Risklerin bertaraf edilmesi ve hasar durumunda müşterilerin kaybının telafi edilmesi için kritik göreve sahip olan sigorta sektörünün büyümesi, hem kurumları hem ekonomileri yakından ilgilendiriyor. KPMG’nin yayımladığı 2025 yılı sigorta sektörel Bakış raporuna göre Türkiye sigortacılık sektörü 2024 yılında, brüt prim üretimini bir önceki yıla göre yüzde 73 artırdı ve sektörün toplam hacmi 838.5 milyar TL’ye ulaştı. 2025’te ise büyüme tahminlerine paralel olarak sektörün toplam hacmi 1.2 trilyon Tl’yi aştı. Türkiye sigortalar Birliği’nin (TsB) açıklamalarına göre 2026 sonunda 1.7 trilyon TL’ye ulaşılması bekleniyor. Önceki yıllarda ortalama 10-12 milyar dolarlık üretim hacmiyle ilerleyen sigorta sektörü, son yıllarda döviz kurundaki gelişmelerin de etkisiyle 32 milyar dolarlık üretim hacmine ulaştı. Bununla birlikte sektör, ‘koruma açıklarına’ dikkat çekiyor.
“Dolar bazında büyüyerek, dünya sıralamasında Türkiye ekonomisinin büyüklüğüne yaraşır bir seviyeye ulaşmak” hedeflerine dikkat çeken sektör temsilcileri, sigortalılık oranın hâlâ istenen seviyelerden uzak olduğunu vurguluyor. Depremler ve yangınlarla gündeme gelen sigorta sektörü, teknolojik riskler, siber saldırılar, bölgesel çatışmalar ve tedarik zinciri kırılmaları sebebiyle ‘daha fazla güvence için daha fazla sigorta’ uyarısı yapıyor.
SİGORTASIZLIK ÖNEMLİ BİR SORUN
Sektörün kurumlar ve ekonomi için önemine dikkat çeken Türkiye sigorta Birliği Başkanı Ahmet Yaşar da sigortasızlığın önemli bir sorun olduğunu vurguladı. sigorta şirketlerini sadece ürün sağlayıcısı olarak konumlandırmanın doğru olmadığını belirten Yaşar, yaptığı açıklamada sigortanın temel amacının prim üretmek değil, risk gerçekleştiğinde müşterinin ve işletmenin maruz kaldığı mali yükü üstlenmek olduğunu söyledi. sigorta konusundaki değerlendirmelerin sadece poliçe fiyatları üzerinden yapılmasının doğru olmayacağını belirten Yaşar, “sigortalı olmanın sağladığı koruma ve tazminatların önemi büyük” dedi.
TOPLUMSAL DAYANIKLILIĞI ARTIRIYOR
sigortacılığın temel amacının toplumsal dayanıklılığı artırmak olduğuna dikkat çeken Yaşar, “Daha yüksek sigortalılık oranına, daha düşük koruma açığına ve risklere karşı daha dayanıklı bir topluma ihtiyacımız var. sigortacılık, ekonomik ve sosyal hayatın sürdürülebilirliği açısından vazgeçilmez bir güvence mekanizmasıdır” diye konuştu.

DAHA SAĞLAM EKONOMİ İÇİN ETKİLİ
sigortacılığın güvence ve hasar ödeme sisteminin ötesinde bir risk yönetim işi olduğuna dikkat çeken sektör temsilcileri, sigortacılığı politika haline getirmek gerektiğini belirtiyor. TsB Başkanı Ahmet Yaşar bu konuda, “sigortacılık artık risk oluşmasını önleyen bir noktaya evrildi. sigorta seri üretim yapılan bir iş değil, bir risk terziliğidir. Daha sağlam bir ekonomiye sigorta ile ulaşabiliriz. sigortayı, ekonomimizi büyütmek için konumlandırıyoruz” dedi.
kahramanmaraş ve Hatay merkezli depremlerde devlet bütün imkanlarını seferber ederken, hesaplanan 106 milyar dolarlık ekonomik hasarın ancak 5-6 milyar doları sigorta sistemiyle karşılanabildi. sigorta şirketlerinin kapasitesi yeterli olduğu halde, sigortalılık oranı düşük olduğu için tazmin edilen hasar oranı da düşük kaldı. küresel çapta doğal afetlerin yüzde 40’ının sigortadan karşılandığını, ancak Türkiye’deki depremlerde bu oranın yüzde 6’da kaldığını vurguladı. TsB Başkanı, “Türkiye’yi kattığınızda dünya ortalaması yüzde 30’a düşüyor. Halbuki bunlar bizim koruma açıklarımız. kaynaklarımızı kalkınmamıza kullanabilmemiz için koruma açıklarını sigorta yöntemiyle bertaraf etmemiz lazım” dedi.
YENİ ÜRÜNLERLE BÜYÜME POTANSİYELİ
Sektör olarak 2030 yılı hedeflerinin 50 milyar dolarlık prim hacmine ulaşmak olduğunu açıklayan Yaşar, trafik ve hayat sigortalarının dışındaki alanlarda da büyüme potansiyeli olduğunu belirtti. Bu potansiyel, küresel gelişmelere göre şekilleniyor. Gerilimler ve bölgesel savaşların etkisiyle tedarik zincirlerindeki kırılmaların frekansı arttı. Tedarik zinciri aksamalarının domino etkisinin çok yüksek maliyetlere sebep olduğu görülüyor. Hürmüz krizi küresel çapta onlarca sektörü etkileyen zarara yol açarken, ülke ekonomileri kadar firmalar da bu durumdan büyük zarar gördü. Bu ve benzeri krizler çeşitli sigorta ürünlerinin önemini bir kez daha gösterdi.
Limanların, hava sahalarının kapanması gibi jeopolitik gerilimler sebebiyle ’fiziki olmayan iş durmasını’ teminat altına alan sigorta ürünlerinin önemi arttı. Ayrıca ‘nakliye koridorlarındaki gecikmeleri’ tazmin eden sigorta çözümleri de devreye alınıyor.
YAPAY ZEKA İÇİN DE ÇÖZÜM VAR
Diğer yandan, teknolojinin getirdiği risklerde de özel sigorta ürünleri devreye giriyor. siber saldırı risklerinin yanı sıra ‘yapay zekayla ilgili sorunlar’ dahi sigorta kapsamına alınabiliyor. son raporlar bu konularda yeni sigorta ürünlerinin artacağına dikkat çekiyor.
ABD Başkanı Donald Trump’ın şok tarifelerinin oluşturduğu zararlar ve AB kaynaklı çevresel ‘regülasyonlara uyum’ konusunda da sigorta çözümleri devreye girebiliyor. Türkiye’deki firmaları da ilgilendiren geri dönüşüm ve atık yönetimi konusundaki uyumsuzluk risklerini kapsayan ürünler bulunuyor.
Bu örneklerde olduğu gibi hemen her ihtiyaç ve yeni riskler için sigorta çözümü bulunuyor. Dolayısıyla sektör, risk terziliği konusunda güncel gelişmelere göre adımlar atarken, bireylerin, girişimcilerin ve firmaların riskleri analiz etmesi ve çeşitli sigorta ürünlerini kullanması, yeni dünyanın yeni risklerini bertaraf etmek için zaruri görülüyor. Bireysel ve kurumsal müşterilerin bu riskleri güvence altına almak üzere gerekli adımları atması halinde Türkiye’de sigortalılık oranı da hızla artacak. Böylece sektörün iş hacmi önce 50 milyar dolara, çok geçmeden de 100 milyar dolara ulaşabilecek.
Neden 100 milyar dolar olmasın
Sektörün potansiyeline dikkat çeken İstanbul Ticaret Odası Başkanı Şekib Avdagiç de yaptığı birçok konuşmada, sigortanın Türkiye için önemine dikkat çekti. Sigortacılık sektörünün daha kapsayıcı hale getirilmesi gerektiğini belirten Avdagiç, konuyla ilgili bir açıklamasında şunları söyledi: “Türkiye’de yaklaşık 30 milyar dolarlık prim üretiliyor. Ama özellikle G20 ülkelerinin ortalamasına baktığımız zaman bunun en az 100 milyar dolar olması gerektiğini görüyoruz. Dolayısıyla sigorta şirketleri, kuruluşlar ve hizmet alanlar olarak hep beraber bu pastayı nasıl büyüteceğimizi, sahip olduğumuz varlıkları ve kıymetleri bu büyüme üzerinden nasıl garanti altına alabileceğimizi konuşmalıyız.”
İTO Başkanının dikkat çektiği bu konu, sektörel istatistiklere de yansıyor. Sigorta sektörünün olağanüstü ekonomik gücü bulunuyor. Çeşitli finansal fonlarla ekonomiye kazandırılan bu ekonomik güç, sadece tazminat aracı olmaktan çıkıp firmaların büyümesini sağlayan bir finansal kaynak olarak da görev yapıyor.
Sigortada ilginin arttığı branşlar
KPMG Türkiye Denetim ve Güvence Hizmetleri Şirket Ortağı, Sigortacılık Sektör Lideri Ali Tuğrul Uzun, branş bazında gelişmelere dikkat çekti. Buna göre 2024 yılında kara araçları sorumluluk branşı 219.3 milyar TL prim üretimi gerçekleştirerek payını yüzde 27.53’ten yüzde 29.69’a yükseltti.
Pazar payını belirgin şekilde artıran diğer branşlar hastalık-sağlık ile yangın ve doğal afetler oldu. Reel büyüme performansı en yüksek olan branşlar yüzde 15.91 ile finansal korumalar, yüzde 13.18 ile kefalet, yüzde 7.40 ile kara araçları ve yüzde 2.22 ile genel sorumluluk sigortaları oldu.
Sigorta sektörünün ödenen hasar tutarları ve sağladığı fon büyüklüğü ile Türkiye ekonomisine önemli katkılar sunduğunu belirten Ali Tuğrul Uzun, “Sektörün aktif büyüklüğü ve prim üretimindeki artış, finansal istikrar açısından da büyük önem taşıyor. Finans sektörümüzün en önemli alanlarından biri olan Türk sigorta sektörü, gelişen ülke dinamiklerine paralel olarak yüksek büyüme potansiyelini koruyor. Sektör, temel olarak kendisine tahsis edilebilecek gelirin azlığı sebebiyle potansiyelinin altında bir performans sergiliyor. Dolayısıyla kat edilecek daha çok yol var” dedi.