Ramazan ayının en zarif sembollerinden biri olan mahyalar, yüzyıllardır minareler arasında ışıkla anlam buluyor. Osmanlı’dan beri sürdürülen bu geleneğin son temsilcilerinden Kahraman Yıldız, 50 yılı aşkın deneyimiyle klasik mahya sanatını ayakta tutan birkaç ustadan biri. Yıldız, üç kişilik ekibiyle bu yıl İstanbul, Bursa ve Edirne’deki selatin camilere toplam 38 yazı hazırlayarak, gökyüzünü Ramazan boyunca inci gerdanlıklarla süsleyecek.
Elektrikli mahyanın doğuşu
Mahyanın tam olarak hangi tarihte ortaya çıktığı bilinmese de en görkemli hâline III. Ahmed döneminde ulaştığı biliniyor. İlk mahyanın Sultanahmet Camii’ne asıldığı tarih kayıtlarında yer alırken, elektrikli mahyaya geçişin hikâyesi ise ustalardan ustalara aktarılarak günümüze gelmiş durumda. Yıldız, ustası Hacı Ali Ceyhan’dan öğrendiği bu geçişi şöyle anlatıyor: “Ustam, yağ kandilleriyle mahya yapılırken maliyetin artması üzerine elektrikli mahyayı önermiş. Kısa sürede kabul görmüş ve gelenek böyle devam etmiş.”
Hava şartlarıyla mücadele
Vakıflar Genel Müdürlüğü’nde 42 yıl mahya ustabaşı olarak görev yapan Yıldız, emekli olduğu halde mesleğine devam ediyor. Ancak işlerinin en zorlu yanının hava şartları olduğunu özellikle vurguluyor: “Geçtiğimiz günlerde Bursa’da 70 kilometreye ulaşan rüzgâr vardı, çok zorlandık. Mahyacılık böyle bir iş; gökyüzüyle uğraşıyorsunuz.” Mahya hazırlık süreci, her yıl Diyanet İşleri Başkanlığı’nın Ramazan temasını belirlemesiyle başlıyor. Ardından Vakıflar Bölge Müdürlüğü ve müftülüklerle koordineli şekilde çalışma yürütülüyor.

Ayasofya’ya takılan i̇lk mahya
Ayasofya’ya tarihte ilk mahyayı asan kişinin kendisi olduğunu belirten Yıldız, yaşadığı zorlu süreci şöyle anlatıyor: “Ayasofya’nın iki minaresi arasındaki mesafe 70 metreye yakın. Tek şerefeli olduğu için kurulum çok zor. Osmanlı döneminde denenmiş ama başarılamamış. Biz üçer metrelik harflerle özel bir sistem geliştirdik ve muvaffak olduk. Dört yıldır Ayasofya’da mahya yanıyor. Sadece ‘La İlahe İllallah’ yazıyor. Bu sene Sultanahmet Camii’ne de ‘Muhammedün Resulullah’ yazarak tevhidi tamamlamış olacağız.”
500’e varan ampul kullanımı
Yazılarımızda kimi zaman 500’e varan ampul kullanırız. Yeni Cami’ye en son yazdığım ‘Camiye gel huzur bul’ yazısı için 250 ampul kullandım.
Dijital mahya sanat değil
Klasik mahya ağır bir iş ve kimse icra etmek istemiyor bu görevi. Bu nedenle ağırlıklı olarak camilerimizde dijital mahyalar var artık. Ancak bunlara sanat diyemeyiz.
Önce çelik halatlar kuruluyor
Mahya asmadan önce çelik halatları kurarız. Yazıyı bu çelik halatlar vesilesiyle yazarız. Süreç içinde patlayan ampulleri sürekli kontrol eder ve patlayan ampul olursa yazıyı perde gibi çekip ampulü değiştiririz.
Sosyal etkisi var
Üsküdar’da geçen gün bir yazı yazdım; ‘Güler yüz sadakadır’. Aşağı indim baktım, bir kız arkadaşıyla gülüyor. “Niye gülüyorsunuz?” dedim. “Güler yüz sadakaymış ya” dediler. Yani insanlar oradan bir feyiz, bir mesaj alıyorlar.