Pazar19 Temmuz 202622:51İSTPİYASAKAPALI

İş dünyasının önceliği dezenflasyon! MÜSİAD: Seçici finansman mekanizmaları güçlendirilmeli

MÜSİAD Genel Başkanı Burhan Özdemir, iş dünyasının yılın ikinci yarısındaki temel beklentisinin dezenflasyonun sürdürülmesi, finansal koşulların öngörülebilir hale gelmesi ve seçici finansman mekanizmalarının güçlendirilmesi olduğunu söyledi.

Yayınlanma

Güncellenme

Paylaş
İş dünyasının önceliği dezenflasyon! MÜSİAD: Seçici finansman mekanizmaları güçlendirilmeli
MÜSİAD Genel Başkanı Burhan ÖzdemirFotoğraf: AA

MÜSİAD Genel Başkanı Burhan Özdemir, yılın ikinci yarısına ilişkin ekonomi beklentilerini değerlendirdi. Reel sektör açısından en kritik gündemin finansmana erişim ve finansman maliyetleri olduğunu belirten Özdemir; ihracat, teknoloji, dijital ve yeşil dönüşüm yatırımlarına yönelik seçici finansman mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

KÜRESEL EKONOMİDE BELİRSİZLİKLER KALICI HALE GELDİ

Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği Genel Başkanı Burhan Özdemir, yılın ilk yarısının küresel ekonomide belirsizliklerin kalıcı hale geldiği bir dönem olduğunu söyledi.

Jeopolitik risklerin ekonomik karar alma süreçlerinde daha fazla ağırlık kazandığını belirten Özdemir, ülkelerin yeni büyüme alanları aradığı bir sürecin yaşandığını ifade etti.

Yeni dönemde ekonomik dayanıklılık, arz güvenliği, ulusal rekabet gücü ve stratejik sektörlerde kapasite geliştirmenin ülkelerin öncelikli gündemleri arasına girdiğini kaydetti.

JEOPOLİTİK GELİŞMELER EKONOMİK DENGELERİ ETKİLİYOR

Özdemir, jeopolitik gelişmelerin artık yalnızca siyasi risk unsuru olarak değerlendirilmediğini belirtti.

Söz konusu gelişmelerin enerji arz güvenliği, lojistik maliyetleri, kritik ham maddelere erişim ve üretim maliyetleri üzerinden ekonomik dengeleri doğrudan etkilediğini söyledi.

Küresel ekonomideki bu değişimin ülkelerin yatırım, üretim ve ticaret politikalarını yeniden şekillendirdiğini ifade etti.

İş dünyasının önceliği dezenflasyon! MÜSİAD: Seçici finansman mekanizmaları güçlendirilmeli

TÜRKİYE EKONOMİSİNDE DENGELENME SÜRECİ BELİRGİNLEŞTİ

MÜSİAD Genel Başkanı Özdemir, Türkiye ekonomisi açısından yılın ilk yarısında makroekonomik dengelenme sürecinin belirginleştiğini aktardı.

Dezenflasyon süreci, rezervlerdeki toparlanma, cari dengedeki iyileşme ve finansal piyasalardaki daha dengeli görünümün yatırımcıların yakından takip ettiği göstergeler arasında yer aldığını dile getirdi.

Bu kazanımların kalıcı hale getirilmesinin ekonomik görünüm açısından önem taşıdığını vurguladı.

YÜKSEK KATMA DEĞERLİ SEKTÖRLER ÖNE ÇIKIYOR

Küresel yatırım rekabetinin hızlandığına işaret eden Özdemir, Türkiye’nin mevcut avantajlarını kalıcı rekabet gücüne dönüştürmesi gerektiğini söyledi.

Özdemir, “İleri imalat teknolojileri, dijital dönüşüm, enerji dönüşümü ve yüksek katma değerli sektörlerde kapasitenin artırılması, Türkiye’nin küresel ekonomideki konumunu güçlendirecek temel unsurlar arasında yer alıyor.” değerlendirmesinde bulundu.

Söz konusu alanlarda üretim ve yatırım kapasitesinin geliştirilmesinin Türkiye’nin rekabet gücünü destekleyeceğini belirtti.

KÜRESEL TİCARETTEKİ DÖNÜŞÜM TÜRKİYE İÇİN FIRSAT SUNUYOR

Burhan Özdemir, küresel ticarette yaşanan dönüşümün Türkiye açısından önemli fırsatlar barındırdığını ifade etti.

Bu sürecin yalnızca mevcut ihracat performansının korunması açısından değil, daha yüksek katma değerli üretim yapısına geçiş bakımından da değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Türkiye ekonomisinin performansında makroekonomik kazanımların kalıcı hale getirilmesi ve reform gündeminin destekleyici bir çerçevede ilerlemesinin belirleyici olacağını kaydetti.

FİNANSMANA ERİŞİM REEL SEKTÖRÜN EN KRİTİK GÜNDEMİ

MÜSİAD Genel Başkanı Özdemir, “Bugün reel sektör açısından en kritik gündem başlığı, finansmana erişim ve finansman maliyetleridir.” dedi.

Yüksek faiz oranları ve düşük kredi limitlerinin işletmelerin yatırım planlarını zorlaştırdığını belirtti.

Özellikle yatırım yoğun sektörlerde finansal planlamanın daha güç hale geldiğini ifade etti.

DÜŞÜK VE ÖNGÖRÜLEBİLİR ENFLASYON VURGUSU

Özdemir, kalıcı büyüme, sürdürülebilir yatırım ortamı ve rekabet gücünün temel koşulunun düşük ve öngörülebilir bir enflasyon ortamı olduğunu söyledi.

“Yüksek enflasyon, maliyet hesaplamalarını zorlaştırmakta, fiyatlama davranışlarını bozmakta ve işletmelerin uzun vadeli yatırım kararlarını sağlıklı bir zeminde almasını güçleştirmektedir.” ifadelerini kullandı.

Enflasyondaki kalıcı düşüşün iş dünyasının karar alma süreçlerini kolaylaştıracağını belirtti.

DEZENFLASYON YATIRIM ORTAMINI GÜÇLENDİRECEK

Dezenflasyon sürecinin başarısının yalnızca fiyat istikrarı açısından önemli olmadığını belirten Özdemir, ekonomik aktörlerin beklentilerinin iyileştirilmesi açısından da kritik olduğunu söyledi.

“Enflasyon beklentilerinde kalıcı bir iyileşme sağlanması, zaman içerisinde finansman koşullarının daha öngörülebilir ve sürdürülebilir hale gelmesine katkı sağlayacaktır.” dedi.

Bu sürecin yatırım ortamının yeniden güçlendirilmesine destek olacağını ifade etti.

YÜKSEK FAİZ VE DÜŞÜK KREDİ LİMİTLERİ YATIRIMI ZORLAŞTIRIYOR

Özdemir, sıkı finansal koşulların yeni yatırımlar için finansman maliyetlerini artırdığını dile getirdi.

Yüksek faizlerin işletme sermayesi ihtiyacını yükselttiğini, düşük kredi limitlerinin de şirketlerin finansmana erişimini zorlaştırdığını söyledi.

Özellikle yatırım yoğun sektörlerde uzun vadeli planlama yapmanın güçleştiğini kaydetti.

İÇ TALEPTEKİ DENGELENME BAZI SEKTÖRLERİ BASKILIYOR

İç talepteki dengelenme süreciyle bazı sektörlerde üretim hacimlerinin ve kapasite kullanım oranlarının baskı altında kalabildiğine işaret eden Özdemir, kârlılık marjlarında da gerileme yaşanabildiğini belirtti.

“Temel politika önceliği, fiyat istikrarı hedefi ile üretim kapasitesinin korunması arasında dengeli bir çerçevenin oluşturulması olmalıdır.” şeklinde konuştu.

Ekonomik politikaların üretim gücünü koruyacak şekilde tasarlanması gerektiğini vurguladı.

SIKI PARA POLİTİKASI TAMAMLAYICI ADIMLARLA DESTEKLENMELİ

MÜSİAD Genel Başkanı, sıkı para politikasının tek başına yeterli olmayacağını söyledi.

Üretken yatırımları destekleyen, arz kapasitesini güçlendiren ve ekonominin uzun vadeli büyüme potansiyelini artıran tamamlayıcı politikaların uygulanması gerektiğini belirtti.

Finansman politikalarının verimlilik ve rekabet gücü odaklı bir çerçevede yürütülmesinin önemine dikkati çekti.

GENEL KREDİ GENİŞLEMESİ YERİNE SEÇİCİ FİNANSMAN

Özdemir, finansman imkanlarında önceliğin genel bir kredi genişlemesine verilmemesi gerektiğini ifade etti.

Kaynakların ekonomik verimliliği ve rekabet gücünü artıran stratejik alanlara yönlendirilmesinin daha doğru olacağını belirtti.

İhracata yönelik üretim, teknoloji yatırımları, dijital dönüşüm, yeşil dönüşüm ve yüksek katma değerli üretimin öncelikli alanlar olması gerektiğini söyledi.

SEÇİCİ FİNANSMAN MEKANİZMALARI GÜÇLENDİRİLMELİ

Özdemir, “İhracata yönelik üretim, teknoloji yatırımları, dijital dönüşüm, yeşil dönüşüm, yüksek katma değerli üretim ve verimlilik artırıcı projeler için seçici finansman mekanizmalarının güçlendirilmesi, Türkiye ekonomisinin uzun vadeli rekabetçiliği açısından kritik olacaktır.” dedi.

Bu mekanizmaların reel sektörün yatırım kapasitesini destekleyeceğini ifade etti.

Finansmanın stratejik sektörlere yönlendirilmesinin Türkiye’nin küresel rekabet gücünü artıracağını kaydetti.

EKONOMİ POLİTİKALARI BÜTÜNLÜK İÇİNDE İLERLEMELİ

Burhan Özdemir, para politikası, maliye politikası ve yapısal reformların birbirini tamamlayan bir bütünlük içinde ilerlemesi gerektiğini söyledi.

Türkiye ekonomisinin uzun vadeli hedefinin enflasyonu kalıcı şekilde düşürürken üretim gücünü, ihracat kapasitesini ve yatırım dinamizmini korumak olduğunu belirtti.

Dengeli bir ekonomik yapının oluşturulması için politika koordinasyonunun önem taşıdığını vurguladı.

İŞ DÜNYASININ YILIN İKİNCİ YARISI BEKLENTİSİ

Özdemir, “Önümüzdeki dönemde iş dünyasının temel beklentisi, dezenflasyon sürecinin kararlılıkla sürdürülmesi, finansal koşulların daha öngörülebilir hale gelmesi ve reel sektörün yatırım kapasitesini destekleyecek seçici finansman mekanizmalarının güçlendirilmesidir.” dedi.

İş dünyasının yatırım ve üretim kararları açısından öngörülebilirliğe ihtiyaç duyduğunu belirtti.

Reformların ve destekleyici finansman araçlarının ekonomik büyümeye katkı sağlayacağını ifade etti.

KÜRESEL YATIRIM MERKEZİ HEDEFİ DÖNÜŞÜM PROGRAMI OLARAK ELE ALINMALI

Özdemir, Türkiye’nin küresel yatırım merkezi olma hedefinin yalnızca daha fazla uluslararası sermaye çekme perspektifiyle değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi.

Bu hedefin, küresel değer zincirlerinde daha yüksek katma değerli bir konuma ulaşmayı amaçlayan kapsamlı bir ekonomik dönüşüm programı olarak ele alınması gerektiğini vurguladı.

Türkiye’nin üretim yapısının teknoloji ve katma değer ekseninde geliştirilmesinin önemine dikkati çekti.

YATIRIM EKOSİSTEMİNDE GÜVEN VE ÖNGÖRÜLEBİLİRLİK

Öngörülebilir, rekabetçi ve güven veren bir yatırım ekosisteminin güçlendirilmesi gerektiğini belirten Özdemir, makroekonomik istikrarın bu ekosistemin temelini oluşturduğunu söyledi.

Yapısal reformlarla desteklenen güçlü kurumların ve etkin işleyen piyasa mekanizmalarının önemini vurguladı.

Bu unsurların Türkiye’nin küresel sermaye açısından uzun vadeli cazibesini belirleyeceğini ifade etti.

TEKNOLOJİ VE İNSAN KAYNAĞI KÜRESEL REKABETTE BELİRLEYİCİ

MÜSİAD Genel Başkanı, Türkiye’nin küresel yatırım merkezi olma hedefindeki başarısının teknoloji, insan kaynağı ve sürdürülebilir üretim ekseninde bütüncül bir yaklaşıma bağlı olduğunu belirtti.

Gelecek dönemde yalnızca güçlü üretim kapasitesine sahip ülkelerin öne çıkmayacağını söyledi.

Teknoloji geliştiren, veriyi etkin kullanan ve reel ekonomiye faydalı yenilikler üreten ülkelerin küresel rekabette avantaj sağlayacağını kaydetti.

KÜRESEL YATIRIM KARARLARININ DİNAMİKLERİ DEĞİŞİYOR

Özdemir, ABD-Çin rekabetinin derinleşmesinin küresel yatırım kararlarını etkilediğini ifade etti.

Avrupa Birliğinin stratejik sektörlerde daha seçici sanayi politikaları uygulaması, kritik ürünlerde arz güvenliğinin öne çıkması ve üretim merkezlerinin yeniden konumlanmasının da yatırım dinamiklerini değiştirdiğini söyledi.

Şirketlerin maliyet dışında stratejik güven ve operasyonel sürekliliği de dikkate aldığını belirtti.

TÜRKİYE’NİN KÜRESEL EKONOMİDEKİ AĞIRLIĞI ARTABİLİR

Küresel şirketlerin yatırım ve üretim kararlarını uzun vadeli dayanıklılık perspektifiyle aldığını belirten Özdemir, öngörülebilir politikaların önemine işaret etti.

“Öngörülebilir politikaların, uzun vadeli yatırım perspektifi ve yapısal dönüşümü destekleyen reformlarla güçlendirilmesi halinde ülkemizin küresel ekonomideki ağırlığının daha da artacağına inanıyoruz.” dedi.

Türkiye’nin uygun politikalarla küresel değer zincirlerinde daha güçlü konuma gelebileceğini söyledi.

YILIN İKİNCİ YARISINDA DAHA DENGELİ EKONOMİ BEKLENTİSİ

Burhan Özdemir, yılın ikinci yarısında küresel belirsizliklerin devam edeceğini ancak daha dengeli bir ekonomik döneme girilebileceğini belirtti.

Dezenflasyon süreci, finansal koşullardaki kademeli normalleşme ve makroekonomik dengelenmeyle öngörülebilirliğin artmasını beklediklerini söyledi.

Büyüme görünümünde daha dengeli bir ekonomik kompozisyon öngördüklerini ifade etti.

UZUN VADELİ YATIRIM FİNANSMANI GELİŞTİRİLMELİ

Özdemir, ekonomi yönetiminden üretim kapasitesini koruyan, ihracatın rekabet gücünü artıran ve özel sektör yatırımlarını destekleyen politikalar beklediklerini söyledi.

Uzun vadeli yatırım finansmanının geliştirilmesini kritik öncelikler arasında gösterdi.

İhracat finansmanı mekanizmalarının güçlendirilmesi ve üretken yatırımlar için teşvik imkanlarının artırılması gerektiğini dile getirdi.

KOBİ’LERİN FİNANSMANA ERİŞİMİ KOLAYLAŞTIRILMALI

MÜSİAD Genel Başkanı, KOBİ’lerin finansmana erişiminin kolaylaştırılmasının ekonomik büyüme açısından önem taşıdığını belirtti.

Finansman ve teşvik imkanlarının üretken yatırımlara yönlendirilmesini istedi.

KOBİ’lerin yatırım, üretim ve ihracat kapasitelerinin desteklenmesinin Türkiye’nin rekabet gücüne katkı sağlayacağını söyledi.

YABANCI YATIRIMDA POLİTİKA ÖNGÖRÜLEBİLİRLİĞİ ÖNEMLİ

Özdemir, yabancı yatırım açısından makroekonomik istikrar ve politika öngörülebilirliğinin belirleyici olmaya devam edeceğini kaydetti.

“Büyüme görünümünde yılın ikinci yarısında daha dengeli bir ekonomik kompozisyon öngörüyoruz.” dedi.

Yatırımcı güveninin güçlendirilmesi için reform gündeminin kararlılıkla sürdürülmesi gerektiğini ifade etti.

ÜRETİM, YATIRIM VE İHRACAT DENGESİ KORUNMALI

Özdemir, iş dünyasının beklentisinin fiyat istikrarını kalıcı biçimde tesis ederken üretim, yatırım ve ihracat arasındaki dengenin gözetilmesi olduğunu belirtti.

Bu politika çerçevesinin kararlılıkla sürdürülmesinin önemine dikkati çekti.

Makroekonomik istikrarın güçlenmesiyle Türkiye’nin uluslararası yatırımcılar açısından cazibesinin artacağını söyledi.

SÜRDÜRÜLEBİLİR BÜYÜME PATİKASI GÜÇLENDİRİLEBİLİR

Burhan Özdemir, makroekonomik istikrarın kalıcı hale gelmesi ve reform gündeminin sürdürülmesi halinde Türkiye’nin küresel değer zincirlerinde daha güçlü bir konuma ulaşabileceğini ifade etti.

Bu gelişmelerin ülkenin uluslararası yatırımcılar nezdindeki cazibesini artıracağını belirtti.

Türkiye’nin sürdürülebilir büyüme patikasını sağlamlaştırabileceğine inandıklarını kaydetti.

METE DİRİCE

METE DİRİCE

İstanbul Ticaret Gazetesi – Genel Yayın Yönetmeni

Yorumlar

Yorum yazmak için .

Yorumlar yükleniyor…