Cuma31 Temmuz 202611:09İSTPİYASAAÇIK

Üniversite tercihi işgücü piyasasını etkiliyor

Üniversite tercihinde öğrencinin ilgi ve yetenekleriyle işgücü piyasasının ihtiyaçlarını buluşturmak giderek daha fazla önem kazanıyor. Doğru bölüm seçimi, gencin mesleki geleceğini ve gelir üretme kapasitesini güçlendirirken, eğitimli insan kaynağının verimli alanlara yönelmesi, ülke ekonomisinin üretkenliğini de etkiliyor.

Yayınlanma

Paylaş
Üniversite tercihi işgücü piyasasını etkiliyor

Üniversite tercih döneminde adaylar, eğitim hayatlarının yanı sıra mesleki geleceklerini de biçimlendirecek önemli bir kararın eşiğinde. Bu eşik sadece aileler ve öğrenciler için değil, ülke ekonomisinin üretimde ihtiyaç duyacağı nitelikli elemanların yetişmesi için de önemli. Üniversitelerin başarı sıraları, akademik kadroları, eğitim dili, bulunduğu şehir, burs olanakları ve mezuniyet sonrası çalışma alanları, tercihlerin temel unsurları arasında yer alıyor. Sağlıklı bir karar için öğrencinin ilgi alanlarının, yeteneklerinin, kişisel özelliklerinin ve gelecek hedeflerinin de aynı bütün içinde değerlendirilmesi gerekiyor.

İşgücü piyasasında nitelikli çalışan ihtiyacının öne çıktığı bir dönemde üniversite tercihi, bireysel eğitim kararını aşan ekonomik sonuçlar da doğuruyor. Öğrencinin yeteneğine ve çalışma eğilimine uygun bir alanda eğitim alması, mezuniyet sonrasında bilgi ve becerisini üretime daha hızlı aktarmasını kolaylaştırıyor. Bu uyum, gencin çalışma hayatına katılımını ve mesleki verimliliğini desteklerken, yetişmiş insan kaynağının doğru alanlarda değerlendirilmesine de imkân sağlıyor.

Buna karşılık bölümün yalnızca popülerliği, puanı veya çevrenin yönlendirmesi üzerinden seçilmesi, öğrencinin eğitim sürecinden uzaklaşmasına ve mesleği sürdürememesine yol açabiliyor. Eğitim alanıyla çalışma hayatı arasındaki uyumsuzluk ise hem öğrenci açısından zaman ve emek kaybı oluşturuyor hem de nitelikli işgücüne ulaşılmasını güçleştiriyor. Bu nedenle istihdam beklentileriyle öğrencinin bireysel özellikleri birbirinin alternatifi olarak görülmüyor. Uzmanlara göre kalıcı başarı, iş imkânı bulunan bir alanla öğrencinin yeteneklerinin, hedeflerinin ve çalışma biçiminin kesiştiği noktada ortaya çıkıyor.

DOĞRU EŞLEŞME

Tercih sürecinde bölümlerin istihdam olanakları kadar öğrencinin ilgi alanları, hedefleri ve kişisel özellikleri de önem taşıyor. Öğrencinin kendisini geliştirebileceği, eğitim ortamına uyum sağlayabileceği ve potansiyelini ortaya koyabileceği bir programa yönelmesi, akademik devamlılığın temel şartları arasında bulunuyor.

Psikolog Kübra Emine Ekerbiçer, ailelerin ‘iyi okul’ beklentisinin öğrenci üzerindeki etkisini değerlendirerek, “Her ebeveyn çocuğu için en iyi eğitimi ister. Ancak ‘iyi okul’ kavramı yalnızca akademik başarı üzerinden değerlendirildiğinde, çocuk zamanla kendi hedeflerinden çok ailesinin beklentilerini karşılamaya odaklanabilir” dedi.

Bir üniversitenin öğrenci açısından uygunluğunun başarı sırasının yanında sunduğu gelişim ortamıyla değerlendirilmesi gerektiğine işaret eden Ekerbiçer, “Bu nedenle tercih sürecinde doğru soru ‘En yüksek puanlı okul hangisi?’ değil, ‘Bu öğrenci hangi okulda daha iyi gelişebilir?’ olmalı” ifadelerini kullandı.

Öğrencinin yeteneğine uygun bir alanda eğitim alması, ders başarısının ötesinde uzun vadeli mesleki gelişimi de etkiliyor. Eğitim hayatı boyunca bilgi ve becerilerini güçlendiren, staj ve uygulama imkânlarını değerlendiren gençler çalışma hayatına daha hazırlıklı katılabiliyor. Böylece üniversite eğitimi, diploma edinilen bir süreçten insan kaynağını üretkenliğe taşıyan bir yatırım alanına dönüşüyor.

VERİYİ OKUMAK MÜHİM

Tercih Danışmanı Seda Karadeniz ise adayların YÖK Atlas’ta son yılın taban başarı sırasına bakmakla yetinmemesi gerektiğine dikkat çekti. Karadeniz, “Tercih yaparken yalnızca son yılın taban başarı sırasına bakmak sağlıklı değildir. Son 3-4 yılın başarı sırası değişimi, kontenjan durumu, doluluk oranı ve yerleşen aday profili birlikte değerlendirilmeli. Sürekli yükselen ve kontenjanı dolan programlar talebin arttığını gösterirken, başarı sırası gerileyen veya kontenjanı dolmayan programlar ayrıca incelenmeli” dedi.

Başarı sırasındaki değişim, her zaman bölümün akademik niteliğinde doğrudan bir artış veya gerileme anlamına gelmiyor. Kontenjanın yükselmesi ya da azaltılması, üniversitenin bulunduğu şehir, burs koşulları, eğitim dili ve programa yönelik talep sıralamalar üzerinde etkili olabiliyor. Adayların bu nedenle rakamları tek başına okumaması; programın geçmiş yıllardaki hareketini, kontenjan politikasını ve doluluk durumunu birlikte incelemesi gerekiyor. Bölümün öğretim kadrosu, uygulama imkânları, sektör bağlantıları ve mezunların çalışma alanları da karar sürecine dahil edilmesi gereken unsurlar arasında bulunuyor.

LİSTE DENGESİ  İYİ KURULMALI

Tercih listesinin hangi sırayla hazırlanacağı, adayların en fazla tereddüt yaşadığı konulardan biri olarak öne çıkıyor. Bazı öğrenciler, yerleşme ihtimali yüksek programları ilk sıralara yazmaları gerektiğini düşünürken, yerleştirme sistemi adayın istek sırasını esas alıyor.

Karadeniz, adayın en çok istediği bölümü listenin en üstüne yazması gerektiğini belirterek, “Yerleştirme sistemi tercih sırasını esas alır. Bu nedenle aday, en çok istediği bölümü en üste yazmalı. ‘Yüksek sıralı bölüm yazarsam puanım düşer’ ya da ‘Garanti tercihleri önce yazmalıyım’ düşüncesi doğru değil” dedi.

Adayların başarı sıralarından daha yüksek programlara da listelerinde yer verebileceğini kaydeden Karadeniz, tercihlerin isteklerle yerleşme ihtimalleri arasında dengeli biçimde sıralanması gerektiğini ifade etti. Karadeniz, “Üst sıralara istenen ama gelme ihtimali daha düşük programlar, alt sıralara ise başarı sırasına daha yakın ve yerleşme olasılığı yüksek seçenekler eklenmeli” diye konuştu. 

Listenin ilk bölümünde adayın öncelikli olarak istediği programlara, devamında başarı sırasına yakın seçeneklere, son bölümünde ise yerleşme ihtimali daha yüksek tercihlere yer verilebiliyor. Ancak listenin her sırasında öğrencinin okuyabileceği ve yerleşmesi hâlinde kayıt yaptıracağı bir programın bulunması önem taşıyor. Karadeniz, “En önemli nokta, yerleşildiğinde gerçekten kayıt yaptırılmak istenmeyen hiçbir bölümü tercih listesine almamaktır” dedi.