Yapay zeka sistemleri, temel bilimlerde uzun süredir çözülemeyen problemlerde de etkisini göstermeye başladı. OpenAI tarafından geliştirilen genel amaçlı bir akıl yürütme modeli, kombinatoryal geometrinin en bilinen sorularından biri olan birim mesafe probleminde önemli bir başarıya imza attı. Macar matematikçi Paul Erdős tarafından 1946’da ortaya atılan problem, düzlemde belirli sayıda nokta yerleştirildiğinde, aralarında tam olarak bir birim uzaklık bulunan nokta çiftlerinin en fazla kaç tane olabileceğini sorguluyor. Matematikçiler uzun yıllar boyunca kare ızgara düzenlerinin bu konuda en iyi çözüme yakın olduğunu düşünüyordu. Ancak OpenAI’ın modeli, klasik kare ızgara yaklaşımından daha verimli sonuç veren yeni bir sonsuz nokta dizilimi ailesi keşfetti.
GELENEKSEL YAKLAŞIMIN DIŞINA ÇIKTI
Yapay zeka modelinin bulduğu yapı, kare ızgaralara göre daha fazla birim mesafe çifti üretebilen bir düzen ortaya koydu. Princeton Üniversitesi’nden matematikçi Will Sawin’in katkılarıyla bu keşif, matematiksel olarak daha net ifade edilebilen bir forma kavuşturuldu. Araştırmacılara göre dikkat çekici nokta yalnızca ulaşılan sonuç değil, yapay zekanın izlediği yöntem oldu. Model, problemi geleneksel geometri yaklaşımlarıyla çözmek yerine, cebirsel sayı teorisiyle ilişkilendirdi. Çözümde sonsuz sınıf alan kuleleri ve Golod-Shafarevich teorisi gibi ileri düzey matematiksel kavramlardan yararlanıldı. Bu kavramlar, genellikle ayrık geometri problemleriyle doğrudan ilişkilendirilmeyen alanlar olarak biliniyor.
BİLİM DÜNYASINDA DÖNÜM NOKTASI
Keşif, bağımsız matematikçiler tarafından incelendi. Fields Madalyası sahibi matematikçi Tim Gowers, bu sonucu yapay zeka matematiği açısından önemli bir dönüm noktası olarak değerlendirdi. Sayı kuramcısı Arul Shankar da yapay zekanın artık yalnızca araştırmacılara yardımcı olan bir araç değil, yeni fikirler ve teoriler üretebilen bir çalışma ortağı haline geldiğini belirtti. Araştırmacılara göre bu gelişme, derin sayı teorisi ile ayrık geometri arasındaki bağlantıların, çözülmemiş başka problemlerin anlaşılmasında da yeni kapılar açabileceğini gösteriyor.
GENEL AMAÇLI MODELLE GELEN BAŞARI
OpenAI, bu sonucun özel olarak geliştirilmiş bir teorem ispatlama yazılımından değil, genel amaçlı bir akıl yürütme modelinden elde edildiğini açıkladı. Modelin bu probleme özel eğitilmemiş olması ve özel arama araçları kullanılmadan sonuca ulaşması, yapay zeka sistemlerinin bilimsel keşiflerde daha geniş bir kullanım alanına sahip olabileceğini gösteriyor. Uzun akıl yürütme süreçlerini yönetebilen bu tür modellerin, ilerleyen dönemde matematik dışında fizik, biyoloji, ilaç geliştirme ve mühendislik gibi alanlarda da araştırma süreçlerine katkı sağlaması bekleniyor.