Avrupa ile Asya arasındaki ticaret rotalarına ev sahipliği yapan Türkiye, bulunduğu coğrafyadaki jeopolitik konumunun ötesine geçerek Afrika’da jeoekonomik bir hamle başlattı. Enerji operasyonlarıyla hız kazanan ‘Mavi Ekonomi’ stratejisini okyanuslara taşıyan Türkiye, Çağrı Bey gemisiyle Somali’de derin deniz sondaj operasyonlarını başlattı. Bu nedenle 2026, Türkiye’nin enerji operasyonları tecrübesini, okyanus ötesine taşıyarak küresel bir enerji aktörü olarak öne çıkacağı ‘Somali Sondaj Yılı’ olacak.
Türkiye’nin Afrika’da ilk doğrudan deniz üstü enerji arama operasyonu ile Türkiye, Doğu Afrika’da enerji üssü kurma adımlarını somutlaştırıyor. Kızıldeniz’in Hint Okyanusu’na açıldığı bölgedeki varlığı Türkiye’yi en kritik küresel ticaret hattını kontrol edebilen aktörlerden biri haline getirecek. Bu operasyon, Hürmüz Boğazı’nın savaş sebebiyle kapanması ve petrol tedarikinin öneminin bir kez daha anlaşıldığı bir dönemde Türkiye’nin ne kadar doğru bir hamle yaptığını da gösteriyor.
BÖLGESEL BAĞLANTILAR KALICI OLUYOR
Somali’de sondaj çalışmalarına paralel olarak, lojistik projeleri de hayata geçiriliyor. Mogadişu Limanı’nın işletilmesi ve karayolu projeleri, Türkiye’nin bölgedeki fiziksel bağlantı imkanlarını (konnektivitesini) kalıcı hale getirdiğini gösteriyor.
YEREL KAPASİTE VE EŞİT ORTAKLIK
Diğer yandan, Türkiye’nin Somali ve diğer Afrika ülkelerindeki faaliyetleriyle ‘bütüncül bir stratejik ortaklık’ hayata geçiriliyor. Sömürgeci geçmişi olmayan Türkiye’nin Afrika hamlesi, yerel kapasiteyi geliştirme odaklı ‘eşit ortaklık’ temelinde adım adım büyüyecek. Kıtadaki diğer ülkelerle yapılan anlaşmalar ve başlatılan projeler ilerledikçe, diplomatik ilişkilerin yanı sıra ticari ve ekonomik ilişkiler de gelişecek.
2000’li yılların başında diplomatik temsilciliklerin sayısının artırılmasıyla yeni bir aşamaya ulaşan Türkiye’nin Afrika stratejisi, ‘güvenlik-enerji-altyapı’ modelini kıtanın geneline yayarak derinleşiyor. Türkiye artık sadece yardım eden değil, ‘stratejik ortak’ ve üçüncü bir yol sunan bir aktör profiliyle öne çıkıyor. Türkiye, Afrika’da sadece ticarete yön veren bir partner değil, kıtanın savunma ihtiyaçlarını, enerji haritasını ve lojistik ağlarını hükümetlerle birlikte tasarlayan bir ‘altyapı kurucu’ oluyor. Afrika’da birçok ülkeyle yapılan işbirlikleri, Türkiye’nin ‘jeoekonomik ağırlığını’ her geçen gün artırıyor.
Nijerya ile stratejik ve askeri işbirliği: Şubat ayında 9 yeni anlaşma imzalandı. ATAK T129 helikopteri ve çok sayıda İHA/SİHA alarak askeri modernizasyonunu Türk teknolojisiyle kurgulayan Nijerya, Türkiye’nin Batı Afrika’da ana ortağı oldu. Nijerya-Türkiye arasında ticaret hacmi hedefi 5 milyar dolar olarak güncellendi. Bu ülkede 50’den fazla Türk firması inşaat, enerji, tekstil ve imalat sektörlerinde faaliyet gösteriyor. Nijerya’da Türk müteahhitlik firmalarının iş hacminin artması bekleniyor.
Mısır ile normalleşme ve stratejik ortaklık: Türkiye-Mısır arasındaki diplomatik ilişkilerin onarılması, Doğu Akdeniz jeopolitiğini kökten değiştirecek yeni bir dönemi başlattı. Mısır’ın deniz sahasında ve karasında petrol ve gaz arama ihalesi alması ticari işbirliğini daha da artıracak. Ayrıca Afrika pazarına erişime yönelik ortak lojistik projelerin hayata geçirilmesi halinde Sahra Altı ülkelerdeki kaynakların Akdeniz’e açılması sağlanabilecek.
Etiyopya’da enerji işbirliği: Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın şubat ayında Etiyopya’ya yaptığı resmi ziyaret sırasında iki ülke arasında ‘enerji alanında işbirliğine ilişkin mutabakat zaptı’ imzalandı. Buna göre elektrik, yenilenebilir enerji alanlarında ortak projeler geliştirilecek. Hidroelektrik santrali ekipmanlarının ve elektrik türbinlerinin üretimi ve kurulumuna yönelik işbirliği yapılacak. Bu kapsamda elektrik üretim, iletim ve dağıtım sektörleri olmak üzere kamu kurumlarının ve özel şirketlerinin enerji altyapı projelerine yönelik yatırımlar desteklenecek.
Senegal ile çok kapsamlı anlaşmalar: Geçen yıl Türkiye ile Senegal arasında askeri mali işbirliği, multimedya ortak yapımı ve yükseköğretim alanında işbirliği anlaşmaları imzalandı. Ayrıca Senegalli yetkililerin Ankara’daki ASELSAN’a yaptıkları ziyaret, savunma sanayi alanında işbirliğinin yeni adımları oldu.
Stratejik kapı Tanzanya: Çevresindeki 8 ülkenin ticaret koridorunda bulunan Tanzanya ile Türkiye arasında yatırımların teşviki ve kolaylaştırılmasına ilişkin işbirliği mutabakat zaptı ile turizm, eğitim, bilim ve teknoloji alanlarında işbirliğine yönelik mutabakat zaptı imzalandı. Ayrıca şubat ayında Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) organizasyonuyla Tanzanya’ya yönelik genel ticaret heyeti programı yapıldı.
Uganda’da demiryolu ve enerji projeleri: Uganda’da 273 kilometrelik Malaba-Kampala Demir Yolu Projesi’ni Türk şirketi yürütüyor. Petrol bulunan ülkede tarım, maden, enerji, ulaşım, imalat ve IT sektörlerinde yatırım imkanları artıyor. Taşrada elektrik dağıtım ağı zayıf olan Uganda’da enerji sektörü, ülkenin ekonomik kalkınmasında kilit rol oynuyor. TİM, temmuz ayında Uganda’ya yönelik bir ticaret heyeti gerçekleştirecek.
ÖNEMLİ BAŞLIKLAR VE KAZANIMLAR
Öne çıkan bazı konular bazında Türkiye’nin ve Somali’nin/Afrika’nın kazanımları şöyle:
Enerji: Enerji arz güvenliği ve üretim paylaşım anlaşmasıyla ekonomik girdi. Somali, kendi kaynaklarını çıkarma yetkinliği ve enerji gelirleriyle devlet bütçesini güçlendirme imkanı elde ediyor.
Güvenlik: Hint Okyanusu ve Kızıldeniz girişinde stratejik varlık ve terörle mücadelede bölgesel ortakla gelişiyor. TURKSOM askeri eğitim merkezi sayesinde modernize edilmiş, terörle mücadele edebilen milli ordu kuruluyor.
Altyapı: Türk inşaat ve lojistik firmaları için pazar alanı ve iş tecrübesi. Modern limanlar, güvenli karayolları ve şehirleşme sayesinde ticaret canlanacak.
Kültür-eğitim: Yumuşak güç (soft power) denilen kültürel faaliyetler ve eğitimde işbirliği gelecekte diplomasiye ve ticarete olumlu yansıyacak. Türkiye’de eğitimle Türkçe konuşan yerel bürokrasi/teknokrat sınıfı oluşacak.
SOMALİ’DEKİ SONDAJ SAHASININ ÖZELLİKLERİ
Yer: Sondaj sahası Curad-1 adlı bölge. Saha, Mogadişu’nun yaklaşık 370 kilometre açığında yer alıyor.
Yapay zeka desteği: Geçen yıl Oruç Reis gemisi, 4 bin 464 kilometrekare alanda üç boyutlu (3D) sismik veri topladı. Sahadaki üç bloktan elde edilen verilerin yapay zeka destekli analizleri sonucunda, petrol emaresinin en güçlü olduğu noktada (Curad-1) yoğunlaştırıldı.
Derinlik: Deniz derinliği yaklaşık 3 bin 500 metre. Sondaj operasyonu deniz tabanına ulaştıktan sonra ayrıca yerin altında 3 bin 500 metre daha ilerleyecek. Toplam derinlik 7 bin 500 metreyi bulacak.
Gemi: Türkiye’nin yedinci nesil ileri teknoloji sondaj gemisi Çağrı Bey, 12 bin metreye kadar sondaj yapma imkanına sahip. Gemi, Somali’de önce kulelerini dikecek.

AFRİKA’DA ÇOK İŞİMİZ VAR
İstanbul Ticaret Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ahmet Kavas, Türkiye’nin Afrika ülkeleriyle ilişkilerinin tarihi geçmişinin göz ardı edilemeyeceğine dikkat çekti. Osmanlı Devleti’nin, 19. yüzyılın son yıllarına kadar Mısır, Habeş, Yemen ve Hicaz Eyaletleri ile bağlantı halinde her türlü tehdide karşı koruma sağladığını belirten Prof. Dr. Kavas, son dönemle ilgili olarak şunları söyledi: “Türkiye’nin 20 yılı geride bırakan Afrika’da en etkin birkaç ülkeden biri olma çabaları her geçen gün daha da iyi anlaşılıyor. Türkiye, tüm devlet kurumları ve sivil toplum kuruluşları ile var olan ve olabilecek tehditleri göğüsleyerek kıtayı bir bütün halinde gündemine aldı. 2009-2022 arasında açtığı 32 yeni büyükelçilikle en fazla diplomatik misyona sahip dördüncü ülke oldu. THY, 42 ülke ve 62 istikamete uçuyor. Afrika’da müteahhitlerimizin üstlendiği yatırımların ihale bedelleri 100 milyar doları aştı. Afrika içi ve uluslararası karar mekanizmalarında Afrikalı devletlerle ortak hareket etme, Afrika Kalkınma Bankası üyeliği, kıtanın her tarafına yayılan Maarif Vakfı okulları, 27 ülkede 243 okulda 25 binden fazla öğrenciye eğitim veriyor. Yurtdışı Türkler ve Akraba Toplulukları Başkanlığı’nın burs verdiği öğrenciler dahil üniversitelerimizde 60 bin kadar Afrikalı öğrenci eğitimlerine halen devam ediyor. Çağrı Bey gemimizin Somali açıklarında petrol arama faaliyetine başlaması, geleceğin daha da güçlü ilişkilerine bir başlangıç olacak. Son 20 yılda pek çok çevrede ‘Afrika’da ne işimiz var’ söyleminden ‘Afrika’da çok işimiz var’ kanaatinin hem Türk toplumunda hem de Afrikalı muhataplarımızda yerleştiğine şahit oluyoruz. Kalıcı, sürdürülebilir, birbirine faydalı ne varsa gündeme alınıp ilerleme için gereken hamlelere ağırlık verildiği bir süreci yaşıyoruz.”