Taş sanatı ile ilgilenmeye başladıktan sonra varlıklara bakışının değiştiğini söyleyen çakıl taşı resim ve hat sanatçısı Neslihan Arzu Keteci, 21 yıldır taşların sesini, yaptığı eserlerle duyuruyor. Taşların aslında konuştuğunu, bunu ancak isteyenin duyabileceğini söyleyen Keteci, “Taş ruhsuz değildir. Tam tersi sizi anlar. Nefesinizle hayat bulur. Size de sabrı, tevekkülü öğretir, farkındalığınızı artırır” diyor. Çakıl taşı sanatını hat ile buluşturduktan sonra sanat yolculuğunun farklı bir boyuta evrildiğini söyleyen Keteci, İstanbul Ticaret’in sorularını yanıtladı.
EMEK VERDİKÇE AÇIYOR
Bakmasını bilen için taşın tepkisiz ya da sert olduğunu düşünmüyorum. Tam tersi siz ona emek verdikçe o da kendini size açmaya başlıyor. Yapmak istedikleriniz konusunda size yardımcı oluyor. Önyargılarımız var tabii. Ama taşın o sert dokusunda bile bir yumuşaklık olduğunu düşünüyorum.
RUHSAL FARKINDALIK
Çakıl taşı ile resim yapan çok sayıda sanatçı var. Ancak hat sanatı ile çakıl taşı sanatını buluşturmak sanırım benim ilk olarak başlattığım bir yolculuk oldu. Yıllar önce çakıl taşından resimlerimin sergilendiği bir etkinlikle çok değerli müzehhib arkadaşım Muhammet Mağ, “Ben hat çalışıyorum, sen çakıl taşı. Bu ikisini birleştirsek nasıl olur?” deyince zihnimde bir kapı açıldı. 2016 yılından bu yana da Prof. Dr. Kenan Gürsoy’un tasavvuf ve felsefe atölyesine devam ediyorum. Bu vesileyle hat sanatına da ilgim yoğunlaştı ve sanatımda değişik bir kapı açmak için hem çakıl taşını hem hat sanatını birleştirdim. İki sanatı buluşturmak benim ruhsal farkındalığımda çok büyük kapılar açtı.
ŞÜKÜR DUYGUSU
Çakıl taşı ile resim yapmak çok güzel ve keyifli fakat hat sanatını çakıl taşı ile icra etmek bambaşka bir serüven. Hat sanatının ruhsal kazanımda kişiye farklı pencereler açtığını düşünüyorum. Hat ile çakıl taşını buluşturmak farkındalığımı daha çok artırdı ve şükür duygusu zeminim daha da güçlendi diyebilirim.

HER RENKTEN TAŞ
Çakıl taşı sanatının en büyük özelliği, taşların tamamen doğal olmasından kaynaklanıyor. Renklendirilmiş taşlarla çalışılması tercih edilmiyor. Taşın o kadar çok rengi var ki… Beyaz dersiniz ama beyazın dahi o kadar çok tonu var ki. Örneğin ben çakıl taşı ile resim yaparken kar taşlaması yapmıştım ve karın gölgeli tonlarını, gökten yağan karı bile farklı şekilde tonlayabildim bu sayede.
KIRILAN TAŞLAR
Taşı işlediğim motifin kıvrımlarına göre tek tek yerleştiriyorum. İnanır mısınız her bir şekle göre taş bulunabiliyor. Taşların o küçük bölgelerde nasıl şekil alabildiklerine bazen ben bile hayret ediyorum. Her desen için farklı büyüklüklerde taşla çalışabiliyoruz. Bazen kesilmiş halde alıyoruz. Eğer bu mümkün değilse kendimiz taşlarımızı işlemden geçirerek kırıyoruz.
SABRIMIN SERT KÖŞELERİNİ KIRDI
Ben yıllarca kurumsal hayatta çalıştım. Cin Ali bile çizemem derken çakıl taşı sanatı ile tanışınca tüm önyargılarım yıkıldı. Taşa dokununca onun benim sanatım olduğunu anladım. Aradaki bağı tam tanımlayamıyorum ama taşın o sert dokusu benim kişisel hayatımdaki sertlikleri yumuşattı. Saatlerce küçücük parçalarla uğraşmak sabrımın sert köşelerini kırdı. Bu yüzden ben taşla ruhumu yumuşattım diyebiliyorum.
300 kilo taş
“İnsanların evinde elbise dolapları olur. Benim evimde taş dolabı var. Onları renk renk, boy boy diziyorum. Evimde 300 kiloya yakın taş var.”
Yeni taşlar
“Her gittiğim yerde ilk olarak taşlara bakarım. Değişik bir taş gördüğümde mutlaka onu bir pet şişeye koyar, evime götürürüm. Her yeni taş beni heyecanlandırır.”

İnce detaylar
“Taş sanatında detaylar çok önemli. Mesele sadece onu alıp tek tek dizmek değil. Alttaki zemine göre taşın nasıl gölgeleneceğini de bilerek taşı yerleştirmeniz gerekir.”
Sessizlik ve çay
“Tamamen sessizlikle çalışmayı tercih ederim. Taş ile arama hiçbir şeyin girmesine izin vermem. Sessizlik, taş ve çay benim çalışma rutinim.”
Hünkar Kasrı’na özgü eserler
“Bulunduğumuz mekânın manevi havasını çok derinden hissediyorum. Burada sergi açmak için bir yıldır hazırlanıyorum. Bir yıl boyunca kendi ruhumdan gelen ilhamla Hünkar Kasrı’nın ruhuna uyacak eserleri burası için tasarladım.”