Gözün merkezi görmesinden, yüz tanımasından ve renk algısından sorumlu olan koni fotoreseptörleri, makula dejenerasyonu gibi hastalıklarda hasar görerek geri döndürülemez görme kayıplarına yol açıyor. IOB liderliğindeki uluslararası ekip, yıllardır süren ‘onaylanmış tedavi eksikliğini’ gidermek adına insan temelli deneysel modellerle süreci tersine çevirecek bir yol haritası hazırladı.
2.700 BİLEŞİK VE 20 BİN ORGANOİD
Botond Roska liderliğindeki araştırmacılar, laboratuvar ortamında kök hücrelerden üretilen 20 bin ‘insan retina organoidi’ üzerinde 2.700'den fazla kimyasal bileşiği sistematik olarak test etti. Bu devasa veri seti, sadece koruyucu molekülleri değil, aynı zamanda retinaya zarar veren toksik bileşikleri de gün yüzüne çıkardı.
Araştırmanın üç kritik çıktısı:
‘İNSAN MODELİ’ İLE GERÇEKÇİ SONUÇLAR
Çalışmanın baş yazarları Stefan Spirig ve Alvaro Herrero Navarro, koni fotoreseptörlerini özel tekniklerle etiketleyerek stres altındaki hayatta kalma sürelerini milimetrik olarak izledi. İki farklı kinaz inhibitörünün, hem insan dokusunda hem de fare modellerinde tutarlı bir şekilde koni hücrelerini canlı tuttuğu gözlemlendi. Bu durum, keşfin laboratuvar sınırlarını aşarak klinik uygulamalara geçme potansiyelini güçlendiriyor.
ŞEFFAF BİLİM DÖNEMİ
IOB ekibi, araştırmanın sonuçlarını sadece bir makale olarak bırakmadı; test edilen tüm bileşikleri ve bunların insan retinası üzerindeki etkilerini içeren devasa veri setini kamuya açtı. Bu kaynağın, ilaç sanayiinde ‘merkezi görmeyi koruma’ amaçlı yeni tedavilerin geliştirilmesinde referans noktası olması bekleniyor.
Geleceğin ‘akıllı göz ilaçları’ ve gen terapileri için bir temel taşı olan bu çalışma, yaşlanan dünya nüfusunda sağlık sistemlerinin üzerindeki körlük yükünü hafifletecek stratejik bir dönüm noktası olarak niteleniyor.