Merkez Bankası'na alan açabilir! Petrolde ‘70 dolar’ senaryosu canlandı
ABD ile İran arasında sağlanan 60 günlük geçici barış anlaşması ve Hürmüz Boğazı'nın ticarete yeniden açılması petrol fiyatlarını 75 doların altına geriletti. Uzmanlar, küresel arz endişelerinin azalmasıyla birlikte 70 dolar seviyelerinin kalıcı olabileceğini öngörüyor. Enerji maliyetlerindeki gerilemenin Türkiye'nin dezenflasyon sürecini yeniden normal patikasına döndüreceğine dikkat çeken uzmanlar, petrolde yaşanacak her 10 dolarlık düşüşün cari açığa yıllık yaklaşık 3 milyar dolarlık pozitif katkı sağlayacağını belirtiyor.

Orta Doğu’da kalıcı barış umutları petrol fiyatlarında son dönemin en sert düşüş dalgasını başlattı. Hürmüz Boğazı’nın yeniden ticari gemilere ve enerji sevkiyatlarına tam kapasiteyle açılmasına yönelik güçlü beklentiler, piyasalardaki arz kıtlığı endişelerini sildi. İran’a yönelik uygulanan katı petrol yaptırımlarının 60 günlük geçiş sürecinde esnetilmesi sonrası petrol stoklarının yeniden dünya pazarlarına yönelmesi petrolde fiyatlamaları hızla aşağı çekti.
126 DOLARDAN 77 DOLARIN ALTINA İNDİ
Savaşın şiddetlendiği dönemde 126 dolar seviyelerine kadar tırmanan Brent petrolün varil fiyatı, büyük bir ivme kaybıyla bu hafta 75 dolar seviyesinin altını test etti. Böylelikle piyasalarda 70 dolar senaryoları konuşulmaya başlandı.
Petrol fiyatlarındaki hızlı değişim, Türkiye ekonomisi üzerinde de önemli etkiler yaratıyor. Uzmanlara göre petrol fiyatlarının 70 dolarda dengelenme ihtimali yalnızca enerji faturası yükünü hafifletmekle kalmayacak, aynı zamanda sanayicinin, üreticinin ve ihracatçının uluslararası arenadaki rekabet gücünü artırarak ülkenin ihracat performansına çok güçlü bir ivme kazandıracak, dezenflasyon süreci devam edecek ve düşen fiyatların cari açığa olumlu katkıları olacak.

SAVAŞ ÖNCESİ SEVİYELERE HIZLI DÖNÜŞ ZOR
Kısa vadede piyasaların öncelikle ateşkesin ve anlaşmanın kalıcılığını test edeceğini belirten Enerji Verimliliği Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Altuğ Karataş, ilk etapta 70-80 dolar bandının makul görüldüğünü söyledi.
Orta vadede İran petrolünün piyasaya dönmesi ve küresel talepteki yavaşlama nedeniyle 70 dolar seviyelerinin mümkün olduğunu ifade eden Karataş, şunları kaydetti: “Savaş öncesindeki 58 dolar seviyelerine dönüşün hemen gerçekleşmesini beklemiyorum. Bunun için hem İran ile Batı arasındaki normalleşmenin kalıcı hale gelmesi hem de küresel ekonomide büyümenin daha da yavaşlaması gerekir. Bu sürecin gerçekleşmesi halinde 60-65 dolar bandı konuşulabilir, ancak bunun bir yılı bulabilecek bir süreç olduğunu düşünüyorum.”
TÜRKİYE'NİN CARİ AÇIĞINA 2.9 MİLYAR DOLARLIK KATKI
Türkiye'nin günlük yaklaşık 1 milyon varil petrol tükettiğini ve bunun yaklaşık 800 bin varillik kısmının ithalat yoluyla karşılandığını belirten Altuğ Karataş, petrol fiyatlarındaki düşüşün Türkiye ekonomisine etkilerine de değindi.
Karataş, “Petrol fiyatlarındaki her 10 dolarlık düşüş, Türkiye açısından son derece önemli bir avantaj oluşturuyor. Kabaca hesaplandığında günlük 800 bin varillik ithalat üzerinden her 10 dolarlık düşüş Türkiye'nin enerji faturasını günlük yaklaşık 8 milyon dolar, yıllık ise 2.9 milyar dolar azaltma potansiyeline sahip. Son yıllarda Karadeniz gazı ve Gabar petrolü sayesinde enerji ithalat bağımlılığı kısmen azalmaya başladı. Petrol fiyatlarının düşmesi de bu sürece ilave katkı sağlayarak cari açığın finansman yükünü hafifletecektir” değerlendirmesinde bulundu.
DEZENFLASYON NORMAL PATİKASINA DÖNECEK
Enerji maliyetlerinin akaryakıt, lojistik, üretim ve ulaştırma üzerinden ekonominin tamamına yayılarak enflasyon üzerinde doğrudan ve dolaylı etkiler yarattığını vurgulayan Altuğ Karataş, Türkiye'nin mevcut ekonomi programı ve enflasyonla mücadele politikasının zaten 60 dolar civarındaki petrol fiyatı varsayımlarına göre şekillendirildiğini hatırlattı.
Savaş nedeniyle petrolün 120 doların üzerine çıkmasının enflasyonla mücadelede ilave bir baskı oluşturduğunu belirten Karataş, “Dolayısıyla bugün fiyatların yeniden aşağı gelmesi yeni bir avantaj yaratmaktan çok, geciken dezenflasyon sürecinin yeniden normal patikasına dönmesine yardımcı olacaktır. Bu durum Merkez Bankası'nın işini kolaylaştırabilir, ancak faiz kararları yine döviz kuru, iç talep ve enflasyon beklentileriyle birlikte değerlendirilecektir” dedi.
İHRACATÇININ REKABET GÜCÜ ARTACAK
Düşük enerji maliyetlerinin özellikle sanayi üretiminde kritik öneme sahip olduğunun altını çizen Altuğ Karataş, “Petrol ve doğalgaz fiyatlarının gerilemesi üreticilerin maliyetlerini azaltırken. rekabet gücünü artırıyor. Demir-çelik, çimento, cam, seramik, kimya, petrokimya ve gübre gibi enerji yoğun sektörlerde bunun etkisi daha belirgin hissediliyor. Cari açığın azalması, enerji ithalatı için daha az döviz çıkışı yapılması ve üretim maliyetlerinin düşmesi birlikte değerlendirildiğinde enerji fiyatlarındaki gerileme büyüme ve ihracat açısından önemli bir destekleyici unsur olacaktır” ifadelerini kullandı.
POMPA FİYATLARINDA VERGİ VE KUR DETAYI
Petrol fiyatlarındaki düşüşün akaryakıt fiyatlarına etkisini de değerlendiren Altuğ Karataş, düşüşün pompa fiyatlarına birebir yansıdığını söylemenin doğru olmayacağını dile getirdi.
Akaryakıt fiyatlarında uygulanan Eşel Mobil Sistemi’ne değinen Karataş, şunları söyledi: “Petrol fiyatları hızla yükseldiğinde veya döviz kurunda sert hareketler yaşandığında oluşan maliyet artışlarının tamamı anında tüketiciye yansıtılmıyor. Aynı şekilde petrol fiyatları düştüğünde de bunun pompa fiyatlarına yansıması vergi düzenlemeleri, ÖTV politikası, rafineri marjları ve döviz kuruna bağlı olarak değişebiliyor. Bu nedenle Brent petrolün 77 dolardan 70 dolara düşmesi teorik olarak litre fiyatlarında belirli bir indirim alanı oluştursa da nihai yansıma enerji yönetiminin vergi politikalarına ve kur hareketlerine bağlı olacaktır. Dolayısıyla vatandaşın pompadaki fiyat değişimine bakarken sadece petrol fiyatını değil, döviz kuru ve vergi mekanizmasını da birlikte değerlendirmesi gerekir. Petrolün düşmesi olumlu bir gelişmedir, ancak pompaya yansıması her zaman aynı oranda gerçekleşmeyebilir.”

FİYATLARDAKİ DÜŞÜŞÜN ANA SEBEBİ HÜRMÜZ BOĞAZI
Petrol piyasasında isabetli öngörülerde bulunmanın zorluğuna dikkat çeken A1 Capital Genel Müdür Yardımcısı Üzeyir Doğan, jeopolitik riskler, iklim koşulları, ekonomik büyüme hızları, OPEC'in arz hamleleri ve devletlerin stratejik rezervleri gibi birçok etkenin tahminlerde sapmalara neden olabildiğini belirtti.
Tüm bu belirsizliklere rağmen Hürmüz Boğazı'ndaki trafiğin sorunsuz bir şekilde açılmasına yönelik beklentilerin, petrol fiyatlarındaki düşüşün ana sebebi olduğunu vurgulayan Doğan, “Boğaz trafiğinin normale dönmesi ve bölgedeki üretim ile dağıtım hatlarının savaş öncesi seviyelere ulaşmasının en azından bir yılı bulabileceğine dair öngörüler mevcut. Bununla birlikte, savaş öncesi kapasitenin yüzde 70 ila 80'lik bir kısmının birkaç ay içinde kullanıma sunulabileceği tahmin ediliyor” ifadelerini kullandı.
BU YIL İÇİN 60 DOLAR SENARYOSU BEKLENMİYOR
Doğan, kapasitenin yeniden devreye alınması senaryosunun gerçekleşmesi ve İran'ın petrol piyasasına sorunsuz erişiminin sağlanması halinde, Brent petrolde ilk etapta 70 dolar seviyelerinin test edilebileceğini aktardı. Buna karşılık Doğan, savaş öncesindeki 60 dolar ve altındaki rakamların en azından bu yılın geri kalanı için ağırlıklı senaryolar arasında yer almadığını kaydetti.
TCMB'NİN FAİZ İNDİRİMİ İÇİN ALAN AÇILABİLİR
Petrol fiyatlarındaki gerilemenin Türkiye ekonomisine yansımalarını da değerlendiren Doğan, bu düşüşün enflasyon, cari açık ve bütçe açığı gibi temel kalemleri doğrudan etkilediğini dile getirdi.
Enerji maliyetlerindeki ucuzlamanın yarattığı iyimser havanın Merkez Bankası rezervleri ve Türk lirası varlıkların genel trendi üzerinde de belirleyici olduğuna işaret eden Doğan, enflasyon ile bütçe açığı beklentilerinin aşağı çekilmesiyle iyileşen makro verilerin TL varlıkların performansını olumlu etkilediğini belirtti.
Petrolde 70 dolar civarına dönülmesinin Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) ara verdiği faiz indirimlerine yeniden başlamasını sağlayabilecek güçlü bir etken olacağının altını çizen Doğan, sözlerini şöyle tamamladı: “Son dönemdeki düşüş trendi, TCMB'nin öncelikle gecelik fonlamadan tekrar haftalık fonlamaya dönmesinin ve devamında yıl sonunda sınırlı da olsa bir faiz indirimine gitmesinin önünü açıyor.”






Yorumlar
Yorum yazmak için giriş yapın.
Yorumlar yükleniyor…