücadelede bir dönüm noktası olduğunu söyledi. Obama, “Anlaşma, iklim krizinin çözümü için dünyanın ihtiyacı olan sürdürülebilir çerçeveyi oluşturdu” dedi. İNSANLIK İÇİN BÜYÜK ŞANS Almanya Başbakanı Angela Merkel, anlaşmanın, milyarlarca insanın, gelecekleri hakkında kaygı duymamaları için bir şans oluşturacağını kaydetti. Merkel, “Anlaşma, dünyanın enerji kullanımının önceden belirlenmesi ve iklim değişikliği çerçevesinde akılcı hareket edilmesi anlamına geliyor” dedi. İLK EVRENSEL ANLAŞMA Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande, anlaşmanın, tarihte ısınma ile ilgili ilk evrensel anlaşma olacağını söyledi. Hollande, “İnsanlık adına çok önemli bir gün. Herkes kendi çıkarını düşünse, bu anlaşma mükemmel olamaz ancak hepimizi bir araya getiren gezegen için bu büyük bir başarı. İnsanlık için önemli bir yaşam mesajı” diye konuştu.

23 Aralık 2015 Çarşamba

Fed’in faiz rüzgârı taşları oynatacak

HABER: ADEM ORHUN ABD Merkez Bankası’nın (Fed) faiz kararını açıklamasıyla, uluslararası piyasalarda belirsizliğin bir bölümü sona erdi. Fed Başkanı Janet Yellen’in faizi 0.25-0.50’ye yükselttiklerine dair açıklamasının ardından, özellikle para piyasalarında hafif bir dalgalanma olsa da ertesi gün stabilite sağlandı. 2008’den bu yana 0.25’te olan faiz artık adım adım yükselecek. Bütün dünyanın nefeslerini tuttuğu 16 Aralık’ta faiz artırımı kararını açıklayan Yellen olağanüstü bir dönemin sona erdiğine dikkat çekti. Yellen’in, önümüzdeki dönemde ılımlı faiz artırımlarının uygun olacağı yönündeki ifadesi de bu politikanın geleceğine de ışık tutuyor. Uzmanlar 2016 sonunda faizin ortalama 1.4 civarında olacağını öngörüyor. Bu koşullarda dünya piyasalarının öngörüleri şu noktalarda ağırlık kazanıyor: AVRUPA’DA DEFLASYON RİSKİ Amerikan ekonomisi gibi Avrupa, Asya ve genç sanayi ülkelerinin ekonomileri de faiz kararından etkilenecek. Bununla birlikte Avrupa Merkez Bankası (AMB) daha uzun süre ‘neredeyse sıfır faiz’ politikasına bağlı kalacak. Bunun sebebi, Avrupa’da deflasyona sürüklenme endişesi. Diğer sebep ise Euro Bölgesi’ndeki canlanmanın, faiz zammıyla tehlikeye atılamayacak kadar cılız kalması. EURO UCUZLARSA Yeni dönemde Euro’nun değer kaybetmesini değerlendiren uzmanlar, ürünlerinin dolar karşılığı düşeceğinden, dolar bölgesine ihracat yapan Avrupa şirketlerinin işine geleceğini savunuyor. Bu görüşe göre Asya ülkeleri arasındaki ticaret de Dolarla yapıldığı için Avrupalı şirketler bu kıtada da fiyat avantajı yakalayacak. HAMMADDE İHRACATÇILARI Alman ekonomik analizlerine göre fiyatların düşmesi yüzünden resesyona sürüklenen Brezilya ve Rusya gibi hammadde ihracatçısı ülkeler ABD’deki faiz artışından iki türlü olumsuz etkilenecek. Artan dolar bu para birimi üzerinden işlem gören hammaddeyi ABD dışındaki yatırımcı için kârlı olmaktan çıkaracak. Bu durumda fiyat daha da düşecek ve ihracatçı ülkenin, acilen ihtiyaç duyduğu döviz girdisi azalacak. SERMAYE GÖÇLERİ Öte yandan sanayileşmekte olan ülkelerden sermaye çıkışı da büyük önem taşıyor. Tahminlere göre son geçen iki yıl içinde ‘yükselen piyasalardan’ 15-20 milyar dolar çekildi. Fed’in faizleri artırması bazı ülkeler için olumsuz gidişatı hızlandıracak. Böyle bir durum ise sermayede sıkılık ve ticari himayeciliğin yaşandığı Asya krizini hatırlatıyor. Euro Bölgesi’nin şimdiye kadar doların değerlenmesinden karlı çıktığını belirten uzmanlar, sanayileşmekte olan ülkelerdeki türbülansın Avrupa’yı etkileyeceğine dikkati çekiyor. TÜRKİYE’DE DÖVİZ POZİSYONU ÖNEMLİ Dünya piyasalarının yanı sıra Türkiye’de bu gelişmelerden en çok etkilenecek yükselen pazarlar arasında gösteriliyor. Türkiye’deki analistler bu çerçevede küresel piyasalarda genellikle bir rahatlamanın hakim olduğunu belirtirken, bilançoda küçülmenin başlaması durumunda doların eve dönüş sürecinin özellikle gelişen ülke piyasalarını etkileyeceğini vurguluyor. Para politikaları açısından ise Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) normalizasyon hamlesi olabileceği belirtiliyor. Kısa vadede TL’de değerlenme öngörülürken, orta vadeli dolar pozisyonlarının korunması tavsiye ediliyor. Başbakan Ahmet Davutoğlu ise Fed’in kararının beklenen bir gelişme olduğunu vurguladı. Davutoğlu “Piyasaların da genel olarak normal karşıladığı bir tablo ortaya çıktı. Bizim piyasalarımızı olumsuz etkileyen bir tepki de söz konusu değil. Merkez Bankamızın daha önce açıkladığı eylem planı, yol haritası çerçevesinde de çalışmalar sürecek. Bu anlamda piyasalarımızın ve halkımızın ekonomimiz bağlamında tedirgin olmasını gerektiren herhangi bir durum da söz konusu değil” dedi. REFORMLAR ÖNEMLİ Başbakan Yardımcısı Lütfi Elvan da para politikaları ve sermaye hareketleri açısından yeni dönemde reformların önemine dikkati çekti. Reformların hayata geçirilmesi adına bütün bakanlıkların yoğun bir şekilde çalıştığının altını çizen Elvan, eylem planının hayata geçirilmesi yönünde bürokrasinin de kararlı olduğunu söyledi. Elvan, reformların hayata geçmesiyle Türkiye’nin büyüme potansiyelinin daha da yukarı çekileceğini dile getirerek, sivil toplum kuruluşlarının görüşlerinin de kendileri açısından önemli olduğunu kaydetti. Bu noktada planların oluşturulmasında İTO katkıları da dikkati çekiyor. ‘FIRSAT VE İHTİYAT DÖNEMİ’ Dünyada, ekonomisi ilerleyen, iyi durumdaki tek ülkenin ABD olduğunu söyleyen Dünya Bankası Başkanı Jim Yong Kim de sermaye göçüne dikkati çekiyor. Fed’in faiz oranlarındaki artışla bağlantılı olarak liderlerin ekonomi ve bütçe planları hakkında çok dikkatli olması gerektiğini belirten Başkan Kim’e göre yapılması gerekenler şunlar: Gelişmekte olan ülkeler artık çok net sinyaller göndermek zorunda. Bu ülkelerde çıkan siyasi belirsizlik borçlanma maliyetlerine etkiler. Ülke içine veya dışına akan para hareketlerine etkisi olacağından politik hedefler üzerinde net olunmalı. İhtiyaç duyulan yapısal reformlar taahhüt altına alınmalı, mali bütçe açıkları kapanmalı. Uzun zamandır bir çok ülkeden, iş ortamının iyileştirilmesi, eğitime yatırım gibi yapısal reformlar istediklerini belirten Kim’in uyarıları Türkiye’deki reformların da önemini ortaya koyuyor. Başbakan Davutoğlu’nun önceki hafta açıkladığı eylem adımları hem politik taahhütlerin şeffaflığı, hem de atılacak adımların planlı olması, Dünya Bankası Başkanı’nın vurguladığı konularla uyum gösteriyor.

20 Aralık 2015 Pazar