Birleşmiş Milletler’in ‘World Urbanization Prospects 2025’ raporuna göre dünya nüfusunun yüzde 45’i şehir merkezlerinde yaşıyor, ancak bu oran 2050 yılında yüzde 68’e ulaşacak. İstihdam imkanlarıyla konfor ve güvenlik talebi kentlerdeki nüfus yoğunluğunu artırırken, buna paralel olarak ‘akıllı şehir sistemleri’ de yaygınlaşıyor. Teknolojiye dayalı akıllı şehir sistemleri sayesinde, başta ulaşım olmak üzere sağlık, eğitim, iletişim ve lojistik gibi alanlarda işleyiş düzenli, denetim daha etkili oluyor.
Kentleşme ve teknolojik sistemler yaygınlaştıkça, enerjiye ve emtiaya talep artıyor. Yeni altyapılar kurulurken farklı madenlerin tedariki daha önemli hale geliyor. Mevcut sistemlerin yenilenmesi ise dönüşüm endüstrisi için kaynak oluşturuyor. Bu alandaki yatırımlar, hem kamuda hem özel sektörde büyümenin anahtarı olacak.
TEKNOLOJİ YOĞUN ŞEHİRLERİN EMTİASI
Kentleşme ve yüksek teknolojili ürünler yaygınlaştıkça bazı madenlere olan ihtiyaç daha da artacak. Endüstrisi daha önemli hale gelecek en öncelikli madenler şunlar olacak:
Lityum: 2030’da talebin 9 kat artması bekleniyor. Şehirlerde çevre kriterleri sebebiyle elektrikli araç kullanımı yaygınlaşacak. Bataryalar ve enerji depolama sistemleri için lityuma ihtiyaç daha da artacak.
Bakır: İletişim altyapısında fiber dönüşümü yaşansa da elektrifikasyonla birlikte bakıra talep daha da artacak. Çünkü bir elektrikli otomobilde içten yanmalı araca göre 4 kat daha fazla bakır kullanılıyor. Bakır, yeni petrol olarak nitelendiriliyor. Rüzgar türbinleri ve tüketici elektroniği ürünleri de bakıra talebi artıracak. Büyük kentlerin büyük şebekeleri daha fazla bakır isteyecek. Ayrıca fiber için gerekli germanyum da büyük oranda bakır ve çinko tesislerinin faaliyetine bağlı.
Nikel-kobalt: Elektrikli araç dönüşümünde yüksek performanslı batarya katotları için ihtiyaç duyuluyor. Bu emtiada tedarik zinciri güvenliği konusunda endişeler dile getiriliyor. Nadir toprak elementleri: Rüzgar türbinleri, mıknatıslar ve güvenlik sistemleri için jeopolitik bir araç haline geldi.
ENERJİDE VERİMLİLİK VE TALEP YÖNETİMİ
Öte yandan, emtia kadar enerji ihtiyacı da artıyor. Akıllı şehir sistemleri, veri merkezleri ve yapay zeka kullanımı enerji talebini hızla artırıyor. Enerjinin üretimi ve dağıtımının yanı sıra verimlilik ve talep yönetimi uygulamaları da girişimciler için çalışma alanları olacak.
DARBOĞAZLAR VE FIRSATLAR
Yoğun kentleşme ve akıllı şehir uygulamalarının artması, ulaşım hatları, iletişim ve elektrik şebekelerinin üzerindeki yükü artırıyor. Modernizasyon yapılmayan bölgelerde sanayi üretiminde aksama riski bulunuyor. Bunu gidermeye yönelik projeler, birçok sektör için yeni iş anlamına geliyor.
Öte yandan, emtia ürünlerine talep artmasına rağmen maden çıkarma süreleri bu talebe yetişemiyor. Tedarik, stok ve fiyat dalgalanmalarını önleyici tesisler ve sistemler yeni iş modelleri kurulmasını zorunlu hale getirecek. Teknolojideki ilerlemeye rağmen bazı alanlarda yetişmiş insan kaynağının daha efektif çalışması gerekecek. Sağlık personelinin desteklenmesi için medikal tesislerde yeni tıbbi cihazların sayısı artacak.

GERİ DÖNÜŞÜMÜN ÖNEMİ
Geri dönüşüm konusunda ise büyük potansiyel bulunuyor. Döngüsel ekonomi ihtiyaçları, emtianın değerlenmesi, ‘kentsel madencilik’ uygulamalarını yaygınlaştıracak. Altyapıdaki dönüşüm ve tüketici ürünlerinin yeniden işlenmesi geri dönüşümle daha kıymetli hale gelecek.
Veri merkezleri çoğaldıkça, bu tesislere yönelik soğutma çözümleri ve diğer yandan uzun süreli batarya depolama sistemleri üreten şirketler için pazar büyüklüğü artacak.
TÜRKİYE’NİN AVANTAJI
Türkiye, maden çeşitliliği bakımından dünyada 10’uncu sırada. Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü (MTA) verilerine göre Türkiye, küresel ölçekte ticareti yapılan 90 maden türünün 77’sine ev sahipliği yapıyor. Bu doğal kaynakların ekonomiye kazandırılması için de hamlelerini artırdı. Bu kapsamda 2026’da madencilik sektöründeki yatırımlar yüzde 131 artırılacak.
Küresel ekonomide kartların yeniden karıldığı, elektrifikasyon ve akıllı şehir sistemlerinin hammadde iştahını artırdığı bu dönemde Türkiye; bor rezervlerinden nadir toprak elementlerine, Karadeniz gazından derin deniz sondajlarına kadar geniş bir yelpazede ‘oyun kurucu’ olarak sahada çalışıyor.
Dünya bor rezervlerinin de yüzde 73’üne sahip olan Türkiye, artık hammadde ihraç etmek yerine yüksek teknolojili üretimle ‘uç ürün’ hedefine odaklandı. Bu yıl tamamlanması planlanan yeni Ar-Ge projeleriyle bor, elektrikli araç bataryalarında da kullanılacak.
Diğer yandan, nadir toprak elementleri (NTE) de Türkiye için avantajlı bir kaynak oluşturuyor. Eskişehir Beylikova’daki NTE sahasında endüstriyel üretime başlanması, Türkiye’yi yüksek teknoloji mıknatısları ve bazı sensörlerin üretiminde Çin’e en güçlü alternatiflerden biri haline getirecek.
ÖZEL SEKTÖR İÇİN İŞ ALANLARI
2026 bütçesinde enerji ve madencilik için ayrılan 439 milyar TL’lik kaynak, alt yükleniciler ve teknoloji sağlayıcılar için iş imkanı oluşturacak. Dolayısıyla kentleşme ve teknolojik dönüşüm, bu alanda kamunun yanı sıra özel sektöre de yeni iş alanı açıyor. Buna göre başlıca iş alanları şunlar olacak:

MADEN TEKNOLOJİLERİ VE EKİPMANLARI
Maden teknolojileri ve ekipman üretimi: Sondaj makinaları, cevher zenginleştirme tesisleri ve iş güvenliği ekipmanları alanında yerli üretim yapan firmalar, hem iç pazarda hem de Orta Asya ve Afrika pazarlarında talep fırsatını değerlendirecek.
BATARYA VE ENERJİ DEPOLAMA
Enerji depolama ve batarya teknolojileri: Güneş ve rüzgar enerjisinin kurulu güçteki payının artmasıyla birlikte enerjinin depolanması büyük bir iş kolu haline geldi. Lityum-iyon batarya montajı, geri dönüşüm tesisleri ve enerji yönetim yazılımları özel sektör için çekici alanlar.
Dijital belediye ve akıllı altyapı: Kentlerin dijital ikizlerinin oluşturulması, 5G destekli akıllı sayaç sistemleri ve atık yönetimi teknolojileri, girişimler için milyarlarca dolarlık pazar potansiyeli oluşturuyor.
DANIŞMANLIK VE SERTİFİKALANDIRMA
Danışmanlık ve sertifikalandırma: Kritik minerallerin tedarik zinciri yönetimi, çevre ve sosyal etkiler raporlaması ve yeşil madencilik sertifikasyonu gibi alanlar, yeni nesil danışmanlık hizmetlerini doğuruyor.
Doğal kaynaklarını katma değerli ürüne dönüştüren, akıllı şehir sistemlerini kendisi geliştiren ve altyapısını yerli ürünlerle kuran Türkiye, böylece cari açığa da set çekiyor. Uç üründe ve teknoloji çözümlerinde kazanılan tecrübenin ihracata yönlendirilmesiyle Türkiye’nin uluslararası pazarlarda güvenilir tedarikçi pozisyonu daha da güçleniyor. Böylece birçok sektörde yatırım ve sipariş açısından verimli bir süreç yaşanacak.

Altyapıda fiber dönüşüm neleri etkiliyor?
Akıllı şehirlerle ilgili sistem ve uygulamalar yeni iş fırsatı demek. Buna göre başta yazılım ve iletişim teknolojileri olmak üzere teknolojiyle ilgili sektörlerde daha fazla büyüme imkanı olacak. Diğer yandan bakıra dayalı olan altyapıda fiber dönüşümü yaşanıyor. Türkiye’de fiber hat uzunluğu 2025 sonunda 660 bin kilometreyi aştı. Bu dönüşüm kablo firmalarının yanı sıra, petrokimya şirketlerinin, alüminyum, silika ve germanyum üreticilerinin de iş hacmini artırıyor. Ayrıca iş makinalarından bağlantı aparatlarına, test cihazlarından yazılıma kadar birçok alanda üretim ve ticaret imkanı bulunuyor. Altyapı kurulumu, bakım ve saha çalışmaları için robotik makinalar da başka bir genişleme alanına örnek.