Dünya genelinde teknoloji devleri hatasız kuantum bilgisayarlar geliştirmek için milyar dolarlık yatırımlar yaparken, bu cihazların birbirleriyle güvenli iletişim kurabilmesi stratejik bir zorunluluk haline geldi. Mevcut fiber optik altyapıyı kullanan güvenli kuantum ağları geliştirme çabaları, şimdiye kadar yüksek ekipman maliyetleri ve sınırlı menzil nedeniyle sanayi ölçeğine taşınamamıştı. Pekin Üniversitesi’nden araştırmacıların geliştirdiği yeni yöntem, bu engelleri endüstriyel çiplerle aşmayı hedefliyor.
GÜVENLİK AÇIĞI OLAN RÖLE DÜĞÜMLERİNE SON
Kuantum Anahtar Dağıtımı (QKD), siber sızma girişimlerini anında tespit edebilen yapısıyla dijital güvenliğin ‘altın standardı’ kabul ediliyor. Ancak geleneksel QKD sistemleri, yol boyunca anahtarları işleyen ‘güvenilir röle düğümlerine’ ihtiyaç duyuyor ve bu düğümler fiziksel güvenlik açıkları barındırabiliyordu. Pekin Üniversitesi ekibi, geliştirdikleri mikroçip teknolojisi sayesinde bu röle düğümlerini ortadan kaldırarak ağın hem güvenliğini artırdı hem de yapısını sadeleştirdi.
MİKRO-TARAK VE ENDÜSTRİYEL ÇİP TEKNOLOJİSİ
Sistemde kullanılan donanımlar, seri üretime uygun yapıları sayesinde maliyet avantajı sağlıyor:
ŞEHİRLER ARASI AĞLAR İÇİN TİCARİ POTANSİYEL
Çalışmanın en dikkat çekici yönü, kuantum ağlarının özel kablolama gerektirmeden mevcut standart fiber optik hatlar üzerinden çalışabilmesi oldu. Bu durum, teknolojinin uzun vadeli ticari uygulanabilirliğini ve ölçeklenebilirliğini kanıtlıyor. Araştırmacılar, bu yaklaşımın yüzlerce kullanıcıyı destekleyebilecek şehirler arası kuantum ağlarının önünü açacağını öngörüyor.
BİR SONRAKİ AŞAMA: LABORATUVARDAN SAHAYA
Teknoloji henüz laboratuvar aşamasında olsa da, ekip tek foton dedektörlerini ve optik frekans kaydırıcılarını sunucu çipine entegre ederek ‘gerçek dünya’ koşullarına uyum sağlamak için çalışmalarına başladı. Mikrotarak kanallarının artırılmasıyla aynı anda çok daha fazla kullanıcıya hizmet verilmesi hedefleniyor. Bu gelişme, bankacılık, savunma sanayii ve kritik devlet haberleşmeleri için mutlak güvenlik vadeden bir dijital geleceği temsil ediyor.