Yapay zeka istihdamı dönüştürüyor

Yapay zeka ve dijitalleşme çalışma hayatını kökten değiştirirken, tartışmaların odağı artık iş kaybı korkusundan sürecin nasıl yönetileceğine kayıyor. Uzmanlara göre bu dönüşümün bir istihdam krizine yol açmaması; eğitimin yapay zeka odaklı güncellenmesine, iş gücüne yeni beceriler kazandırılmasına ve inovasyonu destekleyen rekabetçi bir ekonomik zemin oluşturulmasına bağlı.

Giriş: 30.01.2026 - 09:14
Güncelleme: 30.01.2026 - 09:49
Yapay zeka istihdamı dönüştürüyor

Yapay zeka ve dijitalleşme, çalışma hayatında  ‘iş tanımı’nı hızla değiştiriyor. Dünyada teknoloji şirketlerinden gelen işten çıkarma haberleri, dönüşümün yalnız geleneksel sektörlerle sınırlı olmadığını; yeniliğin merkezindeki işlerin bile yeniden şekillendiğini gösteriyor. Bir yanda otomasyonla bazı görevler küçülürken, diğer yanda yeni beceriler gerektiren yeni roller doğuyor. Tartışma artık “Yapay zeka gelir mi?” sorusundan çok, “Bu geçiş nasıl yönetilir?” başlığına yoğunlaşıyor.


Küresel ölçekte yayımlanan iş ilanlarına dayanan analizler, ‘yeni beceri’ talebinin hızla standart beklentiye dönüştüğüne işaret ediyor. Gelişmiş ekonomilerde her 10 iş ilanından biri, gelişmekte olan ekonomilerde ise her 20 iş ilanından biri en az bir yeni beceri istiyor. Bu talebin en yoğun görüldüğü alanlar profesyonel, teknik ve idari roller olurken, önemli bir kısmı bilişim ve dijital yetkinlikler sürüklüyor. Sağlıkta uzaktan bakım ve dijital sağlık; pazarlamada veri analitiği ve sosyal medya uzmanlığı  gibi sektörlere özgü hibrit  beceriler de öne çıkıyor.


BECERİ GÜNCELLEME DÖNEMİ

Uzman değerlendirmelerinde ortak vurgu, iş bulmanın ve işte kalmanın giderek beceri güncelleme hızına bağlandığı yönünde. Bu nedenle eğitim sistemi, ‘tek seferlik diploma’ yaklaşımından uzaklaşıp, veri okuryazarlığı, problem çözme, eleştirel düşünme ve yapay zeka okuryazarlığını temel ders anlayışıyla müfredata yaymak zorunda. Hedef, her öğrenciyi yazılımcı yapmak değil; yapay zekayı doğru kullanan, çıktısını sorgulayabilen, veriyi okuyup yorumlayabilen bir yetkinlik seti oluşturmak. Bu dönüşüm yalnız okulla sınırlı değil. İş gücünde yerinden edilme riski taşıyan çalışanlar için yeniden eğitim ve beceri programlarının erişilebilir olması, geçiş döneminin maliyetini azaltan ana kaldıraçlardan biri olarak görülüyor.


‘İLK İŞ’ KAPISI DARALABİLİR Mİ? 

Dönüşümün en tartışmalı başlıklarından biri ise genç istihdamı. Uluslararası değerlendirmeler, küresel işlerin yaklaşık yüzde 40’ının yapay zeka kaynaklı değişime açık olabileceğini ifade ediyor. Bu tablo içinde en kırılgan alanlardan birinin ‘ilk iş’ler olduğu dile getiriliyor. Giriş seviyesi görevlerin daha kolay parçalanıp otomasyona konu olabilmesi, gençlerin deneyim biriktirdiği başlangıç pozisyonlarını daraltma riski taşıyor. Bu nedenle eğitim ve beceri stratejisinin, gençleri yapay zekayla rekabet eden değil, onu tamamlayan becerilerle donatması gerektiği vurgulanıyor.

Yapay zeka istihdamı dönüştürüyor


ETKİLER HER YERDE AYNI DEĞİL

Yeni beceriler ücretlerde avantaj sağlayabiliyor. ABD ve Birleşik Krallık verilerine dayanan analizlerde, ‘yeni beceri’ geçen ilanların ortalamada yaklaşık yüzde 3 daha yüksek ücret sunduğu; dört ve üzeri yeni beceri talebinde ücret priminin daha da artabildiği görülüyor. Ancak yapay zekaya özgü becerilerde etki daha karmaşık: Ücret primi oluşsa da bu becerilerin istihdamı otomatik artırmadığı, bazı alanlarda istihdamın daha zayıf seyredebileceği değerlendiriliyor. Bu nedenle politika hedefi yalnız ‘beceri öğretmek’ değil; o becerinin ekonomide talep bulacağı zemini kurmak olarak tarif ediliyor.


ÇÖZÜM ÜÇ HATTA BİRLEŞİYOR

İstihdam şokunu azaltmak ve dönüşümü fırsata çevirmek için öne çıkan yaklaşım, üç eksende toplanıyor: 

  • Eğitim sisteminin yenilenmesi: AI okuryazarlığı ve veriyle çalışma becerileri müfredata yayılırken, yaratıcı düşünme ve problem çözme güçlendirilmeli. 
  • Yeniden eğitim ve geçiş desteği: Yerinden edilme riski olan çalışanların yeniden eğitime erişimi artırılmalı; iş değişim dönemlerinde destek mekanizmaları güçlenmeli. 
  • Rekabetçi ekonomi ve inovasyon: Yeni firmaların pazara girebildiği, inovasyonun desteklendiği, finansmana erişimin güçlendiği bir ortam verimlilik kazancının daha geniş kesimlere yayılmasını ve yeni işlerin oluşmasını kolaylaştırır.


ÜLKEYE GÖRE FARKLI REÇETE

Değerlendirmeler, ülkelerin aynı noktada olmadığını gösteriyor. Yeni beceri talebinin yüksek ama arzın yetersiz olduğu yerlerde öncelik eğitim yatırımı ve özellikle STEM alanlarının güçlendirilmesi olarak öne çıkıyor. Yetenek arzının güçlü olduğu fakat talebin sınırlı kaldığı ekonomilerde ise inovasyonu hızlandıracak reformlar, girişimciliği destekleyen düzenlemeler ve şirketlerin mevcut yeteneği istihdama dönüştürmesini kolaylaştıracak adımların daha belirleyici olacağı değerlendiriliyor.


Bireysel çözümlerle kontrol edilemez

İstanbul Ticaret Üniversitesi Teknoloji Transfer Ofisi Koordinatörü Doç. Dr. İlker Köse, Davos’ta yapılan açıklamalar üzerinden yapay zekanın geleceğine dair değerlendirmelerde bulundu. Köse, Davos’ta çizilen yapay zeka vizyonunun istihdamdan çok konforu merkeze aldığını belirterek, asıl tartışmanın teknolojinin nasıl yönetileceği olması gerektiğini vurguladı. Köse’ye göre üretken yapay zeka bireysel çözümlerle kontrol edilemez.

Yapay zeka istihdamı dönüştürüyor


DAVOS’TA ÇİZİLEN VİZYON

İlker Köse, Davos’ta Elon Musk’ın robotların insan nüfusunu aşarak tüm ihtiyaçları karşılayacağı yönündeki vizyonuna işaret etti. Musk’ın, istihdam risklerinden ziyade konfora odaklanarak zorunlu işler azaldıkça hayatın kolaylaşacağını savunduğunu aktardı. Köse, Musk’ın yaklaşımının, Kristalina Georgieva ile teknolojinin hayatımızı hızla ‘işgal edeceği’ görüşünde kesiştiğini belirtti. 


İSTİHDAM SORUSU

Bu noktada temel sorunun gözden kaçırılmaması gerektiğini vurgulayan Köse, “Yapay zekanın istihdama etkisi bireysel önlemlerle mi, yoksa bir devlet politikasıyla mı yönetilmeli?” sorusunun hayati önem taşıdığını dile getirdi. Köse’ye göre üretken yapay zeka ve ‘ajan’ yazılımlar hızla yaygınlaşırken çözümün bireysel çabalara bırakılması mümkün değil. 


ULUSAL POLİTİKA 

Merkezi bir düzenlemenin olmadığı bir zeminde yapay zekanın kontrolsüz bir ‘istila’ya dönüşmesinin kaçınılmaz olduğunu belirten Köse, odaklanılması gereken asıl meselenin tahminler değil, “Yapay zekanın kullanımı için ulusal politikamız ne olmalı?” sorusu olduğunu kaydetti.


IMF Başkanından uyarı: ‘İş gücünde tsunami yaklaşıyor’

Davos’ta konuşan IMF Başkanı Kristalina Georgieva, yapay zekanın küresel ekonomide yaratacağı etkiyi ‘tsunami’ye benzetti. Gelişmiş ekonomilerdeki işlerin yüzde 60’ının, küresel ölçekte ise yüzde 40’ının etkileneceğini belirten Georgieva, “Bu, iş gücü piyasasını vuran bir tsunami gibidir. İşler ya yapay zeka ile geliştirilecek ya da tamamen ortadan kalkacak” uyarısında bulundu.

Yapay zeka istihdamı dönüştürüyor

KARİYER BASAMAKLARI YOK OLUYOR

En büyük risk grubunun gençler olduğunu vurgulayan Georgieva, geleneksel giriş seviyesi işlerin tehdit altında olduğunu savunarak, “Ortadan kaldırılan görevler genellikle ‘giriş seviyesi’ işlerdir. Bu nedenle gençler iyi bir yerleşime ulaşmakta zorlanacak” dedi. Georgieva ayrıca, verimlilik artışını yakalayamayan orta sınıfın da maaş düşüşüyle karşı karşıya kalacağını belirtti.


Rakamlarla ‘iş-gelecek’ tablosu

Dünya genelinde işlerin yaklaşık yüzde 40’ı yapay zeka kaynaklı değişime açık. Gelişmiş ekonomilerde her 10 ilandan 1’i, gelişmekte olan ekonomilerde her 20 ilandan 1’i, en az bir ‘yeni beceri’ istiyor. ABD ve Birleşik Krallık’ta ‘yeni beceri’ geçen ilanlar ortalamada yaklaşık yüzde 3 daha yüksek ücret sunuyor; dört ve üzeri yeni beceride ücret primi belirgin biçimde artıyor. Yapay zeka becerileri ücret primi yaratsa da istihdam etkisi her alanda aynı hızla ortaya çıkmayabiliyor.