Suudi Arabistan Enerji Bakanı Prens Abdulaziz bin Salman, küresel petrol arzındaki aksaklıkların yanı sıra OPEC içinde yaşanan ayrışmayla karşı karşıya kaldı. Körfez’deki savaşın petrol ihracatını sekteye uğratması, üretici ülkelerin yedek kapasite kullanımını da sınırlarken, OPEC içindeki dengeleri etkiledi.
BAE’DEN ŞOK AYRILIK
Geçtiğimiz hafta, OPEC'in dördüncü büyük üreticisi olan Birleşik Arap Emirlikleri'nin, krallığınkinden sonraki en büyük yedek kapasiteyi de beraberinde götürerek gruptan aniden ayrılması, titiz diplomasi anlayışından giderek tek taraflı karar almaya doğru evrilen ilk Suudi petrol bakanı için zorlu bir sınav teşkil ediyor.
Rice Üniversitesi Baker Enstitüsü'nden Jim Krane, "Birleşik Arap Emirlikleri yıllardır OPEC içinde huzursuzluk çıkarıyordu ve kota konusunda hiçbir zaman adil bir şekilde dinlenmedi. Şimdi ise yaptıklarının sonuçlarıyla yüzleşmek zorunda kaldı" dedi.
SUUDİ ARABİSTAN’IN GÜCÜ VE ETKİSİ
ABS olarak da bilinen Prens Abdulaziz'in OPEC+'taki gücü, Suudi Arabistan'ın devasa petrol rezervlerinden ve yedek kapasitesinden kaynaklanmaktadır. Geçmişteki enerji bakanlarından farklı olarak, kendisi fiili yönetici olan üvey kardeşi Veliaht Prens Muhammed bin Salman tarafından desteklenen bir kraliyet ailesi üyesidir.
ABS, 2020'de Moskova'nın talebin düşmesiyle üretimi azaltmayı başlangıçta reddetmesi üzerine Rusya ile bir fiyat savaşı başlattı ve kazandı; daha sonra bir Suudi belgeselinde şunları söyledi: "Bu, var olmak ya da olmamak meselesiydi - bu sektörün patronu kim."
KONTROL ZORLAŞIYOR
Hürmüz Boğazı yeniden açılır ve Körfez petrol üretimi normale dönerse, geçen yıl OPEC üretiminin yüzde 12'sini oluşturan kısıtlamalardan kurtulmuş bir BAE, Suudi prensin artık kontrol edemeyeceği bir değişkeni temsil edecektir.
TARTIŞMAYA AZ YER KALDI
Suudi yetkililer, OPEC+'ın daha küçük üreticilerinin bakanlarını, toplantılardan bir gün önce nihai anlaşma hakkında bilgilendiriyorlar. Delegelerden biri, yakın zamanda yapılan bir toplantıda önce Rusya'dan Alexander Novak'ın, ardından gönüllü üretim kesintilerine bağlı diğer altı ülkenin temsilcilerinin arandığını ve görüşmelerin toplamda yarım saatten az sürdüğünü belirtti.
Birçok delege, Suudi Arabistan'ın üretim kesintilerinin yükünü en çok çeken ülke olduğunu kabul etti. Bununla birlikte, önemli kararlar konusunda istişare eksikliğinin geçmiş uygulamalardan rahatsız edici bir sapma olduğu ifade edildi.
REKABET VE GERİLİM
Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri arasındaki jeopolitik rekabet, yılın başında Yemen'de Riyad ve Abu Dabi tarafından desteklenen karşıt gruplar arasında çatışmaların patlak vermesiyle doruk noktasına ulaştı.
OPEC içindeki uzun süredir devam eden petrol anlaşmazlığı, Abu Dabi'nin daha yüksek üretim kotası talep etmesiyle 2021'de doruk noktasına ulaşmıştı. Günde 300.000 varillik bir artışı güvence altına alan anlaşma, ancak şikayetlerin kamuoyuna açıkça dile getirilmesinin ardından sağlanabildi.
Birleşik Arap Emirlikleri Enerji Bakanı Suhail al-Mazrouei o dönemde Sky News Arabia'ya verdiği demeçte, "Daha fazla adaletsizliği ve fedakarlığı kabul etmek mantıksız; sabırlı olduk" demişti.
GENİŞLEYEN KAYIPLAR
Petrol piyasaları için, Hürmüz Boğazı fiilen kapalı kaldığı sürece, BAE'nin OPEC'ten çıkışı ve üretim hedefleri sınırlı etki yaratıyor. Irak ve Kuveyt ihracatlarında en büyük kayıpları yaşarken, Birleşik Arap Emirlikleri Umman Körfezi üzerinden bir miktar tedariki sürdürmeyi başardı.
Suudi Arabistan ise İran-Irak savaşı sırasında 1981'de inşa edilen bir boru hattı aracılığıyla ihracatının yüzde 60-70'ini Kızıldeniz'e yönlendirmeyi başardı.
KAPASİTE YARIŞI
BAE'nin 2027'den sonra kapasitesini yüzde 20 daha artırarak 6 milyon varil/güne çıkarmaya hazır olduğu belirtilirken, bu durum Suudi Arabistan’ın üretim kontrolünü sağlama çabalarına meydan okuma olarak değerlendiriliyor.