Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) raporuna göre, Orta Doğu’daki çatışmaların enerji maliyetleriyle çelik üretimine yük getirmesi ve Çin’in üretime yönelik yoğun sübvansiyonlarının piyasada kapasite fazlası oluşturması nedeniyle küresel çelik sektörü sorun yaşıyor.
OECD tarafından yayımlanan "Çelik Görünümü 2026" raporunda, çelik talebinin daralmasına rağmen küresel üretim kapasitesinin istikrarlı şekilde artmaya devam ettiği, bu durumun kapasite kullanım oranlarını sürdürülebilir seviyelerin çok altına ittiği belirtildi.
Çeliğin neredeyse tüm endüstriyel faaliyetler için temel bir ihtiyaç olduğu ve birçok stratejik sektörde kritik önem taşıdığı hatırlatılan raporda, küresel atıl kapasitenin geçen yıl 640 milyon tona ulaştığı, 2028 yılına kadar ise 745 milyon tona yükselmesinin beklendiği kaydedildi.
Bu öngörünün, atıl kapasitenin geçen yılki yaklaşık 1 milyar 800 milyon tonluk toplam çelik talebinin 3'te birinden fazlasına denk geldiğine işaret edilen raporda, küresel çelik talebinin 2030 yılına kadar yılda yalnızca yüzde 0,9 artacağının tahmin edildiği aktarıldı.
"(ÇİN) ULUSLARARASI PAZARLARI DAMPİNGLİ VE SÜBVANSİYONLU İHRACAT ÜRÜNLERİYLE DOLDURUYOR"
Çoğu sanayileşmiş 38 ülkeyi bünyesinde barındıran OECD’nin raporunda, küresel çelik fazlasının yüzde 54'ünün Çin kaynaklı olduğu belirtildi.
Raporda, Pekin yönetiminin Çinli çelik üreticilerine sağladığı sübvansiyon oranını 2019'dan bu yana neredeyse iki katına çıkardığı ve bu desteğin, OECD ülkelerindeki üreticilerin aldığı destek miktarının 15 katına ulaştığı vurgulanan raporda, şu verilere yer verildi:
"2024 yılında bir Çin çelik firması, toplam varlıklarına oranla, diğer bölgelerdeki üreticilere kıyasla 15 kat daha fazla sübvansiyon aldı. Bu oran 2023'te 10 kat düzeyindeydi. Çinli çelik üreticileri 2025 yılında 131 milyon tonla rekor bir ihracat gerçekleştirerek 2020 yılına göre yüzde 153'lük bir artış yakaladı. Bu rakam, Avrupa Birliği'nin (AB) 2025 yılındaki toplam çelik üretimini geride bıraktı."
Çin’de iç pazarın yavaşlamasıyla birlikte Çinli üreticilerin ihracata yöneldiği bildirilen raporda, "Kapasite fazlasındaki bu artış, uluslararası pazarları dampingli ve sübvansiyonlu ihracat ürünleriyle dolduruyor." ifadesi kullanıldı.
Raporda, adil rekabeti yeniden tesis etme çabalarının, eşit rekabet koşullarını sağlamayı amaçlayan ticari önlemlerin arkasından dolanılması nedeniyle giderek etkisizleştiğine dikkat çekildi.
HAM MADDE KISITLAMALARI VE ENERJİ MALİYETLERİ SEKTÖRÜ BASKILIYOR
Ham madde arzı üzerinde artan baskılara da değinilen raporda, dünyada hiçbir çelik üreticisi ülkenin ham madde girdilerinde tamamen kendi kendine yetemediği, çelik üretimi için kritik öneme sahip ham madde ihracat kısıtlamalarının dünya genelinde genişlediği ve şu anda 42 ülkenin hurda ihracatını kısıtlamış durumda olduğu aktarıldı.
Raporda, Orta Doğu’daki çatışmalara bağlı olarak yükselen enerji maliyetlerinin, enerji yoğun bir sektör olan çelik üretimine ek bir yük getirdiği, enerjinin çelik üretim maliyetlerinin yüzde 40'ını oluşturabildiği belirtilerek, bu baskıların sektör genelindeki yatırım kararlarını olumsuz etkilediği ve düşük emisyonlu çelik üretimi projelerinin birçoğunun ertelenmesine yol açtığı ifade edildi.
"ANA NEDENLERİ ELE ALMALIYIZ"
OECD Genel Sekreteri Mathias Cormann ise rapora ilişkin değerlendirmesinde, kapasite fazlasının herkes için sorun oluşturduğunu belirterek, şunları kaydetti:
"Kapasite fazlası küresel pazarları bozuyor, ekonomik güvenliği ve dayanıklılığı zedeliyor, inovasyon ile sürdürülebilirliğin önüne geçiyor. Zararlı sübvansiyonlar ve piyasa dışı diğer uygulamalar dahil olmak üzere ana nedenleri ele almalıyız. Bu da daha güçlü bir uluslararası işbirliği ve her yerdeki çelik üreticileri için eşit şartlar oluşturulması anlamına geliyor."