Türkiye'de yılın ilk 6 ayında yüzde 10'luk pazar payına ulaşan Çin otomobil markaları, Türkiye'de yatırım konusunda eylem ve strateji planlarını duyurmaya başladı.


Ticaret Bakanlığı'nın yerli üretimin iç pazardaki payının yükseltilmesi ve korunması ile yurt içine yatırımların özendirilmesi amacıyla Çin menşeli benzinli ve hibrit binek otomobillere ilave gümrük vergisi uygulanması kararı, sonuçlarını vermeye başladı.

 

Kararın ardından, sıklıkla "Türkiye'yi Avrupa'ya açılan bir kapı" olarak gördüklerini dile getiren Çin markaları, eylem ve yatırım planlarını açıklamaya başladı.

 

BYD'nin Türkiye'ye yönelik yaklaşık 1 milyar dolarlık yatırım kararının, bir "kelebek etkisi" yaparak Türkiye'de yatırım yapmayı planlayan DFSK, Skywell, Chery, MG ve SWM gibi diğer Çin markalarına da olumlu yansıyacağı öngörülüyor.

 

BYD

 

Çinli markalar arasında yatırım konusunda ilk somut adım dünyanın en büyük elektrikli otomobil üreticilerinden BYD'den geldi.

 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın himayesinde Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır ile BYD Yönetim Kurulu Başkanı Wang arasında imzalanan anlaşma kapsamında firmanın, Türkiye'ye yaklaşık 1 milyar dolarlık yatırım yapacağı duyuruldu.

 

Yıllık 150 bin araç kapasiteli elektrikli ve şarj edilebilir hibrit otomobil üretim tesisi ile sürdürülebilir mobilite teknolojilerine yönelik AR-GE merkezi kurulmasını içeren anlaşma kapsamında, tesisin 2026 sonunda üretime başlaması ve 5 bin kişiye doğrudan istihdam sağlaması bekleniyor.

 

Uzmanlar, Çin'in Türkiye'nin dış ticaret açığında önemli bir role sahip olduğunu ve otomotiv sektörünün de bu açıktaki en önemli sektörlerden biri konumunda bulunduğunu belirtiyor. Bu gelişmenin bir "kelebek etkisi" yaparak diğer Çin markalarına da olumlu yansıyacağı öngörülüyor.

 

SKYWELL

 

BYD'nin yatırımı kadar henüz somut bir adım atılmasa da birçok Çin markası da yatırım konusunda istekli görünüyor.

 

Türkiye'de daha önce yatırım için yer baktıklarını açıklayan Ulu Motor ile Çin'in teknoloji firmalarından Skywell'in üreticisi Skyworth yetkilileri, mevcut stratejik ve teknolojik ortaklıklarını global platformlarda büyütmek üzere Ankara'da bir araya geldi.

 

Türkiye'de bir araç üretim hattı kurmak, yedek parça tedarik sistemini Türkiye'ye getirme ve bazı parçaların üretimini burada yapmayı da planları arasına koyma konusunda çalışmaları devam eden Skywell yetkilileri, Türkiye'nin yeni enerji araç endüstrisi teknolojisini ve kapasitesini geliştirmeyi hedeflediklerini belirtti.

 

DFSK

 

Türkiye'de SHS Otomotiv distribütörlüğünde binek ve ticari araçlarıyla faaliyet gösteren, Çin'in en büyük dört otomobil üreticisinden biri olan DFSK yetkilileri de yatırım ve ortaklıklar konusunda niyet beyan etti.

 

Seres Group Denizaşırı Başkanı Zhang Xingyan markanın İstanbul'daki E5 modelinin tanıtımında yaptığı konuşmada, şu ifadeleri kullanmıştı: "Türkiye pazarı DFSK için stratejik öneme sahip ve Türkiye'yi Avrupa'ya açılan bir kapı olarak konumlandırmayı hedefliyoruz. Avrupa'da üretim tesisleri kurma planlarımızdan biri olan Türkiye, en önemli aday ülke konumunda. Türkiye pazarına daha iyi hizmet verebilmek amacıyla temmuz ayından itibaren kapsamlı satış sonrası eğitimleri başlatmayı planlıyoruz. Her tüketiciye uygun ve profesyonel hizmet sunabilmek için güçlü bir satış ve hizmet ağı kurmayı hedefliyoruz. Ayrıca, yerel hükümetler ve iş ortaklarıyla aktif işbirliği yaparak yeni enerji araçları endüstrisinin gelişimine katkıda bulunuyoruz."

 

CHERY 

 

Türkiye otomobil pazarında en fazla pazar payına sahip Çin markası olan Chery'den de ilave vergi uygulaması sonrasında değerlendirme geldi.

 

Chery Türkiye Başkanı Si Fenghuo, yazılı açıklamasında, "Türkiye, bizim en stratejik pazarlarımızdan bir tanesi ve ayrıca Chery'nin Avrupa stratejisinin de önemli bir parçası. Bu nedenle Chery markası olarak müşterilerimize daha iyi hizmet verebilmek adına Eylül 2022'de tamamen kendi öz sermayemiz ile iştirak şirketimiz olan Chery Türkiye'yi kurduk. Hükümetin vergi düzenlemesi kararına saygı duyuyoruz. Mevcut durumu göz önüne aldığımızda, bir taraftan yapılan değişikliklere uyum sağlamak için çalışırken, diğer taraftan da ilgili Bakanlıklarla beraber Türkiye'de fabrika inşasının ve Türkiye'de üretimin fizibilite analizine yoğun bir şekilde çalışıyoruz. En kısa sürede Türkiye'de üretim gerçekleştirebilmek için çaba içerisindeyiz." değerlendirmesinde bulunmuştu.

 

MG

 

Doğan Trend Otomotiv Üst Yöneticisi (CEO) Kağan Dağtekin de şu değerlendirmeyi yapmıştı: "MG yönetimi, Avrupa'daki gelişimini devam ettirmek üzere Avrupa'da üretim tesisleri kuracaklarını resmen paylaşmışlardı. Biz Doğan Trend olarak, Avrupa'da planlanan tesislerin ilki Türkiye'de olsun diye çalışıyoruz. MG ile geçen hafta niyet mektubu imzalama aşamasına geldik. Ancak net bir şekilde bilinmelidir ki yatırım karar alınması uzun bir süreçtir ve temennilerin ötesinde kati konuşmak doğru değildir. Sanayi Bakanlığımız da bu yatırım konuda işin içinde ve kendilerinden çok iyi destek alıyoruz."

 

SWM

 

Son olarak da Çin'in önde gelen otomotiv üreticilerinden Shineray Group bünyesinde faaliyet gösteren SWM Motor'un, Türkiye'de üretim yapmak için başvurularını tamamladığı bildirildi.

Şirketin Türkiye temsilcisi ATMO Group CEO'su Anton Chernov, "Yıllık 50 binden fazla araç üretim kapasitesine sahip bir üretim tesisi üzerinde çalışıyoruz. Üretim tesisi, Türkiye pazarının ihtiyaçlarını karşılayacak ve aynı zamanda Balkan ülkeleri ve AB bölgesindeki diğer pazarlara da ihracata odaklanacak." ifadelerini kullandı.

 

ODMD LİSTESİNDE ÇİN MENŞELİ MARKA SAYISI 11'E YÜKSELDİ

 

Otomotiv Distribütörleri ve Mobilite Derneği (ODMD) verilerine göre, ODMD listesine yeni Çin firmalarının da dahil olmasıyla pazardaki toplam marka sayısı 54'e ulaştı.

 

Son dönemde Çin markalarının Türkiye'ye ilgisinde belirgin bir artış gözlenirken, bu durum pazara giren firma sayısına da yansıdı.

 

Türkiye otomotiv pazarında Skywell, MG, Chery, Leapmotor, Seres, Maxus, Hongqi, DFSK, BYD, NETA ve SWM olmak üzere 11 Çin menşeli marka bulunuyor. Bu listeye yakın zamanda Jaecoo markasının da eklenmesiyle Çin menşeli marka sayısının 12'ye yükselmesi bekleniyor.

 

DFSK ve Chery içten yanmalı motora sahip otomobilleri Türkiye pazarında satışa sunarken, MG hem elektrikli hem içten yanmalı, diğer markalar da elektrikli modelleriyle boy gösteriyor. Lüks segment otomobil satan Voyah ise ODMD'de listelenmiyor. Ayrıca DFSK ve Maxus markaları hafif ticari araç satışı da yapıyor.

 

ÇİN MARKALARININ TÜRKİYE PAZARINDAN ALDIĞI PAY YÜZDE 8,3

 

Çin otomotiv firmalarının Türkiye'deki toplam satışları (otomobil ve hafif ticari) yılın ilk 6 ayında 48 bin 17'ye, otomotiv pazarından aldıkları pay da yüzde 8,3'e ulaştı.

 

Çin markaları arasında DFSK ve Maxus'un ticari araç satışı da bulunuyor. Bu iki markanın hafif ticari satışları hariç tutularak sadece otomobil özelinde bakıldığında Çin markalarının satış sayısı 47 bin 568'e, pazar payı ise yüzde 10,27'ye yükseldi.

 

EN FAZLA SATIŞ YAPAN ÇİN MARKALARI

 

Çin otomotiv firmalarının Türkiye'de ocak-haziran dönemindeki satış sayılarına bakıldığında, Chery 34 bin 501 satışla ilk sırada yer aldı. 11 bin 74 adet satış sayısına ulaşan MG ikinci, 1426 satış yapan BYD de üçüncü oldu.

 

DFSK, otomobil ve hafif ticari olmak üzere 438 satışla dördüncü, Maxus 195 satışla beşinci sırada konumlandı.

 

ŞUBAT 2023'TE SATIŞ SAYISI 1000'İN ALTINDA KALMIŞTI

 

Chery ve bazı Çin markalarının satışa henüz başlamadığı geçen yılın şubat ayına bakıldığında, Çin markalarının toplam satışları 1000 adedin altında kalmıştı. 2023'ün tamamında ise Çin markaları, toplam 967 bin 341 adetlik Türkiye otomobil pazarında, 59 bin 97 satışla yüzde 6,10 paya ulaşmıştı.

 

Böylece, Çin markalarının hem satış sayısı hem de pazar payı açısından Türkiye pazarındaki konumlarını güçlendirdiği görüldü.

 

İTHAL ARAÇLAR ARASINDA ÇİN MARKALARININ PAYI YÜZDE 12 SEVİYESİNDE

 

Diğer yandan, ocak-haziran döneminde 577 bin 981 adetlik toplam pazarda yerli araç satışları 177 bin 591, ithal araç satışları ise 400 bin 390 adet oldu. Böylece toplam pazarın yüzde 69,27'si ithal araçlardan oluştu.

 

İthal araçlar arasında ise Çin markalarının payı yüzde 12 seviyesinde kayıtlara geçti.

09 Temmuz 2024 Salı

Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) Genel Müdürü Ahmet Güldal, geçen yıl kadar olmasa da bu yıl da oldukça iyi bir üretim sezonu geçirdiklerini belirterek, "2.5 milyon ton ürün TMO'nun stoklarına intikal etmiş durumdadır" dedi.




Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) Genel Müdürü Ahmet Güldal, TMO'nun 86. kuruluş yıl dönümü dolayısıyla kurumun faaliyetlerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.


TMO'nun da Anadolu Ajansı gibi köklü bir kurum olduğunu ifade eden Güldal, kurumun hizmet verdiği sektörün üreticiler olmasının yanı sıra kurulduğundan itibaren çok farklı görevler de üstlendiğini söyledi.


Güldal, kurumun hububat, et, süt ve yağ sanayilerinin kuruluşlarına öncülük yaptığına işaret ederek, "Et ve Süt Kurumunun kuruluşuna öncülük yapmış, depoculuk konusunda faaliyetler göstermiş, Türkiye'de depoculuğu en iyi bilen kurumların başında TMO geliyor." dedi.


Kurumun bu tecrübesini lisanslı depoculuk faaliyetlerinin gelişmesine de yansıttığını bildiren Güldal, şu an itibarıyla ülkede 11 milyon ton lisanslı depoculuk kapasitesinin bulunduğunu aktardı.


Güldal, TMO'nun kendisine sevk edilen ürünlerle ilgili piyasa düzenlemeleri yapmak gibi görevleri bulunduğuna işaret ederek, "TMO bugüne kadar 25'e yakın ana üründe görev almış ve bu görevleri başarılı bir şekilde yerine getirmiş durumda." diye konuştu.


Kurumun, 86 yıllık tarihinde hep çiftçinin dostu olarak, hasat dönemi öncesi ve sonrasında üreticinin en iyi bildiği lokasyonlar olduğunu dile getiren Güldal, şehirlerde lokasyonların "ofis semtleri", birçok mahallenin de "ofis mahallesi" olarak telaffuz edildiğini belirtti.


600'ÜN ÜZERİNDE ALIM NOKTASI AÇILDI


Güldal, son yıllarda salgın, kuraklık ve Rusya-Ukrayna Savaşı gibi nedenlerle dünyanın birçok ülkesinde gıda arzı noktasında problemler yaşandığına dikkati çekerek, "Türkiye'de TMO'nun görev alanında ürünlerde herhangi bir problem yaşanmadı. Kuraklıkta ve savaş döneminde tedbirler alındı. Yine salgın döneminde TMO, regülasyonlarla sektörle beraber çalışarak görevini yerine getirdi." ifadelerini kullandı.


TMO'nun ana görevinin hububat ve bakliyat ürünlerinde fiyatların normalin altına düşmesi halinde üreticiler lehine devreye girmek ve faaliyet göstermek olduğunun altını çizen Güldal, kurumun tüketiciler aleyhine fiyatların yükselmesi durumunda da piyasayı çeşitli enstrümanlar kullanarak regüle ettiğini bildirdi.


Güldal, bu yılın geçen sene kadar yüksek rekolteli bir yıl olmasa da yine oldukça iyi sayılabilecek bir üretim sezonu geçirdiklerine vurgu yaparak şöyle devam etti: "Malum geçen senenin altında bir hububat rekoltesi bekleniyor. TMO, bu yıl da 600'ün üzerinde bir alım noktası açarak üreticilerimizin yanında oldu. Bugün itibarıyla baktığımızda hasat döneminin hemen hemen yarısını geçtik, 2,5 milyon ton ürün TMO'nun stoklarına intikal etmiş durumdadır. Üreticilerimizin ödemelerinin 45 güne kadar yapılacağı açıklaması yapılmıştı ama bugün itibarıyla 25-30 günlük vadelerde üreticilerimizin ödemelerini yapıyoruz. Bu anlamda da bir memnuniyet var. Ülke geneline baktığımızda arpa hasadının yüzde 70'ler, buğday hasadının da yüzde 60'lar seviyesinde gerçekleştiğini görüyoruz."


Depolarla ilgili söylentilere itibar edilmemesini isteyen Güldal, kurumun geçen yıl hasat döneminde 13,1 milyon ton ürünü depolama yaparak alımını gerçekleştirdiğini bildirdi.


Güldal, bu yıl hasat dönemi girerken de sürekli depolamayla ilgili bir sıkıntının olmayacağını ve bunun için hazırlıkların yapıldığının altını çizdiklerini hatırlatarak, "Kapasitesi 4,5 milyon ton olan lisanslı depoların boş olarak hazır olduğunu, 2,5 milyon ton kiralık ve TMO depolarının hazır olarak tutulduğunu ve geçen sene olduğu gibi ihtiyaç durumunda da açık yığınlar şeklinde depolamaya devam edeceğimizi, bu şekilde 13 milyon ton ile TMO'ya ürün verilirse hepsini alabileceğimizi ve depolayabileceğimizi söylemiştik." değerlendirmesinde bulundu.


Bu yıl, geçen yıl kadar bir ürün gelmeyeceğini belirten Güldal, bunun depolanmasında sorun olmayacağını söyledi.


"RANDEVULARIMIZ VE ALIM YERLERİMİZ AÇIK"


Güldal, açık yığınların toprak altında çürümeye terk edildiği yönünde sosyal medyada bir algı oluşturulmaya çalışıldığına işaret ederek, bunun kesinlikle yanlış olduğunu, açık yığın depolama şeklinde yapılan çalışmaların TMO'nun geçmişten beri uyguladığı bir yöntem olduğunu aktardı.


Buradaki ürün kaybının da normal depolardaki miktarlar kadar olduğunu dile getiren Güldal, "Yani binde 5 seviyesindedir. O da doldururken veya boşaltırken ortaya çıkacak kayıplardandır. Yani ürünün bozulmasını çürümesini önleyecek bütün tedbirler alınmıştır." dedi.


Güldal, randevu sisteminin yenilendiğini ve bir sıkıntının olmadığının altını çizerek, hem TMO'nun internet sitesinden hem de e-Devlet'ten randevu alma imkanları getirdiklerini anlattı.


Üreticilerin randevularının SMS ile teyit edildiğini belirten Güldal, "İptal etmek isterse rahatlıkla iptal edebiliyor. Son üreticimiz gelene kadar randevularımız ve alım yerlerimiz açık olacaktır." bilgisini paylaştı.


Güldal, üreticilerin TMO'nun vermiş olduğu fiyatların altında ürünlerini pazarlamamalarını da isteyerek, "Kendi kalite gruplarında fiyatları TMO'dan öğrenerek piyasadan onun altında fiyat istemesinler. Aksi takdirde TMO almaya hazır." dedi.

13 Temmuz 2024 Cumartesi

İnşaat sektöründe ücretli çalışan sayısı, mayıs ayı itibarıyla 1 milyon 824 bin kişiye yaklaşırken, bu rakam son 99 ayın zirvesi olarak kayıtlara geçti.





Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, sanayi, inşaat ve ticaret-hizmet sektörleri toplamında ücretli çalışan sayısı mayısta yıllık bazda yüzde 4,3 artışla 15 milyon 669 bin 792 kişiye yükseldi.


Sektörler bazında incelendiğinde en yüksek artışlardan birisi inşaatta yaşandı. İnşaat sektöründeki ücretli çalışan sayısı mayısta geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 11,1 artarak 1 milyon 823 bin 929'a çıktı.


Bu artışla, inşaat sektöründe son 99 ayın en yüksek ücretli çalışan sayısına ulaşılırken, tüm zamanların en yüksek ikinci rakamı görüldü. Sektörün rekoru Ekim 2017'de 1 milyon 833 bin 340 kişi olmuştu.


"TÜM ÜLKEDE HAREKETLİLİK YAŞANIYOR"


Gayrimenkul Yatırımcıları Derneği (GYODER) Yönetim Kurulu Başkanı Neşecan Çekici, konuya ilişkin değerlendirmesinde, başta deprem bölgesi olmak üzere tüm ülkede hareketlilik yaşandığını belirterek, "Bir süredir inşaat faaliyetlerinde hareketliliğin başladığını görüyorduk, faaliyetlerdeki artış verilere de yansımaya başladı. Hareketliliğin başladığını görmek 250 alt sektörün beslenmesi açısından da sevindirici. İhtiyaç kaynaklı bir hareketlilik diyebiliriz." dedi.


Avrupa'nın en büyük konut pazarı olan Türkiye'de evlilik, boşanma, tayin ve yurt dışındaki Türk vatandaşları kaynaklı ciddi talep olduğunu bildiren Çekici, "Bu talep, yıllık 800 binden fazla konut üretimini ilgilendiriyor. Piyasa son 2 yıldır durgundu. GYODER olarak iş gücü raporu hazırlıyoruz. Orada da bu konuları analiz etmiş olacağız." diye konuştu.


"İNŞAAT TÜRKİYE'NİN LOKOMOTİF SEKTÖRÜ"


Anadolu Yakası İnşaat Müteahhitleri Derneği (AYİDER) Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Şişik de inşaatın, Türkiye'nin lokomotif sektörü olmaya devam ettiğini aktararak, "İnşaat dediğimiz zaman akıllara hemen gayrimenkul gelse de alt ve üstyapı işlerinde de yoğunluk söz konusu. Bu alandaki hareketlilik de istihdamı artırıyor. Deprem bölgesindeki yeni konut ve yol projelerinin yanı sıra alt ve üstyapı projelerinin de çalışan sayısındaki artışta etkisi var." ifadesini kullandı.


Sektördeki kalifiye eleman soruna da işaret eden Şişik, "Eleman bulmakta ciddi sıkıntılar yaşıyoruz. Günlük 3 bin liraya kadar yevmiye vermemize rağmen ne yazık ki usta bulmakta zorlanıyoruz. Bazen kalifiye işi yapacak kişi için 3 ay beklemek durumunda kalıyoruz." değerlendirmesinde bulundu.


"GÜÇLÜ TALEP NEDENİYLE YENİ ARZLAR OLACAKTIR"


Helmann Holding Yönetim Kurulu Başkanı Selman Özgün de bu artışın sebebinin deprem bölgesindeki inşaat üretimi olduğunu belirterek, "Ayrıca, yükselen maliyetlerden daha fazla etkilenmek istemeyen şirketlerin başladıkları projelere hız vermesinin de etkili olduğunu düşünüyorum." dedi.


Mayıs ayı itibarıyla ulaşılan rakamın tüm zamanların en yüksek ikinci verisi olarak kayıtlara geçtiğini bildiren Özgün, "Yeni projelerin de başlamasıyla açıklanacak yeni verilerle birlikte inşaat sektöründeki istihdam rakamında rekor kırılacaktır. Son dönemde kredi oranları yükselmiş ve konuta ulaşım zorlaşmış olsa da hala güçlü talep var. Bu güçlü talep nedeniyle yeni arzlar olacaktır." diye konuştu.


"İNŞAAT SEKTÖRÜNÜN ÜRETİM VE İSTİHDAMA KATKISI UZUN YILLAR SÜRECEK"


Özyurtlar Holding Yönetim Kurulu Başkanı Tamer Özyurt da Türkiye'de büyüme ve istihdam açısından önemli konuma sahip inşaat sektörünün ve inşaata bağlı alt sektörlerin Türk ekonomisinin en önemli kaldıraçları olduğuna işaret ederek, "Resmi veriler de 'rekor seviye' olarak nitelendirebileceğimiz 1 milyon 824 bine yakın inşaat sektörü çalışanı olduğunu bize söylüyor. İnşaat sektörü uzun yıllar boyunca hem üretim hem de istihdam bakımından ülkemizin lokomotif sektörü olmaya devam edecektir." değerlendirmesinde bulundu.


"ARTIŞTA KENTSEL DÖNÜŞÜMÜN DE ETKİSİ BULUNUYOR"

Bahaş Holding Üst Yöneticisi (CEO) Abdüssamet Bahadır da mayıs ayında inşaat sektöründe ücretli çalışan sayısının geçen yılın aynı dönemine göre 182 bin kişi arttığını ve bu artışın çok önemli olduğunu söyledi.


Bu verilerin, inşaatın Türkiye ekonomisindeki önemini artırdığını belirten Bahadır, "Deprem bölgesindeki inşaat yoğunluğu ve kentsel dönüşüm hareketinin de istihdam artışına neden olduğunu düşünüyorum. Sektörümüz istihdama katkı sağlamaya devam edecek." ifadelerini kullandı.

13 Temmuz 2024 Cumartesi