Bu yıl haziranda yaşanan yüksek sıcaklıklar, İzmir'in verimli ovalarında yetişen domateste hasadı öne çekti. Erken hasat ve yüksek sıcaklıklar nedeniyle domates kurutma mesaisi de geçmiş yıllara göre 10 gün erken başladı.


 

Bölgede ilkbaharda ekilen domatesler temmuz ayıyla hasat edilmeye başlandı. Mevsimlik işçilerin topladığı domatesler, kamyon ve traktörlere yüklenerek beyaz örtülerin serildiği arazilere götürülüyor.

 

Burada kesilerek talebe göre tuzlanan veya kükürtlenen domatesler yaklaşık bir hafta güneşte bekletiliyor.

 

Kurutma sergileriyle kırmızı renge bürünen ovada kuruyan domatesler, paketleme tesisinin ardından ihraç ediliyor.

 

Daha çok makarna, pizza ve salatalarda tercih edilen kurutulmuş domatesler Avrupa ve ABD'de sofralarda yer alıyor.

 

Kurutulmaya bırakılan domates işinde çalışanların büyük kısmını ise Şanlıurfa'nın Siverek ilçesinden gelen tarım işçileri oluşturuyor.

 

Gün doğumuyla çadırlarından çıkarak domates mesaisine başlayan işçiler, kavurucu güneşin altında saatlerce çalışıp işlem yaptıkları kasalara göre para kazanıyor.

 

"ABD KURU DOMATESİ KEŞFETTİ"

 

Torbalı Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Abdulvahap Olgun, ilçenin kuru domates noktasında Türkiye'nin öncüsü olduğunu söyledi.

 

Ovada yetişen ürünün, Torbalı'nın güneşinin altında kurutulduktan sonra yine buradaki tesislerde işlenip 100'e yakın ülkeye ihraç edildiğini aktaran Olgun, şöyle konuştu: "İlk dönemlerde İtalyanlar çok büyük ilgi gösteriyordu. Hala ilgi gösteriyorlar. Bir ara Brezilyalılar sandviçte kullanmak için ilgi göstermeye başladılar, şu anda son olarak ABD kuru domatesi keşfetti. Onlar da hamburgerde kullanıyor. Çok yoğun bir ilgi var. Torbalı'nın bu konudaki özelliği şu; nem oranı, güneş açısı, bunların hepsi oldukça önemli. Tüm bu etkenleri bir araya getirdiğimizde hakikaten iyi bir model ortaya çıkıyor."

 

Olgun, bu yıl ilçede yaklaşık 50 bin dönümlük arazide domates ekiminin yapıldığını, bunun yüzde 80'inin salçalık, yüzde 20'sinin de kurutmalık ve sofralık olarak tüketildiğini ifade etti.

 

İhraç edilen kuru domatesin yaklaşık yüzde 70'inin Torbalı'dan olduğunu, ihracatın gün geçtikçe arttığını vurgulayan Olgun, "Ürünümüz bu mevsim bol yani bir ay içerisinde muazzam bir tonajda domates üretiliyor. Ürünümüzün bol olduğu dönemde bir sonraki aylarda tüketilmesi için onu işleyip raf ömrünü uzatacak çalışmalar yapmamız gerekiyor. Bu da kuru domates modelinde ortaya koyduğumuz bir çalışma." dedi.

 

"ÇİFTÇİ BU YIL REKOLTEDE REKOR YILINI YAKALAYACAK"

 

Kuru domates üreticisi ve ihracatçısı Kemal Saygıner de bu yıl rekolte ve kalitenin geçen yıllara göre daha iyi olduğunu dile getirdi.

 

Üretim alanında artış olduğunu belirten Saygıner, "Dolayısıyla domatesin hasat edilme sürecinde bu durum üreticilere ve alıcılara fiyat avantajı sağlıyor. Domates bulmakta zorlanmıyoruz." diye konuştu.

 

Uzun yıllardır domates üretimi yaptığını kaydeden Saygıner, hazirandaki yüksek sıcaklıklar nedeniyle ürünün bu yıl erken olgunlaştığını ifade etti.

 

Saygıner, erken olgunlaşmanın hasadı ve kurutma işini öne çektiğini vurgulayarak, şunları söyledi: "Hasat iyi, geçen yıl başlangıçta yağışlarla bir hastalık gelmişti. Kaliteyi ve rekolteyi düşürmüştü. Bu yıl böyle bir şey yok. Güneş gayet iyi, mevsim güzel gidiyor. Benim tahminim çiftçi bu yıl rekoltede rekor yılını yakalayacak. Ülke için aslında çok güzel bir şey, domates salçasında uygun fiyatlı günleri göreceğimize inanıyorum."

 

İşçilerden Sinan Karataş da her yıl bu dönemde domates için Torbalı'ya geldiklerini ve yaklaşık 1 ay burada kaldıklarını belirterek, sabah 05.30 gibi mesaiye başladıklarını, akşam 21.00'e kadar çalışmaya devam ettiklerini dile getirdi.

09 Temmuz 2024 Salı

Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) Genel Müdürü Ahmet Güldal, geçen yıl kadar olmasa da bu yıl da oldukça iyi bir üretim sezonu geçirdiklerini belirterek, "2.5 milyon ton ürün TMO'nun stoklarına intikal etmiş durumdadır" dedi.




Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) Genel Müdürü Ahmet Güldal, TMO'nun 86. kuruluş yıl dönümü dolayısıyla kurumun faaliyetlerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.


TMO'nun da Anadolu Ajansı gibi köklü bir kurum olduğunu ifade eden Güldal, kurumun hizmet verdiği sektörün üreticiler olmasının yanı sıra kurulduğundan itibaren çok farklı görevler de üstlendiğini söyledi.


Güldal, kurumun hububat, et, süt ve yağ sanayilerinin kuruluşlarına öncülük yaptığına işaret ederek, "Et ve Süt Kurumunun kuruluşuna öncülük yapmış, depoculuk konusunda faaliyetler göstermiş, Türkiye'de depoculuğu en iyi bilen kurumların başında TMO geliyor." dedi.


Kurumun bu tecrübesini lisanslı depoculuk faaliyetlerinin gelişmesine de yansıttığını bildiren Güldal, şu an itibarıyla ülkede 11 milyon ton lisanslı depoculuk kapasitesinin bulunduğunu aktardı.


Güldal, TMO'nun kendisine sevk edilen ürünlerle ilgili piyasa düzenlemeleri yapmak gibi görevleri bulunduğuna işaret ederek, "TMO bugüne kadar 25'e yakın ana üründe görev almış ve bu görevleri başarılı bir şekilde yerine getirmiş durumda." diye konuştu.


Kurumun, 86 yıllık tarihinde hep çiftçinin dostu olarak, hasat dönemi öncesi ve sonrasında üreticinin en iyi bildiği lokasyonlar olduğunu dile getiren Güldal, şehirlerde lokasyonların "ofis semtleri", birçok mahallenin de "ofis mahallesi" olarak telaffuz edildiğini belirtti.


600'ÜN ÜZERİNDE ALIM NOKTASI AÇILDI


Güldal, son yıllarda salgın, kuraklık ve Rusya-Ukrayna Savaşı gibi nedenlerle dünyanın birçok ülkesinde gıda arzı noktasında problemler yaşandığına dikkati çekerek, "Türkiye'de TMO'nun görev alanında ürünlerde herhangi bir problem yaşanmadı. Kuraklıkta ve savaş döneminde tedbirler alındı. Yine salgın döneminde TMO, regülasyonlarla sektörle beraber çalışarak görevini yerine getirdi." ifadelerini kullandı.


TMO'nun ana görevinin hububat ve bakliyat ürünlerinde fiyatların normalin altına düşmesi halinde üreticiler lehine devreye girmek ve faaliyet göstermek olduğunun altını çizen Güldal, kurumun tüketiciler aleyhine fiyatların yükselmesi durumunda da piyasayı çeşitli enstrümanlar kullanarak regüle ettiğini bildirdi.


Güldal, bu yılın geçen sene kadar yüksek rekolteli bir yıl olmasa da yine oldukça iyi sayılabilecek bir üretim sezonu geçirdiklerine vurgu yaparak şöyle devam etti: "Malum geçen senenin altında bir hububat rekoltesi bekleniyor. TMO, bu yıl da 600'ün üzerinde bir alım noktası açarak üreticilerimizin yanında oldu. Bugün itibarıyla baktığımızda hasat döneminin hemen hemen yarısını geçtik, 2,5 milyon ton ürün TMO'nun stoklarına intikal etmiş durumdadır. Üreticilerimizin ödemelerinin 45 güne kadar yapılacağı açıklaması yapılmıştı ama bugün itibarıyla 25-30 günlük vadelerde üreticilerimizin ödemelerini yapıyoruz. Bu anlamda da bir memnuniyet var. Ülke geneline baktığımızda arpa hasadının yüzde 70'ler, buğday hasadının da yüzde 60'lar seviyesinde gerçekleştiğini görüyoruz."


Depolarla ilgili söylentilere itibar edilmemesini isteyen Güldal, kurumun geçen yıl hasat döneminde 13,1 milyon ton ürünü depolama yaparak alımını gerçekleştirdiğini bildirdi.


Güldal, bu yıl hasat dönemi girerken de sürekli depolamayla ilgili bir sıkıntının olmayacağını ve bunun için hazırlıkların yapıldığının altını çizdiklerini hatırlatarak, "Kapasitesi 4,5 milyon ton olan lisanslı depoların boş olarak hazır olduğunu, 2,5 milyon ton kiralık ve TMO depolarının hazır olarak tutulduğunu ve geçen sene olduğu gibi ihtiyaç durumunda da açık yığınlar şeklinde depolamaya devam edeceğimizi, bu şekilde 13 milyon ton ile TMO'ya ürün verilirse hepsini alabileceğimizi ve depolayabileceğimizi söylemiştik." değerlendirmesinde bulundu.


Bu yıl, geçen yıl kadar bir ürün gelmeyeceğini belirten Güldal, bunun depolanmasında sorun olmayacağını söyledi.


"RANDEVULARIMIZ VE ALIM YERLERİMİZ AÇIK"


Güldal, açık yığınların toprak altında çürümeye terk edildiği yönünde sosyal medyada bir algı oluşturulmaya çalışıldığına işaret ederek, bunun kesinlikle yanlış olduğunu, açık yığın depolama şeklinde yapılan çalışmaların TMO'nun geçmişten beri uyguladığı bir yöntem olduğunu aktardı.


Buradaki ürün kaybının da normal depolardaki miktarlar kadar olduğunu dile getiren Güldal, "Yani binde 5 seviyesindedir. O da doldururken veya boşaltırken ortaya çıkacak kayıplardandır. Yani ürünün bozulmasını çürümesini önleyecek bütün tedbirler alınmıştır." dedi.


Güldal, randevu sisteminin yenilendiğini ve bir sıkıntının olmadığının altını çizerek, hem TMO'nun internet sitesinden hem de e-Devlet'ten randevu alma imkanları getirdiklerini anlattı.


Üreticilerin randevularının SMS ile teyit edildiğini belirten Güldal, "İptal etmek isterse rahatlıkla iptal edebiliyor. Son üreticimiz gelene kadar randevularımız ve alım yerlerimiz açık olacaktır." bilgisini paylaştı.


Güldal, üreticilerin TMO'nun vermiş olduğu fiyatların altında ürünlerini pazarlamamalarını da isteyerek, "Kendi kalite gruplarında fiyatları TMO'dan öğrenerek piyasadan onun altında fiyat istemesinler. Aksi takdirde TMO almaya hazır." dedi.

13 Temmuz 2024 Cumartesi

İnşaat sektöründe ücretli çalışan sayısı, mayıs ayı itibarıyla 1 milyon 824 bin kişiye yaklaşırken, bu rakam son 99 ayın zirvesi olarak kayıtlara geçti.





Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, sanayi, inşaat ve ticaret-hizmet sektörleri toplamında ücretli çalışan sayısı mayısta yıllık bazda yüzde 4,3 artışla 15 milyon 669 bin 792 kişiye yükseldi.


Sektörler bazında incelendiğinde en yüksek artışlardan birisi inşaatta yaşandı. İnşaat sektöründeki ücretli çalışan sayısı mayısta geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 11,1 artarak 1 milyon 823 bin 929'a çıktı.


Bu artışla, inşaat sektöründe son 99 ayın en yüksek ücretli çalışan sayısına ulaşılırken, tüm zamanların en yüksek ikinci rakamı görüldü. Sektörün rekoru Ekim 2017'de 1 milyon 833 bin 340 kişi olmuştu.


"TÜM ÜLKEDE HAREKETLİLİK YAŞANIYOR"


Gayrimenkul Yatırımcıları Derneği (GYODER) Yönetim Kurulu Başkanı Neşecan Çekici, konuya ilişkin değerlendirmesinde, başta deprem bölgesi olmak üzere tüm ülkede hareketlilik yaşandığını belirterek, "Bir süredir inşaat faaliyetlerinde hareketliliğin başladığını görüyorduk, faaliyetlerdeki artış verilere de yansımaya başladı. Hareketliliğin başladığını görmek 250 alt sektörün beslenmesi açısından da sevindirici. İhtiyaç kaynaklı bir hareketlilik diyebiliriz." dedi.


Avrupa'nın en büyük konut pazarı olan Türkiye'de evlilik, boşanma, tayin ve yurt dışındaki Türk vatandaşları kaynaklı ciddi talep olduğunu bildiren Çekici, "Bu talep, yıllık 800 binden fazla konut üretimini ilgilendiriyor. Piyasa son 2 yıldır durgundu. GYODER olarak iş gücü raporu hazırlıyoruz. Orada da bu konuları analiz etmiş olacağız." diye konuştu.


"İNŞAAT TÜRKİYE'NİN LOKOMOTİF SEKTÖRÜ"


Anadolu Yakası İnşaat Müteahhitleri Derneği (AYİDER) Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Şişik de inşaatın, Türkiye'nin lokomotif sektörü olmaya devam ettiğini aktararak, "İnşaat dediğimiz zaman akıllara hemen gayrimenkul gelse de alt ve üstyapı işlerinde de yoğunluk söz konusu. Bu alandaki hareketlilik de istihdamı artırıyor. Deprem bölgesindeki yeni konut ve yol projelerinin yanı sıra alt ve üstyapı projelerinin de çalışan sayısındaki artışta etkisi var." ifadesini kullandı.


Sektördeki kalifiye eleman soruna da işaret eden Şişik, "Eleman bulmakta ciddi sıkıntılar yaşıyoruz. Günlük 3 bin liraya kadar yevmiye vermemize rağmen ne yazık ki usta bulmakta zorlanıyoruz. Bazen kalifiye işi yapacak kişi için 3 ay beklemek durumunda kalıyoruz." değerlendirmesinde bulundu.


"GÜÇLÜ TALEP NEDENİYLE YENİ ARZLAR OLACAKTIR"


Helmann Holding Yönetim Kurulu Başkanı Selman Özgün de bu artışın sebebinin deprem bölgesindeki inşaat üretimi olduğunu belirterek, "Ayrıca, yükselen maliyetlerden daha fazla etkilenmek istemeyen şirketlerin başladıkları projelere hız vermesinin de etkili olduğunu düşünüyorum." dedi.


Mayıs ayı itibarıyla ulaşılan rakamın tüm zamanların en yüksek ikinci verisi olarak kayıtlara geçtiğini bildiren Özgün, "Yeni projelerin de başlamasıyla açıklanacak yeni verilerle birlikte inşaat sektöründeki istihdam rakamında rekor kırılacaktır. Son dönemde kredi oranları yükselmiş ve konuta ulaşım zorlaşmış olsa da hala güçlü talep var. Bu güçlü talep nedeniyle yeni arzlar olacaktır." diye konuştu.


"İNŞAAT SEKTÖRÜNÜN ÜRETİM VE İSTİHDAMA KATKISI UZUN YILLAR SÜRECEK"


Özyurtlar Holding Yönetim Kurulu Başkanı Tamer Özyurt da Türkiye'de büyüme ve istihdam açısından önemli konuma sahip inşaat sektörünün ve inşaata bağlı alt sektörlerin Türk ekonomisinin en önemli kaldıraçları olduğuna işaret ederek, "Resmi veriler de 'rekor seviye' olarak nitelendirebileceğimiz 1 milyon 824 bine yakın inşaat sektörü çalışanı olduğunu bize söylüyor. İnşaat sektörü uzun yıllar boyunca hem üretim hem de istihdam bakımından ülkemizin lokomotif sektörü olmaya devam edecektir." değerlendirmesinde bulundu.


"ARTIŞTA KENTSEL DÖNÜŞÜMÜN DE ETKİSİ BULUNUYOR"

Bahaş Holding Üst Yöneticisi (CEO) Abdüssamet Bahadır da mayıs ayında inşaat sektöründe ücretli çalışan sayısının geçen yılın aynı dönemine göre 182 bin kişi arttığını ve bu artışın çok önemli olduğunu söyledi.


Bu verilerin, inşaatın Türkiye ekonomisindeki önemini artırdığını belirten Bahadır, "Deprem bölgesindeki inşaat yoğunluğu ve kentsel dönüşüm hareketinin de istihdam artışına neden olduğunu düşünüyorum. Sektörümüz istihdama katkı sağlamaya devam edecek." ifadelerini kullandı.

13 Temmuz 2024 Cumartesi