Cuma28 Ağustos 202610:13İSTPİYASAAÇIK

Tarımsal planlamada ‘alan’ tuttu sıra kalite bazlı üretimde

Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından hayata geçirilen tarımsal planlama uygulamasında 2 hasat yılı geride kaldı, bazı ürünlerde ekim alanı olarak başarı oranı yüzde 90’lara ulaştı. Ayrıca planlama kapsamında desteklenen ürünlerde üretici fiyatlarında artış sağlandı ve Konya’da çok su isteyen ürünlerin ekimi azaltıldı. Konunun tarafları bir sonraki adımın kalite bazlı planlama olması gerektiğini ifade ediyor.

Yayınlanma

Paylaş
Tarımsal planlamada ‘alan’ tuttu sıra kalite bazlı üretimde

Türkiye Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından 2023 yılında yapılan bir düzenlemeyle 2024 yılından itibaren tarımda planlı üretime geçti. Tarımsal planlamada iki hasat dönemi geride kalırken, uygulamada bazı ürünlerde yüzde 90 başarı oranına ulaşıldı. Ne üreteceğini bilerek planlama yapabilen çiftçinin üretici fiyatlarında da artış yaşanırken bu artış oranı kimi ürünlerde yüzde 320’ye ulaştı. Uygulama önümüzdeki dönem ilk defe 3 yıllık ödeme planlarının belirlenmesi ile devam edecek.

ÇİFTÇİ SAYISI YÜZDE 33 ARTTI
Uygulamanın en önemli çıktılarından birini de kayıtlı çiftçi sayısındaki artış oluşturdu. Türkiye Politika Araştırmaları Vakfı tarafından hazırlanan istihdam izleme raporuna göre çiftçi sayısı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 33 arttı. Tarım Orman Bakanlığı İstanbul İl Müdürlüğü’nden alınan bilgilere göre İstanbul özelinde kayıtlı çiftçi sayısı yüzde 80’i aştı. Bakanlık tarafından planlı üretim kapsamına alınan 13 ürünün 6’sı İstanbul’da üretilirken, 2025 yılı itibarıyla İstanbul’da işlenen tarım alanlarının yüzde 89.6’sını planlama kapsamında desteklenen ürünler oluşturdu. Böylece İstanbul tarım haritası planlı üretim kapsamında yeniden şekillenmiş oldu.

 

Konya’da da tarımsal üretim planlaması kapsamında üretim haritası yeniden şekillendi. Özellikle su tüketimi yoğun olan mısır ekimi önemli ölçüde azaltıldı. Konya Selçuk Ziraat Odası’ndan alınan bilgilere göre dane mısır, silajlık mısır ve patatesin toplam ekim alanı iki yıllık planlama sonucu yüzde 27 azaldı. Ziraat Odası’ndan alınan bilgiye göre planlı üretim kapsamına alınan 13+1 ürünün çoğunda 1. üretici durumunda olan Konya’da, suyun verimli kullanımı konusunda da ciddi bir farkındalık oluştu.

KURU FASULYE EKİMİ ARTTI
Bu arada İstanbul’da da planlama sonrası bazı ürünlerin ekim haritası değişti. İstanbul İl Tarım ve Orman Müdürlüğü verilerine göre planlama sonrası kanola ekim oranı yüzde 48, nohut ekim oranı yüzde 8, yem bitkileri ekim oranı yüzde 20, kuru fasulye ekim oranı da yüzde 114 oranında arttı. Bu değişim üretim planlamasının temel unsurlarından biri olan münavebe (art arda yıllarda farklı ürünlerin ekilmesi) uygulamasından kaynaklandı.

İstanbul özelinde planlı üretim sonrası üretici fiyatlarında da önemli artışlar oldu. Buğday fiyatı kilo başına yüzde 51, arpa yüzde 50, ayçiçeği yüzde 54, kanola yüzde 30, silajlık mısır yüzde 25 yükseldi. En dikkat çekici artış ise kuru fasulyede yaşanarak artış oranı yüzde 320 olarak kayıtlara geçti.

 

BUĞDAYDA PROTEİN ODAKLI ÖNERİ
Bu arada temel gıda kaynaklarından biri olan buğday için kalite bazlı planlama da yapılması gerektiği belirtiliyor. Bu ihtiyaca dikkat çeken Türkiye Un Sanayicileri Federasyonu Yönetim Kurulu Başkanı Mesut Çakmak, “Un sanayisi açısından mesele yalnızca toplam üretim miktarı değil; istenen protein, gluten, hektolitre ve süne değerlerine sahip ürünün doğru bölgede, yeterli miktarda ve rekabetçi fiyatla bulunabilmesidir” dedi. Çakmak, “Kalite sorununu çözmek için miktar planlamasının ‘kalite bazlı üretim planlamasına’ dönüşmesi gerekir. Bu nedenle tek bir uygulama yılının ardından protein ve kalite sorununun çözüldüğünü söylemek mümkün değildir. Somut ilerleme için havza–çeşit–nihai kullanım eşleşmesinin kurulması; yüksek kaliteli ekmeklik buğday üreten çiftçiye protein, gluten ve hektolitre kriterleri üzerinden daha güçlü fiyat primi verilmesi gerekiyor. Lisanslı depolarda ürünlerin kalite sınıflarına göre ayrı tutulması ve sanayicinin bu verilere erişebilmesi de sistemin vazgeçilmez bir parçası olmalıdır. Sağlıklı bir oran için buğdayın ekmeklik–makarnalık ayrımının yanında protein, gluten, hektolitre, bölge ve kullanım amacı bazında izlenmesi gerekir” diye konuştu.

 

AZ ÜRETİMLE KALİTE ARTIŞI
Tarımsal üretim konusunda planlı adımlar atan ve bu konuda başarı sağlayan dünya örnekleri mevcut. Dünyanın ilk beş üzüm üreticisi arasında yer alan Fransa’da dönüm başına rekolteyi sınırlamak için 1935’ten bu yana bağcılık kotaları sistemi uygulanıyor. Bu sisteme göre Ulusal Köken ve Kalite Enstitüsü’nce (INOA) belirlenen bölgeler haricine üzüm ekimi yapılamıyor. İzinsiz ekim yapanların bağları da sökülüyor. Ülkede az ama değerli üretim esas olduğundan üzümün kalitesini olumsuz etkileyen yapay sulama yasak. Toronto Üniversitesi tarafından 2024 yılında yayınlanan akademik bir çalışmaya göre, Fransa’da 1935 yılına kadar üzüm çok yüksek rekoltede üretiliyor ancak istenen kalite yakalanamıyordu. Planlama sonrası üst kalitede üretim mümkün oldu.

Sertifikalı ve bölgeye uygun tohum
Türkiye Un Sanayicileri Federasyo- nu Yönetim Kurulu Başkanı Mesut Çakmak: Planlamanın yönünü doğru buluyoruz. Bununla birlikte sistemin sanayinin ihtiyacına daha güçlü cevap verebilmesi için bazı başlıklarda geliştirilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Birincisi, tonaj hedefinin yanına kalite hedefi konulmalı. Her havza için yalnızca kaç ton buğday üretileceği değil, hangi çeşit ve kalite sınıfının ne miktarda üretileceği de belirlenmeli. İkincisi, kaliteli üretime verilen prim güçlendirilmeli. Protein, glüten, hektolitre ve süne kriterleri üzerinden ölçülebilir ve tatmin edici fiyat farkları oluşturulmalı. Üçüncüsü, sertifikalı ve bölgeye uygun tohum kullanımının yaygınlaştırılması gerekir. Tohum politikası, gübreleme tavsiyesi ve üretim planlaması birlikte ele alınmalı. Dördüncüsü, lisanslı depolarda kalite sınıflandırması ve ayrı depolama kapasitesi geliştirilmeli. Ürün elektronik senetlerinde kalite bilgilerinin daha ayrıntılı ve erişilebilir olması sanayici açısından büyük önem taşıyor. Beşincisi, Bakanlık, TMO, TÜİK ve sektör verilerinin entegre edildiği, ekimden hasada kadar güncellenen ortak bir tahmin ve erken uyarı sistemi kurulmalı. Ayrıca dış ticaret kararlarının sezon içinde ani değişiklikler yerine önceden ilan edilmiş kurallara bağlanması gerekir. Çiftçiyi korurken ihracat- çının pazar kaybetmesine yol açmayan, yerli ürüne öncelik veren dengeli mekanizma oluşturmalıyız.


Enflasyonun kontrolü için avantaj
Ankara Üniversitesi Gıda Güvenliği Enstitüsü Kurucu Müdürü ve Gıda Güvenliği Uzmanı Prof. Dr. Nevzat Artık: Hükümetimizin aldığı kararlar ve planlama ile başarı oranı yüzde 90 düzeylerine erişti. Ancak Hürmüz Boğazı problemi nedeni ile mazot fiyatlarının artırılması, girdi maliyetlerini artırdığı için planlamanın gıda enflasyonunda önemli bir düşüş oluşturmasını beklemiyoruz. Ancak planlama neticesinde gıda enflasyonunun sabit kalması bile avantaj olarak kabul edilebilir. Çiftçi genel anlamda istediği kârı elde edemediği için gıda enflasyonu düşmüyor. Planlamanın gıda enflasyon verilerine yansıması için ek tedbirler alınmalı. Devlet lojistik ve aracı sorunlarını çözüme kavuşturmalı.


Yön değişimi başladı
Konya Selçuk Ziraat Odası Başkanı İsmail Toklu: Konya’da üretimin su varlığına göre planlanması gelecek nesiller açısından zorunluluk. Dane mısır, silajlık mısır ve patatesin toplam alanının iki yılda yaklaşık 525 bin dekar azalması dikkate değer bir gelişme. Ancak iki yıllık uygulamadan kesin bir başarı veya çiftçi uyum yüzdesi çıkarmak için erkendir. Planlı üretimin gerçek etkisi en az dört yıllık bir üretim dönemi sonunda daha sağlıklı anlaşılabilir. Bundan sonraki aşamada üretim planlamasını üç unsurla birlikte değerlendirmeliyiz: Ürün deseni, çiftçinin geliri ve havzanın su bütçesi. Çiftçiye yalnızca ne ekeceğini söylemek yetmez. Ekeceği üründen para kazanmasını ve o ürünü mümkün olan en az suyla üretebilmesini de sağlamak zorundayız. Konya’da planlı üretimin gerçek başarı ölçüsü; çiftçinin gelirini ve ülkemizin gıda arz güvenliğini koruyarak, birim sudan daha fazla ürün ve ekonomik değer elde etmek ve gelecek nesillerin suyunu korumaktır.