10 yılda 55 milyar dolar katkı! Hürmüz düğümüne Kalkınma Yolu çözümü
Hürmüz Boğazı ve Babülmendep hattında süren güvenlik riskleri, Irak’ın Fav Limanı’nı Türkiye üzerinden Avrupa’ya bağlayacak Kalkınma Yolu Projesi’nin stratejik önemini artırdı. Bölge ülkeleri alternatif güzergahlara yönelirken, projenin Türkiye ekonomisine yılda 5.5 milyar dolar katkı sağlaması bekleniyor.

Orta doğu’da devam eden çatışmalar, küresel ticaretin en kritik geçiş noktalarını baskı altına alırken, alternatif ulaştırma koridorlarının önemi daha da arttı. Hürmüz Boğazı’ndaki gemi trafiği savaş öncesi seviyelerin oldukça altında seyrediyor. Kpler verilerine göre 11 ağustos’ta Hürmüz Boğazı’ndan yalnızca 8 gemi geçti. Çatışmalar öncesinde günlük geçiş sayısı 130-140 civarındaydı.
Öte yandan, Kızıldeniz’in giriş kapısı olan Babülmendep Boğazı’nda da güvenlik endişeleri sürüyor. Son dönemde ticaret gemilerine ve enerji tesislerine yönelik saldırılar, uluslararası taşımacılıkta risk algısını artırdı. Bölgedeki saldırılar nedeniyle çok sayıda gemi Süveyş Kanalı yerine Ümit Burnu rotasını tercih ederken, sefer süreleri ve maliyetler de yükseldi.
ENERJİ TİCARETİ AÇISINDAN ÖNEMLİ
Hürmüz Boğazı, dünya enerji ticaretinin en önemli geçiş noktalarından biri olmayı sürdürüyor. Uluslararası Enerji ajansı verilerine göre 2025 yılında boğazdan günlük yaklaşık 20 milyon varil ham petrol ve petrol ürünü taşındı. Bu miktar, deniz yoluyla gerçekleştirilen küresel petrol ticaretinin yaklaşık dörtte birine karşılık geliyor. Uluslararası denizcilik Örgütü de temmuz ayında yaptığı açıklamada, Kızıldeniz’de yeniden artan saldırıların seyrüsefer güvenliği ve küresel tedarik zincirleri açısından ciddi risk oluşturduğu uyarısında bulundu.
ALTERNATİF ARAYIŞI
Pandemi sonrasında kırılgan hale gelen küresel tedarik zincirleri, jeopolitik gerilimlerle birlikte yeni bir dönüşüm sürecine girdi. Bu nedenle ticaretin yalnızca maliyet ve süre üzerinden değil, güvenlik ve süreklilik kriterleri üzerinden de değerlendirilmeye başlanması alternatif güzergahların önemini artırdı.
Bu süreçte Irak’ın güneyindeki Fav Limanı’ndan başlayarak türkiye üzerinden avrupa’ya uzanması planlanan Kalkınma Yolu Projesi, bölgenin en önemli lojistik yatırımlarından biri olarak görülüyor.
STRATEJİK BİR İHTİYAÇ
İstanbul Ticaret Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Ilıcalı, yaşanan gelişmelerin türkiye’nin ulaştırma ve lojistikteki stratejik konumunu daha da güçlendirdiğini söyledi. alternatif ticaret koridorlarının artık ekonomik bir tercih olmaktan çıktığını belirten Ilıcalı, “Hürmüz Boğazı kaynaklı kırılganlık nedeniyle alternatif ticaret koridorlarının geliştirilmesi ve çeşitlendirilmesi, uluslararası ulaştırma politikalarının temel önceliklerinden biri haline geldi” dedi.
Küresel ticaretin artık yalnızca mesafe ve maliyet üzerinden değerlendirilemeyeceğini vurgulayan Prof. dr. Ilıcalı, güvenlik, süreklilik ve güzergah çeşitliliğinin de ticaretin geleceğini belirleyen temel unsurlar arasında yer aldığını kaydetti. Küresel ticaretin artık yalnızca mesafe ve maliyet üzerinden değerlendirilemeyeceğini ifade eden Ilıcalı, güvenlik, süreklilik ve güzergah çeşitliliğinin de ticaretin geleceğini belirleyen temel unsurlar arasında yer aldığını hatırlatarak, şunları söyledi: “Bugün uluslararası ticaret açısından bir hattın sadece hızlı veya ekonomik olması yeterli değil. O hattın kriz dönemlerinde çalışmaya devam edebilmesi, yük akışının kesintiye uğramaması ve alternatif güzergahlarla desteklenebilmesi gerekiyor. Hürmüz Boğazı’nda yaşanan her gerilim, bu ihtiyacı daha görünür hale getiriyor.”
Türkiye’nin asya ile avrupa arasında doğal bir lojistik köprü konumunda olduğunu vurgulayan Prof. dr. Ilıcalı, mevcut ulaştırma altyapısının kriz dönemlerinde önemli avantaj sağladığını belirtti.
TÜRKİYE’NİN LOJİSTİK MERKEZ HEDEFİ
Kalkınma Yolu’nun yalnızca yeni bir taşımacılık hattı olmadığını dile getiren Prof. dr. Ilıcalı, projenin türkiye’yi transit ülke konumunun ötesine taşıyabileceğini söyledi. demiryolu, karayolu, limanlar, lojistik merkezler ve gümrük sistemlerinin entegre biçimde çalışmasının önemine dikkat çeken Ilıcalı, Marmaray, Bakü-tiflis-Kars demiryolu ve liman yatırımlarının bu süreçte önemli avantaj sunduğunu kaydetti. Prof. dr. Ilıcalı, şöyle konuştu: “Kalkınma Yolu, Körfez ülkeleri ile avrupa arasında kesintisiz kara ve demiryolu bağlantısı sağlayacak. Hürmüz Boğazı’ndaki jeopolitik risklere karşı stratejik bir alternatif oluşturacak.”
KARA VE DEMİRYOLU AYNI KORİDORDA BULUŞACAK
Kalkınma Yolu’nun en kritik özelliği, yalnızca bir demiryolu hattı olarak değil, çok katmanlı bir lojistik koridor olarak tasarlanması. Proje kapsamında yaklaşık bin 200 kilometrelik demiryolu hattının yanı sıra otoyollar, enerji altyapısı ve iletişim hatlarının da aynı koridor üzerinde geliştirilmesi hedefleniyor. Böylece Basra Körfezi’nden çıkan yüklerin, deniz yollarındaki kritik boğazlara bağımlılığı azaltılarak daha kısa ve kontrollü bir güzergah üzerinden Türkiye’ye, oradan da Avrupa pazarlarına taşınması amaçlanıyor.
HEDEF 15 MİLYON TONLUK TAŞIMA KAPASİTESİ
Kalkınma Yolu’nun tam kapasiteyle devreye girmesiyle birlikte koridorun yıllık yaklaşık 15 milyon ton taşıma kapasitesine ulaşması bekleniyor. Bu kapasite, yalnızca Irak’ın lojistik gücünü artırmakla kalmayacak; Türkiye’nin de Avrupa-Asya hattındaki transit taşımacılık rolünü güçlendirecek. Projenin Türkiye açısından ekonomik etkisinin de yüksek olması bekleniyor. Prof. Dr. Mustufa Ilıcalı’nın belirttiğine göre, Kalkınma Yolu’nun Türkiye’ye yıllık en az 5.5 milyar dolarlık ekonomik katkı sağlaması öngörülürken, lojistik, taşımacılık, depolama, limancılık, enerji ve ticaret sektörlerinde yeni hareketlilik yaratması bekleniyor.
İLK KAZMA İÇİN GERİ SAYIM
Irak ile yapılan anlaşmaların ardından projenin bu yıl içinde sahada somut olarak başlaması hedefleniyor. Koridorun demiryolu, otoyol, enerji ve iletişim altyapısının birlikte ilerlemesi planlanırken, projenin tamamının 2030 yılında devreye alınması öngörülüyor. Kalkınma Yolu’nun önemi, yalnızca inşa edilecek binlerce kilometrelik altyapıyla sınırlı değil. Asıl hedef, Basra Körfezi’nden Avrupa’nın kalbine uzanan yeni ve güvenli bir ticaret aksı oluşturmak.