tatil-sepeti

Prof. Esposito, bilim ve toplum buluşmalarına konuk olacak

İslam dünyası ve İslamofobi konularındaki çalışmaları ile bilinen Prof. Dr. John L. Esposito, İstanbul Ticaret Üniversitesi tarafından düzenlenen Bilim ve Toplum Buluşmaları’na konuk olacak. Prof. Esposito, etkinlik kapsamında vereceği konferansta, ‘İslam Dünyası ve Batı: Çatışan Karşılıklı Algılar ve İmgeler’ başlıklı bir sunum yapacak.

 

Prof. Esposito’nun, Batı ile İslam dünyasının karşılıklı algılarını, bu algıların neden çatıştığını ve çatışmaları bitirecek uygulamalara dair tezlerini aktaracağı konferans, 17 Ocak 2023 günü saat 19.00’da üniversitenin youtube hesabı üzerinden yayınlanacak. 

 

İstanbul Ticaret Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Öğretim Üyesi Dr. Kamala Valiyeva’nın yöneteceği konferansta, Rektör Prof. Dr. Yücel Oğurlu da açılış konuşması yapacak. İstanbul Ticaret Üniversitesi, 2019’da başladığı Bilim ve Toplum Buluşmaları konferans serisinde bugüne kadar tarih, hukuk, işletme, fen bilimleri, uluslararası ilişkiler, sosyoloji ve iletişim alanında dünya çapında akademisyenleri ağırladı. Yüz yüze başlayan konferanslar, pandemi sürecinin başladığı 2020 yılının nisan ayından bu yana online olarak yapılıyor. 

09 Ocak 2023 Pazartesi

Fen Bilimleri Enstitüsü; siber güvenlikten bilgisayara, restorasyondan mimarlığa kadar uyguladığı lisansüstü programlarıyla öğrencileri akademiye ve profesyonel iş hayatına en iyi şekilde hazırlıyor. Enstitü, bahar dönemi öğrencilerini bekliyor.

HAMİT KARDAŞ

 

İstanbul Ticaret Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, yüksek lisans ve doktora programlarıyla temel bilimler ve mühendislik alanlarında lisansüstü kariyer yapmak isteyenleri, güçlü akademik kadrosuyla profesyonel ya da akademik hayata hazırlıyor. Fen Bilimleri Enstitüsü, benzersiz programları ve zengin müfredatıyla bahar dönemi lisansüstü öğrencilerini bekliyor.

 

TEZLİ-TEZSİZ EĞİTİM

 

Enstitüde yüksek lisans eğitimi, tezli ve tezsiz yüksek lisans olmak üzere iki şekilde yapılıyor. Tezsiz yüksek lisans eğitimi ders ağırlıklı. Öğrencilerin lisansüstü yönetmeliğinde öngörülen sayıdaki dersi ve bitirme projesini başarması bekleniyor. Tezli yüksek lisans eğitimi ise hem ders hem de tez ağırlıklı. Tez çalışması olarak belirli bir konuda yapılan araştırmanın, jüri önünde savunulması gerekiyor. Doktora eğitimi, lisansüstü yönetmeliğinde öngörülen sayıdaki dersi başardıktan sonra alanında derinlemesine araştırma yapmayı gerektiren tez çalışmasından oluşuyor. Bu çalışmanın sonunda bilime özel bir katkı yapılması bekleniyor. Araştırma konuları genelde gerçek hayata dayanıyor ve hem İstanbul bölgesinde bulunan yüksek teknolojili endüstrilerden enstitüye ulaşıyor hem de küresel ölçekte yaşanan sorunlardan seçiliyor. 

 

SİBER GÜVENLİK UZMANI 

 

Ticari ve kamusal alanda siber güvenlik, önemli bir bilim dalı olarak tüm dünyada ön plana çıkmaya başladı. Gelişmiş pek çok ülke özel siber güvenlik birimleri kurdu. Türkiye’de de kamu, siber güvenlik uzmanları istihdam etmek için çalışmalar yürütüyor. İstanbul Ticaret Üniversitesi’nde Siber Güvenlik Yüksek Lisans Programı ile Türkiye’de siber güvenlik alanında uzmanların yetiştirilmesi öngörülüyor. Programla öğrencilere ‘Ağ ve Bilgi Güvenliği’, ‘Kriptoloji’, ‘Nesnelerin İnterneti’, ‘Büyük Veri Analizi’, ‘Zararlı Yazılım Analizi’, ‘sızma testleri’, ‘web uygulamaları güvenliği’, ‘güvenli yazılım geliştirme’, ‘adli bilişim’, ‘siber güvenlik hukuku’ ve ‘bilgi sistemleri güvenliği yönetimi’ gibi temel alanlarda yetkinlik kazandırılması hedefleniyor. 

 

LİSANSÜSTÜ PROGRAMLAR

 

Yüksek lisans programları

 

* Bilgisayar Mühendisliği

 

* Bilgisayar Mühendisliği (İng)

 

* Kentsel Sistemler ve Ulaştırma Yön.

 

* Koruma ve Restorasyon

 

* Endüstri Mühendisliği

 

* Elektrik-Elektronik Mühendisliği (İng)

 

* İç Mimarlık

 

* Mekatronik Mühendisliği (İng)

 

DOKTORA PROGRAMLARI

 

* Bilgisayar Mühendisliği

 

* Elektronik ve Haberleşme Müh. (İng)

 

* Matematik

 

* Siber Güvenlik

09 Ocak 2023 Pazartesi

İstanbul’un en büyük kütüphanesi Rami Kütüphanesi’nin açılmasına sayılı günler kaldı. Kütüphane, 2.5 milyonluk kitap kapasitesi ile dikkat çekerken, İstanbul’un fethi ile başlayan kütüphanecilik geleneği, Rami Kütüphanesi ile yeni bir dönüm noktasında.

Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından İstanbul’un en büyük kütüphanesi olacağı duyurulan Rami Kütüphanesi’nin açılmasına sayılı günler kaldı. Kütüphane, 2.5 milyonluk kitap kapasitesi ile dikkat çekerken, gözler kadim kentin kütüphane tarihine çevrildi. İstanbul’un fethi ile başlayan kütüphanecilik geleneği, Rami Kütüphanesi ile yeni bir dönüm noktasında.  


HABER: SÜMEYRA YARIŞ TOPAL

 

İstanbul İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü 2021 yılı verilerine göre kentte, Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı 60 kütüphane bulunuyor. Bu kütüphanelerde toplam 2 milyon 88 bin kitap okuyucu ile buluşurken, İstanbul 2.5 milyon kitap kapasitesi olacağı duyurulan Rami Kütüphanesi ile kütüphane kültüründe yeni bir sayfa açmaya hazırlanıyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından İstanbul’un en büyük kütüphanesi olarak konumlandırılan Rami Kütüphanesi, 13 Ocak’ta kitapseverleri ağırlamaya hazırlanırken, gözler İstanbul’un kütüphane geleneğine çevrildi. Fetih öncesine dair kayıtlarda kütüphanelerin varlığına dair belgeler olsa da İstanbul’un asıl büyük kütüphane atılımı, fetih sonrası yıllara rastlıyor. İşte asırlara meydan okuyan kentin kütüphane tarihine dair notlar: 

 

7 BİN 200’LÜK SARAY KÜTÜPHANESİ 

 

İstanbul’da kütüphaneleşme hareketi İstanbul’un fethi ile başladı. Osmanlı İstanbul’unun ilk kütüphanesini ise Saray Kütüphanesi oluşturdu. Tarihi şehrin aynı zamanda bir kültür başkenti olması için çok çalışan Fatih Sultan Mehmet’in ilk icraatı, Saray Kütüphanesi’ni İstanbul’a taşımak oldu. Bu kütüphanede, Halil İnalcık’tan aktarılan bilgilere göre, 5 bin 700 cilt içinde 7 bin 200 eser bulunuyordu. Tamamı yazma bu eserler arasında Grekçe, Latince, Ermenice, Süryanice, İtalyanca ve İbranice kaynaklar da vardı. 

 

MAAŞLI İLK KÜTÜPHANECİLER

 

Saray Kütüphanesi, resmi bir kütüphane olması münasebetiyle yalnızca özel araştırmacılara açık oluyordu. Ancak ilk vakıf kütüphanesi de fetihten birkaç yıl sonra İstanbullularla buluştu. Yazar Selim Nüzhet Gerçek’in verdiği bilgilere göre, Eyüp Külliyesi’nde ilk vakıf kütüphanesi 1459 yılında kuruldu. Kütüphanenin yaklaşık 30 yıl sonra çıkarılan bir vakfiyesinde, kütüphanede hafız-ı kütüp (kitap korucuyu) olarak Fakih isimli bir kişinin günlük 1 akçe ücretle çalıştığı kayıtlara geçti. 

 

ÖZEL KÜTÜPHANECİLİK BAŞLIYOR

 

Kitabın ve kültürün başkenti olması için niyet edilen İstanbul’da özel kütüphaneler de fetih sonrası yıllarda açılmaya başlandı. Vakıflar Genel Müdürlüğü Arşivi’nde bulunan bir vakfiyeye göre, 1454 yılında Visali ismiyle tanınan bir kanaat önderi bir kütüphane açtı. Bugünkü Bahçekapı civarına kurulan kütüphanede kayıtlara göre tasavvufla ilgili 20 yazma eser bulunuyordu.

 

İLK KATALOGLAMA HAREKETİ 

 

Günümüz kütüphane kültüründe kitapların kataloglanması büyük önem taşırken, İstanbul kütüphane kültüründe ilk kataloglama Sultan II. Bayezid zamanında yapıldı. Bizzat Sultan’ın emri üzerine Vaiz Atufi tarafından yapılan çalışma 340 sayfadan oluştu. 1502 tarihinde hazırlanan bu katalogla Saray Kütüphanesi’ndeki kitaplar kayıt altına alındı.  

 

MAHALLELERE YAYILAN KÜTÜPHANELER 

 

İstanbul Vakıflar Tahrir Defteri’ne göre, Yavuz Sultan Selim’den sonra İstanbul’un küçük mahallelerinde dahi kütüphaneler kuruldu. Yine aynı kayıtlara göre Şeyh Süleyman Mahallesi’nde yer alan mescitte bir kütüphane kuruldu. Kütüphanenin 1519 yılı kayıtlarına göre kütüphanede 620 civarında yazma eser mevcuttu. Bundan sonraki yıllarda da kütüphaneler medreseleri tamamlayıcı bir unsur olarak görüldü ve neredeyse her mahallede bir kütüphane tesis edildi. 

 

ÖDÜNÇ VERİLEN KİTAPLAR 

 

İlim tahsil etmek isteyen öğrencilere yönelik mahalle kütüphaneleri birbiri ardına açılsa da günümüz halk kütüphanesine benzeyen ilk kütüphane, 1594 yılında açılan Cihangir Camii Kütüphanesi oldu. Şeriyye Sicilleri Arşivi’ne göre bu kütüphane halka açıktı ve ücretsiz olarak isteyene ödünç kitap verme hizmeti sağlıyordu. Kütüphanede 39 yazma eser mevcuttu. Yine cami kütüphanesi olmasına rağmen kütüphanede halk hikayeciliğine dair eserler bulunuyordu. 

 

I. MAHMUD’LA ALTIN ÇAĞ 

 

İstanbul kütüphane kültürü, altın çağını ise I. Mahmud’a borçlu. Saltanatı döneminde Yalova Kağıt Fabrikası’nı kuran ve matbaanın yeniden faaliyete geçmesini sağlayan I. Mahmud, İstanbul kütüphane kültüründe yeni bir sayfa açtı. Söz konusu dönemde İstanbul’un Fatih, Galatasaray ve Fatih gibi büyük üç kütüphanesi açıldı. Ayrıca İstanbul’un uzak semtlerinde bile küçük küçük kütüphaneler kurarak, kentte kitap kokusunun yaygınlaşmasına vesile oldu. 

 

BUGÜNE ULAŞAN EN ESKİ 

 

İstanbul, II. Abdülhamid zamanında bugüne kadar ulaşan bir kütüphaneye kavuştu. Bugünkü adıyla Beyazıt Devlet Kütüphanesi, ilk dönemdeki adıyla Kütüphane-i Umûmî-i Osmanî, 1884 yılında kuruldu. İstanbul İl Kültür Turizm Müdürlüğü 2021 yılı raporuna göre, İstanbul’un en eski kütüphanesinde 1 milyon 265 bin 236 eser bulunuyor. Bu eserlerin yaklaşık 11 bini, yazma eserlerden müteşekkil. 

 

60 KÜTÜPHANE 

 

Bugün İstanbul İl Kültür Turizm Müdürlüğü verilerine göre, Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı 60 kütüphane bulunuyor. Geçtiğimiz yıl bu kütüphanelerden toplam 968 bin 759 kişi faydalandı. 

 

FARKLI KÜTÜPHANELER

 

İstanbul’da Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı kütüphaneler haricinde özel pek çok kütüphane de bulunuyor. Ayrıca Atatürk Kitaplığı, Süleymaniye Yazma Eser Kütüphanesi, Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi gibi farklı kurumlara bağlı da koleksiyonu oldukça zengin kütüphaneler, İstanbul’un kütüphane kültürünün önemli kaynakları arasında yer alıyor.

09 Ocak 2023 Pazartesi