Türkiye’nin çip gücü büyüyor
Lorentis Teknoloji, silisyum fotonik tabanlı optik jiroskop geliştirerek yüksek hassasiyetli sensörleri çip ölçeğine taşımayı hedefliyor. Teknopark İstanbul’da çalışmalarını sürdüren şirket, kendi çipini tasarlayarak savunma, havacılık ve otonom sistemlerde dışa bağımlılığı azaltmayı amaçlıyor.

Fotonik, yarı iletken çip tasarımı ve savunma elektroniği alanlarında çalışmalar yürüten Lorentis Teknoloji, Teknopark İstanbul’da 10 kişilik mühendislik ekibiyle faaliyet gösteriyor. Şirketin kurucu ortaklarından ve CEO’su Mustafa Kaykısız, uzun yıllar Hollanda’da optik ve uzay teknolojileri alanında çalıştıktan sonra edindiği deneyimi Türkiye’ye taşımaya karar verdi. Kaykısız, Lorentis Teknoloji’nin kuruluş hikayesini, geliştirdiği teknolojileri ve gelecek hedeflerini İstanbul Ticaret’le paylaştı.
TÜRK MÜHENDİSLERDEN ETKİLENDİM
Şirketiniz hakkında kısaca bilgi verebilir misiniz? Bu fikir nasıl doğdu?
Lorentis Teknoloji, Teknopark İstanbul’da kurulu; fotonik, yarı iletken çip tasarımı ve savunma elektroniği alanlarında çalışan bir derin teknoloji şirketi. Bugün 10 kişilik bir mühendislik ekibiyiz. Ben kurucu ortak ve CEO olarak sistem mimarisini yürütüyorum; kurucu ortağımız Mehmet Elmaağaçlı ise CFO olarak finans ve iş geliştirmeyi üstleniyor. Bu fikrin kökeni Hollanda’da geçen yıllarıma dayanıyor. Uzun süre Avrupa’nın en iddialı optik ve uzay teknolojileri kuruluşlarında çalıştım. SRON’da, yani Hollanda Uzay Araştırmaları Enstitüsü’nde, Sentinel-5 uydusunun aynasının üretiminde görev aldım. O ayna bugün hâlâ uzay boşluğunda yolculuğuna devam ediyor ve üzerinde bir Türk mühendisin imzası var. Bunu her hatırladığımda gurur duyuyorum ama hep şunu da düşündüm: Bu bilgi neden Türkiye’de bir şirkete dönüşmesin? Beni en çok düşündüren şey, çevremdeki yetenekli Türk mühendislerdi; hepsi dünyanın en iyi firmalarında, başka bayrakların altında üretiyordu. Beyin göçünden şikayet etmek yerine, o beyni burada toplayacak bir yapı kurmaya karar verdik. Lorentis bu düşünceden doğdu: Türkiye’den çıkan, kendi çipini kendisi tasarlayan, global ölçekte oyun kurabilen bir fotonik ve yarı iletken şirketi.

4 PATENT BAŞVURUSU VAR
Ürün veya hizmetiniz hakkında bilgi verebilir misiniz?
Ekibimizin bugün üzerinde çalıştığı ana ürün, silisyum fotonik tabanlı bir optik jiroskop. Jiroskop, bir aracın hangi yöne döndüğünü, ne kadar eğildiğini söyleyen sensördür; uçağın, insansız hava aracının, geminin, otonom robotun yön duygusudur. GPS kesildiğinde ya da karıştırıldığında, aracın “Neredeyim, hangi yöne bakıyorum?” sorusuna cevap veren tek şey bu sensör. Bugün hassas jiroskoplar ya fiber optik teknolojisiyle üretiliyor - başarılı ama pahalı ve büyük ölçüde elle üretilen sistemler - ya da mikro-mekanik çiplerle; ucuz ama hassasiyeti sınırlı. Biz bu ikisi arasındaki boşluğu kapatıyoruz: Optik jiroskobun fiziğini bir silisyum fotonik çipin üzerine taşıyor, ışığı çipin içinde dolaştırarak dönme hareketini ölçüyoruz. Bunun anlamı şu: Yüksek performansa yaklaşan bir sensörü, tıpkı bir işlemci gibi seri üretilebilir hale getiriyoruz. Bunun yanında RF-fotonik platformlar, yazılım tanımlı radyo, elektronik harp alt sistemleri ve FPGA/ASIC tasarımı da faaliyet alanlarımız içinde. Şu ana kadar dört patent başvurumuz var.
YAPAY ZEKA DESTEĞİ
Geleneksel yöntemlere göre avantajlarınız neler, yapay zeka ya da makina öğrenmesi gibi ileri teknolojiler kullanıyor musunuz?
En temel avantajımız üretim mantığında. Geleneksel optik jiroskop kilometrelerce fiberin sarılmasıyla üretiliyor; her ünite ayrı bir emek. Biz ise çip üretiyoruz; bir silisyum pul üzerinde aynı anda yüzlerce yapı çıkarabiliyorsunuz. Bu hem maliyeti aşağı çekiyor hem ürünü küçültüyor, hafifletiyor, daha az güç tüketir hale getiriyor. Savunma ve otonom sistemlerde hacim, ağırlık ve güç tüketimi neredeyse performans kadar kıymetli. İkinci avantajımız tedarik zinciri bağımsızlığı. Bu sınıftaki sensörler bugün sayılı ülkenin elinde ve ihracat kısıtlarına tabi; kendi çipini tasarlayan bir şirket bu bağımlılığı ortadan kaldırıyor. Yapay zeka ve makina öğrenmesini iki yerde kullanıyoruz. Birincisi sensörün içinde: Sıcaklık, titreşim ve zamanla oluşan sapmaları düzeltmek için makina öğrenmesi tabanlı kalibrasyon ve hata kestirim algoritmaları geliştiriyoruz. Bir sensörün sahadaki başarısı çoğu zaman ham fizikten çok bu düzeltme katmanında saklıdır. İkincisi tasarım tarafında: Çip mimarisi ve fotonik yapıların optimizasyonunda haftalar sürecek işleri çok daha kısa sürede tamamlıyoruz.

GLOBAL İLGİ ARTIYOR
Geliştirdiğiniz ürünün ticari geleceği hakkında neler söylemek istersiniz? Yurt dışından talep var mı?
Bu ürünün pazarı otonomikleşen her şeyle birlikte büyüyor. İnsansız hava araçları, kara ve deniz platformları, havacılık, robotik, hassas tarım, madencilik… Hepsinin ortak sorunu aynı: GPS her yerde güvenilir değil. Bu artık konfor değil, egemenlik meselesi olarak konuşuluyor. Yurt dışı ilgisi bizim için sürprizden çok teyit oldu. Avrupa’daki EuroCDP programına kabul edildik, NATO’nun DIANA programına başvurumuzu yaptık. Çip tarafında imec, X-FAB ve TSMC ile tasarım ve Ar-Ge erişim anlaşmalarımız var; Altera’nın resmi tasarım ortağıyız, AMD tarafında süreç devam ediyor. Avrupalı platform üreticileriyle teknik görüşmelerimiz sürüyor; ilk tasarım ortağımızı seçme aşamasındayız. Ticarileşme yaklaşımımız ‘önce ürünü bitir, sonra sat’ değil. Bu sektörde ürün müşterinin sistemine tasarım aşamasında girer; bu yüzden müşteriyle en baştan birlikte çalışıyoruz.
HEDEFTE NAVİGASYON
Gelecekte farklı alanlarınız olacak mı, hedefleriniz neler?
Yol haritamız bir merdiven gibi ilerliyor. Önce jiroskop modülü; ardından bu sensörü ivme ölçerlerle birleştirip atalet ölçüm birimine, yani IMU’ya geçiyoruz. Son aşamada hava, kara ve deniz platformları için farklı versiyonlarıyla tam bir atalet navigasyon sistemi ailesi hedefliyoruz. Paralelde yarı iletken yetkinliğimizi büyütüyoruz. Fotonik entegre devre tasarımı, ASIC, RF-fotonik ve yazılım tanımlı radyo bizim için kopuk alanlar değil; aynı çekirdek yetkinliğin farklı ürünlere açılan kapıları. Uzun vadeli hedefimiz tek cümlede toplanıyor: Türkiye’den çıkmış, yarı iletken ve fotonik alanında dünyada söz sahibi, Avrupa’da ve global pazarda ciddiye alınan büyük bir teknoloji şirketi olmak. Bunu yaparken yurt dışındaki Türk mühendisleri de buraya çekmek istiyoruz.
Genç mühendislere kapımız açık
Beyin göçü bir kader değil. Dünyanın en iyi kurumlarında çalışmış çok sayıda Türk mühendis var. Dönmeleri için gereken tek şey, burada gerçekten iddialı bir iş yapıldığını görmeleri. Biz Lorentis’i böyle bir yer olsun diye kurduk. Yarı iletken ve fotonik, önümüzdeki 20 yılın en belirleyici teknolojileri olacak. Kendi çipini tasarlayamayan ülke teknolojisini de üretemez. Türkiye’nin bu masada olması için uzun vadeli düşünen şirketlere ihtiyaç var. O şirketlerden biri olmak için yola çıktık; bu yolu birlikte yürüyecek yatırımcılara, kurumlara ve genç mühendislere kapımız açık.
Teknopark İstanbul adres değil ekosistem
Lorentis Teknoloji için Teknopark İstanbul yalnızca bir adres değil, bir ekosistem. Savunma sanayi, havacılık ve elektronik alanındaki kurumlar, ana yükleniciler ve girişimlerin aynı kampüste bulunması, şirketin ihtiyaç duyduğu bilgi ve işbirliklerine hızlı erişim sağlıyor. Üniversitelere ve genç mühendislere yakınlık da şirket açısından önemli bir avantaj oluşturuyor. Ar-Ge teşvikleri ise derin teknoloji şirketlerinin ilk ürüne ulaşma sürecinde önemli bir destek sunuyor. Teknopark İstanbul’da yer almak, uluslararası programlar ve yatırımcılar nezdinde de şirketin teknoloji odaklı yapısını ve ciddiyetini destekliyor.
Jiroskop nedir?
Jiroskop, bir aracın hangi yöne döndüğünü ve ne kadar eğildiğini ölçerek yönünü belirlemesine yardımcı olan hassas bir sensör. Özellikle GPS’in kesildiği veya karıştırıldığı durumlarda uçak, İHA, gemi ve otonom araçların yön ve konum bilgisini korumasında kritik rol oynuyor.
