Sağlık teknolojilerinde tanı ve tedavi süreçlerini kökten değiştirecek stratejik bir buluşa imza atıldı. Kaliforniya Teknoloji Enstitüsü (Caltech) ve Güney Kaliforniya Üniversitesi (USC) uzmanları, 'Dönme Ultrason Tomografisi' (RUST) ile ‘Fotoakustik Tomografiyi’ (PAT) tek bir platformda birleştirdi. RUS-PAT adı verilen bu hibrit sistem, mevcut görüntüleme yöntemlerinin kısıtlamalarını ortadan kaldırarak klinik uygulamalarda yeni bir standart belirliyor.
MEVCUT YÖNTEMLERİN SINIRLARI AŞILIYOR
Günümüzde yaygın olarak kullanılan tıbbi görüntüleme araçları genellikle hız, maliyet ve detay arasında bir ödünleşim gerektiriyor. BT ve MRG taramaları yüksek çözünürlük sunsa da yüksek maliyetleri, radyasyon riskleri ve uzun işlem süreleri nedeniyle "yatak başı" kullanım için uygun görülmüyor. Geleneksel ultrason ise hızlı ve ucuz olmasına rağmen, kan kimyası veya detaylı doku yapısı hakkında yeterli veri sağlayamıyor.
LAZER VE SES DALGALARININ SİNERJİSİ
RUS-PAT teknolojisi, lazer ışığının doku içindeki moleküller tarafından emilerek ses dalgaları üretmesi prensibine dayanıyor. Caltech’ten Prof. Lihong Wang tarafından geliştirilen bu sistemde;

Sistem, merkezi bir nokta etrafında dönen az sayıda yay şeklindeki dedektör sayesinde, tam bir yarım küre tarama yaparak karmaşıklığı ve maliyeti minimize ediyor.
STRATEJİK UYGULAMA ALANLARI
Nature Biomedical Engineering dergisinde yayımlanan çalışmaya göre, yeni yöntemin klinik etkisi şu alanlarda yoğunlaşıyor:
Uygulama Alanı | Sağladığı Avantaj |
Meme Tümörü | Tümörün tam konumu, fizyolojisi ve patolojik sınırlarının net tespiti. |
Diyabet Takibi | Sinir hasarı (nöropati) ve kan akışındaki bozulmaların eş zamanlı izlenmesi. |
Beyin Görüntüleme | Yapısal ayrıntıların yanı sıra hemodinamik değişimlerin gözlemlenmesi. |
KLİNİK KULLANIM İÇİN GERİ SAYIM
RUS-PAT sisteminin en büyük avantajlarından biri hızı; tüm tarama süreci bir dakikadan kısa sürede tamamlanıyor. Şu an için 4 santimetre derinliğe kadar inebilen sistemin, endoskopik aparatlarla daha derin dokulara ulaşması hedefleniyor. Gönüllü hastalar üzerinde başarıyla test edilen cihaz, tıbbi cihaz pazarında rekabeti artıracak bir ‘translasyonel geliştirme’ aşamasında bulunuyor.