Türkiye genelinde geçen yıl hane halklarının tüketim amaçlı harcamalarının en büyük kısmını yüzde 23.9 ile konut ve kira harcamaları oluşturdu.


 

Türkiye İstatistik Kurumu, 2023 yılına ilişkin "hane halkı tüketim harcaması" istatistiklerini yayımladı.

 

Buna göre, ülke genelinde hane halklarının tüketim amaçlı yaptığı harcamalar içinde en yüksek payı yüzde 23,9 ile konut ve kira harcamaları aldı. İkinci sırada yüzde 21,9 ile ulaştırma, üçüncü sırada ise yüzde 20,6 ile gıda ve alkolsüz içecek harcamaları oluşturdu.

 

Toplam tüketim harcamalarında en düşük payı yüzde 0,8 ile sigorta ve finansal hizmetler, yüzde 1 ile eğitim hizmetleri, yüzde 1,9 ile eğlence, spor ve kültür harcamaları aldı.

 

Hane halkı büyüklüğü ve kompozisyonu dikkate alınarak hesaplanan aylık ortalama tüketim harcaması hane halkı başına 24 bin 383 lira ve eşdeğer fert başına 12 bin 521 lira olarak tahmin edildi.

 

Temel gelir kaynağı maaş, ücret, yevmiye geliri olan hane halkları, ulaştırmaya yüzde 22,8, konut ve kiraya yüzde 22,2, gıda ve alkolsüz içeceklere yüzde 18,9 pay ayırırken, müteşebbis geliri olan hane halkları ulaştırmaya yüzde 27,3, konut ve kira harcamalarına yüzde 19,7, gıda ve alkolsüz içeceklere yüzde 19,5 oranlarında harcama yaptı. Bu sonuçlar, temel gelir kaynağına göre harcama kalıplarının değiştiğini gösterdi.

 

Gelire göre sıralı yüzde 20'lik gruplar itibarıyla tüketim harcamalarının geçen yılki dağılımına bakıldığında, en düşük gelir grubu olan birinci yüzde 20'lik grupta yer alan hane halklarının gıda ve alkolsüz içecek harcamalarına yüzde 36,6, konut ve kira harcamalarına yüzde 29,2, ulaştırma harcamalarına yüzde 8,8, mobilya ve ev eşyası harcamalarına yüzde 5,4 pay ayırdığı görüldü.

 

En yüksek gelir grubu olan beşinci yüzde 20'lik grupta yer alan hane halkları ise ulaştırmaya yüzde 28,3, konut ve kiraya yüzde 21, gıda ve alkolsüz içeceklere yüzde 14,5, lokanta ve otele yüzde 6,9 oranlarında harcama yaptı. Bu veriler, düşük gelirli hanelerin yüksek gelirlilere göre gıdaya 2 kattan daha fazla pay ayırdığını ortaya koydu.

 

Hane halkı büyüklüğüne göre tüketim harcamalarının geçen yılki dağılımına bakıldığında, tek kişilik hane halklarının konut ve kiraya yüzde 31,8, ulaştırmaya yüzde 18,7, gıda ve alkolsüz içeceklere yüzde 16,3 pay ayırdığı kayıtlara geçti.

 

Büyüklüğü 7 ve daha fazla kişi olan hane halklarının harcamalarında gıda ve alkolsüz içecekler yüzde 30,2, konut ve kira yüzde 19,9, ulaştırma yüzde 14,9 pay aldı. Söz konusu veriler, tek kişilik hanelerin konut ve kiraya kalabalık hanelerden 1,5 kat daha fazla pay ayırdığını gösterdi.

11 Haziran 2024 Salı

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Türkiye'nin satın alma gücü paritesinde (SAGP) gelişmiş ülkelere yakınsama sürecine ilişkin, "Amacımız istikrar içinde kalkınmamızı sürdürmek ve yüzde 100 oranını aşmaktır" dedi.


 

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Türkiye'nin satın alma gücü paritesinde (SAGP) gelişmiş ülkelere yakınsama sürecini başarıyla sürdürdüğünü belirterek, "OECD ortalamasına yakınsama oranı 2002'deki yüzde 35 seviyesinden 2023'te yüzde 72 seviyesine yükselmiştir." ifadesini kullandı.

 

Yılmaz, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, SAGP'ın standart bir mal ve hizmet sepetinin farklı ülkelerdeki fiyat oranı olarak tanımlandığını anımsattı.

 

OECD, IMF ve Eurostat tanımlı üç farklı SAGP bulunduğuna işaret eden Yılmaz, şunları kaydetti: "Siyasi istikrarı yakalayan ülkemiz, 2002'den günümüze gelişmiş ülkelere yakınsama sürecini başarıyla sürdürmektedir. 2002'de 9 bin 279 dolar olan OECD tanımlı SAGP cinsinden kişi başına gelirimiz 2023'te 42 bin 529 dolar olarak gerçekleşmiştir. OECD ortalamasına yakınsama oranı 2002'deki yüzde 35 seviyesinden 2023'te yüzde 72 seviyesine yükselmiştir. 2002'de 7 bin 605 avro olan Eurostat tanımlı SAGP cinsinden kişi başına gelirimiz ise 2023'te 4 katına çıkarak 27 bin 600 avroya kadar yükselmiştir. AB ortalamasına yakınsama oranı 2002'de yüzde 38 iken 2023'te yakınsama oranı yüzde 73'e ulaşmıştır. Amacımız istikrar içinde kalkınmamızı sürdürmek ve yüzde 100 oranını aşmaktır. Dört yıllık seçimsiz dönemde sağlayacağımız dönüşümler bu amaca ulaşmamıza büyük katkı sağlayacaktır."

23 Haziran 2024 Pazar

Türkiye'de çeşitli şehirlerde rekor sıcaklıkların yaşandığı haziran ayında orman yangını sayısı da geçen yıla göre yaklaşık 5 kat arttı.


 

Avrupa Birliği'nin (AB) Copernicus uydu izleme sistemiyle yapılan ölçümlere göre, tüm dünyada mart, nisan ve mayıs aylarının en sıcak aylar olmasıyla birlikte, 2024 ilkbaharı tarihe "tüm zamanların en sıcak ilkbaharı" olarak geçti. Türkiye'de de sıcak geçen kış ve ilkbaharın ardından haziran ayında birçok kentte hava sıcaklığı 40 dereceyi aştı, bazı şehirlerde rekor sıcaklık değerleri kaydedildi.

 

Yüksek sıcaklık yangın riskini de artırdı. Orman altı bitki örtüsünün daha erken kuruması alevlerin daha etkili olmasına neden oldu. Orman yangını sezonunun başladığı 1 Haziran'dan bu yana birçok kentte çok sayıda yangın çıktı.

 

Orman Genel Müdürlüğünden alınan verilerine göre, Türkiye'de geçen yıl 1-21 Haziran döneminde 84 orman yangını çıkarken, bu yılın aynı döneminde yaklaşık 5 kat artışla 399 yangın kayıtlara geçti. Geçen yıl bu dönemde yangınlardan 41 hektar, bu yıl ise 2 bin 548 hektar ormanlık alan zarar gördü.

 

1-21 Haziran döneminde geçen yıl orman dışı 155 yerde yangın çıktı, bu yıl ise 551 orman dışı noktada yangın yaşandı.

 

"HAZİRANDA TEMMUZ VE AĞUSTOS SICAKLIĞI YAŞANDI"

 

Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Murat Türkeş, Türkiye'de özellikle Çanakkale'den başlayarak Adana yöresine kadar uzanan, yangın tehlikesinin ve sıklığının yüksek olduğu bir yangın coğrafyası bulunduğunu söyledi.

 

Yangınların normalde yılın en sıcak olduğu 10 Temmuz - 20 Ağustos arasında sıklaştığını anlatan Türkeş, son dönemlerde sıcak hava dalgasının mayıs ve eylülü de içine alacak şekilde genişlediğini belirtti.

 

Prof. Dr. Türkeş, haziranda temmuz ve ağustos sıcaklıklarının yaşandığını dile getirerek, "Bunlar insan kaynaklı iklim değişikliğinin, küresel ısınmanın giderek hızlandığını ve daha fazla etkili olduğunu bize gösteriyor." dedi.

 

"YAKIT DEPOSU HALİNE GELİYOR"

 

Sıcaklığın orman yangınları açısından olumsuzluk oluşturduğuna dikkati çeken Türkeş, şunları kaydetti: "Giderek daha sıcak bir dünya, yağış rejiminin değişmesi, aynı şekilde giderek daha sıcak bir Türkiye, yazı kurak ve çok sıcak Akdeniz ikliminin egemen olduğu coğrafyanın genişleme eğilimi içinde olması, hava sıcaklıklarının giderek daha yüksek olması, ardışık sıcak hava dalgalarının sıklığının, süresinin, şiddetinin artması yaz kuraklığıyla da birleştiği zaman bütün bitki örtüsü, ormanlar, makiler, tarım alanları, meralar patlamaya hazır, büyük yangınlara elverişli yakıt deposu haline geliyor. Bugünlerde bu etkiyi haziranda görmeye başladık. Türkiye'de, yüksek yangın tehlikesini yaratan hava koşulları iklim değişikliğiyle birleştiğinde orman yangınları daha sık, daha büyük olma eğilimi içine giriyor."

 

Prof. Dr. Türkeş, orman yangınlarına karşı geleneksel kriz tabanlı yangın yönetiminden risk tabanlı proaktif ve bütüncül yangın yönetimi döngüsüne geçilmesinin önemine işaret etti.

22 Haziran 2024 Cumartesi