Sanayi metallerinde yılsonu tahminleri
Sanayi metalleri, yılın son çeyreğine arz sıkışıklığı ile küresel faiz baskısının aynı anda hissedildiği bir tabloyla giriyor. Uzmanlar, yılsonuna kadar metaller arasında ayrışmanın sürebileceğine, dolar endeksindeki toparlanma ve küresel yüksek faiz ortamının genel yükseliş eğilimini sınırlayabileceğine dikkat çekiyor.

Sanayi metallerinde yılın son bölümüne girilirken fiyatların yönünü yalnızca küresel büyüme değil, arz koşulları ve para politikası da birlikte belirliyor. Bakır, çinko ve kalayda üretim ve stok tarafındaki sıkışıklık fiyatları desteklerken, nikelde yüksek stoklar ve güçlü arz, yukarı yönlü hareketi sınırlıyor. Alüminyumda ise düşük stoklara rağmen üretimin toparlanmasıyla daha dengeli bir görünüm öne çıkıyor. Değerli metal grubunda yer alan ancak sanayi kullanımı yüksek olan gümüş de enerji dönüşümü, elektronik ve otomotiv talebi nedeniyle bu tablo içinde yakından izleniyor.
Emtia piyasalarının bir diğer belirleyicisi ise para politikaları oluyor. ABD Merkez Bankası (Fed), 16 Eylül’deki toplantısında politika faizini 25 baz puan artırarak yüzde 3.75-4 aralığına yükseltti. Fed, ekonomik faaliyetin güçlü seyrettiğini, ancak enflasyonun halen yüksek olduğunu vurgularken, kararın ardından dolar küresel ölçekte güç kazandı. Dolar endeksi 100 seviyesini aşarken, ABD tahvil getirilerindeki yükseliş de emtia fiyatları üzerinde baskıyı artırdı. Böylece arz sorunu yaşayan metallerde dahi yükselişlerin daha seçici hale geldiği bir dönem ortaya çıktı.
ALÜMİNYUMDA GEVŞEME BEKLENTİSİ
Bu ayrışma kurumların eylül ayı değerlendirmelerine de yansıyor. S&P Global, demir dışı metallerde yukarı yönlü risklerin özellikle bakırda yoğunlaştığına dikkat çekiyor. Maden ve izabe tesisi kesintileri, konsantre arzındaki daralma ve elektrifikasyon kaynaklı talep bakırı desteklerken, yüksek fiyatların Çin’deki nihai tüketimi zorlayabileceği belirtiliyor. Çinkoda konsantre sıkışıklığı ve gerileyen görünür stoklar öne çıkarken, alüminyumda Orta Doğu’daki üretimin yeniden devreye girmesi ve yeni kapasitenin etkisiyle 2027’ye doğru kademeli gevşeme bekleniyor.
ARZ RİSKİ GÜNDEMDE
Fiyatlamayı etkileyen bir diğer unsur da enerji maliyetleri. Petrol fiyatlarındaki yükselişin elektrikli araçlara yönelimi hızlandırması, orta vadede özellikle bakır ve nikel talebini destekleyebilecek bir gelişme olarak izleniyor. Buna karşılık yeni maden yatırımlarının aynı hızda devreye alınamaması bazı metaller- de arz riskini daha görünür hale getiriyor. Böylece yıl sonuna doğru bir yanda yeni kullanım alanlarından gelen talep, diğer yanda yüksek faizlerin oluşturdu- ğu büyüme baskı- sı aynı anda fiyatlanıyor.
ÜÇLÜ ETKİ BAKIRI DESTEKLİYOR
Emtia Piyasası Uzmanı Zafer Ergezen, sanayi metalleri açısından ana çerçevenin küresel yüksek enflasyon, yüksek faiz ve zayıflayan büyüme üzerinden okunması gerektiğini anlattı. Finansman maliyetlerindeki artışın şirketlerin borçlanma ve yatırım iştahını azalttığını, bunun da küresel talebi zayıflattığını dile getirdi. Bu görünüm içinde bakırın diğer metallere kıyasla ayrıştığını vurgulayan Ergezen, yapay zeka altyapısı, yenilenebilir enerji ve elektrikli araçlardan gelen talebin bakırı desteklediğine dikkat çekti. Ergezen, yılsonu görünümünü şu sözlerle özetledi: “Güçlü yükseliş potansiyeli barındıran emtia sayısı oldukça sınırlı. Bunun içerisinde en fazla ön plana çıkan, yükseliş potansiyeli olanın bakır olduğunu söyleyebilirim.”
Bakırın diğer sanayi metallerinden ayrışmasının kullanım alanlarının genişlemesinden kaynaklandığını ifade eden Ergezen, “Bakır özellikle yapay zeka altyapısında, yenilenebilir enerjide ve elektrikli araçlarda kullanılıyor. Bu nedenle bakır talebi diğer emtia ürünlerine göre bir miktar daha güçlü kalıyor” dedi.
GÖZLER DOLAR VE FAİZDE
Bakırın olumlu ayrışmasına karşın sanayi metallerinin genel görünümünde doların ve faizlerin belirleyiciliğini koruyacağını kaydeden Emtia Piyasaları Uzmanı Zafer Ergezen, pahalı finansmanın reel yatırımları yavaşlattığını vurguladı. Şirketlerin yeni yatırım kararlarını ertelemesinin metal talebini doğrudan etkilediğini ifade eden Ergezen, bu nedenle arz sorunlarının tek başına bütün metalleri kalıcı bir yükselişe taşımayabileceğine dikkat çekti.
Ergezen, küresel tabloyu şöyle değerlendirdi: “Güçlü dolar ve yüksek faizler net bir şekilde sanayi metallerindeki yükselişi sınırlayacaktır. Yüksek faizler borçlanma ve yatırım maliyetlerini artırırken küresel büyümeyi yavaşlatıyor. Talep zayıflayınca sanayi metallerinde aşağı yönlü baskı oluşuyor.”
Fed’in eylül toplantısında faiz artırması ve yeni artış ihtimalinin gündemde kalması da bu temkinli görünümü destekliyor. Faizlerin daha uzun süre yüksek kalması doların güçlü seyretmesine ve dolar üzerinden fiyatlanan emtia ürünleri üzerinde baskının sürmesine neden olabiliyor. Tersi bir senaryoda ise faizlerin aşağı yönlü bir patikaya girmesi ve doların zayıflaması, yatırım iştahı açısından daha destekleyici bir zemin oluşturabilir. Fed yetkililerinin son mesajlarında da yüksek enflasyon nedeniyle sıkı para politikasının korunabileceği vurgusu öne çıkıyor.
GÜMÜŞTE 80-82 DOLAR ZOR
Küresel yüksek faiz ve zayıflayan büyüme tartışması, sanayi kullanımı yüksek değerli metal gümüş açısından da önem taşıyor. Yapay zeka, veri merkezleri, otomotiv ve elektrik altyapısı yeni kullanım alanları yaratırken, büyümedeki yavaşlama sanayi talebinin gücü konusunda soru işaretlerini artırıyor. Piyasadaki arz açığı fiyatları destekleyen unsurlar arasında yer alsa da faiz ve tahvil getirilerindeki seyir yukarı yönlü hareketi sınırlayabilecek koşullar arasında yer alıyor.
Gümüşte kısa vadede güçlü bir yükseliş beklemediğini ifade eden Ergezen, üretimin yüksek seyrettiğini ve sanayi talebinde yavaşlama sinyalleri bulunduğunu belirterek, şunları söyledi: “Sanayi talebi ve piyasa açığı var, ancak sanayi talebinin çok güçlü olduğunu düşünmüyorum. Yüksek faiz kaynaklı büyümede yavaşlama endişelerini konuşuyoruz. Böyle bir ortamda gümüş tarafında da talebin azalmasını bekleriz.”
Yılsonu için yeni zirve beklentisi taşımadığını da vurgulayan Ergezen, “Bu sene içerisinde 80-82 dolar seviyelerinde bir kapanış beklemiyorum. Faiz indirimleri konuşulmaya başlanana kadar güçlü bir seyir beklemiyorum. Şimdiki yükselişleri daha çok tepki alımı olarak değerlendiriyorum” diye konuştu.
DEV KURUMLAR NE BEKLİYOR?
Uzmanların temkinli yaklaşımıyla birlikte eylül ayında güncellenen kurum tahminleri de yılın son çeyreğinde metaller arasında belirgin bir ayrışmaya işaret ediyor. Bakırda arz sıkılığı ve üretim sorunları yukarı yönlü riskleri canlı tutarken, çinko, alüminyum, nikel ve gümüş için farklı fiyat patikaları öne çıkıyor.
Citi, bakır fiyatları için 0-3 aylık beklentisini 15.000 dolar/ton olarak belirledi. ING’nin 2026 yılı dördüncü çeyrek bakır beklentisi 13.700 dolar/ton seviyesinde. ING, aynı dönemde çinko fiyatının ton başına 3.800 dolar civarında olmasını bekliyor. ING’nin dördüncü çeyrek alüminyum öngörüsü 3.100 dolar/ton seviyesinde bulunuyor.
ING’nin dördüncü çeyrek beklentisi 16.000 dolar/ton olurken, gümüş için aynı dönemde 61 dolar/ons öngörülüyor.
S&P Global ise 2026 bakır konsensüs tahminini 5.93 dolar/lb, 2027 tahminini 5.88 dolar/lb seviyesine yükseltti. Kurum, 2026-2027 tahminlerinin önceki aya göre ortalama yüzde 0.5 yukarı revize edildiğini belirtirken, arz sıkılığının fiyatlarda yukarı yönlü riski koruduğuna dikkat çekti.
Not: Sayfada yer alan bilgiler yatırım tavsiyesi değildir. Yatırım danışmanlığı kapsamında değerlendirilemez.

Yorum yazmak için giriş yapın.
Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yazın.