Türkiye Suriye’de çözüm ortağı olacak: İlk hedef 10 milyar dolar
Suriye, güvenlik ve siyasi istikrarın sağlanmasının ardından üretimi ve sanayiyi canlandırmaya odaklandı. Bu süreç tarımdan inşaata, makinadan ulaşıma kadar birçok sektör için fırsat oluşturacak. Yeni dönemde Türk iş dünyası sadece tedarikçi değil, Suriye’nin altyapısının kurulmasında ana teknoloji ve üretim ortağı olmayı hedefliyor.

Türkiye, en büyük kara sınırını paylaştığı komşusu Suriye ile ilişkilerini güvenlik ve enerji alanlarının ardından ticarette de geliştiriyor. Suriye’de eski rejimin sona erdiği Aralık 2024’ten sonra liderlerin temaslarının yanı sıra art arda ticari heyet organizasyonlarıyla iki ülke arasındaki ticaret hacminin 3.7 milyar dolardan 10 milyar dolara yükselmesi için gerekli basamaklar oluşturuluyor.
Harran Ovası’nın karşısında, Fırat nehrinin geçtiği topraklarda buğday ve pamuk üretimiyle tarıma dayalı sanayisini ve tekstil sektörünü besleyen Suriye, hem zirai üretimin hem de imalat sanayinin yeniden tesis edilmesi için Türk iş dünyasıyla işbirliğini artırmaya yöneliyor. Savaştan sonra yeniden imar çalışmalarının en önemli ayaklarını oluşturan tarım ve imalat sanayi, Türk firmalarının desteğiyle yeniden canlanacak.
2011 yılından sonra savaş ve göç sebebiyle yaşanan ortak sıkıntıların ardından Suriye’nin bürokrasi, enerji, tarım, sanayi, eğitim, ulaşım sistemlerini kurması ve kapasitelerini gerekli seviyeye ulaştırması sürecinde de Türkiye, Suriye’nin yanında olacak. Bu amaçla yapılan üst düzey temasların yanı sıra heyet organizasyonları da etkili oluyor.
TİCARET HACMİ YÜZDE 42 ARTTI
Ticaret Bakanlığı organizasyonunda MÜSİAD Suriye, Suriye Türkiye Ortak İş Kurulu (STIK), Suriye Yatırım Ofisi (SIA) ve Halep Valiliği tarafından düzenlenen toplantıda, yeni işbirlikleri için görüşmeler yapıldı. Ticaret Bakanı Ömer Bolat, bu temaslarda yaptığı konuşmada, iki ülke ticaretinin geçen yıl yüzde 42 oranında arttığına dikkat çekti. “Türkiye ile Suriye arasındaki ekonomi ve ticaret bağları karşılıklı fayda temelinde daha da güçlendirmeyi sürdüreceğiz” diyen Bakan Bolat, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın işaret ettiği 10 milyar dolarlık ticaret hacmi hedefine ulaşmak için çalıştıklarını belirtti.
Suriye’de 26 Ağustos-4 Eylül’de düzenlenen 63. Uluslararası Şam Ticaret Fuarı’nda Türk pavilyonu büyük ilgi gördü. Şimdi sıra 13-16 Eylül’deki imar fuarında.
ŞAM’DA TÜRK PAVİLYONU
Halep’teki toplantının ardından Suriye’nin başkenti Şam’da düzenlenen 63. Uluslararası Şam Ticaret Fuarı da Türk ve Suriyeli firmaların buluşma noktası oldu. Fuarda 33 Türk firması yer alırken, Türkiye’den gelen 200 iş adamı da 400’den fazla ikili iş görüşmesi yaptı. Şam’daki fuarda açılan Türk pavilyonu, Suriye pazarında etkinliğini artırma yarışına giren Avrupalı ve Asyalı ülkelerin rekabetine karşı komşu iki ülkenin işbirliğinin geleceğe açılan kapılarından biri olacak. Bu kapıların makinadan tekstile, sağlıktan eğitime Türk firmalarının Suriye’de kuracağı ortaklıklarla artacağı vurgulanıyor.
İNŞAATÇILAR ÇIKARMA YAPACAK
Bu kapsamda çok daha kalabalık bir heyet, 13-16 Eylül’de Şam’da düzenlenecek ‘Suriye’nin Yeniden İmarı Uluslararası Fuarı’na katılacak. Bu defa Türkiye Müteahhitler Birliği (TMB) ile müteahhitler, proje şirketleri, inşaat malzemeleri ve inşaat makinaları ihracatçıları sahada olacak.
SANAYİDE NELER LAZIM?
TESKOOP Özel Endüstri Bölgesi Yönetim Kurulu Başkanı İsmail Somalı’nın verdiği bilgiye göre Suriye’de imalat sanayinin yeniden tesisi için iş ve inşaat makinaları, takım tezgahları, gıda ve ambalaj makinaları, tekstil ve plastik makinaları, tarım makinaları, pompa ve kompresörler, enerji sistemleri, elektrik motorları, metal işleme ve otomasyon sistemlerinde önemli bir potansiyel bulunuyor. Ancak pazar normalleştikçe Çin, Avrupa ve Körfez ülkelerinden rekabetin artacağına dikkat çeken Somalı, “Türkiye, mevcut avantajını kullanarak erken ve organize şekilde pazarda konumlanmalı” dedi.
İLİŞKİLERDE HASSAS NOKTALAR
Diğer yandan Suriye’yi yalnızca imar pazarı değil, aynı zamanda yeniden sanayileşme potansiyeli olarak değerlendirmek önemli olacak. Ayrıca Türkiye’nin Suriye’deki ağırlığını yalnızca ekonomik ilişkiler üzerinden değerlendirmemek, Suriye’nin kendi mevzuatına, iş yapma biçimlerine ve yerel dinamiklerine saygı göstererek hareket etmek gerektiğine dikkat çekiliyor.
Uluslararası bankacılık işlemlerinin önünün açılmasının yanı sıra Hürmüz krizi sebebiyle alternatif enerji ve ticaret güzergahları arayışında öne çıkan Suriye’nin kalkınması, Türk firmalarının bölgede yer almasının önemini daha da artırıyor.

Türk şirketleri sahayı rakiplerine bırakmayacak
PineZone Danışmanlık Kurucusu Hasan Kocasoy, Türk iş dünyasının Suriye’deki temaslarının daha da artacağını söyledi. Suriye’nin yeniden imarıyla ilgili notlarını aktaran Kocasoy, “Türk iş dünyası hem ihracatta hem de Suriye’nin yeniden imarında erken pozisyon alarak sahayı Çinli, Fransız, Suudi ve Birleşik Arap Emirlikleri’nden gelen şirketlere bırakmamaya kararlı görünüyor” dedi.
Kocasoy, Suriye’deki ekonomik gelişmeler hakkındaki görüşlerini şöyle paylaştı: “Suriye, benzer bir yeniden yapılanma sürecinden geçen Irak’ın aksine büyük petrol gelirlerine sahip değil. Büyük bir siyasi ve ekonomik dönüşümden geçen, altyapısı büyük ölçüde çökmüş bir ülkenin öncelikleriyle Türk şirketlerinin beklentilerinin her zaman örtüşmeyebileceğini baştan kabul etmekte fayda var. Bugün Kalyon ve Cengiz şirketleri, uluslararası bir konsorsiyumun parçası olarak Suriye’nin enerji altyapısının yeniden ayağa kaldırılmasına katkı sağlarken, aynı şirketler TAV ile birlikte Şam Havalimanı’nın geliştirilmesinde rol alıyor; LC Waikiki ise Halep’te tekstil fabrikası açıyor, Ziraat Bankası ve Albaraka Türk Suriye’ye giriyor. Suriye pazarının kendine özgü koşullarına uyum sağlayıp biraz da sabırlı olabilirsek, bugün sayıları sınırlı olan bu örneklerin kısa sürede katlanarak artması, henüz kağıt üstünde olan anlaşmaların hayata geçmesi ve Türkiye’nin Suriye sahasındaki ekonomik varlığının çok daha sağlam bir zemine oturması mümkün görünüyor.”

Teknoloji ve üretim ortaklığı yapmalıyız
TESKOOP Özel Endüstri Bölgesi Yönetim Kurulu Başkanı ve MÜSİAD Makine Sektör Kurulu Başkanı İsmail Somalı, Suriye’nin yeniden yapılanma sürecinde Türk makina sektörü açısından ciddi fırsatlar barındırdığını söyledi. Somalı, “Ancak Türkiye makina sektörü açısından hedef, Suriye’ye yalnızca makina satan bir tedarikçi olmak değil; Suriye’nin yeni sanayi altyapısının kurulmasında ana teknoloji ve üretim ortaklarından biri olmak olmalı” dedi. Somalı, sektörün burada atması gereken bazı adımları şöyle sıraladı:
*Şam, Halep ve diğer sanayi merkezlerine sektör odaklı ticaret ve yatırım heyetleri düzenlenmeli.
*Sadece yeni makina satışına değil, mevcut fabrikaların rehabilitasyonu ve modernizasyonuna da odaklanılmalı.
*Pazara ‘makina, finansman, kurulum, eğitim, servis, yedek parça hepsi birlikte’ modeliyle girilmeli.
*Güvenilir yerel ortaklarla distribütörlük, servis, ortak yatırım ve zaman içerisinde yerel üretim modelleri geliştirilmeli.
*Ortak showroom, servis, yedek parça ve teknik eğitim merkezlerinin kurulması değerlendirilmeli.
*Tahsilat, müşteri, yaptırım ve hukuki riskler için güçlü risk yönetimi uygulanmalı.
İsmail Somalı, kamu tarafında atılmasına ihtiyaç duyulan şu adımlara da dikkat çekti:
*Suriye’ye özel ihracat ve yatırım finansmanı geliştirilmeli; Türk Eximbank, kamu bankaları, kefalet mekanizmaları ve uluslararası finans kuruluşları sürece dahil edilmeli.
*Suriye Sanayi ve Makina İhtiyaç Haritası hazırlanarak şehir ve sektör bazında mevcut tesisler, kapasite açıkları ve ihtiyaç duyulan makina grupları belirlenmeli.
*Sınır kapıları ve gümrük süreçleri hızlandırılmalı, özellikle ağır makina taşımacılığı kolaylaştırılmalı.
*Yaptırım ve ihracat kontrolleri konusunda firmalara açık ve güncel rehberlik sağlanmalı.
*Türk firmalarının Suriye’de ortak üretim, servis, yedek parça ve teknik eğitim merkezleri kurmaları desteklenmeli.
Madencilikte işbirliği fosfatla başlıyor
Suriye ile madencilik alanında mutabakat zaptı, küresel tedarik zincirini de etkileyecek. Zapta göre Suriye’de düşük kapasiteyle çalıştırılan fosfat yatakları Türkiye ile işbirliğinde ekonomiye kazandırılacak. Türkiye, gübre üretiminde temel girdi olan fosfatın çıkarılması, işlenmesi ve ihraç edilmesinde komşusuna destek olacak. Zapta göre Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü’ne (MTA) bağlı MTA IC, Suriye’de fosfat madenciliğine başlayacak. 2 milyar ton rezervin olduğu bölgedeki işbirliği, tarım için önemli olan fosfat tedariki konusunda iki ülkeye kazan-kazan kapısı olacak. Madencilik zaptı ayrıca metalik madenler, endüstriyel hammaddeler ile stratejik ve kritik minerallerinde işbirliğini de içeriyor.
Suriye’nin Deyrizor ilinden geçen Fırat Nehri’nde TSK ile Suriye ordusunun işbirliğiyle yüzer köprü kuruldu.
Yeniden yapılanmanın bedeli 216 milyar dolar
Suriye, 2011 öncesinde özellikle Halep, Şam, Humus ve Hama ekseninde önemli bir imalat altyapısına sahipti. Savaş öncesinde tekstil ve hazır giyim, gıda, kimya, plastik-kauçuk, çimento ve yapı malzemeleri, metal işleme ve elektrikli ekipman öne çıkan imalat alanlarıydı. İç savaş, bu üretim altyapısının önemli bölümünün zarar görmesine veya atıl kalmasına neden oldu. Dünya Banka- sı, Suriye’nin yeniden yapılanması için ihtiyaç duyduğu maddi tutarın 216 milyar dolar olduğunu bildirdi.
