Astrofizik ve uzay teknolojileri dünyasında heyecan yaratan araştırma, CSIC-INTA Astrobiyoloji Merkezi (CAB) liderliğinde ve Oxford Üniversitesi’nin modelleme araçları desteğiyle gerçekleştirildi. Nature Astronomy dergisinde yayımlanan bulgular, aşırı parlak bir kızılötesi galaksi olan ‘IRAS 07251-0248’in merkezindeki süper kütleli kara deliğin çevresinde devasa bir kimyasal aktiviteyi gün yüzüne çıkardı.
KIZILÖTESİ GÖZLEM İLE TOZ PERDESİ ARALANDI
Geleneksel teleskoplarla incelenmesi neredeyse imkansız olan yoğun gaz ve toz katmanları, James Webb’in kızılötesi spektroskopik yetenekleri sayesinde aşıldı. Araştırmacılar, 3-28 mikron dalga boyu aralığında NIRSpec ve MIRI cihazlarından elde edilen verileri birleştirerek, galaksinin merkezindeki gaz halindeki moleküllerin yanı sıra donmuş buz ve toz tanelerinin kimyasal izlerini analiz etti.
SAMANYOLU DIŞINDA BİR İLK: METİL RADİKALİ TESPİT EDİLDİ
Elde edilen veriler, benzen (C₆H₆), metan (CH₄), asetilen (C₂H₂), diasetilen (C₄H₂) ve triasetilen (C₆H₂) gibi çeşitli küçük organik moleküllerden oluşan zengin bir koleksiyonu ortaya koydu. Bilim dünyası için en dikkat çekici bulgu ise, ‘metil radikali’nin (CH₃) ilk kez Samanyolu galaksisi dışında tanımlanması oldu. Dr. Ismael García Bernete, "Teorik modellerin öngördüğünden çok daha yüksek bir kimyasal karmaşıklık bulduk; bu durum galaktik çekirdeklerde kesintisiz bir karbon kaynağı olduğuna işaret ediyor" açıklamasında bulundu.

YAŞAMIN TEMELİNE DOĞRU: PREBİYOTİK KİMYA
Tespit edilen bu küçük organik bileşikler, amino asitler ve nükleotidler gibi canlı hücrelerin bileşenlerini üreten reaksiyon zincirinin erken adımlarını temsil ediyor. Oxford Üniversitesi’nden Profesör Dimitra Rigopoulou, bu moleküllerin doğrudan canlı hücrelerde bulunmasa da, prebiyotik kimyada hayati bir rol oynadığını ve yaşamın oluşumuna giden yolda ‘kritik bir basamak’ olduğunu vurguladı.
KOZMİK IŞINLAR: DEVASA KİMYASAL FABRİKALAR
Araştırmacılar, bu zengin kimyasal ağın sadece yüksek sıcaklık veya türbülansla açıklanamayacağını, asıl faktörün ‘kozmik ışınlar’ olduğunu belirledi. Yüksek enerjili parçacıklar, karbonca zengin toz tanelerini parçalayarak küçük organik molekülleri çevreleyen gaza salıyor. Bu süreç, galaktik çekirdeklerin birer ‘kimyasal fabrika’ gibi çalışarak galaksilerin evrimini şekillendirdiğini kanıtlıyor.
Comunidad de Madrid ve INTA tarafından finanse edilen bu çok uluslu proje; uzay araştırmalarının sadece gök cisimlerini gözlemlemek değil, evrendeki madde ve yaşamın kökenini anlamak adına ne denli stratejik bir yatırım olduğunu bir kez daha kanıtladı.