ABD Başkanı Donald Trump, ikinci başkanlık döneminde önce ithalatı azaltmaya yönelik adımlar attı, ardından yatırımları yeniden üretime yönlendirmek için düğmeye bastı. Görevde bir yılı geride bırakan Trump yönetimi; şimdi de enerji, nadir toprak elementleri (NTE) ve çip üçlüsünü merkeze alan yeni ve daha sert bir strateji izlemeye başladı.
11 ÜLKE HEDEFTE
Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun gözaltına alınması, ardından İran, Grönland, Küba, Kolombiya ve Meksika’nın hedef alınması, Washington’un enerji alanındaki ısrarcı tutumunu bir kez daha gösterdi. Grönland cephesinde atılan adımların ise yalnızca enerji ve NTE kaynaklarıyla sınırlı olmadığına, aynı zamanda Rusya ve Çin’in bölgedeki etkisini dengelemeyi amaçladığına dikkat çekiliyor. Trump, bu kapsamda Avrupa’da Danimarka, Norveç, İsveç, Fransa, Almanya, Birleşik Krallık, Hollanda ve Finlandiya’ya yönelik yeni gümrük vergileri getireceğini de açıkladı. Bu adımlar, ABD’nin küresel enerji ve teknoloji rekabetinde daha doğrudan ve sert bir tutum izlediğini gösteriyor.
ENERJİDEN SONRA ROTAYI ÇİPE ÇEVİRDİ
Trump yönetimi, geçen hafta bazı gelişmiş çiplere yüzde 25 oranında tarife getirdi. Açıklamaya göre, Nvidia H200 ve AMD MI325X gibi ileri seviye çipler bu kapsama alındı. Ancak ABD’de teknoloji tedarik zincirinin kurulmasını ve yarı iletken türevlerinin yerli üretim kapasitesinin güçlendirilmesini desteklemek amacıyla ithal edilen çiplerin tarifeden muaf tutulacağı belirtildi. Kararnamede ayrıca, yarı iletkenler ve türev ürünlere yönelik daha geniş kapsamlı tarifelerin gündeme gelebileceği, yerli üretimi teşvik etmek amacıyla bir ‘tarife telafi programı’ uygulanabileceği kaydedildi. Trump ise Beyaz Saray’daki açıklamasında, “Çin istiyor, diğerleri de istiyor. Biz bu çiplerin satışından yüzde 25 kâr elde edeceğiz” açıklamasını yaptı.
ÇİN VE RUSYA HEDEFTE
Çin gümrük otoritelerinin, Nvidia’nın yeni yapay zeka işlemcisi H200’ün ülkeye girişine izin vermemesi, tedarik zincirinde ciddi aksamaya yol açtı. Financial Times’ın haberine göre, H200 için parça tedarik eden firmalar sevkiyatın durdurulması üzerine üretimi geçici olarak askıya aldı. Çinli yetkililerin gümrük acentelerine H200 çiplerinin ülkeye sokulamayacağını bildirdiği, Nvidia’nın ise Çinli müşterilerden 1 milyon adedin üzerinde sipariş almayı planladığı ifade ediliyor. Ancak gümrük engeli, bu planları rafa kaldırdı.
ASYA’NIN YENİ YILDIZI
Bu süreçte ABD ile Tayvan arasında kritik bir anlaşma da imzalandı. Tayvanlı şirketler, ABD’de yarı iletken, enerji ve yapay zeka alanlarında 250 milyar dolarlık yatırım taahhüdünde bulundu. ABD ise Tayvan’a uygulanan genel tarifeyi yüzde 20’den yüzde 15’e indirdi. Bu gelişme, ABD–Çin ticaret savaşlarını yeni bir aşamaya taşırken küresel piyasalarda da yankı uyandırdı. Trump’ın hamleleri, ABD–Çin gerilimini tırmandırırken Çin yönetimi Washington’u ‘keyfi tarife kullanımı’ ile suçlayarak karşılık vereceğini açıkladı. ABD ise Tayvan ve Güney Kore ile ilişkilerini güçlendirerek Çin’i zayıflatmayı hedefliyor. Güney Kore, mevcut serbest ticaret anlaşmasının yarı iletken maddelerinde kendilerine koruma sağladığını hatırlatarak, yeni tarifeler için şimdiden görüşmelere başlanacağını duyurdu.
TAYVAN+1 YAKLAŞIMI ÖNE ÇIKIYOR
Milli İstihbarat Akademisi Dr. Öğr. Üyesi Celal Erbay’ın yaptığı analize göre, Tayvan merkezli dünyanın en büyük çip üreticisi TSMC’nin güçlü konumu, küresel sistem için hem avantaj hem de risk anlamına geliyor. Analizde, olası bir üretim aksaklığının; elektronik, otomotiv ve savunma sanayilerini doğrudan etkileyebileceği belirtiliyor. Bu nedenle çip üretimini farklı coğrafyalara yaymayı hedefleyen Tayvan+1 yaklaşımı, teknoloji dünyasında çıkış yolu olarak öne çıktı. Tayvan+1 formülü, çip üretiminde Tayvan’ı yanına alan ülkenin rekabette kazançlı çıkacağı anlamına geliyor. Buna yakın iki aday ülke ise Çin ve ABD olarak gösteriliyor. Analize göre kısa vadede çip yarışının net bir kazananı olmayacak; dayanıklı tedarik ağları kurabilen ve krizlere hızlı uyum sağlayabilen ülkeler öne geçti.
TÜRKİYE İÇİN GERÇEKÇİ KONUM
Analizde, Türkiye açısından en rasyonel yolun ileri seviye çip üretim tesisleri kurmak yerine güçlü olunabilecek alanlara odaklanmak olduğu vurgulandı. Çip tasarımı, paketleme ve test altyapısı ile nadir toprak elementlerinde uzmanlaşmanın daha düşük riskle daha yüksek katma değer üretme imkanı sunabileceği kaydedilen analizde, “Bu yaklaşım, Türkiye’nin bölgesel tedarik güvenliğinde rolünü güçlendirirken, özellikle NTE alanında stratejik bir aktör olmasının da önünü açabilir” değerlendirmesi yapıldı.
TEKNOLOJİNİN KALBİ: ÇİPLER
Akıllı telefonlardan veri merkezlerine, otomotivden savunma sanayine kadar uzanan yarı iletken çipler, artık yalnızca ticari değil, doğrudan ulusal güvenlik ve jeopolitik rekabet başlığı altında ele alınıyor.
KÜRESEL YOĞUNLAŞMA VE KIRILGANLIK
Çip tasarımında ABD öne çıkarken, üretimde Tayvan ve Güney Kore kilit rol oynuyor. Üretim makinalarında Hollanda ve Japonya belirleyici olurken, montaj ve paketleme tarafında Çin’in ağırlığı dikkat çekiyor. Bu yoğunlaşma verimlilik sağlasa da küresel bağımlılıkları artırarak sistemi kırılgan hale getiriyor.