Cuma9 Ekim 202610:20İSTPİYASAAÇIK

Savaş etkisi çıkacak, faiz için alan açılacak! 2027'de dezenflasyon hızlanacak

Eylül ayında TÜFE aylık bazda yüzde 1.84 ile beklentilerin altında kalırken, yıllık enflasyon yüzde 29.73'e gerileyerek 57 ay sonra ilk kez yüzde 30'un altına indi. 2026'da ABD-İsrail ile İran arasındaki savaşın petrol, enerji ve emtia fiyatlarında yarattığı sert yükseliş enflasyondaki düşüşü sınırlarken, 2027'de savaş şokunun yıllık hesaplamadan çıkmaya başlamasıyla baz etkisinin dezenflasyonu hızlandırması bekleniyor.

Yayınlanma

Paylaş
Savaş etkisi çıkacak, faiz için alan açılacak! 2027'de dezenflasyon hızlanacak

Orta Doğu'da savaşın etkisiyle birlikte enerji maliyetlerinin artışı hem küresel çapta hem de Türkiye'de enflasyonu tetiklerken, uygulanan sıkı para ve maliye politikalarının etkileriyle birlikte dezenflasyonda yeni patikaya girildi. 
Eylül ayında yıllık enflasyon yüzde 29.73’e gerileyerek Kasım 2021’den bu yana ilk kez yüzde 30’un altına indi. Aylık bazda TÜFE yüzde 1.84 seviyesinde geldi. Böylece enflasyon verileri piyasa beklentilerinin de oldukça altında kaldı. AA Finans Beklenti Anketi’ne katılan ekonomistler, eylül ayında enflasyonun aylık yüzde 2.18, yıllık yüzde 30.16 olmasını bekliyordu.

HEDEF MESAFESİ DARALDI
Yıllık enflasyonun yüzde 29.73’e gerilemesiyle daha yılın bitmesine üç ay kala 2026 sonuna ilişkin tahminlere de yaklaşıldı. TCMB’nin Eylül ayı Piyasa Katılımcıları Anketi’nde yılsonu beklentisi yüzde 29.61, AA Finans Beklenti Anketi’nde ise yüzde 29.66 seviyesinde bulunuyor. Merkez Bankası’nın Enflasyon Raporu’ndaki yüzde 28’lik tahmini ile OVP’deki yüzde 28.4’lük öngörü dikkate alındığında, son çeyrekte dezenflasyonun hangi hızla devam edeceği yılsonu görünümünün ana belirleyicisi olacak.
2026’da ABD-İsrail ile İran arasındaki savaşın petrol, enerji ve diğer emtia fiyatları üzerinden oluşturduğu arz şoku, dezenflasyon sürecinin önündeki önemli dış baskılardan biri oldu. Ekonomi yönetiminin son değerlendirmeleri de savaşın fiyatlar üzerindeki etkisinin manşet enflasyondaki düşüşü sınırladığına işaret ederken, 2027’de bu etkinin zayıflaması ve savaş şokunun yıllık hesaplamadan çıkmaya başlaması dezenflasyon görünümünde yeni bir dönemin kapısını aralıyor.

DÜŞÜŞ GENELE YAYILIYOR
Eylül verisinin ardından ekonomi yönetiminden gelen mesajlarda, fiyat artışlarındaki yavaşlamanın yalnızca manşet enflasyonla sınırlı olmadığına dikkat çekildi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, arz yönlü şokların etkisinin zayıflaması ve koordine edilmiş politikaların desteğiyle enflasyondaki düşüş eğiliminin güçlenmesini beklediklerini bildirdi.
Gıda grubundaki iyileşmenin eylül enflasyonuna önemli katkı sağladığını belirten Yılmaz, özellikle taze meyve ve sebze fiyatlarındaki düşüşün etkisiyle yıllık gıda enflasyonunun bir önceki aya göre 6.2 puan azalarak yüzde 27.6’ya gerilediğini açıkladı. Temel mal grubunda yıllık enflasyonun yatay seyrettiğini, hizmet enflasyonunun ise yüzde 37.7’ye indiğini kaydetti. Bu görünüm, 2027’de hizmetler tarafındaki katılığın ne ölçüde çözüleceğini dezenflasyonun hızı açısından daha kritik hale getiriyor.

SAVAŞIN FATURASI 7 PUAN
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek de enflasyon görünümünde savaş kaynaklı maliyet baskısına dikkat çekti. Şimşek, savaşın etkisi olmasaydı enflasyonun bu yıl yaklaşık 7 puan daha düşük olacağını ifade ederken, gıda, kira ve eğitim kalemlerinde görülen gerilemeyi öne çıkardı.

Kural bazlı düzenlemelerin katkısıyla yıllık eğitim enflasyonunun 17.5 puan azalarak yüzde 48.6’ya indiğini belirten Şimşek, kira enflasyonunun da geçen yılın aynı ayına göre 27.8 puan gerileyerek yüzde 41.3’e düştüğünü açıkladı. Şimşek ayrıca dezenflasyonun ulaştırma hariç genele yayıldığını bildirdi.

Bu tablo, 2027 beklentilerinin temelini oluşturan iki kanalı öne çıkarıyor. Bir tarafta sıkı para politikasının gecikmeli etkilerinin iç talep ve fiyatlama davranışları üzerindeki yansıması, diğer tarafta ise 2026’da enerji ve emtia fiyatlarını yukarı çeken savaş kaynaklı arz şokunun etkisinin zayıflaması bulunuyor. Özellikle kira ve diğer hizmet kalemlerindeki katılığın azalması halinde, manşet enflasyondaki gerilemenin daha geniş bir tabana yayılması bekleniyor.

BAZ ETKİSİYLE YÜZDE 20 BANDINA GERİLEYEBİLİR
Ahlatcı Yatırım Araştırma Müdür Yardımcısı Dinçer Kurt, yıllık enflasyonun yüzde 30’un altına inmesini önemli bir eşik olarak değerlendirirken, 2027’de düşüşü hızlandırabilecek üç temel unsura dikkat çekti. Kurt, bu unsurları sıkı para politikasının gecikmeli etkileri, hizmet enflasyonundaki katılığın azalması ve 2026’daki enerji-emtiaya dayalı arz şoklarının zayıflamasını olarak sıraladı. 

Şimşek’in ‘Savaşın etkisi olmasaydı enflasyon yaklaşık 7 puan daha düşük olabilirdi’ açıklamasının iç taraftaki dezenflasyonun, manşet verinin gösterdiğinden daha güçlü olduğunu ortaya koyduğunu vurgulayan Kurt, yılsonu ve 2027’nin ilk yarısı için de rakamsal öngörüsünü paylaştı. Yılsonunda enflasyonun yüzde 29 civarında gerçekleşmesini beklediğini söyleyen Kurt, 2027’nin ilk yarısında baz etkisinin de devreye girmesiyle yıllık enflasyonun yüzde 20-22 bandına doğru gerileyebileceğini belirtti.

İNDİRİM BEKLENTİLERİ GÜÇLENDİ
Enflasyonun beklentilerin altında kalmasının ardından piyasaların odağı yeniden Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın faiz patikası oldu. Politika faizini yüzde 37 seviyesinde tutan TCMB’nin bir sonraki Para Politikası Kurulu toplantısı 22 Ekim’de yapılacak. Eylül verisi sonrasında üç kurum da ekim toplantısı için 100 baz puanlık indirim beklentisini öne çıkardı.
Commerzbank, yıllık enflasyonun yüzde 29.7’ye gerilemesinin 22 Ekim toplantısında faiz indirimi için uygun zemin oluşturduğunu değerlendirerek, 100 baz puanlık indirim beklediğini açıkladı.

Uluslararası finans kuruluşu Citi de ekim toplantısında 100 baz puanlık indirim öngörürken, yıl sonu politika faizi tahminini yüzde 35 seviyesinde korudu. Capital Economics ise yıllık enflasyondaki beklenenden güçlü gerilemenin faiz indirimi görüşünü desteklediğini belirterek, politika faizinin 100 baz puan düşürülerek yüzde 36’ya çekileceği tahmininde bulundu.
Dinçer Kurt ise yıllık enflasyondaki düşüşün tek başına hızlı bir faiz indirim süreci anlamına gelmeyeceğinin altını çizdi.

Merkez Bankası açısından aylık ana eğilim, hizmet enflasyonu ve beklentilerdeki iyileşmenin devam edip etmemesinin belirleyici olacağını ifade eden Kurt, “Eylül enflasyonunun yüzde 29.73’e gerilemesi, bu anlamda TCMB’nin elini bir miktar rahatlatıyor. Bu nedenle 22 Ekim toplantısında 100 baz puanlık bir faiz indirimi için alan oluştuğunu düşünüyorum. Enflasyon tarafında ek bir bozulma görmezsek 10 Aralık toplantısında da benzer büyüklükte bir indirim gelebilir. Yılsonunda politika faizinin yüzde 35 civarında, 2027’nin ilk çeyreği sonunda ise yüzde 31-32 bandında olmasını bekliyorum” dedi.

KREDİDE KADEMELİ RAHATLAMA
Dezenflasyonun güçlenmesi ve politika faizinde aşağı yönlü alanın genişlemesi, reel sektör açısından kredi maliyetlerinin seyrini de daha önemli hale getiriyor. Ancak politika faizindeki düşüşün şirketler açısından doğrudan ve aynı hızda bir finansman rahatlamasına dönüşmesi beklenmiyor. Ticari kredi faizlerinin gerilemesi, finansmana erişim koşullarının iyileşmesi ve ekonomik öngörülebilirliğin artması, yatırım iştahındaki toparlanmanın temel belirleyicileri arasında yer alıyor.

Ahlatcı Yatırım Araştırma Müdür Yardımcısı Dinçer Kurt, faizlerdeki gerilemenin yatırımlara kademeli yansıyacağını belirterek, şöyle konuştu: “Faizlerin gerilemesiyle birlikte yatırımların da kademeli olarak toparlanmasını bekliyorum. Ancak şirketler açısından yalnızca politika faizinin düşmesi yeterli değil. Ticari kredi faizlerinin gerilemesi, finansmana erişimin kolaylaşması ve ekonomik öngörülebilirliğin artması gerekiyor. Özellikle uzun vadeli finansman ihtiyacı yüksek olan sanayi, enerji ve altyapı yatırımlarında 2027 yılıyla birlikte daha belirgin bir toparlanma görebiliriz.”
FAİZ GERİLEDİKÇE ALTERNATİF GETİRİ ARAYIŞI HIZLANACAK
Faiz ve enflasyonda aşağı yönlü bir patika, finansal varlıkların göreli cazibesi açısından da yeni bir fiyatlama dönemine işaret ediyor. Yüksek mevduat faizlerinin yatırımcı tercihleri üzerindeki ağırlığının azalması halinde, alternatif getiri arayışının önce sabit getirili menkul kıymetlere, ardından da hisse senedi piyasasına yönelmesi bekleniyor.
Ahlatcı Yatırım Araştırma Müdür Yardımcısı Dinçer Kurt, dezenflasyon sürecinin güçlenmesini hisse senetleri açısından olumlu değerlendirdiğini belirterek, şunları söyledi: “Mevduat faizleri gerilemeye başladıkça yatırımcıların alternatif getiri arayışı artacaktır. Bunun ilk etapta tahvil ve diğer sabit getirili ürünlere, ardından hisse senedi piyasasına yönelmesini bekleyebiliriz. Aynı zamanda faizlerin düşmesi şirket değerlemelerinde kullanılan iskonto oranlarını da aşağı çekeceği için Borsa İstanbul açısından ikinci bir destek oluşturacaktır.”

BARIŞ CABACI

BARIŞ CABACI

İstanbul Ticaret Gazetesi – Ekonomi Editörü