İstanbul Ticaret Üniversitesi Çevre ve Doğa Bilimleri Uygulama ve Araştırma Merkezi ile Mimarlık ve Tasarım Fakültesi Tekstil ve Moda Tasarımı Bölümü işbirliğiyle düzenlenen ‘Ekolojik Tekstil ve Yavaş Moda Çalıştayı’, akademi, sektör ve sivil toplum temsilcilerini bir araya getirdi. Üç gün süren çalıştayda, tekstil ve hazır giyim sektörünün ekolojik etkileri sürdürülebilirlik perspektifiyle ele alındı.
Mimarlık ve Tasarım Fakültesi Dekan Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Sacide Akın, ekolojiye saygının yalnızca tekstil ya da mimarlık alanıyla sınırlı kalmaması gerektiğini belirterek, “Bu yaklaşım yaşamın tüm alanlarına yayılmalı. Gençlerin bu bilinçle yetişmesi, sürdürülebilir gelecek açısından kritik” dedi.
EKOLOJİK BOYUTU
Çevre ve Doğa Bilimleri Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. İdris Oğurlu da giyim ihtiyacını karşılarken çevreye ve insana zarar verilebildiğine dikkat çekerek, “Pamuk üretiminde aşırı su ve pestisit kullanımı, ekosistem üzerinde ciddi tahribat yaratıyor” uyarısında bulundu.
“Tekstil ve hazır giyim sektörü, dünyanın en hızlı üretim ve tüketim alanlarından biri” diyen Tekstil ve Moda Tasarımı Bölüm Başkanı Doç. Dr. Irmak Bayburtlu Çetinsoy ise bu hızın çevresel sorunları da beraberinde getirdiğini söyledi.
SONUÇ BİLDİRGESİ
Değerlendirmelerin ardından hazırlanan ve kamuoyuyla paylaşılan sonuç bildirgesinde öne çıkan tespitler ve kararlar şu şekilde sıralandı:
Tekstil ve hazır giyim sektöründe aşırı üretim ve ölçüsüz tüketim, doğal kaynaklar üzerinde ciddi baskı oluşturuyor. Üretim-tüketim-ihtiyaç dengesi yeniden kurulmalı.
Geri dönüşüm altyapıları yeterli değil. Ürün yaşam döngüsünün uzatılması, yeniden kullanım, azaltma ve yeniden satış gibi yöntemlerle kapalı döngü sistemleri geliştirilmeli.
Yavaş moda sektör için yeni bir kavram olmakla birlikte giderek zorunluluk haline geldi. Takas, kiralama ve sertifikalı üretim gibi yöntemlerle moda daha sorumlu bir yapıya kavuşabilecek.
Ozon, lazer ve ultrasonik yıkama gibi teknolojiler su ve enerji tüketimini azaltmada etkili. Otomasyon sistemleri düşük maliyetli ekolojik çözümler için önemli bir alternatif sunuyor.
Çocuk işçiliği, kadın emeği ve çalışma koşulları gibi sosyal sürdürülebilirlik başlıkları, uluslararası regülasyonlarla daha güçlü şekilde ele alınmalı.