Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, "2002'den bugüne gıda ürünleri imalatına yönelik olarak 8 bin 268 yatırım için teşvik belgesi düzenledik. Bu teşvikler kapsamında 594 milyar lira sabit yatırımla 246 bin istihdamın önünü açtık" dedi.


 

Bu yıl üçüncüsü düzenlenen F İstanbul Gıda ve İçecek Ürünleri ve Üretim Teknolojileri Fuarı'nın açılışı Bakan Kacır'ın katılımıyla İstanbul Fuar Merkezi'nde (İFM) yapıldı.

 

Kacır, burada yaptığı konuşmada, toplumların gıdaya sürdürülebilir, sürekli ve kesintisiz bir şekilde erişiminin sadece sosyal politika unsuru değil, en temel insan haklarından da biri olduğunu söyledi.

 

Gıda arz güvenliğinin insanoğlunun binlerce yıldır önemle üzerinde durduğu, gıdanın doğrudan temini için tarihten bu yana çeşitli önlemler geliştirdiği bir husus olduğunu vurgulayan Kacır, şöyle konuştu:

 

"Günümüzde, kimi zaman lezzet artıcı işlem olarak gördüğümüz kurutma, fermente etme gibi yöntemler aslında atalarımızın arz güvenliği için aldığı birer önlemdi. Tarihin tekerleği hep aynı yoldan geçiyor olmalı ki gıda arzı ve güvenliği gündemlerimizi meşgul etmeye devam ediyor. İklim krizleri, salgın, küresel göç ve bölgesel savaşlar, gelişmişlik düzeyi ne olursa olsun tüm ülkeler için tarım ve gıdayı ikamesi mümkün olmayan sektörler haline getiriyor. Biz de tarım ve sanayi politikalarımızı buna göre şekillendiriyor, güncelliyoruz."

 

"2002'DEN BUGÜNE 594 MİLYAR LİRA SABİT YATIRIMLA 246 BİN İSTİHDAMIN ÖNÜNÜ AÇTIK"

 

Bakan Kacır, tarım ve sanayi entegrasyonunu güçlendirecek önemli adımlar attıklarını belirterek Türkiye'nin tarım potansiyelini çiftçiler, girişimciler ve emekçiler için ekonomik değere dönüştürmek için gayret ettiklerini dile getirdi.

 

Özellikle tarım ürünlerinin en önemli müşterisi konumundaki gıda sanayisini çok yönlü desteklediklerini ifade eden Kacır, yatırım, istihdam, üretim, icat ve ihracat rotasında kalkınma yolculuğunda öncü sektörler arasında yerini almasını sağladıklarını kaydetti.

 

Kacır, "2002'den bugüne gıda ürünleri imalatına yönelik olarak 8 bin 268 yatırım için teşvik belgesi düzenledik. Bu teşvikler kapsamında 594 milyar lira sabit yatırımla 246 bin istihdamın önünü açtık. 11'i 'Gıda İhtisas Organize Sanayi Bölgesi' olmak üzere 201 organize sanayi bölgemizde girişimcilerimiz, sanayicilerimiz 'gıda ürünleri imalatı' gerçekleştiriyor ve bu işletmelerde yaklaşık 185 bin kişiye istihdam olanağı sağlıyoruz." diye konuştu.

 

Kacır, Türk Standartları Enstitüsü (TSE) tarafından yürütülen uluslararası standartlarda helal gıda belgelendirme ve sertifikasyon sistemiyle Türkiye'nin helal üretim altyapısını da güçlendirdiklerini aktardı.

 

"GIDADA YÜKSEK TEKNOLOJİ ODAKLI ÜRETİMİN ADRESİ, MERKEZİ OLMAYI HEDEFLİYORUZ"

 

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Kacır, "Milli Teknoloji Hamlesi" vizyonu doğrultusunda, her alanda olduğu gibi gıda sektöründe de AR-GE odaklı üretimi önceleyerek sektörün yenilikçi ve rekabetçi üretim altyapısını adım adım daha da ileriye taşıdıklarını anlattı.

 

Tarım ve gıda sektörünün bilim, teknoloji ve inovasyon dünyasıyla bağını güçlendirmeye devam ettiklerine dikkati çeken Kacır, şöyle devam etti: "Gıda sektörümüzün teknoloji ve inovasyon odaklı dönüşümüne öncülük eden 60 AR-GE merkezi ve teknoparklarımız bünyesinde 161 teknoloji girişimine destek sunuyoruz. Ülkemizin tarım ve gıda sektöründe ihtisaslaşmış ilk teknoparkı Mersin Agropark'ı kurarak gıda ve tarım teknolojilerinde yeni girişimlerin filizlenmesini hızlandırıyoruz. TÜBİTAK akademi, bilim insanı ve özel sektör AR-GE destek programları kapsamında, son 22 yılda gıda alanında yürütülen 3 bin 102 projeye ve bu alanda araştırma gerçekleştiren bin 643 bilim insanı ve gencimize 11,8 milyar lira destek sunduk. Türkiye'nin en büyük Avrupa Birliği destekli gıda AR-GE ve inovasyon projesi 'INNOFOOD' ile gıda ve içecek sektöründe yer alan tüm paydaşları kapsayacak, iletişim ağı ve kümelenme platformu Türkiye Gıda İnovasyon Platformunu (TÜGİP) kurduk."

 

Gıda İnovasyon Merkezi'ni, gıda ve içecek sektörünün çözüm ortağı olarak faaliyete geçirdiklerini söyleyen Kacır, gıda sanayiinde öncü ve proje paydaşı olan Gaziantep'te pilot fıstık üretim tesisini, Şanlıurfa ve Giresun'da gıda test ve analiz laboratuvarlarını devreye aldıklarının bilgisini paylaştı.

 

Kacır, "Attığımız bu adımlarla, dünyayla entegre olarak gıda sanayimizin mevcut üretim kabiliyetlerini teknoloji geliştirme altyapımız ile destekleyerek gıdada yüksek teknoloji odaklı üretimin adresi, merkezi olmayı hedefliyoruz." dedi.

 

"GIDA VE GASTRONOMİ SEKTÖRÜNE YÖNELİK 680 PROJEYE 5 MİLYAR LİRALIK YATIRIM HACMİ OLUŞTURDUK"

 

Bakan Kacır, bir pergel gibi bir ayağıyla gıda sanayisini AR-GE ve inovasyonla buluştururken diğeriyle de Türkiye'nin lezzetlerinin kıymetli bir hazineye dönüştürdüklerinin altını çizdi.

 

Kacır, "Yerel ve geleneksel değerlerimizi yenilik ve teknolojiyle buluşturmayı önceleyen 'Yerel Kalkınma Hamlesi' vizyonumuz doğrultusunda, gıda ve gastronomi sektörüne yönelik kalkınma ajansları eliyle yürütülen 680 projeye 3,2 milyar liralık destek olduk ve yararlanıcıların eş finansmanı ile birlikte 5 milyar liralık yatırım hacmi oluşturduk. Topraklarımızın bereketini, mutfak kültürümüzün birikimini, çeşitliliğini ve zenginliğini 'Anadoludakiler' projesi ile gün yüzüne çıkardık." diye konuştu.

 

Anadolu'nun bereketli topraklarında yeşeren ürünleri bir araya getirerek Türkiye ve dünya ile paylaştıklarını aktaran Kacır, sosyal fayda, süreklilik ve sürdürülebilirliği esas aldığıkları projelerle tarım ve gıda sektörlerinin, üreticinin önünü açtıklarını ifade etti.

 

Kacır, gerçekleştirilecek her türlü girişimi tüm imkanlarıyla desteklediklerini de vurguladı.

 

"BUGÜN İTİBARIYLA TESCİLLİ 1600 COĞRAFİ İŞARET VE GELENEKSEL ÜRÜNE SAHİBİZ"

 

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Kacır, Türkiye'nin dört bir yanında, yerel lezzetleri coğrafi işaretle tescilleyerek hem üreticiyi hem de tüketiciyi koruma altına aldıklarını belirtti ve bugün itibarıyla tescilli 1600 coğrafi işaret ve geleneksel ürüne sahip olunduğunu söyledi.

 

Kacır, bugün de iki coğrafi işaretli ürünün daha tescillendiği dile getirerek şunları söyledi: "Osmaniye yer fıstığı ve Bingöl balının da Avrupa Birliği coğrafi işareti almasının mutluluğunu yaşıyoruz, hayırlı uğurlu olsun. Özellikle son dönemde coğrafi işaret tescilli ürünlerimizin uluslararası tanınırlığını ve ekonomik değere dönüşmesini hızlandırabilmek, güçlendirebilmek adına Avrupa Birliği coğrafi işaret tescillerinde bir atak yaptık ve bu sayede 23 ürünümüzün Avrupa Birliği coğrafi işaret tescili almasını sağladık. Bu listeyi büyütmeye, genişletmeye ve bu listeye dahil olan tüm ürünlerimizi muhafaza etmeye ve onlardan daha fazla ekonomik değer üretebilmek adına sizlerin, girişimcilerin, yatırımcıların yanında olmaya devam edeceğiz. Bizler yerel ürünlerimizin tescilinden üretimine, markalaşmasından pazarlamasına kadar tüm süreçler için desteklerimizi sunmaya ve iktisadi değerlerini yükseltmeye devam edeceğiz."

 

Dünyada her 9 kişiden 1'inin açlıkla mücadele ettiğini dile getiren Kacır, diğer yandan israf edilen tonlarca gıda olduğuna vurgu yaparak "Gıdada sıfır kayıp" hedefiyle gıda israfının da önüne geçmeyi hedeflediklerini kaydetti.

 

Kacır, yenilikçiliği destekleyerek, gıda israfını önleyerek, gıda ve içecek sektörünün ve sektörü besleyen diğer alanların Türkiye'nin sürdürülebilir kalkınmasında öncü rol üstlenmesini sağlayan tüm girişimlerin yanında yer alacaklarını söyledi.

 

Fuarın gıda, teknoloji ve ihracatı buluşturduğu için çok kıymetli bulduğunu ifade eden Kacır, "Zengin ve kaliteli ürünlerimizi daha geniş kitlelere tanıtma fırsatı sağlayan, sektörde gerçekleşecek yeni işbirliklerine de zemin hazırlayan organizasyona gösterilen teveccühün yüksek olmasını diliyorum. İnanıyorum ki işlenmiş gıda, içecek, şekerleme, gıda katkı maddeleri, gıda işleme ve ambalaj endüstrisi dahil gıda sanayisinin tüm paydaşlarının katılımıyla gerçekleşen bu fuar geçmiş yıllarda olduğu gibi bu yıl da ülkemizin üretim odaklı büyümesinde çok katmanlı bir etki oluşturacak." dedi.

 

FUAR TÜRKİYE'NİN TİCARET HACMİNİ GÜÇLENDİRMEYİ HEDEFLİYOR

 

F İstanbul Gıda ve İçecek Ürünleri ve Üretim Teknolojileri Fuarı, çeşitli sektörlerden firmaların ürün ve hizmetlerini sergileme, yeni iş bağlantıları kurma ve mevcut ilişkileri güçlendirme imkanı sunarak ulusal ve uluslararası ticaretteki yerini koruyarak güçlendirmeyi hedefliyor.

 

Türkiye'de organize edilen, işlenmiş gıda, içecek, şekerleme, gıda katkı maddeleri, gıda işleme ve ambalaj endüstrisi dahil gıda sanayisinin tüm paydaşlarının katılımıyla düzenlenen geniş kapsamlı fuarda, firmalar, üretim konularına göre farklı salonlarda katılımla ürünlerini sergiliyor.

 

Fuar, 13 Temmuz Cumartesi günü sona erecek.

10 Temmuz 2024 Çarşamba

Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) Genel Müdürü Ahmet Güldal, geçen yıl kadar olmasa da bu yıl da oldukça iyi bir üretim sezonu geçirdiklerini belirterek, "2.5 milyon ton ürün TMO'nun stoklarına intikal etmiş durumdadır" dedi.




Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) Genel Müdürü Ahmet Güldal, TMO'nun 86. kuruluş yıl dönümü dolayısıyla kurumun faaliyetlerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.


TMO'nun da Anadolu Ajansı gibi köklü bir kurum olduğunu ifade eden Güldal, kurumun hizmet verdiği sektörün üreticiler olmasının yanı sıra kurulduğundan itibaren çok farklı görevler de üstlendiğini söyledi.


Güldal, kurumun hububat, et, süt ve yağ sanayilerinin kuruluşlarına öncülük yaptığına işaret ederek, "Et ve Süt Kurumunun kuruluşuna öncülük yapmış, depoculuk konusunda faaliyetler göstermiş, Türkiye'de depoculuğu en iyi bilen kurumların başında TMO geliyor." dedi.


Kurumun bu tecrübesini lisanslı depoculuk faaliyetlerinin gelişmesine de yansıttığını bildiren Güldal, şu an itibarıyla ülkede 11 milyon ton lisanslı depoculuk kapasitesinin bulunduğunu aktardı.


Güldal, TMO'nun kendisine sevk edilen ürünlerle ilgili piyasa düzenlemeleri yapmak gibi görevleri bulunduğuna işaret ederek, "TMO bugüne kadar 25'e yakın ana üründe görev almış ve bu görevleri başarılı bir şekilde yerine getirmiş durumda." diye konuştu.


Kurumun, 86 yıllık tarihinde hep çiftçinin dostu olarak, hasat dönemi öncesi ve sonrasında üreticinin en iyi bildiği lokasyonlar olduğunu dile getiren Güldal, şehirlerde lokasyonların "ofis semtleri", birçok mahallenin de "ofis mahallesi" olarak telaffuz edildiğini belirtti.


600'ÜN ÜZERİNDE ALIM NOKTASI AÇILDI


Güldal, son yıllarda salgın, kuraklık ve Rusya-Ukrayna Savaşı gibi nedenlerle dünyanın birçok ülkesinde gıda arzı noktasında problemler yaşandığına dikkati çekerek, "Türkiye'de TMO'nun görev alanında ürünlerde herhangi bir problem yaşanmadı. Kuraklıkta ve savaş döneminde tedbirler alındı. Yine salgın döneminde TMO, regülasyonlarla sektörle beraber çalışarak görevini yerine getirdi." ifadelerini kullandı.


TMO'nun ana görevinin hububat ve bakliyat ürünlerinde fiyatların normalin altına düşmesi halinde üreticiler lehine devreye girmek ve faaliyet göstermek olduğunun altını çizen Güldal, kurumun tüketiciler aleyhine fiyatların yükselmesi durumunda da piyasayı çeşitli enstrümanlar kullanarak regüle ettiğini bildirdi.


Güldal, bu yılın geçen sene kadar yüksek rekolteli bir yıl olmasa da yine oldukça iyi sayılabilecek bir üretim sezonu geçirdiklerine vurgu yaparak şöyle devam etti: "Malum geçen senenin altında bir hububat rekoltesi bekleniyor. TMO, bu yıl da 600'ün üzerinde bir alım noktası açarak üreticilerimizin yanında oldu. Bugün itibarıyla baktığımızda hasat döneminin hemen hemen yarısını geçtik, 2,5 milyon ton ürün TMO'nun stoklarına intikal etmiş durumdadır. Üreticilerimizin ödemelerinin 45 güne kadar yapılacağı açıklaması yapılmıştı ama bugün itibarıyla 25-30 günlük vadelerde üreticilerimizin ödemelerini yapıyoruz. Bu anlamda da bir memnuniyet var. Ülke geneline baktığımızda arpa hasadının yüzde 70'ler, buğday hasadının da yüzde 60'lar seviyesinde gerçekleştiğini görüyoruz."


Depolarla ilgili söylentilere itibar edilmemesini isteyen Güldal, kurumun geçen yıl hasat döneminde 13,1 milyon ton ürünü depolama yaparak alımını gerçekleştirdiğini bildirdi.


Güldal, bu yıl hasat dönemi girerken de sürekli depolamayla ilgili bir sıkıntının olmayacağını ve bunun için hazırlıkların yapıldığının altını çizdiklerini hatırlatarak, "Kapasitesi 4,5 milyon ton olan lisanslı depoların boş olarak hazır olduğunu, 2,5 milyon ton kiralık ve TMO depolarının hazır olarak tutulduğunu ve geçen sene olduğu gibi ihtiyaç durumunda da açık yığınlar şeklinde depolamaya devam edeceğimizi, bu şekilde 13 milyon ton ile TMO'ya ürün verilirse hepsini alabileceğimizi ve depolayabileceğimizi söylemiştik." değerlendirmesinde bulundu.


Bu yıl, geçen yıl kadar bir ürün gelmeyeceğini belirten Güldal, bunun depolanmasında sorun olmayacağını söyledi.


"RANDEVULARIMIZ VE ALIM YERLERİMİZ AÇIK"


Güldal, açık yığınların toprak altında çürümeye terk edildiği yönünde sosyal medyada bir algı oluşturulmaya çalışıldığına işaret ederek, bunun kesinlikle yanlış olduğunu, açık yığın depolama şeklinde yapılan çalışmaların TMO'nun geçmişten beri uyguladığı bir yöntem olduğunu aktardı.


Buradaki ürün kaybının da normal depolardaki miktarlar kadar olduğunu dile getiren Güldal, "Yani binde 5 seviyesindedir. O da doldururken veya boşaltırken ortaya çıkacak kayıplardandır. Yani ürünün bozulmasını çürümesini önleyecek bütün tedbirler alınmıştır." dedi.


Güldal, randevu sisteminin yenilendiğini ve bir sıkıntının olmadığının altını çizerek, hem TMO'nun internet sitesinden hem de e-Devlet'ten randevu alma imkanları getirdiklerini anlattı.


Üreticilerin randevularının SMS ile teyit edildiğini belirten Güldal, "İptal etmek isterse rahatlıkla iptal edebiliyor. Son üreticimiz gelene kadar randevularımız ve alım yerlerimiz açık olacaktır." bilgisini paylaştı.


Güldal, üreticilerin TMO'nun vermiş olduğu fiyatların altında ürünlerini pazarlamamalarını da isteyerek, "Kendi kalite gruplarında fiyatları TMO'dan öğrenerek piyasadan onun altında fiyat istemesinler. Aksi takdirde TMO almaya hazır." dedi.

13 Temmuz 2024 Cumartesi

İnşaat sektöründe ücretli çalışan sayısı, mayıs ayı itibarıyla 1 milyon 824 bin kişiye yaklaşırken, bu rakam son 99 ayın zirvesi olarak kayıtlara geçti.





Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, sanayi, inşaat ve ticaret-hizmet sektörleri toplamında ücretli çalışan sayısı mayısta yıllık bazda yüzde 4,3 artışla 15 milyon 669 bin 792 kişiye yükseldi.


Sektörler bazında incelendiğinde en yüksek artışlardan birisi inşaatta yaşandı. İnşaat sektöründeki ücretli çalışan sayısı mayısta geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 11,1 artarak 1 milyon 823 bin 929'a çıktı.


Bu artışla, inşaat sektöründe son 99 ayın en yüksek ücretli çalışan sayısına ulaşılırken, tüm zamanların en yüksek ikinci rakamı görüldü. Sektörün rekoru Ekim 2017'de 1 milyon 833 bin 340 kişi olmuştu.


"TÜM ÜLKEDE HAREKETLİLİK YAŞANIYOR"


Gayrimenkul Yatırımcıları Derneği (GYODER) Yönetim Kurulu Başkanı Neşecan Çekici, konuya ilişkin değerlendirmesinde, başta deprem bölgesi olmak üzere tüm ülkede hareketlilik yaşandığını belirterek, "Bir süredir inşaat faaliyetlerinde hareketliliğin başladığını görüyorduk, faaliyetlerdeki artış verilere de yansımaya başladı. Hareketliliğin başladığını görmek 250 alt sektörün beslenmesi açısından da sevindirici. İhtiyaç kaynaklı bir hareketlilik diyebiliriz." dedi.


Avrupa'nın en büyük konut pazarı olan Türkiye'de evlilik, boşanma, tayin ve yurt dışındaki Türk vatandaşları kaynaklı ciddi talep olduğunu bildiren Çekici, "Bu talep, yıllık 800 binden fazla konut üretimini ilgilendiriyor. Piyasa son 2 yıldır durgundu. GYODER olarak iş gücü raporu hazırlıyoruz. Orada da bu konuları analiz etmiş olacağız." diye konuştu.


"İNŞAAT TÜRKİYE'NİN LOKOMOTİF SEKTÖRÜ"


Anadolu Yakası İnşaat Müteahhitleri Derneği (AYİDER) Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Şişik de inşaatın, Türkiye'nin lokomotif sektörü olmaya devam ettiğini aktararak, "İnşaat dediğimiz zaman akıllara hemen gayrimenkul gelse de alt ve üstyapı işlerinde de yoğunluk söz konusu. Bu alandaki hareketlilik de istihdamı artırıyor. Deprem bölgesindeki yeni konut ve yol projelerinin yanı sıra alt ve üstyapı projelerinin de çalışan sayısındaki artışta etkisi var." ifadesini kullandı.


Sektördeki kalifiye eleman soruna da işaret eden Şişik, "Eleman bulmakta ciddi sıkıntılar yaşıyoruz. Günlük 3 bin liraya kadar yevmiye vermemize rağmen ne yazık ki usta bulmakta zorlanıyoruz. Bazen kalifiye işi yapacak kişi için 3 ay beklemek durumunda kalıyoruz." değerlendirmesinde bulundu.


"GÜÇLÜ TALEP NEDENİYLE YENİ ARZLAR OLACAKTIR"


Helmann Holding Yönetim Kurulu Başkanı Selman Özgün de bu artışın sebebinin deprem bölgesindeki inşaat üretimi olduğunu belirterek, "Ayrıca, yükselen maliyetlerden daha fazla etkilenmek istemeyen şirketlerin başladıkları projelere hız vermesinin de etkili olduğunu düşünüyorum." dedi.


Mayıs ayı itibarıyla ulaşılan rakamın tüm zamanların en yüksek ikinci verisi olarak kayıtlara geçtiğini bildiren Özgün, "Yeni projelerin de başlamasıyla açıklanacak yeni verilerle birlikte inşaat sektöründeki istihdam rakamında rekor kırılacaktır. Son dönemde kredi oranları yükselmiş ve konuta ulaşım zorlaşmış olsa da hala güçlü talep var. Bu güçlü talep nedeniyle yeni arzlar olacaktır." diye konuştu.


"İNŞAAT SEKTÖRÜNÜN ÜRETİM VE İSTİHDAMA KATKISI UZUN YILLAR SÜRECEK"


Özyurtlar Holding Yönetim Kurulu Başkanı Tamer Özyurt da Türkiye'de büyüme ve istihdam açısından önemli konuma sahip inşaat sektörünün ve inşaata bağlı alt sektörlerin Türk ekonomisinin en önemli kaldıraçları olduğuna işaret ederek, "Resmi veriler de 'rekor seviye' olarak nitelendirebileceğimiz 1 milyon 824 bine yakın inşaat sektörü çalışanı olduğunu bize söylüyor. İnşaat sektörü uzun yıllar boyunca hem üretim hem de istihdam bakımından ülkemizin lokomotif sektörü olmaya devam edecektir." değerlendirmesinde bulundu.


"ARTIŞTA KENTSEL DÖNÜŞÜMÜN DE ETKİSİ BULUNUYOR"

Bahaş Holding Üst Yöneticisi (CEO) Abdüssamet Bahadır da mayıs ayında inşaat sektöründe ücretli çalışan sayısının geçen yılın aynı dönemine göre 182 bin kişi arttığını ve bu artışın çok önemli olduğunu söyledi.


Bu verilerin, inşaatın Türkiye ekonomisindeki önemini artırdığını belirten Bahadır, "Deprem bölgesindeki inşaat yoğunluğu ve kentsel dönüşüm hareketinin de istihdam artışına neden olduğunu düşünüyorum. Sektörümüz istihdama katkı sağlamaya devam edecek." ifadelerini kullandı.

13 Temmuz 2024 Cumartesi