Prof. Dr. Nurullah GÜR

Prof. Dr. Nurullah GÜR

Diğer Yazıları

Doç. Dr. Nurullah Gür

Koronavirüs, son 10 aydır küresel gündemin en ön sıralarında yer almaya devam ediyor. Özellikle ekonomiyle ilgili içinde koronavirüs geçmeyen bir yazı yazmak neredeyse imkansız hale geldi. Bu salgın, kamu sağlığını etkilediği kadar ekonomik davranışlarımıza da yön veren bir hale büründü. Salgın sona erdiği zaman hiç kuşkusuz hem şirketlerin hem de tüketicilerin bazı davranışları yeniden normale dönecek. Virüsün sosyal, ekonomik ve siyasi hayatı etkileyen bazı yönleri zamanla kaybolup gidecek. Ancak, bazı değişikliklerin kalıcı olması da kuvvetle muhtemel. Bu süreçte yaşanılan sıkıntıların ve değişimlerin bütün ekonomik birimler tarafından etraflıca değerlendirilmesi ve bundan sonrası için bazı notların alınması faydalı olacak.

GÜÇLÜ ÖZSERMAYE

Bu noktada koronavirüsün şirketlerimize de bazı önemli işaretler sunduğunu düşünüyorum. Dünya genelinde belirsizliklerin bir anda arttığı, nakit akışının kuruduğu ve finansal koşulların allak bullak olduğu bu süreç, güçlü özsermaye yapısının ve düşük borçluluk düzeyinin şirketler açısından ne kadar önemli olduğunu hatırlattı. Çok büyük oranda bankacılık sektörüne bağlı bir dış finansman yapısının sürdürülebilir olmadığını bir kez daha anladık. Profesyonel yöntemlerle finansal risklerini kontrol altında tutabilmenin şirketlerin dış şoklara karşı direncini korumada ne derece başarılı olduğuna şahit olduk.

Şirketlerin çalışanlarına ve tedarikçilerine duyduğu güven duygusunun işlerin normale dönebilmesine yönelik olarak ne kadar değerli olduğunu hissettik. Görev ve sorumlulukları aşağıya doğru delege ederek, esnek bir yönetim anlayışı benimseyen şirketlerin, değişen piyasa koşullarına ayak uydurma ve hatta proaktif hareket edebilme noktalarında ne kadar büyük avantajlara sahip olduklarını gördük.

DİJİTALLEŞME KAÇINILMAZ

Dijitalleşme, sevsek de sevmesek de hayatımızın bir parçası. Koronavirüsten önce bazı şirketler dijitalleşmeye ayak diriyordu. Bizim sektöre uygun değil veya bize gelmez diye düşünenler vardı. Ama artık stok yönetiminden satışa, müşteri ilişkilerinden çalışanlarla iletişime kadar birçok alanda dijitalleşmenin olmazsa olmazlar arasına girdiğini anladık. Şirketlerimizin e-ticaret ve dijital şirket yöntemine kendilerini adapte etmek için zaman kaybetmemeleri gerekiyor.

ÜRETİMDE SIFIR KARBON

Doğrudan bağlantıları olmasa da koronavirüs salgınına dair yaşanılan acı deneyimin iklim değişikliğine yönelik farkındalığı arttırdığını görüyoruz. Ekonomi dışından gelen koronavirüs şokunun yarattığı ekonomik tahribat gözleri korkuttu. Sonuçları kontrol edilemez bir noktaya gelmesi durumunda iklim değişikliğinin neden olabileceği felaketlerin ekonomiler üzerindeki etkileri koronavirüsten daha yıkıcı olabilir. Politika yapıcılar bu ihtimali daha fazla dikkate almaya başladı. Sonuç olarak, ülkelerin iklim değişikliği ile mücadele hususunda ‘sıfır karbon’ hedefine yönelik atacakları adımlar hızlanabilir. Bu durumda şirketlerin üretim yapılarını gözden geçirip yeni yatırım kararlarında ‘sıfır karbon’ faktörünü daha fazla dikkate almaları gerekebilir.

Küresel ölçekte yaşanılan her büyük kriz, bazı dersleri ve değişimleri beraberinde getiriyor. Süreci iyi okuyabilen ve buna göre aksiyon alan şirketlerin daha güçlü bir şekilde yollarına devam etmeleri beklenir.

30 Ekim 2020 Cuma