Ticaret Bakanı Ömer Bolat, nisanda yıllıklandırılmış cari işlemler açığında takvim etkisiyle gözlenen sınırlı artışın geçici olduğunu, mayısta açığın önemli ölçüde daralmasının beklendiğini bildirdi.


 

Ticaret Bakanı Ömer Bolat, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, nisan ayı ödemeler dengesi istatistiklerini değerlendirdi.

 

Bu yıl nisanda negatif takvim etkisi nedeniyle cari işlemler açığının yüzde 3,9 artışla 5,3 milyar dolar olarak gerçekleştiğine dikkati çeken Bolat, "Bu rakam, tahminlerin altında kaldığını göstermektedir. Cari işlemler açığı Ocak-Nisan 2024 döneminde ise bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 45,7 azalışla 16,1 milyar dolar olarak kaydedilmiştir. Böylelikle zirve noktası olan Mayıs 2023'te 57 milyar dolar olarak gerçekleşen yıllıklandırılmış cari işlemler açığı, sonraki aylarda 25,6 milyar dolar azalarak Nisan 2024 itibarıyla 31,5 milyar dolara gerilemiştir." ifadelerini kullandı.

 

Bolat, aynı dönemde yıllıklandırılmış dış ticaret açığının ise 29,2 milyar dolara gerilediğine işaret ederek, böylelikle Mayıs 2023'e göre yıllıklandırılmış cari işlemler açığının dış ticarette uygulanan politikaların etkisi ile yüzde 44,8 düştüğünü kaydetti.

 

Bu yılın nisan ayında yıllıklandırılmış bazda ihracatın yüzde 2,5'lik artış ile 257,6 milyar dolara yükseldiğini aktaran Bolat, şöyle devam etti: "Aynı ayda ithalatımız ise yıllıklandırılmış bazda yüzde 5,7'lik azalışla 350,7 milyar dolara gerilemiştir. Yıllıklandırılmış dış ticaret açığı yüzde 22,7 azalarak 93 milyar dolar olurken, ihracatın ithalatı karşılama oranı 5,8 yüzde puan artarak yüzde 73,5 olmuştur. Dış ticaret açığındaki gerilemeye hizmet ihracatımızdaki artış da eşlik etmektedir. Hizmet gelirleri nisanda yıllıklandırılmış bazda 103,8 milyar dolarla rekorunu yenilemiştir. Hizmetlerin altında yer alan seyahat gelirleri ise 50,4 milyar dolara yükselmiştir. Mal ve hizmet ihracatını artırmaya yönelik destekler ve ithalatı düşürmeye yönelik tedbirlerin uygulamadaki sonuçları ile cari işlemler açığında önemli bir gerileme kaydedilmiştir."

 

CARİ İŞLEMLER AÇIĞININ, MAYISTA DÜŞMESİ BEKLENİYOR

 

Bolat, nisanda yıllıklandırılmış cari işlemler açığında takvim etkisiyle gözlenen sınırlı artışın geçici olduğunu vurgulayarak, mayısta önemli ölçüde daralmasının beklendiğini belirtti.

 

Bakanlıkça açıklanan mayıs dış ticaret verilerinde, ihracatın yüzde 11,4 artışla 24,1 milyar dolara çıkmasıyla Cumhuriyet tarihinin en yüksek aylık ihracatına ulaşıldığını anımsatan Bolat, şunları kaydetti: "İthalatımız yüzde 10,3 gerileyerek dış ticaret açığımız 12,5 milyar dolardan 6,5 milyar dolara düşmüştür. Bu tablo yıllıklandırılmış cari işlemler açığının, mayısta 25 milyar dolar civarına kadar inebileceğini göstermektedir. Bu çerçevede yıl sonu cari işlemler açığının Orta Vadeli Program hedefinin (34,7 milyar dolar) çok altında gerçekleşeceğini öngörüyoruz. Dış ticaret dengesindeki olumlu gelişmeler, hem ekonomik büyümeyi daha dengeli bir yapıya dönüştürmekte hem de cari işlemler hesabındaki iyileşme ile makroekonomik istikrarı güçlendirmektedir. Böylece döviz yeterliliğimiz artmakta, döviz kurundaki dengeleme, fiyatların da döviz kuru yapışkanlığı ile kontrolsüz yükselişini frenleme etkisini sağlamaktadır."

 

Bolat, dış ticaret ve cari işlemler dengesindeki dengeleme ve istikrar sürecinin "yatırım-üretim-istihdam" hedeflerinde güçlü bir büyümeyi ve halkın refah artışını da beraberinde getireceğine işaret ederek, ihracattaki artış ve ithalattaki azalış eğiliminin 2024 boyunca devam etmesinin beklendiğini bildirdi.

 

Dış ticaretin cari işlemler dengesine ve ekonomik büyümeye pozitif katkı sağlamasının öngörüldüğünü belirten Bolat, "Ticaret Bakanlığı olarak, dünya mal ve hizmet ihracatındaki payımızı artırmak amacıyla üretici ve ihracatçılarımızla yakın işbirliği içinde çalışmalarımıza kararlılıkla devam ediyoruz." ifadesini kullandı.

10 Haziran 2024 Pazartesi

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Türkiye'nin satın alma gücü paritesinde (SAGP) gelişmiş ülkelere yakınsama sürecine ilişkin, "Amacımız istikrar içinde kalkınmamızı sürdürmek ve yüzde 100 oranını aşmaktır" dedi.


 

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Türkiye'nin satın alma gücü paritesinde (SAGP) gelişmiş ülkelere yakınsama sürecini başarıyla sürdürdüğünü belirterek, "OECD ortalamasına yakınsama oranı 2002'deki yüzde 35 seviyesinden 2023'te yüzde 72 seviyesine yükselmiştir." ifadesini kullandı.

 

Yılmaz, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, SAGP'ın standart bir mal ve hizmet sepetinin farklı ülkelerdeki fiyat oranı olarak tanımlandığını anımsattı.

 

OECD, IMF ve Eurostat tanımlı üç farklı SAGP bulunduğuna işaret eden Yılmaz, şunları kaydetti: "Siyasi istikrarı yakalayan ülkemiz, 2002'den günümüze gelişmiş ülkelere yakınsama sürecini başarıyla sürdürmektedir. 2002'de 9 bin 279 dolar olan OECD tanımlı SAGP cinsinden kişi başına gelirimiz 2023'te 42 bin 529 dolar olarak gerçekleşmiştir. OECD ortalamasına yakınsama oranı 2002'deki yüzde 35 seviyesinden 2023'te yüzde 72 seviyesine yükselmiştir. 2002'de 7 bin 605 avro olan Eurostat tanımlı SAGP cinsinden kişi başına gelirimiz ise 2023'te 4 katına çıkarak 27 bin 600 avroya kadar yükselmiştir. AB ortalamasına yakınsama oranı 2002'de yüzde 38 iken 2023'te yakınsama oranı yüzde 73'e ulaşmıştır. Amacımız istikrar içinde kalkınmamızı sürdürmek ve yüzde 100 oranını aşmaktır. Dört yıllık seçimsiz dönemde sağlayacağımız dönüşümler bu amaca ulaşmamıza büyük katkı sağlayacaktır."

23 Haziran 2024 Pazar

Türkiye'de çeşitli şehirlerde rekor sıcaklıkların yaşandığı haziran ayında orman yangını sayısı da geçen yıla göre yaklaşık 5 kat arttı.


 

Avrupa Birliği'nin (AB) Copernicus uydu izleme sistemiyle yapılan ölçümlere göre, tüm dünyada mart, nisan ve mayıs aylarının en sıcak aylar olmasıyla birlikte, 2024 ilkbaharı tarihe "tüm zamanların en sıcak ilkbaharı" olarak geçti. Türkiye'de de sıcak geçen kış ve ilkbaharın ardından haziran ayında birçok kentte hava sıcaklığı 40 dereceyi aştı, bazı şehirlerde rekor sıcaklık değerleri kaydedildi.

 

Yüksek sıcaklık yangın riskini de artırdı. Orman altı bitki örtüsünün daha erken kuruması alevlerin daha etkili olmasına neden oldu. Orman yangını sezonunun başladığı 1 Haziran'dan bu yana birçok kentte çok sayıda yangın çıktı.

 

Orman Genel Müdürlüğünden alınan verilerine göre, Türkiye'de geçen yıl 1-21 Haziran döneminde 84 orman yangını çıkarken, bu yılın aynı döneminde yaklaşık 5 kat artışla 399 yangın kayıtlara geçti. Geçen yıl bu dönemde yangınlardan 41 hektar, bu yıl ise 2 bin 548 hektar ormanlık alan zarar gördü.

 

1-21 Haziran döneminde geçen yıl orman dışı 155 yerde yangın çıktı, bu yıl ise 551 orman dışı noktada yangın yaşandı.

 

"HAZİRANDA TEMMUZ VE AĞUSTOS SICAKLIĞI YAŞANDI"

 

Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Murat Türkeş, Türkiye'de özellikle Çanakkale'den başlayarak Adana yöresine kadar uzanan, yangın tehlikesinin ve sıklığının yüksek olduğu bir yangın coğrafyası bulunduğunu söyledi.

 

Yangınların normalde yılın en sıcak olduğu 10 Temmuz - 20 Ağustos arasında sıklaştığını anlatan Türkeş, son dönemlerde sıcak hava dalgasının mayıs ve eylülü de içine alacak şekilde genişlediğini belirtti.

 

Prof. Dr. Türkeş, haziranda temmuz ve ağustos sıcaklıklarının yaşandığını dile getirerek, "Bunlar insan kaynaklı iklim değişikliğinin, küresel ısınmanın giderek hızlandığını ve daha fazla etkili olduğunu bize gösteriyor." dedi.

 

"YAKIT DEPOSU HALİNE GELİYOR"

 

Sıcaklığın orman yangınları açısından olumsuzluk oluşturduğuna dikkati çeken Türkeş, şunları kaydetti: "Giderek daha sıcak bir dünya, yağış rejiminin değişmesi, aynı şekilde giderek daha sıcak bir Türkiye, yazı kurak ve çok sıcak Akdeniz ikliminin egemen olduğu coğrafyanın genişleme eğilimi içinde olması, hava sıcaklıklarının giderek daha yüksek olması, ardışık sıcak hava dalgalarının sıklığının, süresinin, şiddetinin artması yaz kuraklığıyla da birleştiği zaman bütün bitki örtüsü, ormanlar, makiler, tarım alanları, meralar patlamaya hazır, büyük yangınlara elverişli yakıt deposu haline geliyor. Bugünlerde bu etkiyi haziranda görmeye başladık. Türkiye'de, yüksek yangın tehlikesini yaratan hava koşulları iklim değişikliğiyle birleştiğinde orman yangınları daha sık, daha büyük olma eğilimi içine giriyor."

 

Prof. Dr. Türkeş, orman yangınlarına karşı geleneksel kriz tabanlı yangın yönetiminden risk tabanlı proaktif ve bütüncül yangın yönetimi döngüsüne geçilmesinin önemine işaret etti.

22 Haziran 2024 Cumartesi