Cuma24 Temmuz 202609:23İSTPİYASAKAPALI

Savunmada 2030’da 30 milyar dolarlık ihracat hedefi

NATO ülkelerinin 2026 yılı savunma harcamalarının 1.8 trilyon dolara ulaşacak olması, ittifak içinde yeni üretim merkezlerine duyulan ihtiyacı artırıyor. Avrupa’nın mühimmat stoklarını yenilemesi ve tedarik zincirlerini güçlendirmesi, Türkiye’nin üretim kapasitesiyle daha fazla öne çıkabileceği yeni bir pazar olarak görülüyor.

Yayınlanma

Güncellenme

Paylaş
Savunmada 2030’da 30 milyar dolarlık ihracat hedefi

NATO’nun toplam savunma harcamalarının 2026 yılında 1 trilyon 809 milyar dolara ulaşması beklenirken, mevcut kapasitenin artan siparişleri karşılamakta zorlanması yeni üretim merkezlerini gündeme taşıyor. Geniş ürün yelpazesi, gelişmiş mühendislik altyapısı ve seri üretim kabiliyetiyle öne çıkan Türkiye, NATO’nun stratejik üretim üslerinden biri olmayı ve savunma ihracatını 2030’da 30 milyar dolara çıkarmayı hedefliyor.

ABD AĞIRLIKLI YAPI DEĞİŞECEK

NATO savunma bütçesinin büyük bölümünün ABD tarafından karşılanması, ittifakın üretim ve tedarik yapısında uzun yıllardır ABD merkezli bir modelin öne çıkmasına yol açtı. Ancak Avrupa ülkelerinin savunma bütçelerini artırması, mühimmat stoklarını yenileme ihtiyacı ve yeni askeri sistemlere yönelik yükselen talep, üretimin daha fazla ülkeye yayılmasını zorunlu hale getiriyor.

NATO liderlerinin 2025’te Lahey’de düzenlenen zirvede aldığı karar doğrultusunda, üye ülkelerin 2035’e kadar milli gelirlerinin yüzde 3.5’ini temel savunma harcamalarına ayırması öngörülüyor. Kritik altyapı, siber savunma, sivil dayanıklılık, inovasyon ve savunma sanayinin güçlendirilmesi için planlanan yüzde 1.5’lik ilave payla toplam hedef yüzde 5’e çıkıyor.

Bu hedeflerin hayata geçirilmesi halinde NATO’nun yıllık savunma harcamalarının uzun vadede çok daha yüksek seviyelere ulaşması bekleniyor. Artan bütçelerin yalnızca hazır ürün alımlarına değil, yeni fabrikalara, mühimmat üretim hatlarına, Ar-Ge faaliyetlerine ve tedarik zincirlerinin güçlendirilmesine yönelmesi öngörülüyor. Böylece üretimde ABD’ye bağımlı yapının, Avrupa ve diğer müttefik ülkelerin kapasitelerinin artırılmasıyla daha dengeli hale getirilmesi hedefleniyor.

TALEP YÜKSELECEK PAZAR BÜYÜYECEK

NATO bünyesindeki bu dönüşüm, savunma sanayinde üretim ve ihracat kapasitesini geliştiren Türkiye için yeni bir pazar oluşturuyor. Savunma ve havacılık sanayi ihracatını 2030 yılında 30 milyar dolara çıkarmayı hedefleyen Türkiye açısından, ittifak ülkelerinde hızla yükselen talebin önemli bir rol oynaması bekleniyor.

Savunmada 2030’da 30 milyar dolarlık ihracat hedefi

İnsansız hava araçlarından kara ve deniz platformlarına, mühimmattan elektronik harp sistemlerine kadar genişleyen ürün portföyü, NATO’nun üretim açığının karşılanabileceği alanlar arasında gösteriliyor. Özellikle kısa sürede üretilebilen, sahada denenmiş ve maliyet etkin sistemlere talebin artması, Türk savunma şirketlerinin ittifak içindeki konumunu güçlendirebilecek bir gelişme olarak öne çıkıyor.

NATO ülkeleri tarafından açıklanan ve toplam değeri 50 milyar doların üzerine çıkan savunma anlaşmaları da pazarın ulaştığı büyüklüğü ortaya koyuyor. Türkiye’nin bu siparişlerden daha fazla pay alabilmesinde ve ortak proje geliştirme potansiyelinde savunma ürünlerinin sahada kanıtlanmış performansı ve hızlı teslimat kabiliyeti önemli bir faktör. Bu süreçte, CAATSA yaptırımlarının kaldırılması da savunma ilişkilerindeki olumsuz atmosferin dağılmasına katkı sağlayacak.

İHRACAT LİSANSINA TABİ PARÇALAR

Savunma sanayinde artan siparişlerin karşılanabilmesi için nihai ürünlerin yanı sıra motor, elektronik sistem, yarı iletken, optik bileşen ve farklı alt sistemlerden oluşan ara ürünlerin de kesintisiz biçimde temin edilmesi gerekiyor. Bunun için yaptırımların kalkmasıyla yeni bir dönem başlayacak.  İhracat lisansına tabi parçaların zamanında teslim edilmesi, üretim hatlarında yaşanabilecek gecikmeleri azaltırken teslimat takvimlerinin daha öngörülebilir olmasını sağlayacak. Bu durum yalnızca Türk Silahlı Kuvvetleri’nin ihtiyaçlarının karşılanması açısından değil, ihracat sözleşmelerinin zamanında tamamlanması bakımından da önemli olacak.

Savunmada 2030’da 30 milyar dolarlık ihracat hedefi

ORTAK ÜRETİM STRATEJİSİ

ABD, ittifakın güney kanadında artan savunma talebini karşılayabilecek güçlü ve güvenilir üretim ortakları ararken, Türkiye coğrafi konumu ve sanayi altyapısıyla öne çıkıyor. NATO’nun stratejik üretim üslerinden biri haline gelme hedefi, yalnızca Türk savunma ürünlerinin ihracatının artırılmasıyla sınırlı görülmüyor. Ortak üretim hatlarının kurulması, NATO standartlarına uygun mühimmat ve platformların daha yüksek miktarlarda üretilmesi, bakım ve modernizasyon faaliyetlerinin Türkiye’de yürütülmesi de bu vizyonun parçalarını oluşturuyor.

Artan savunma harcamalarının uzun vadeli siparişlere dönüşmesi, Türk şirketlerinin yeni üretim tesisleri kurmasını ve mevcut kapasitelerini genişletmesini destekleyebilir. Bu süreçte kamu-özel sektör ortaklıkları ile uluslararası finansman kaynaklarına erişim, büyük ölçekli yatırımların hayata geçirilmesi açısından önem taşıyor.

YAPTIRIM ALGISI ORTADAN KALKACAK

Rusya’dan S-400 hava savunma sisteminin satın alınmasının ardından ABD tarafından uygulanan CAATSA yaptırımları, Savunma Sanayii Başkanlığı’nın ABD’den ekipman ve teknoloji ihracat lisansı almasını sınırlandırdı. Yaptırımlar, uluslararası finans kuruluşlarından sağlanabilecek kredi imkânlarını da etkiledi. Yaptırımların kaldırılması halinde Savunma Sanayii Başkanlığı’na yönelik kısıtlamaların sona ermesi, teknoloji ihracat lisanslarına yeniden erişim sağlanması öngörülüyor. Bu adımın, Türk savunma şirketlerinin ABD ve diğer NATO ülkeleriyle ticari ilişkilerine de olumlu yansıması bekleniyor.

 

Savunmada 2030’da 30 milyar dolarlık ihracat hedefi

CAATSA’nın kalkmasında asıl kazanım olumlu atmosfer

Savunma Sanayii Başkanlığı (SSB) eski Başkanı Prof. Dr. İsmail Demir, CAATSA yaptırımlarının kaldırılması olasılığı ve ticari ilişkilere etkileri üzerine İstanbul Ticaret’e değerlendirmelerde bulundu. Prof. Dr. Demir, şunları söyledi: “CAATSA yaptırımlarının kaldırılması demek, Türkiye ile ABD arasındaki ilişkiler açısından olumlu bir gelişme olurken, müttefikler arasındaki bir anormalliğin de sona ermesi anlamına geliyor. Ancak bu adımın savunma sanayinin önündeki bütün engelleri bir anda kaldıracağı, seri üretimi tek başına hızlandıracağı yönündeki beklentiler gerçeği tam olarak yansıtmıyor.

Aralık 2020’de uygulamaya konulan yaptırımlar, SSB’yi hedef aldı. Buna rağmen yaptırımlar, Türk savunma sanayinde üretimi doğrudan durduran bir sonuç doğurmadı. Kritik alt sistem ve parçaların büyük bölümü Türkiye’de üretilirken, ihracat lisansına tabi bazı ürünlerde yaşanan sorunlar ise CAATSA’dan bağımsız olarak uygulanan fiili kısıtlamalardan kaynaklanıyor. CAATSA’nın kaldırılmasındaki asıl kazanım, Türkiye’nin ‘yaptırıma maruz ülke’ olarak görülmesinin yarattığı olumsuz atmosferin ortadan kalkması olacak. Bu havanın değişmesi, ABD Kongresi ve Senatosundaki süreçlerde Türkiye’ye karşı daha ihtiyatlı davranılmasına yol açan siyasi zeminin yumuşamasını ve savunma işbirliklerinde yeni kapıların açılmasını sağlayabilir.”

Teknoloji transferiyle kapasite artışı

Büyüyen NATO savunma pazarından daha fazla pay alınabilmesi için teknoloji transferi ve ortak geliştirme projeleri belirleyici olacak. F-35 savaş uçağı programına yeniden katılımın ve uçakların Türkiye’ye satışının önünün açılması halinde, tedarikin yanı sıra üretim süreçleri, mühendislik tecrübesi ve teknik bilgi birikimi de yeniden gündeme gelebilir.

Türkiye’nin beklentisi, hazır ürün tedarikinin ötesine geçen; ortak tasarım, yazılım geliştirme, bakım ve modernizasyon süreçlerini kapsayan daha dengeli bir işbirliği modelinin kurulması yönünde şekilleniyor. Böyle bir yapı, Türkiye’nin yalnızca alıcı değil, ittifakın üretim kapasitesine katkı sunan bir teknoloji ve sanayi ortağı olarak konumlanmasını sağlayabilir.

Savunmada yüzde 11 büyüme

NATO’nun tahminlerine göre, üye ülkelerin toplam savunma harcamaları 2026 yılında bir önceki yıla kıyasla yaklaşık yüzde 11 arttı. ABD’nin 2026 yılında 1 trilyon 32 milyar dolarlık savunma harcamasıyla toplam bütçenin yaklaşık yüzde 57’sini tek başına karşılaması bekleniyor. ABD’yi 147 milyar dolarla Almanya, 110 milyar dolarla İngiltere, 80 milyar dolarla Fransa, 57 milyar dolarla İtalya izleyecek. Türkiye’nin savunma harcamalarının ise 2026’da 48 milyar dolara ulaşacağı, Gayrisafi Yurt İçi Hasılaya oranının da yüzde 2.85 seviyesinde gerçekleşeceği  tahmin ediliyor. NATO genelinde savunma harcamalarının milli gelire oranının yüzde 2.86 olması bekleniyor.

OSMAN KUVVET

OSMAN KUVVET

İstanbul Ticaret Gazetesi – Teknoloji Editörü

Yorumlar

Yorum yazmak için .

Yorumlar yükleniyor…