Cuma21 Ağustos 202610:44İSTPİYASAAÇIK
FinansÖne çıkan

Yüzde 15 enflasyon hedefi için eşgüdüm şart

Uzmanlar, gelecek yıl yüzde 15 enflasyon hedefine ulaşılmasının kredi ve yatırım kanallarında önemli bir rahatlama sağlayabileceğine dikkat çekerken, fonlamada gecelikten haftalığa geçişle başlayabilecek 4 aşamalı faiz ve enflasyon senaryosunu da öne çıkardı. Ancak bu hedefin yakalanabilmesi için sıkı para politikasının maliye politikası, enerji görünümü ve yapısal reformlarla desteklenmesinin kritik olduğu belirtiliyor.

Yayınlanma

Güncellenme

Paylaş
Yüzde 15 enflasyon hedefi için eşgüdüm şart

Merkez Bankası’nın yılın üçüncü Enflasyon Raporu’nda 2026 yıl sonu enflasyon tahminini yüzde 26’dan yüzde 28’e çıkarması, dezenflasyon sürecinde enerji fiyatlarının belirleyici etkisini yeniden gündeme taşıdı. Banka, 2027 yılı için yüzde 15 ve 2028 yılı için yüzde 9 olan tahminlerini değiştirmezken, bu yıla ilişkin yukarı yönlü revizyonda motorin, doğalgaz, enerji dışı emtia ve gıda fiyatlarındaki görünüm etkili oldu.

Enflasyon görünümü üzerinde baskı oluşturan dış gelişmelerin başında ise Orta Doğu’daki gelişmeler bulunuyor. ABD ile İran arasında haziran ayında sağlanan geçici mutabakat kalıcı bir anlaşmaya dönüşmezken, taraflara verilen 60 günlük müzakere süresi de herhangi bir sonuç alınamadan sona erdi.

Hürmüz Boğazı’nın ticari geçişlere yeniden açılması amacıyla sürdürülen görüşmelerde ilerleme sağlanamaması, dünyanın en önemli enerji geçiş noktalarından biri olan bölgede belirsizliği artırdı.

Savaş öncesinde küresel petrol ve doğalgaz arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı’nda petrol akışının önemli ölçüde gerilemesi, enerji piyasalarındaki maliyet baskısının devam etmesine yol açıyor. Petrol fiyatlarının yüksek seviyelerdeki seyrini koruması da söz konusu görünümü destekliyor. Bu tablo, küresel ölçekte enerji kaynaklı enflasyon risklerinin daha uzun süre ekonomi gündeminde kalabileceğine işaret ediyor.

GÖZLER OVP’DE
Mevcut koşullarda Merkez Bankası’nın orta vadeli enflasyon tahminlerinde değişikliğe gitmemesi, dikkatleri ekonomi yönetiminin açıklayacağı bir sonraki önemli politika belgesine çevirdi. 2027-2029 dönemini kapsayacak yeni Orta Vadeli Program’ın eylül ayında kamuoyuna açıklanması bekleniyor.

Yeni OVP’de büyüme, bütçe dengesi ve kamu maliyesine ilişkin hedeflerin yanı sıra önümüzdeki dönemin enflasyon patikasının nasıl şekillendirileceği de yakından takip edilecek. Özellikle maliye politikasının dezenflasyon sürecine vereceği desteğin kapsamı ve para politikasıyla kurulacak eşgüdüm, programın en önemli başlıklarından biri olacak.

HAFTALIK REPOYA DÖNÜŞ GÜNDEMDE
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan da Enflasyon Raporu’na ilişkin sunumunda, TCMB’nin önümüzdeki dönemde izleyeceği para politikası stratejisine ilişkin önemli bir mesaj verdi. Karahan, Merkez Bankası’nın temel fonlama aracı olan bir hafta vadeli repo ihalelerine yeniden dönüşün gündemlerinde olduğunu açıkladı. Söz konusu geçişin zamanlamasında piyasa koşullarının ve mevcut ekonomik verilerin dikkate alınacağını belirtti.

A1 Capital Genel Müdür Yardımcısı Üzeyir Doğan, TCMB Başkanı Karahan’ın haftalık fonlamaya dönüşün gündemde bulunduğuna yönelik açıklamasının, piyasalarda kademeli bir geçiş beklentisini güçlendirdiğini ifade etti. Doğan’a göre fonlama yapısı ilk aşamada gecelik ve haftalık fonlamanın birlikte kullanıldığı hibrit bir modele dönüşebilir. Sonraki aşamada ise haftalık fonlamanın yeniden temel araç haline gelmesi daha güçlü bir olasılık olarak öne çıkıyor.

Doğan, Orta Vadeli Program’a ilişkin beklentilerini şu sözlerle aktardı: “Karahan’ın açıklamalarında Orta Vadeli Program’a da atıfta bulunması, gelecek yıllara ait tahminlerin OVP ile eşgüdüm halinde yeniden dizayn edileceği beklentisini artırıyor. Bu nedenle OVP ve devamında yılın dördüncü Enflasyon Raporu sunumunda 2027 ve 2028 tahminlerinde de bir revizyon göreceğimizi düşünüyoruz.”

ENFLASYON VE FAİZDE 4 AŞAMALI SENARYO
Baz etkisinin gelecek yıl dezenflasyon sürecine destek vereceğini öngören Üzeyir Doğan, enflasyon ve faiz görünümüne ilişkin 4 aşamalı bir senaryo ortaya koydu. Doğan’ın beklentileri şöyle:
İlk adım: Gecelik yüzde 40 fonlamadan haftalık yüzde 37 fonlamaya geçiş.
Yıl sonu: Haftalık fonlama oranının yüzde 35 civarına çekilmesi.
2027’nin ilk yarısı: Yıllık TÜFE’nin yüzde 21-23 bandına gerilemesi.
Sonraki aşama: Enflasyondaki gerilemenin gerçekleşmesi halinde haftalık fonlama oranının yüzde 26-28 bandına indirilmesi.
Doğan, bu beklentilerin tamamının jeopolitik gelişmelerden veya mevsimsel koşullardan kaynaklanan yeni bir şokla karşılaşılmaması varsayımına dayandığının da altını çizdi.

MALİYE POLİTİKASI DESTEĞİ KRİTİK
Ahlatçı Yatırım Araştırma Müdür Yardımcısı Dinçer Kurt da dezenflasyon sürecinde para ve maliye politikalarının birbiriyle eşgüdüm içinde yürütülmesinin önemine dikkat çekti. Kurt, 2027 yılı için belirlenen yüzde 15 enflasyon hedefine ulaşılabilmesi açısından TCMB’nin sıkı para politikası duruşunu uzun süre korumasının kritik önem taşıdığını söyledi.
Bu dönemde pozitif reel faizin sürdürülmesi ve makro ihtiyati tedbirlerin etkili biçimde kullanılmaya devam edilmesi gerektiğini belirten Kurt, para politikasının tek başına yeterli olmayacağını vurguladı.

Maliye politikasının dezenflasyon programına daha güçlü destek vermesi gerektiğini kaydeden Kurt, kamu harcamalarında daha belirgin bir disiplin sağlanmasını, cari harcamaların kontrol altında tutulmasını ve bütçe kaynaklarının ekonominin üretim kapasitesini artıracak yatırımlara yönlendirilmesini öncelikli adımlar arasında gösterdi.

ÜÇ ALANDA YOĞUNLAŞMALI
Enflasyondaki katılığın kalıcı biçimde kırılabilmesi için gıda, konut ve hizmet sektörlerine yönelik yapısal politikaların hayata geçirilmesi gerektiğini belirten Yıldız Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mesut Karakaş, özellikle arz tarafını güçlendirecek uzun vadeli adımların önemine dikkat çekti. Karakaş, atılması gereken adımları şu sözlerle özetledi: “Büyükşehirlerin çeperlerinde tarımsal üretimin artırılması, tarım ürünlerinin nakliye maliyetlerini ve kayıpları azaltabilir. Konut konusunda sosyal konut üretimine ağırlık verilmesi gerekiyor. Eğitimde ise özel eğitim kurumlarına alternatif oluşturacak kamu eğitim kurumlarının sayısının ve niteliklerinin artırılması iyi bir adım olacaktır. Bunlar zaman alacak, ancak üzerinde yoğunlaşılması gereken adımlardır.”

ENERJİDE RAHATLAMA TCMB’NİN ELİNİ GÜÇLENDİRİR
Ahlatçı Yatırım Araştırma Müdür Yardımcısı Dinçer Kurt, para politikasının gelecekteki hareket alanı açısından enerji fiyatlarındaki seyrin de kritik önem taşıdığına dikkat çekti. Orta Doğu’daki jeopolitik risklerin azalmasına paralel olarak enerji fiyatlarında kalıcı bir geri çekilme yaşanmasının, Merkez Bankası’nın faiz politikası açısından daha geniş bir hareket alanı oluşturabileceğini belirtti. Kurt, iki farklı senaryoyu şu sözlerle değerlendirdi: “Jeopolitik risklerin azalmasıyla enerji fiyatlarında kalıcı bir geri çekilme yaşanması, TCMB’ye faiz indirimleri konusunda daha fazla hareket alanı sağlayabilir. Ancak enerji fiyatlarının yüksek seyrini koruması veya enflasyon görünümünde yeniden bozulma yaşanması durumunda TCMB’nin, 2027’deki yüzde 15 hedefine ulaşabilmek adına şahin ve temkinli para politikası duruşunu sürdürmek zorunda kalabileceğini değerlendiriyorum.”

AYLIK EN FAZLA YÜZDE 1.32 GEREKİYOR
Yıldız Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mesut Karakaş ise Merkez Bankası’nın 2026 yılı için açıkladığı yüzde 28’lik yıl sonu enflasyon tahmininin gerçekleşebilmesi için aylık enflasyonun ortalama yüzde 1.32 seviyesinde olması gerektiğini belirtti. Karakaş, petrol fiyatlarının yüksek seyrini sürdürdüğü mevcut ortamda bu oranın yakalanmasının kolay olmayabileceğini ifade etti.

KREDİ VE YATIRIM KANALINI RAHATLATIR
Karakaş, enflasyonun 2027 yılı sonunda yüzde 15 seviyesine gerilemesinin iş dünyası açısından öngörülebilirliği artıracağına ve hem reel hem de finansal yatırımları destekleyebileceğine dikkat çekti. Enflasyonun düşmesinin bankacılık sektöründe kredi risklerini azaltabileceğini ve mevduat maliyetlerini aşağı çekebileceğini belirten Karakaş, finansman koşullarında ortaya çıkacak iyileşmenin doğrudan şirketlere yansıyacağını söyledi. Karakaş, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu durum firmaların krediye daha fazla ve daha ucuz ulaşmasına yol açar. Yüzde 15’lik bir enflasyon yatırım ortamının canlanmasını sağlayacaktır fakat yeterli değildir. Enflasyonun tek basamaklı rakamlara inmesi elzemdir.”

BARIŞ CABACI

BARIŞ CABACI

İstanbul Ticaret Gazetesi – Ekonomi Editörü