Sermaye piyasalarında yapısal bir sorun yok
Sermaye piyasalarında son dönemde yaşanan dalgalanmaları değerlendiren Finansal İstikrar Komitesi, sorunun fon piyasasının sınırlı bir bölümünde yoğunlaştığını ve piyasanın işleyişinde yapısal risk bulunmadığını açıkladı. Ekonomi yönetimi ise likidite sıkışıklığını gidermek, bulaşma riskini sınırlamak ve yatırımcı haklarını korumak amacıyla bir dizi tedbiri devreye aldı. Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşları gelişmeleri, ‘Finansal sistemin geneline yayılan sistemik bir risk yok’ şeklinde değerlendirdi. Fitch, fonlardaki gelişmeler nedeniyle sistemik risk ve kredi notu üzerinde doğrudan etki beklemediğini bildirirken; S&P, sürecin izole kalmasıyla Türkiye’nin kredi notu üzerinde aşağı yönlü baskı oluşmasını beklemediğini açıkladı.

Sermaye piyasalarında bazı yatırım fonlarında ortaya çıkan kredi ve likidite sorunları konusunda yabancılar da dahil resmi kurumların açıklamaları, yaşanan gelişmelerin Borsa İstanbul ve sermaye piyasalarının bütününe yayılan yapısal bir sorun olarak değerlendirilmemesi gerektiğine işaret ediyor. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek başkanlığında 17 Eylül’de toplanan Finansal İstikrar Komitesi, piyasalardaki hareketliliğin sınırlı sayıdaki portföy yönetim şirketinin yönettiği bazı fonlarda yaşanan kredi ve likidite sorunlarından kaynaklandığını açıkladı. Komite, Borsa İstanbul’un ve sermaye piyasalarının işleyişine ilişkin temel veya yapısal bir risk bulunmadığını; sorunun fon piyasasının belirli bir bölümünde yoğunlaştığını ve geçici, yönetilebilir nitelikte olduğunu bildirdi.
SORUN PİYASANIN GENELİNDE DEĞİL
Finansal İstikrar Komitesi’nin değerlendirmesi, bazı fonlarda ortaya çıkan likidite problemleri ile sermaye piyasalarının genel işleyişinin birbirinden ayrılması gerektiğine işaret ediyor. Mevcut tablo, piyasanın tamamında takas, saklama, fiyat oluşumu veya finansal sistemin temel işleyişinin bozulduğu anlamına gelmiyor. Resmi değerlendirmeye göre sorun, belirli portföy yönetim şirketlerinin bünyesindeki bazı fonlarda yoğunlaşıyor. Komite aynı toplantıda piyasaların sağlıklı işleyişinin sürdürülmesi ve makrofinansal istikrarın korunmasına yönelik tedbirleri de ele aldı. Önceliğin likidite sıkışıklığının giderilmesi ve sorunun diğer alanlara bulaşmasının önlenmesi olduğu belirtilirken, piya- sa bozucu eylemlere karşı düzenleyici ve denetleyici kurumların yetkilerini kullanmaya devam edeceği bildirildi.
131 FON TASFİYEYE ALINDI
Yatırım Fonlarına İlişkin Rehber, 28 Ağustos 2026’da güncellendi. Sermaye Piyasaları Kurulu (SPK), düzenlemelerin yatırımcı tasarruflarının korunması, fonlar üzerinden piyasa bozucu işlemlerin sınırlandırılması ve şeffaflığın artırılması amacı taşıdığını bildirdi. Likidite sorunlarının belirginleşmesinin ardından SPK, 17 Eylül 2026 tarihli kararlarıyla 7 portföy yönetim şirketine ait 131 fonun tasfiye edilmesine karar verdi. Merkezi Kayıt Kuruluşu verilerine göre tasfiye kapsamındaki fonlarda 455 bin 758 tekil yatırımcı bulunuyor. İlgili fonların TEFAS üzerinden alım-satım işlemleri de 17 Eylül itibarıyla durduruldu. Atılan adımlar, sorunun piyasanın geneline yayılmasını önlemek ve yatırımcı haklarını koruyarak tasfiye sürecini kontrollü biçimde yürütmek açısından önem taşıyor.
FITCH: SİSTEMİK RİSK BEKLEMİYORUZ
Türkiye’deki gelişmeleri değerlendiren uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch Ratings de yaşanan sürecin finansal sistemin bütününe yayılan bir risk oluşturmasını beklemediğini açıkladı. Fitch Ratings Türkiye’den Sorumlu Ülke Derecelendirme Kıdemli Direktörü Douglas Winslow, fonlarla ilgili gelişmelerin olumsuz olmakla birlikte Türkiye’nin kredi notu üzerinde doğrudan bir etki yaratmasını beklemediklerini belirtti. Winslow, fon soruşturmaları nedeniyle ekonominin genelinde yeni bir dolarizasyon baskısı oluşmadığını ifade ederken, gelişmelerden kaynaklanan sistemik bir risk beklemediklerini de vurguladı. Fitch’in değerlendirmesi, fon piyasasının belirli bir kesimindeki sorunlarla Türkiye’nin genel finansal istikrar görünümünün birbirinden ayrılması gerektiğine yönelik uluslararası değerlendirmelerden biri oldu.
S&P: GELİŞMELER İZOLE KALDI
S&P Global Ratings’ten de benzer yönde bir değerlendirme geldi. S&P Global Ratings Orta ve Doğu Avrupa ve Bağımsız Devletler Topluluğu Ülke Kredi Notları Direktörü ve Lider Analisti Karen Vartapetov, fonlarla ilgili gelişmelere karşı otoritelerin düzenleyici adımlarını ve politika tepkisini hızlı ve ikna edici bulduklarını söyledi. Vartapetov, sürecin şu ana kadar büyük ölçüde izole kaldığını; döviz kuru, dolarizasyon ve bankacılık sisteminin likiditesi gibi göstergelerde gelişmelerin geniş çaplı bir finansal bozulmaya dönüştüğüne ilişkin belirgin bir tepki görülmediğini ifade etti.
KREDİ NOTUNDA AŞAĞI YÖNLÜ BASKI BEKLENMİYOR
Fitch ve S&P’nin açıklamalarında öne çıkan ortak başlıklardan biri de gelişmelerin Türkiye’nin kredi notu üzerindeki olası etkisi oldu. Fitch, mevcut gelişmelerin kredi notu üzerinde etkili olmasını beklemediğini ve sistemik risk öngörmediğini bildirirken, S&P de fon piyasasındaki sürecin izole kalması halinde Türkiye’nin kredi notu açısından aşağı yönlü baskı oluşturmasını beklemediğini açıkladı.
PİYASANIN TAMAMINA MAL EDİLMEMELİ
Fon piyasasında yaşanan gelişmeleri İstanbul Ticaret Gazetesi’ne değerlendiren Gedik Yatırım Danışmanlığı Müdür Yardımcısı Onurcan Bal da belirli fonlarda ortaya çıkan sorunların sermaye piyasalarının tamamına mal edilmemesi gerektiğini söyledi. Düşük fiili dolaşım oranına sahip hisselerdeki yoğunlaşmanın ve bu hisselerin likiditesinin bir süredir yakından izlendiğini belirten Bal, 28 Ağustos’ta güncellenen Yatırım Fonlarına İlişkin Rehber’in de bu kapsamda önemli bir düzenleyici çerçeve oluşturduğunu ifade etti. Fon çıkışlarının hızlanmasıyla bazı portföylerde düşük likiditeli varlıkların nakde dönüştürülmesinde güçlükler ortaya çıktığını kaydeden Bal, şöyle konuştu: “Bazı portföy yönetim şirketlerinin fonlarında ortaya çıkan temerrüt ve ödeme sorunlarının ardından SPK, 17 Eylül’de 7 portföy yönetim şirketine ait 131 fonu tasfiye sürecine aldı. Burada kritik nokta, alınan kararın fon piyasasının tamamına ilişkin olmaması, belirli fonlar ve portföy yönetim şirketleriyle sınırlı bir süreç olmasıdır.”
TASFİYE SÜRESİ NEDEN 6 AYA ÇIKARILDI?
SPK, başlangıçta üç ay olarak öngörülen tasfiye süresini 20 Eylül tarihli kararıyla altı aya çıkardı. Kurul, düzenlemenin fonların portföy yapıları ve piyasa koşulları dikkate alınarak varlıkların mümkün olduğunca uygun koşullarda satılmasına imkan sağlamak amacıyla yapıldığını açıkladı. SPK ayrıca altı aylık sürenin tasfiyenin mutlaka altı ay süreceği anlamına gelmediğini, piyasa koşullarına bağlı olarak işlemlerin daha erken tamamlanabileceğini bildirdi. Gedik Yatırım Danışmanlığı Müdür Yardımcısı Onurcan Bal, özellikle düşük likiditeli varlıklarda kısa sürede gerçekleştirilecek yüksek hacimli satışların fiyatlar üzerinde ilave baskı yaratabileceğine dikkat çekerek, sürenin uzatılmasının yatırımcı menfaatlerinin korunmasına katkı sağlayabileceğini belirtti.
HAZİNE’DEN KAYNAK KULLANILMAYACAK
Tasfiye sürecinde yatırımcıların nakde erişimini kolaylaştırmaya yönelik bir adım da ara ödeme mekanizması oldu.
Fon tasfiye sürecine ilişkin dikkat çeken açıklama Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’dan geldi. Yılmaz, süreçte oluşan özel zararların karşılanmasında Hazine kaynağının kullanılmayacağını, yatırımcı ödemelerinde ise küçük yatırımcılara öncelik verileceğini açıkladı. Yılmaz, 3 şirkete ait 17 fonda ödemelere 8 Ekim tarihinden itibaren başlayacağını bildirdi.
Yılmaz, “Tasfiye kurallarını içeren teklifin yasalaşması halinde ekim ayı içinde 1 milyon liraya kadar anapara ödemelerinin yapılabileceğini öngörüyoruz” ifadelerini kullandı.
Tasfiye sürecinde her fonun yatırımcı yükümlülüklerinin öncelikle kendi kaynaklarıyla karşılanacağını belirten Yılmaz, fonların mevcut varlıklarının yanı sıra fahiş veya haksız gelir elde edenlerden geri alınacak kaynakların ve sistem dışına çıkarılan malların satışından sağlanacak gelirlerin kullanılacağını söyledi.
Ödeme mekanizmasını değerlendiren Onurcan Bal, bu düzenlemeyle tasfiye sürecinin yalnızca varlıkların nakde dönüştürülmesi boyutunda değil, yatırımcılara yapılacak ödemeler açısından da somut bir aşamaya geçtiğini belirtti.
DÖRT ANA BAŞLIK TAKİP EDİLECEK
Onurcan Bal’a göre, tasfiye edilen fonlarda önümüzdeki dönemin seyri dört temel gösterge üzerinden takip edilecek.
Gerçekleşen tasfiye fiyatları: Fon portföylerinde görünen değerlerle varlıkların piyasada fiilen hangi fiyatlardan nakde çevrildiği arasındaki fark, tasfiye sürecinin yatırımcı açısından gerçek maliyetini ortaya koyacak.
Yatırımcı ödemeleri: Ara ödeme mekanizmasının hangi hızda işleyeceği ve nihai tasfiye sonunda yatırımcılara dağıtılacak tutarın nasıl şekilleneceği yakından izlenecek.
Düşük likiditeli hisseler: Tasfiye kapsamındaki fonların yoğun pozisyon taşıdığı hisselerde gerçekleştirilecek satışların günlük işlem hacmi ve fiyat oluşumu üzerindeki etkisi önem taşıyacak.
Yeni düzenleyici adımlar: SPK ve ekonomi yönetiminin likidite, portföy yoğunlaşması, değerleme ve yatırımcı korumasına ilişkin atacağı ilave adımlar piyasanın bundan sonraki yapısını belirleyecek.

Yorum yazmak için giriş yapın.
Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yazın.