Süper kütleli kara delikler, GPS’in arkasındaki gizli güç olabilir mi?

Yale Üniversitesi Teorik Astrofizikçisi Priyamvada Natarajan, Davos Dünya Ekonomik Forumu’nda yaptığı konuşmada, kara delik fiziğinin modern teknolojinin belkemiği olduğunu vurguladı. Natarajan, "GPS sistemlerini yöneten denklemler ile kara delikleri açıklayan denklemler aynıdır" dedi.

Giriş: 30.01.2026 - 10:55
Güncelleme: 30.01.2026 - 10:55
Süper kütleli kara delikler, GPS’in arkasındaki gizli güç olabilir mi?

Kara delikler, evrenin en gizemli ve görünmez yapıları olsalar da etkileri galaksilerin şekillenmesinden kullandığımız navigasyon cihazlarına kadar uzanıyor. İsviçre’nin Davos kentinde düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu’nda konuşan Yale Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Priyamvada Natarajan, teorik fiziğin pratik yaşamdaki yansımalarına dikkat çekti.

 

Kozmoloji ve kütleçekimsel merceklenme alanındaki çalışmalarıyla tanınan Natarajan, Albert Einstein’ın genel görelilik teorisinin sadece akademik bir merak konusu olmadığını, aynı zamanda küresel ekonomiyi ve teknolojiyi ayakta tutan sistemlerin temelini oluşturduğunu belirtti.

 

GPS SİSTEMLERİNİN MATEMATİKSEL TEMELİ

Katılımcılara kara deliklerin günlük hayatla olan yakın ilişkisini anlatan Natarajan, "Davos'a gelmenizi sağlayan navigasyon teknolojisi, aslında kara delikleri yöneten denklemlerle çalışır" ifadelerini kullandı.

 

Einstein’ın kütle ve enerjinin uzay-zamanı nasıl büktüğünü açıklayan teorisi, Dünya yörüngesindeki uyduların zamanı algılayışını hesaplamak için kritik öneme sahip. Yerçekiminden uzak olan GPS uydularındaki saatler, yeryüzündeki saatlere göre daha hızlı çalışıyor. Natarajan’a göre, bu "göreli etkiler" matematiksel olarak düzeltilmezse, navigasyon hataları hızla birikir ve GPS sistemi güvenilirliğini yitirir.

 

SÜPER KÜTLELİ KARA DELİKLERİN KÖKENİ

yüzyılın büyük bir bölümünde sadece matematiksel birer olasılık olarak görülen kara delikler, Cygnus X-1 gibi güçlü X-ışını kaynaklarının keşfiyle gözlemsel bir gerçekliğe dönüştü. Bugün astronomlar, Samanyolu da dahil olmak üzere çoğu büyük galaksinin merkezinde süper kütleli kara delikler barındırdığını biliyor.

 

Ancak bilim dünyası yeni bir bilmeceyle karşı karşıya: Teleskop gözlemleri, evrenin henüz birkaç yüz milyon yaşında olduğu dönemlerde dahi devasa kara deliklerin var olduğunu gösteriyor. Geleneksel modeller bu hızlı büyümeyi açıklamakta yetersiz kalırken, Natarajan ve ekibinin "Doğrudan Çöküş" teorisi öne çıkıyor.

 

JAMES WEBB TELESKOBU TEORİLERİ DOĞRULADI

Natarajan’ın ekibi, on yıl önce bu erken dönem devlerinin belirgin izler bırakacağını öngörmüştü. James Webb Uzay Teleskobu (JWST) ve Chandra X-ışın Gözlemevi'nden gelen son veriler bu tahminleri doğrular nitelikte.

 

Özellikle Büyük Patlama'dan sadece 470 milyon yıl sonra Güneş'in 10 milyon katı kütleye ulaşan UHZ1 ve iki galaksi çarpışması sonucu oluşan gaz rezervuarında asılı duran Sonsuzluk Galaksisi kara deliği, bu teorinin en güçlü kanıtları oldu. Bu keşifler, süper kütleli kara deliklerin, yıldız kalıntılarından yavaşça büyümek yerine, yoğun gaz bulutlarının doğrudan çökmesiyle oluşabileceğini gösteriyor.

 

Bir kariyer ömrü içinde teorilerinin doğrulandığını görmenin heyecan verici olduğunu belirten Natarajan, konuşmasını felsefi bir notla tamamladı: "Evrene bakmak, bize eşsiz bir şekilde geçmişe bakma olanağı sağlıyor. Kozmolojiyi incelemek, insana gerçek bir 'kozmik alçakgönüllülük' duygusu aşılıyor."