Pazar, 13 Ekim, 2024
Osmanlı, Rum, Yunan ve İngiliz arşiv belgelerinin karşılaştırmalı bir incelemesiyle ortaya çıkan Anadolu Rumları isimli kitap; Anadolu’nun geçmişini daha derinlemesine anlamayı amaçlıyor.
19. yüzyılın ikinci yarısından 1. Dünya Savaşı’na kadar olan dönemi ele alan çalışma, Osmanlı’da modernleşme ve ulusçuluk meselelerine de farklı bir ışık tutuyor.
Millet sistemi olarak da bilinen ve gayrimüslimleri Osmanlı toplumunun dışında, kendi içlerine kapalı yekpare bir bütün olarak gören geleneksel cemaat kavramının tartışıldığı bu inceleme, Rum tarihinin çok yönlülüğünü belgeleyerek hem son zamanlarda yapılan eleştirel çalışmalara eklemleniyor hem de bu çalışmaları bir adım ileri götürüyor.
Somut pratiklere dayanan çalışmanın odağında, üst sınıflardan çok, köy ve kasaba halkı ve yerel idareciler yer alıyor.
Osmanlı, Rum, Yunan ve İngiliz arşiv belgelerinin karşılaştırmalı bir incelemesiyle konuya yeni bir bakış açısı sunan bu kitap idari, mali, adli ve hukuki alanları bir araya getirerek Rumları Osmanlı tarihine yerleştirmeyi ve Anadolu geçmişini daha derinlemesine anlamayı amaçlıyor.
19. yüzyılın ikinci yarısından Birinci Dünya Savaşı’na kadar olan dönemi ele alan çalışma, Osmanlı’da modernleşme ve ulusçuluk meselelerine de farklı bir ışık tutuyor.
Ayşe Ozil
Kitap Yayınevi, 2016
Bu ve benzeri tüm yayınlar için: www.kitapistanbul.org.tr @itokitapist
10 Haziran 2024 Pazartesi
İstanbul Ticaret Üniversitesi’nin, Türkiye Ulusal Ajansı işbirliğiyle düzenlediği Erasmus+ Merkezi Projeler Bilgi Günü etkinliğinde, Erasmus+ projelerinin ulusal ve merkezi yönetim yapıları ile Mesleki Mükemmeliyet Merkezlerinin yenilikçi projeleri ele alındı.
İstanbul Ticaret Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mehmet Hakan Hocaoğlu, etkinlikte yaptığı konuşmada, Erasmus değişim programlarının önemini vurgularken, bu alandaki projelerin daha da genişlemesi gerektiğini belirtti.
HABER:ERTAN ERYILMAZ
Türkiye Ulusal Ajansı İletişim Daire Başkanı Dr. Rana Kasapoğlu Önder ise Erasmus+ programının sadece öğrenci değişiminden ibaret olmadığını, aynı zamanda mesleki gelişim, girişimcilik ve startup projeleri gibi birçok alanda katkı sağladığını ifade etti.
Dr. Önder, Erasmus+ projelerinin iki temel yönetim şekline sahip olduğunu belirterek, ulusal ajanslar aracılığıyla yürütülen projelerin ‘ülke merkezli’ olduğunu, Avrupa Komisyonu tarafından yönetilen projelerin ise ‘merkezi projeler’ olarak adlandırıldığını açıkladı.
YEŞİL VE DİJİTAL DÖNÜŞÜM
Erasmus+ programının gelecekte daha fazla dijitalleşme ve yeşil dönüşüme odaklanacağını belirten Dr. Önder, “Avrupa Birliği’nin 2050 yılına kadar karbon ayak izini sıfırlama hedefi doğrultusunda, birçok proje çağrısı dijital ve çevre dostu uygulamalara yöneldi.
Bu dönüşümler gençlerin kariyer gelişiminde önemli bir rol oynayacak” dedi.
MESLEKİ MÜKEMMELİYET MERKEZLERİ
Türkiye Ulusal Ajansı Uzman Yardımcısı Damla Aydaşo da Mesleki Mükemmeliyet Merkezleri (CoVE) konulu sunumunda, bu merkezlerin mesleki eğitim ve öğretimde dijitalleşme, inovasyon ve yeşil dönüşümü teşvik ettiğini belirtti.
CoVE projelerinin, iş dünyası, akademi ve sanayi işbirliğiyle yürütüldüğünü söyleyen Aydaşo, bu projeler sayesinde gençlere dijital beceriler kazandırılacağını ve mesleki eğitimin daha cazip hale getirileceğini vurguladı.
TOBB’DAN YENİLİKÇİ MODÜLLER
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) KOBİ Politikaları Uzmanı Aslı Parmak ise Avrupa Öğrenme Deneyimi Platformu (EULEP) ve Mesleki Eğitim Mükemmeliyet Merkezleri projeleri üzerine yaptığı konuşmada, yapay zeka, sanal gerçeklik ve sosyal inovasyon konularında geliştirdikleri yenilikçi eğitim modüllerinden bahsetti.
TOBB’un, Avrupa Ticaret ve Sanayi Odaları Birliği (Eurochambers) önderliğinde yürüttüğü projede, mesleki eğitimde dijitalleşme ve beceri açıklarının kapatılmasının amaçlandığını belirten Parmak, pilot uygulamaların başladığını ve şirketlere yönelik özel eğitimler düzenleneceğini ifade etti.
10 Ekim 2024 Perşembe
Türk Dünyası Kültürel Miras Yöneticileri Deneyim Paylaşımı Programı, İstanbul Ticaret Üniversitesi’nin ev sahipliğinde tamamlandı.
Kültürel mirasın korunması ve sürdürülebilir işbirliği projeleri için yeni fırsatlar sunan programda, Türk devletlerinin bu konuda ortak çalışmalar yapması gerektiği belirtildi.
HABER:ERTAN ERYILMAZ
TÜRK Kültür ve Miras Vakfı tarafından düzenlenen Türk Dünyası Kültürel Miras Yöneticileri Deneyim Paylaşımı Programı, İstanbul Ticaret Üniversitesi ev sahipliğinde tamamlandı.
Programda; Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Macaristan, Özbekistan ve Türkmenistan’dan gelen üst düzey yöneticiler, Türkiye’deki tarihi ve kültürel alan yönetimi uygulamalarını hem teorik hem de pratik açıdan inceledi.
Beş gün süren programda katılan ülkelerin temsilcileri, İstanbul’un tarihi dokusunu ve kültürel miras sayılan eserleri de yerinden inceleyip, bilgi edinme fırsatı yakaladı.
Program, katılan ülkeler arasındaki bilgi ve deneyim alışverişini artırmanın yanı sıra kültürel mirasın korunmasına yönelik yeni işbirliği projelerine de zemin hazırladı.
Organizasyona Milli Saraylar Başkanlığı, Vakıflar Genel Müdürlüğü, İstanbul Tarihi Alan Başkanlığı, Çanakkale Alan Başkanlığı, İslam Tarih, Sanat ve Kültür Araştırma Merkezi ve Fatih Belediyesi de destek verdi.
Programın son gününde gerçekleştirilen Alan Yönetimi Vizyonu Çalıştayı’nda, kültürel mirasın korunmasına yönelik ulusal ve uluslararası mevzuatın etkinliği, koruma kurumları arasındaki koordinasyon ve Türk dünyasının ortak koruma mevzuatı oluşturulmasına dair bir yol haritası çizildi.
Katılımcılar, kültürel mirasın gelecek nesillere aktarılması için yapılabilecek faaliyetleri tartıştı ve bir ‘Türk Dünyası Kültür Komisyonu’ kurulması önerisini ele aldı.
KÜRESEL TEHDİTLER
Program kapsamında düzenlenen Türk Dünyasında Kültürel Miras ve Koruma Konferansı ise etkinliğin önemli bir bölümü olarak öne çıktı.
Uluslararası Anıtlar ve Sitler Konseyi Türkiye Milli Komitesi (ICOMOS) Uluslararası Başkan Yardımcısı ve Yıldız Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Zeynep Gül Ünal, konferanstaki konuşmasında, küresel risklerin kültürel miras üzerindeki etkilerini ele aldı.
Prof. Dr. Ünal, özellikle dördüncü nesil savaşların ve dijitalleşmenin kültürel miras alanlarına yönelik tehditleri artırdığına dikkat çekerek, iklim değişikliği, kitlesel göçler ve siber saldırılar gibi unsurların ciddi riskler oluşturduğunu vurguladı.
6 BİN ESER HASAR GÖRDÜ
Prof. Dr. Ünal, 6 Şubat depremlerinde bölgede, 8 bin 500 tarihi yapıdan 6 bininin hasar gördüğünü, hızlı müdahale ve belgeleme çalışmalarının afet anında ne denli önemli olduğunu dile getirdi.
“Afetler sadece fiziksel hasar vermekle kalmıyor, aynı zamanda toplulukların kültürel dayanıklılığını da etkiliyor” diyen Prof. Dr. Ünal, bu deneyimlerden ders çıkararak, koruma çalışmalarının güçlendirilmesi gerektiğini söyledi.
KÜLTÜREL MİRASIN GELECEĞİ
Liverpool Üniversitesi Mimarlık Bölüm Başkanı Prof. Soumyen Bandyopadhyay da yaptığı konuşmada, yönetim ve kültür arasındaki ilişkiye dikkat çekti.
Kültürel mirasın korunması kadar sürdürülebilir bir geleceğe katkı sağlamasının önemini vurgulayan Prof. Bandyopadhyay, özellikle kurak bölgelerde yürütülen projelerde kültürel ve doğal yöntemlerin birleşiminin önemini anlattı.
Prof. Bandyopadhyay, bu kapsamda Umman’da gerçekleştirdikleri projelerde yerel halk ile işbirliği yaparak tarihi mekanların korunmasını ve modern yaşama entegrasyonunu sağlayan modeller geliştirdiklerini belirtti.
YASAL BOŞLUKLAR
Georgia Üniversitesi Tarihi Koruma Yüksek Lisans Programı Profesörü James K. Reap ise Türk dünyasında kültürel mirasın korunmasının hem önemli fırsatlar sunduğunu hem de bazı zorluklar barındırdığını ifade etti.
Özellikle, tarihi ve arkeolojik mirasın korunmasında önemli adımlar atıldığını vurgulayan Prof. Reap, uzun vadeli korumanın sadece anıtların korunmasıyla sınırlı kalmayıp, aynı zamanda ortak kültürel miras değerleri ve kimlikle olan canlı bağın devam ettirilmesi gerektiğini belirtti.
Prof. Reap ayrıca, bölgedeki ülkelerin her birinin kendi kültürel miras koruma yasalarını geliştirdiğini, ancak bazı yasal boşluklar ve güncellenmemiş düzenlemelerin etkili korumayı zorlaştırdığını belirterek, “Hızla modernleşen ve şehirleşen bölgelerde mirasın korunması daha da zorlaşıyor.
Yasal düzenlemeler güncellenmeli, yerel yönetimlerin kapasiteleri güçlendirilmeli ve yerel topluluklar da kararlara aktif olarak dahil edilmeli” dedi.
ULUSLARARASI TANITIM
Türk Kültür ve Miras Vakfı Başkanı Aktoty Raimkulova, etkinliğin kapanış konuşmasında, Türk halklarının zengin kültürel mirasının korunmasının ve uluslararası düzeyde tanıtılmasının önemine dikkat çekti.
Kültürel mirasın korunması konusunda ortak çalışmaların büyük önem taşıdığını vurgulayan Raimkulova, işbirliği ve diyalogun, kültürel mirasın gelecek nesillere aktarılması açısından kritik olduğunu dile getirirken, bu doğrultuda yeni girişim ve projelere destek vermeye hazır olduklarını sözlerine ekledi.
Uluslararası Orta Asya Araştırmaları Enstitüsü (IICAS) Müdürü Evren Rutbil, UNESCO’nun belirlediği uluslararası standartların iyi anlaşılması ve bu alanda uzmanlaşmanın artırılması gerektiğini, Türk devletlerinin bu konuda daha fazla
işbirliği yapmasının elzem olduğunu söyledi.
Yatay mimari kültürel dokuyu koruyor İstanbul Ticaret Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Dr. İsrafil Kuralay, kapanış konuşmasında, Türk kültürünün Orta Asya’dan Latin Amerika’ya kadar geniş bir coğrafyada izlerinin bulunduğuna, özellikle Balkanlar’da Osmanlı Devleti’nden miras kalan kültürel yapıların önemine dikkat çekti.
Modern şehirleşmenin ve mimarinin, kültürel miras üzerinde yıkıcı etkiler oluşturduğunu belirten Dr. Kuralay, İstanbul gibi metropollerin daha yaşanabilir hale getirilmesi ve yatay mimariyle tarihi dokunun korunması gerektiğini ifade etti.
Dr. Kuralay ayrıca, Türk devletleri arasında dil ve kültür birliğinin önemine dikkat çekerek, ortak bir Türk alfabesi üzerinde çalışmalara başlanmasının kültürel bağları daha da güçlendireceğini vurguladı.
10 Ekim 2024 Perşembe
10 Ekim 2024 Perşembe
10 Ekim 2024 Perşembe
08 Ekim 2024 Salı
07 Ekim 2024 Pazartesi
07 Ekim 2024 Pazartesi