Hürmüz Boğazı’ndaki trafiğin savaş sebebiyle durma noktasına gelmesi, petrokimya alanında tedarik sorunlarına ve sanayi hammaddelerinde aşırı fiyat değişimlerine neden oldu. Ambalajdan tekstile, beyaz eşyadan otomotive birçok sektörün ara malını veya baz malzemesini üreten plastik sektörü, tedarik sorunlarıyla üretimini sürdürmeye çalışıyor. Körfez’de savaşın başlamasından sonra yüzde 90’lara varan fiyat artışları da halen devam eden projeleri ve üretim partilerini olumsuz etkiliyor. Hammadde ve üretim maliyetindeki artışın, tüketici ürünlerine de yansıyacağı öngörülüyor. Bu şartların devam etmesinin, plastik ambalajlar üzerinden gıda ürünlerinde enflasyon artışına yol açacağı ifade ediliyor. Hammadde konusunda kapasite açığına dikkat çeken sektör temsilcileri ise acil tedbir taleplerini dile getirdi.
FİYAT ARTIŞLARI SPEKÜLATİF
Türk Plastik Sanayicileri Araştırma Geliştirme ve Eğitim Vakfı (PAGEV) Başkanı Yavuz Eroğlu, Hürmüz Boğazı’nı kilitleyen savaşın küresel ekonomiye ve sektörlere yaptığı olumsuz etkiye dikkat çekti. Eroğlu, “Savaşın en büyük etkilerini petrol fiyatlarında, daha sonra ona bağlı olarak petrokimyasallar ve lojistikte görüyoruz. Savaştan önce sektörün ana hammaddelerinden biri olan polipropenin fiyatı 1000-1100 dolar seviyesindeydi. Bu hammaddenin fiyatı iki hafta içinde 1700-1900 dolar bandına çıktı. Yüzde 70-90 fiyat artışı oldu. Belki bu farkın yüzde 50’si gerçek ama fiyatı spekülatif olarak yüzde 80-90'a artırıyorlar. Petrokimya şirketleri, ‘savaş var’ diyerek, tedarik sözleşmelerini iptal ediyor. Bu sebeple çok büyük maliyet artışı var. Hammadde maliyetindeki artış, ürün bazında ambalaj fiyatına (minimum yüzde 30-40), beyaz eşyaya, otomotive, tekstile, bütün sektörlere yansıyacak” dedi.

HAMMADDE İHTİYACI HAD SAFHADA
Ege Plastik Sanayicileri Derneği (EGEPLASDER) Başkanı Şener Gençer de petrol fiyatlarında savaş sebebiyle yaşanan yükselişin, petrokimya ürünlerinin fiyatlarına da yansıdığını belirterek, “Avrupa’nın ikinci, dünyanın altıncı büyük üreticisi olan Türk plastik sektörü, üretim yapamaz noktaya sürükleniyor” dedi. Petkim’den ürün alan sanayicilerin, ihtiyaçlarının çok azını tedarik edebildiğine dikkat çeken Gençer, hammadde ihtiyacının tamamını ithalatla karşılayan firmaların ise durma noktasına geldiğine işaret etti.
ENFLASYONU BESLİYOR
Gelişmeler hem enflasyonu besleyen fiyat artışlarını hem de Türkiye’nin ihracatını etkiliyor. Plastik sektörü, Türkiye’nin ihracatında da önemli yere sahip. Plastik ürünlerin dahil olduğu kimyevi maddeler ve mamulleri sektörü, 32 milyar dolarla Türkiye’nin ihracatında ikinci sırada yer alıyor.
Plastik Sanayicileri Federasyonu (PLASFED) Başkanı Ömer Karadeniz, bu başarının arkasındaki en güçlü itici gücün plastik endüstrisi olduğuna dikkat çekti. Karadeniz, “2025 yılında plastik sektörü yaklaşık 10 milyar dolarlık ihracat yaptı. Bu rakam yalnızca sektörümüzün değil, Türk sanayisinin üretim gücünün, esnekliğinin ve krizlere karşı direncinin somut bir göstergesidir” dedi. Savaşların ve lojistik hatlardaki aksamaların dünya ticaretini ciddi biçimde etkilediğini belirten Karadeniz, Türk sanayicisinin bu zorlu süreçte büyük bir mücadele verdiğini söyledi.
Bu açıklamalarla dikkat çekilen hammadde açığı sektör raporlarında da yer alıyor. PAGEV’in son verilerine göre, plastik sektöründe hammaddenin yüzde 88’i ithal. Bu durum petrokimya sanayine bağlı olan sektörde, polietilen gibi hammadde üretimi için kapasite artışına yönelik yatırım ihtiyacını ortaya koyuyor.
AVDAGİÇ: YATIRIM İHTİYACI VAR
İstanbul Ticaret Odası Başkanı Şekib Avdagiç de son bir yıl içinde yaptığı birçok konuşmada, plastik sektörüne yönelik yatırım ihtiyacına dikkat çekti. Avdagiç, geçtiğimiz aylarda verdiği bir demeçte, “Türkiye, plastik sektöründe senelerdir plastik hammaddesi (polimer) konusunda yatırım yapamadı. Toplam ihtiyacın yurt içinden karşılanma oranı yüzde 15’in altına düştü. Bu durum bizi küresel oligopol yapıların fiyat baskısına mahkum ediyor” dedi. Yeni polimer üretim tesislerinin acilen devreye alınması gerektiğini belirten Avdagiç, “Buradaki hammadde artışı direkt olarak enflasyonu körüklüyor. Bizim acilen bu dışa bağımlılığı azaltacak yatırımları devreye almamız gerekiyor. Kamu tarafında da özellikle bu süreçte sanayicinin üzerindeki yükü alacak, ithalattaki ek yükleri geçici olarak askıya alacak adımlara ihtiyaç var” diyerek, yatırım çağrısında bulundu.

SEKTÖRDEN ACİL DURUM ÖNERİLERİ
PAGEV Başkanı Yavuz Eroğlu, yaşanan gelişmelerin olumsuz etkilerini azaltmak için birkaç önerileri olduğunu belirtti. Buna göre sektörün beklentileri şunlar:
* Sabit fiyatlı olan kamu ihalelerinde, fiyatlar acil olarak revize edilmeli.
* İhracatçılar olumsuz etkilendiği için dahilde işleme belgeleri ötelenmeli.
* Mücbir sebep olduğu kabul edilerek anlaşmalara yönelik bazı değişiklikler yapılmalı.
* Hammadde gümrük vergileri, ilave vergiler veya antidamping soruşturmaları 5-6 ay askıya alınmalı.
SPEKÜLATİF FIRSATÇILIĞA KARŞI ÇÖZÜM GERİ DÖNÜŞÜM
PAGEV Başkanı Yavuz Eroğlu, plastik sektöründeki firmalara uyarıda bulunarak, “Spekülatif hareketlere dikkat edelim, panikle alım yapmayalım. Bunların önemli bir kısmı oligopol petrokimya şirketlerinin fiyatı artırmasından kaynaklanıyor. Bu spekülatif yaklaşımla ‘geri dönüşüm’ çok daha önemli oldu. Burada orijinal hammaddelerdeki fırsatçılığa karşı geri dönüşüm hammaddeleri bir alternatif olacak. Plastik, geri dönüşüm Türkiye için büyük bir fırsat” dedi.