16 Ekim’de Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunulan 2027 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile gelecek yılın bütçe büyüklükleri belli oldu.
Teklife göre bütçe giderleri 27 trilyon 276 milyar TL, bütçe gelirleri 23 trilyon 408 milyar TL olarak öngörülüyor. Böylece bütçe açığının 3 trilyon 868 milyar TL’ye ulaşması bekleniyor.
Bütçenin temel büyüklükleri, 2027 yılının da kamu maliyesi açısından kolay geçmeyeceğini gösteriyor. Özellikle faiz harcamalarının ulaştığı boyut, eğitim ve sağlık gibi temel hizmetlere ayrılan kaynaklar ve vergi gelirlerinde hedeflenen artışlar dikkat çekiyor.
BÜTÇE AÇIĞI MİLLİ GELİRİN YÜZDE 3.5’İ
2027 yılında milli gelirin 111 trilyon TL’ye ulaşacağı tahmin ediliyor. Bu tahmin üzerinden bütçe açığının milli gelire oranı yüzde 3.5 olarak hesaplanıyor. Deprem nedeniyle yapılan harcamalar düşüldüğünde açık oranı yüzde 2.9 oluyor.
Bütçenin dikkat çeken kalemlerinden biri faiz giderleri.
2027 bütçesinde faiz ödemeleri için 3 trilyon 975 milyar TL ödenek ayrılıyor. Bu tutar, 27 trilyon 276 milyar TL’lik toplam bütçe giderlerinin yaklaşık yüzde 14.6’sına karşılık geliyor. Tek başına bu tutar dahi enflasyonla mücadelede önümüzdeki yılın da hiç kolay olmayacağını gösteriyor.
EĞİTİM VE SAĞLIK
2027 bütçesinde yükseköğretim dâhil eğitim için toplam 3 trilyon 747 milyar TL kaynak öngörülüyor. Bunun 2 trilyon 459 milyar TL’si Milli Eğitim Bakanlığı’na, 872 milyar TL’si yükseköğretim kurumlarına ayrılıyor. Eğitim için açıklanan toplam kaynak, merkezi yönetim bütçesinin yaklaşık yüzde 13.7’sine karşılık geliyor.
Yükseköğretim kurumları ve Sosyal Güvenlik Kurumu’nun sağlık harcamaları hariç Sağlık Bakanlığı’na ayrılan ödenek 2 trilyon 134 milyar TL.
Tek başına bakıldığında her iki tutar da faize ayrılan payın gerisinde kalıyor. 2003-2007 yıllarında da faize ayrılan pay bütçede yüksek tutulsa da enflasyondaki yavaşlama süreci daha hızlı gerçekleştiğinden hiçbir zaman bu tutarlar gerçekleşmezdi. Ancak özellikle 9 aylık bütçe gerçekleşmelerine bakıldığında güncelde faize ayrılan payların üzerine çıkılması bile ihtimal dahilindedir.
Sağlık konusunda Türkiye’nin önemli bir mesafe aldığı açıktır. Ancak eğitim konusunda aynı şeyi söyleyemeyiz. Bütçede eğitime ayrılan payın büyüklüğünden ziyade, kamu eliyle yürütülen ilk ve orta öğretimin beyaz yakalı kesimin özel okullara yönelmesinin önünü alacak bir kalite iyileştirmesine ihtiyacı olduğu unutulmamalıdır.
Toplumun önemli bir kesiminde çocuk sayısının giderek teke inme eğiliminde eğitim meselesinin birincil neden olduğunu, bunun da ülkenin geleceği açısından risk oluşturacağını söylemek için konunun uzmanı olmak gerekmiyor.
VERGİ GELİRLERİNDE İDDİALI ARTIŞ HEDEFİ
Bütçenin gelir tarafında da iddialı hedefler bulunuyor. 2027 yılında toplam bütçe gelirlerinin 23 trilyon 408 milyar TL’ye, vergi gelirlerinin ise yaklaşık 19 trilyon 906 milyar TL’ye ulaşması bekleniyor. 2026 bütçe hedefleriyle karşılaştırıldığında toplam gelirlerde ve vergi gelirlerinde yaklaşık yüzde 44 artış öngörülüyor.
Vergi gelirleri içinde en büyük kalemin 5 trilyon 681 milyar TL ile katma değer vergisi olması bekleniyor. Gelir vergisinde 5 trilyon 533 milyar TL, özel tüketim vergisinde 3 trilyon 284 milyar TL, kurumlar vergisinde ise 2 trilyon 223 milyar TL tahsilat hedefleniyor.
2026 bütçe hedefleriyle karşılaştırıldığında gelir vergisinde yaklaşık yüzde 57, kurumlar vergisinde yüzde 38, KDV’de yüzde 41 ve ÖTV’de yüzde 30 artış öngörülüyor. Özellikle gelir vergisindeki artış hedefi dikkat çekici.
Bu artış oranları normal şartlarda herhangi bir yeni vergi veya oran artışı öngörülmediği düşünüldüğünde biraz iddialı sayılabilir. Elbette gelir vergisindeki artışın bir bölümünde enflasyon kayıt dışılığın daha fazla kavranması ise stopajlarla birlikte imkansız olmayacaktır. Ancak bir yandan enflasyonla mücadele, bir yandan da büyümenin iddialı tutulması birbirine tezat iki hedef olduğu değerlendirildiğinde hedeflerin tutturulması hiç de kolay olmayacaktır.
2027 KOLAY BİR YIL OLMAYACAK
Bütçe büyüklükleri bir bütün olarak değerlendirildiğinde, önümüzdeki yılın mali açıdan önemli sınamalar barındırdığı görülüyor. Bir tarafta 3.9 trilyon TL’ye yaklaşan bütçe açığı ve yaklaşık 4 trilyon TL’lik faiz gideri, diğer tarafta yüksek artış hedefleri içeren vergi gelirleri bulunuyor.
Bütçe hedeflerinin gerçekleşmesi; enflasyonun seyri, ekonomik büyüme, şirket kârlılıkları, ücret gelirleri ve vergi tahsilatının performansıyla yakından ilişkili olacak. Faiz giderlerinin bütçe üzerindeki baskısının kalıcı biçimde azalması ise yalnızca daha fazla vergi toplanmasıyla değil, enflasyonun düşürülmesi ve kamu borçlanma ihtiyacının kontrol altında tutulmasıyla mümkün olabilecektir.
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları İstanbul Ticaret Gazetesi'ne aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.