Yüksek fiyat ABD'nin planı mı? Petrolde yeni normal
Hürmüz ve Babülmendep’teki çifte geçiş riski, petrolün yalnızca arzını değil, taşıma maliyetini de yukarı çekiyor. Alternatif rotalara rağmen artan navlun ve sigorta giderleri Brent’te 90-100 dolar bandını ‘yeni normal’ haline getirirken, savaş primi fiyatlar üzerinde baskı oluşturuyor. Uzmanlar, artan fiyatların Venezuela rezervlerini yeniden cazip hale getirdiğine dikkat çekiyor. ABD’nin Venezuela petrolündeki artan etkinliği Washington’un yüksek fiyattan avantaj sağlayıp sağlamadığı sorusunu gündeme taşırken, yılsonu senaryolarında Brent için geniş bir fiyat aralığı öne çıkıyor.

Petrol piyasasında savaş primi 2026 yılında fiyatlamanın ana unsurlarından biri haline geldi. Hürmüz’de normal akışın sağlanamaması ve ABD-İran hattındaki diplomatik belirsizliğin uzaması, Brent petrolde 90-100 dolar bandının ‘geçici kriz fiyatlaması mı, yoksa yeni bir denge noktası mı?’ olduğu tartışmasını öne çıkardı. Savaşın şiddetlendiği nisan ayının sonunda 126 doların üzerine çıkan Brent, taraflar arasındaki geçici mutabakatın ardından düşüşe geçmiş, temmuz başında yaklaşık 70 dolara kadar gerilemişti. Ancak ateşkesin sonlanmasıyla Hürmüz’de ticari gemilere yönelik saldırılar ve çatışmaların yeniden tırmanması fiyatları yukarı taşıdı.
ÇİFTE RİSK VAR
Temmuz-ekim döneminde ABD-İran müzakerelerine ilişkin belirsizlik sürerken, Hürmüz Boğazı’ndaki akışın normal seviyelerin altında kalması ve Kızıldeniz-Babülmendep hattındaki güvenlik risklerinin artması, küresel petrol ticaretini iki kritik geçiş noktasından aynı anda baskı altına aldı. Böylece petrol fiyatlamasında yalnızca üretim değil, petrolün hangi güzergahtan, hangi sigorta ve navlun maliyetiyle taşınabildiği de belirleyici hale geldi.
HÜRMÜZ’Ü BYPASS EDEN ROTA
Hürmüz’de geçişlerin ciddi biçimde kısıtlanması, Suudi Arabistan’ı Basra Körfezi’ne bağımlı olmayan çıkış yollarına yöneltti. Ülkenin doğusundaki petrol sahalarını Kızıldeniz kıyısındaki Yanbu terminaline bağlayan east-West hattı, Hürmüz’ü bypass eden en önemli alternatiflerden biri olarak öne çıktı. Hattın eylül ayında drone saldırıları nedeniyle devre dışı kalması yüklemeleri geçici olarak durdururken, hattın yeniden çalıştırılmasıyla Kızıldeniz üzerinden ihracat başladı. Yanbu güzergâhı Hürmüz’e bağımlılığı azaltıyor ancak lojistik riski ortadan kaldırmıyor. Kızıldeniz ve Babülmendep çevresindeki güvenlik tehdidi ile tanker, sigorta ve navlun maliyetleri alternatif rotaların yükünü artırıyor. Arz başka güzergâhlara kaydırılsa da taşıma maliyeti yüksek kalıyor. Yüksek fiyat ortamının etkisi ise bütün ülkeler için aynı değil. İthalatçı ekonomilerde enerji faturası büyürken, yüksek maliyetli kaynaklar açısından yükselen fiyatlar yatırımları yeniden cazip hale getirebiliyor.
‘VENEZUELA’ BOYUTU
Bu noktada ABD’nin Venezuela’daki yeni petrol hamlesi farklı bir anlam kazanıyor. Venezuela’nın ağır petrolünün çıkarılması ve işlenmesi yüksek yatırım gerektirirken, savaş öncesi 60 dolar civarında bulunan petrolün 100 dolar seviyelerine yükselmesi bu kaynakların ekonomik cazibesini artırıyor. Böylece savaş primiyle yüksek kalan fiyatlar, Venezuela petrolünde etkinliğini artıran ABD açısından avantaja dönüştüren yegane unsur olarak dikkat çekiyor.
ALTERNATİF TEDARİKTE TÜRKİYE ÖNE ÇIKABİLİR
Küresel enerji ticaretinde güzergâh çeşitliliğinin önem kazanmasının Türkiye’nin stratejik konumunu daha görünür hale getirdiğini belirten Doç. Dr. Bilal Bağış, Avrupa’nın alternatif tedarik arayışında Türkiye’nin daha fazla öne çıkabileceğini söyledi. Türkiye’nin mevcut boru hattı altyapısının önemli bir avantaj sağladığını vurgulayan Bağış, Bakü-Tiflis-Ceyhan’ın Hazar petrolünü, TANAP’ın ise Hazar doğal gazını Hürmüz’e bağımlı olmayan güzergâhlardan batı pazarlarına taşıdığına dikkat çekti. Kerkük-Ceyhan hattının da Irak petrolü açısından benzer rol üstlenebileceğini belirten Bağış, Ceyhan terminali ve boru hatlarının kapasitesinin kritik olduğunu söyledi. Hazar ve Kafkasya güzergâhındaki lojistik bağlantıların güçlendirilmesinin de Türkiye’nin enerji koridorlarındaki konumunu destekleyeceğini kaydetti. Ortaya çıkan tablo, petrolde ‘yeni normal’ tartışmasının artık yalnızca üretim miktarı üzerinden yürütülemeyeceğini gösteriyor. Hürmüz ve Babülmendep’te güvenlik, alternatif boru hatlarının kapasitesi, tanker erişimi, sigorta ve navlun maliyetleri aynı fiyat denkleminin parçalarına dönüşürken, savaş priminin ne kadarının kalıcı olacağını diplomasinin seyri belirleyecek.
PAHALI PETROL ABD’YE YARAYABİLİR
Venezuela petrolünün hem çıkarılması hem de işlenmesinin yüksek maliyet gerektirdiğini belirten Doç. Dr. Bilal Bağış, ABD-Venezuela arasındaki yeni uzlaşının bu kaynakların yeniden değerlendirilmesinin önünü açabileceğini söyledi. Petrolün 100 dolar seviyelerine yükselmesinin Venezuela gibi yüksek maliyetli alternatiflerin önemini artırabileceğine dikkat çeken Bağış, enerji fiyatlarındaki yükselişten pozitif etkilenebilecek ülkelerden birinin Venezuela petrolünde pay sahibi olan ABD olabileceğini ifade etti. Bağış, bununla birlikte yüksek enerji fiyatlarının enflasyon, faiz ve savaş harcamaları üzerinden ABD ekonomisine getirdiği toplam maliyetin daha ağır olabileceğini; enerji ve savunma sektörleri gibi bazı çıkar gruplarının ise yüksek fiyat ortamından fayda sağlayabileceğini vurguladı. Ana ticaret yollarındaki güvenlik riski arttıkça boru hatları, alternatif terminaller ve Hürmüz’e bağımlı olmayan enerji koridorlarının stratejik değeri yükseliyor.
ANLAŞMA GELİRSE TEPKİ İKİ AŞAMALI OLUR
Ahlatçı Yatırım Kıdemli Araştırma Uzmanı Ali Emre Yıldırım, ABD ile İran arasında yeni bir anlaşma sağlanması halinde petrol fiyatlarında tepkinin iki aşamalı olacağını söyledi. Yıldırım, “İlk etapta yaklaşık yüzde 10’luk bir geri çekilme, ardından tanker geçiş verileri normalleşmeyi teyit ettikçe 85-90 dolar bandına iniş görebiliriz” dedi. Yıldırım, hasarlı altyapı, azalan stoklar ve yüksek sigorta maliyetleri nedeniyle temmuzdaki 70 dolarlık barış fiyatlamasının tekrarlanmasını zor görüyor; anlaşma halinde dahi 10-15 dolarlık risk primi kalabileceğini belirtiyor.
BELİRSİZLİK UZARSA 95-110 DOLAR
Yılsonuna kadar diplomatik belirsizliğin sürmesi halinde nisan ayındaki kadar sert bir arz şoku beklemediğini belirten Yıldırım, Suudi Arabistan’ın Doğu-Batı hattından yeniden pompalamaya başlaması ve Körfez’den ihracatın toparlanmasının kaybın önemli bölümünü telafi ettiğini ifade etti. Yıldırım, bu senaryoda Brent için 95-110 dolar bandını ana aralık olarak görürken, 115 doların üzerindeki kalıcı fiyatlamanın enerji altyapısına yeni saldırılar veya Kızıldeniz güzergâhının ciddi biçimde devre dışı kalmasıyla mümkün olabileceğini söyledi.
YILSONUNDA ÜÇ SENARYO
Yılsonu için temel senaryosunu 90-100 dolar olarak açıklayan Yıldırım, geçici anlaşma ihtimalinde 80-85 dolar, diplomatik sürüncemenin devamında 95-110 dolar, yeni bir arz şokunda ise 120 dolar üzerini mümkün görüyor. Yıldırım, “90-100 dolar bandı bu yılın yeni normali olarak kalmaya aday. Fiziki arz normalleşiyor ancak risk primi henüz çözülmüyor. Yılsonuna kadar fiyatı temellerden çok diplomasi belirleyecek” dedi.
YEŞİL DÖNÜŞÜM KATKI VEREBİLİR
Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi İktisat Bölüm Başkanı Doç. Dr. Bilal Bağış ise Hürmüz ve Babülmendep’teki belirsizliğin tedarik zincirindeki kopmalar ve gerileyen enerji stoklarıyla birlikte fiyatlar üzerinde baskı oluşturduğunu söyledi. Orta Doğu’da risklerin azalması halinde varil başına birkaç on dolarlık gerilemenin mümkün olabileceğini belirten Bağış, bunun için iki boğazdaki akışın normalleşmesi, Körfez arzının devreye girmesi, altyapının onarılması ve stokların güçlenmesi gerektiğini söyledi. Uzun vadede enerji verimliliği, elektrikli araçlar ile Çin ve Avrupa’daki yavaşlamanın da talep üzerinden fiyatları aşağı çekebileceğini ifade etti.
ROTA AÇILSA DA MALİYET KAPANMIYOR
Bağış, alternatif güzergâhların arz şokunu hafifleteceğini ancak tek başına kalıcı çözüm sunmayacağını söyledi. Hürmüz ve Babülmendep’teki tıkanıklığın navlun ve sigorta maliyetlerini büyüttüğünü vurgulayan Bağış, bu ek maliyetlerin enerji güvenliği kadar küresel enflasyon ve büyüme üzerinde de baskı oluşturabileceğine işaret etti. Bağış, yüksek fiyat ortamının etkisinin ülkeler ve sektörler arasında ayrıştığını; enerji ithalatçıları zorlanırken yüksek maliyetli kaynaklara yatırım yapanlar için fırsat oluşabileceğini söyledi.

Yorum yazmak için giriş yapın.
Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yazın.