Ticarette rekabetin zemini değişiyor: DEİK'ten teknoloji ve ortak üretim çağrısı
Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu Başkanı Nail Olpak, dünya ticaretinde rekabetin zemininin değiştiğini söyledi. Türkiye için teknoloji ortaklığı, karşılıklı yatırım, ortak üretim ve küresel değer zincirlerinde daha yüksek katma değerli konumlanma çağrısı yaptı.

Dünya ticaretinde rekabet artık yalnızca ne kadar ihracat yapıldığıyla değil, hangi teknolojinin geliştirildiği, hangi ölçekte üretim yapıldığı ve küresel değer zincirlerinde nerede konumlanıldığıyla ölçülüyor. DEİK Başkanı Nail Olpak, Türkiye’nin bu yeni düzende teknoloji ve ortak üretim ekseninde daha güçlü bir pozisyon alması gerektiğini vurguladı.
“DÜNYA TİCARETİNDE REKABETİN ZEMİNİ DEĞİŞİYOR”
Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu Başkanı Nail Olpak, küresel ticarette rekabetin yapısının değiştiğini belirterek, “Dünya ticaretinde rekabetin zemini değişiyor” değerlendirmesinde bulundu.
Olpak, ülkelerin artık yalnızca ihracatlarını artırmak için değil; teknolojide, üretim kapasitesinde ve stratejik sektörlerde kalıcı üstünlük sağlamak amacıyla daha aktif sanayi politikaları uyguladığını söyledi.
Gelecek dönemde yalnızca ne kadar üretildiğinin değil, hangi teknolojinin geliştirildiğinin, hangi ölçekte üretim yapıldığının ve küresel değer zincirlerinin hangi noktasında yer alındığının daha belirleyici olacağını ifade etti.
STRATEJİK SEKTÖRLERDE SÜBVANSİYONLAR ARTTI
Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu tarafından paylaşılan değerlendirmede, Uluslararası Para Fonu’nun 2015-2023 dönemini kapsayan çalışmasına da yer verildi.
Rapora göre stratejik sektörlerde küresel sübvansiyon oranı yüzde 0.5 seviyesinden yüzde 1.8’e yükseldi.
Çin, yüzde 1.8’lik ortalama sübvansiyon oranıyla ABD ve Avrupa Birliği’nin önünde yer aldı.
ÇİN’İN STRATEJİK SEKTÖR İHRACATI YÜZDE 12 ARTTI
Uluslararası Para Fonu raporundaki simülasyona göre yalnızca Çin’in sübvansiyon politikalarının etkisi dikkate alındığında ülkenin stratejik sektör ihracatının yaklaşık yüzde 12 arttığı, ithalatının ise yüzde 8 azaldığı görüldü.
Elektronik sektöründe Çin’in küresel pazar payı da yüzde 39’dan yüzde 45’e yükseldi.
Olpak, Çin, Avrupa Birliği ve ABD’nin stratejik ürünlerde küresel ihracatın yarısından fazlasını gerçekleştirmesinin dikkat çekici olduğunu belirtti.
SÜBVANSİYON-TARİFE SARMALI RİSKİ
Raporda, sübvansiyonlara gümrük tarifelerinin de eklenmesiyle koordinasyonsuz bir “sübvansiyon-tarife sarmalı” oluşabileceğine dikkat çekildi.
Tüm ülkelerin bu sürece dahil olduğu senaryoda küresel reel gelirde yüzde 0.3’lük azalma öngörüldü.
Olpak, sanayi politikalarının karşılıklı tarife artışlarına dönüşmesinin dünya ekonomisi açısından önemli bir risk oluşturduğunu söyledi.
“MİSİLLEMEYE DAYALI SİSTEM SÜRDÜRÜLEBİLİR DEĞİL”
Olpak, ülkelerin stratejik sektörlerini destekleyebileceğini ancak bir ülkenin sübvansiyonuna diğerinin tarifeyle, tarifeye de yeni bir misillemeyle cevap verdiği küresel ticaret sisteminin sürdürülebilir olmadığını belirtti.
Bu yarışın maliyetinin yalnızca ihracatçı veya üreticiye değil, küresel ekonominin tamamına yansıyacağını ifade etti.
Tedarik zincirlerinin siyasi bloklara göre yeniden şekillenmesinin de küresel refah açısından daha maliyetli bir yapı oluşturacağını vurguladı.
TÜRKİYE İÇİN YÜKSEK KATMA DEĞER VURGUSU
Nail Olpak, Türkiye’nin kaynaklarını yüksek katma değer, teknoloji, ihracat ve küresel rekabet gücü üretecek alanlara yönlendirmesi gerektiğini söyledi.
Türkiye’nin üretim altyapısı, girişimcilik kapasitesi, yetişmiş insan kaynağı ve coğrafi konumuyla değişen tedarik zincirlerinden daha fazla pay alabilecek potansiyele sahip olduğunu belirtti.
