Dolar 2026’ya zayıf girdi! 22 yılın en kötü performansı

ABD Doları, Fed'in faiz indirim beklentileriyle 2025'i son 22 yılın en kötü performansıyla tamamladı. Analistler 2026'da da zayıflamanın sürmesini beklerken, ‘fazla iyimser’ piyasa beklentileri ve jeopolitik riskler nedeniyle yaşanabilecek ‘ters rüzgara’ karşı da uyarıyor.

Giriş: 02.01.2026 - 09:39
Güncelleme: 02.01.2026 - 10:16
Dolar 2026’ya zayıf girdi! 22 yılın en kötü performansı

ABD Doları, 2025 yılını son 22 yılın en zayıf performansıyla tamamlayarak küresel piyasalarda güç dengelerinin yeniden şekillendiği bir dönemin sinyalini verdi. ABD Merkez Bankası’nın (Fed) faiz indirimlerine gideceği beklentisinin piyasalar tarafından güçlü bir şekilde satın alınmasıyla değer kaybeden doların, 2026’da da zayıf seyrini sürdürmesi öngörülürken, analistler olası bir ‘ters rüzgara’ karşı yatırımcıları uyarıyor.


2025’TE SERT DÜŞÜŞ  
2025 yılı, dolar için adeta bir fırtına sonrası sessizlikten, sert bir düşüşe geçiş yılı oldu. Dolar Endeksi (DXY), 2003'ten bu yana en sert yıllık düşüşünü kaydederek yüzde 10'a yakın değer kaybetti. Bu tarihi gerilemenin arkasındaki ana katalizör, Fed'in enflasyonla mücadelede sona yaklaştığı ve 2026'da agresif faiz indirimlerine başlayacağı beklentisinin piyasalar tarafından neredeyse kesin olarak fiyatlanması oldu. 


Yatırımcılar, Fed’in ‘şahin’ duruşunu terk edeceği ve Avrupa Merkez Bankası (ECB) gibi diğer büyük merkez bankalarıyla arasındaki faiz makasının daralacağı senaryosuna pozisyon aldı. Bu durum, doların küresel çapta cazibesini önemli ölçüde azalttı.


2026’DA DÜŞÜŞ BEKLENTİSİ
Uluslararası yatırım bankaları ve finans kuruluşlarının 2026 yılı raporlarında, dolar için ‘temkinli negatif’ bir görüş hakim. UBS ve Morningstar gibi kurumların analizlerine göre, 2025'te ABD ekonomisinin diğer gelişmiş ekonomilerden pozitif ayrıştığı ‘Amerikan istisnacılığı’ temasının 2026’da zayıflaması bekleniyor.


Avrupa ve Japonya gibi ekonomilerdeki potansiyel toparlanma emareleri, bu bölgelerin para birimleri olan Euro ve Yen'i dolara karşı yatırımcılar için daha cazip hale getiriyor. Analistler, ECB'nin Fed'e kıyasla faiz indirimlerinde daha yavaş davranabileceğini, Japonya Merkez Bankası'nın (BoJ) ise ultra gevşek para politikasından çıkış sinyalleri verebileceğini öngörüyor. Bu politika ayrışması, dolar üzerindeki aşağı yönlü baskıyı sürdürecek ana faktör olarak görülüyor.  


GELİŞEN PİYASALAR VE EMTİA İÇİN FIRSAT
Zayıflayan bir dolar senaryosu, küresel yatırımcılar için de yeni fırsat pencereleri aralıyor. Analistlere göre gelişmekte olan piyasalar, dolardaki değer kaybından en olumlu etkilenecek varlık sınıfı olarak öne çıkıyor. Doların zayıflaması, bu ülkelerin dolar cinsinden borç yükünü hafifletirken, yerel para birimlerinin değerlenmesine ve yabancı sermaye girişlerinin hızlanmasına zemin hazırlıyor. Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerin varlıkları, bu konjonktürde yabancı yatırımcılar için daha çekici hale gelebilir.

Benzer şekilde, başta altın, gümüş ve petrol olmak üzere emtia piyasaları da zayıf dolardan destek buluyor. Fiyatları dolar cinsinden belirlenen emtia, doların değer kaybetmesiyle diğer para birimlerini kullanan alıcılar için ucuzluyor ve bu durum talebi artırarak fiyatlarda yeni bir ralli potansiyeli yaratıyor.


TERS RÜZGAR ESEBİLİR Mİ?
Ancak 2026'da doların değerinin düşüşü için aksi senaryolar da mevcut. Analistlere göre bunun için en önemli nokta, piyasanın Fed'in faiz indirimleri konusunda ‘fazla iyimser’ olması. Eğer ABD'de enflasyon beklenenden daha yapışkan kalır ve Fed, piyasaların öngördüğü kadar hızlı veya derin bir faiz indirimi yapmazsa, dolarda sert bir yukarı yönlü hareket görülebilir. ‘Kısa dolar’ pozisyonlarının piyasada giderek popüler hale gelmesi, olası bir ters rüzgarda ‘short squeeze’ (açığa satışları kapatma telaşı) riskini de beraberinde getiriyor.

Ayrıca, küresel ölçekte yaşanabilecek ani bir jeopolitik kriz, yatırımcıların her zaman olduğu gibi ‘güvenli liman’ olarak gördüğü dolara olan talebi yeniden patlatabilir. Bu nedenle uzmanlar, 2026'da ana senaryonun zayıf bir dolar olsa da yolculuğun oldukça dalgalı ve sürprizlere açık olacağı konusunda hemfikir.


Dolar 2026’ya zayıf girdi! 22 yılın en kötü performansı

Ekonomist Hikmet Baydar


‘DOLARDAN KAÇIŞ’ EĞİLİMİ 
Ekonomist Hikmet Baydar, İstanbul Ticaret'e yaptığı değerlendirmede, doların son 22 yılın en kötü performansını sergilemesinin ardında yapısal ve politik nedenlerin yattığını belirtti. Baydar’a göre, ABD'nin çevrilemez hale gelen borç stoku ve agresif dış politikası, başta merkez bankaları olmak üzere küresel yatırımcıları dolardan ve ABD tahvillerinden altına yöneltti. Bu ‘dolardan kaçış’ eğilimi, doların zayıflamasının ana nedeni olarak öne çıkıyor.


Baydar, Fed’in faiz indirimlerine devam edeceği beklentisinin de bu zayıflama eğilimini beslediğini vurguladı.


EN ÖNEMLİ FAKTÖR: YENİ FED BAŞKANI
Baydar, 2026'da dolardaki zayıflama eğiliminin devam edebileceğini öngörürken, en kritik faktör olarak mayıs ayında değişmesi beklenen Fed başkanlığını işaret etti. Baydar, “Yeni adayların Trump'ın çizgisinde hareket etme ihtimalinin yüksekliği nedeniyle 2026 yılında dolar daha da değersiz olabilir” dedi. 


Fed’in faiz indirimlerine devam etmesi, ancak Avrupa Merkez Bankası'nın (ECB) bu adıma direnmesi durumunda, Euro/dolar paritesinde Euro’nun güçlenerek 1.20 seviyelerinin test edilebileceğini belirten Baydar, “Diğer ülkeler faiz indirmezse doların değeri düşebilir” dedi.


RİSK İŞTAHI KRİTİK
Zayıf doların gelişmekte olan piyasalar için bir fırsat yaratabileceğini kaydeden Baydar, bunun için küresel risk iştahının artmasının kritik olduğunu söyledi. Baydar, “Jeopolitik risklerin azalması, risk iştahının artmasını tetikleyebilir. Burada ayrıca Türkiye'nin notunun yükselmesi ihtimali, Türkiye'nin pozitif yönde ayrışmasını sağlayabilir” diye konuştu.


EMTİADA BELİRLEYİCİ ARZ OLACAK
Baydar, dolardaki düşüşün emtia fiyatlarında bir ralli başlatma ihtimaline karşı ise temkinli yaklaştı. Son dönemde altın, bakır ve platindeki yükselişlerin daha çok arz sıkıntısı haberlerinden kaynaklandığına dikkat çeken Baydar, “2026 yılında büyüme konusunda pozitif yönde beklentiler oluştukça emtia fiyatlarında yukarı yönlü baskı artabilir. Ancak arz haberleri son derece önemli olacaktır. Arz artışı fiyatları ciddi şekilde düşürebilir” diyerek, ana konunun arz-talep dengesi olacağının altını çizdi.


DOLARIN HAKİMİYETİ DEVAM EDİYOR 
Analistlere göre, 2025 yılı boyunca sıkça gündeme gelen ‘dedolarizasyon’ (dolardan uzaklaşma) söylemi, büyük ölçüde bir tartışmadan ibaret kaldı. Uluslararası Finans Enstitüsü (IIF) Marcello Estevão, İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana finans dünyasında devam eden dolar hakimiyetinin yapısal temellerinin sağlam olduğunu vurguluyor. IIF analistlerinin yaptığı değerlendirmelerde, “Derin ve likit piyasalar, ABD finans kurumlarının küresel erişimi ve eşsiz güvenli varlık arzı, doların hakimiyetinin yapısal temelini sağlam tutuyor” ifadelerine yer verildi. Uzmanlar, küresel emeklilik fonları ve sigorta şirketleri için kritik olan ABD Hazine tahvillerine yönelik özel yabancı yatırımcı talebinde de bir azalma belirtisi görülmediğinin altını çiziyor.


ALTIN ALIMLARI DOLAR ALEYHİNE DEĞİL
Son dönemde altın fiyatlarındaki ralli, ‘dedolarizasyon’ tartışmalarını alevlendirse de uzmanlar bu durumun doların hakimiyetini sarstığı anlamına gelmediğini belirtiyor. IIF ekonomistlerine göre, altın fiyatlarındaki yükseliş, merkez bankalarının portföylerindeki altının değerini ‘mekanik olarak’ artırarak dolar varlıklarının payını oransal olarak düşürdü. 

Çin ve Rusya gibi ülkelerin rezervlerini çeşitlendirmesine rağmen çoğu merkez bankasının altın birikiminin ‘dolar varlıkları pahasına gerçekleşmediği’ vurgulanıyor. TD Securities analistleri de dedolarizasyon etrafında birçok ‘efsane’ olduğunu, ancak bazı yatırımcıların portföylerindeki ABD Doları varlıklarının değerinin aşınabileceği endişesiyle temkinli kalmaya devam edebileceğini belirtiyor.