Savaşın enerji şoku büyüdü: Avrupa ve Asya yenilenebilir enerjiye hız verdi
Küresel enerji piyasalarında artan jeopolitik riskler, Avrupa ve Asya ülkelerini petrol ve doğal gaza bağımlılığı azaltacak yatırımlara yöneltiyor. Yenilenebilir enerji, enerji depolama, elektrifikasyon ve şebeke yatırımları enerji güvenliğinin temel unsurları haline geliyor.

ABD/İsrail-İran savaşının enerji piyasalarında oluşturduğu arz ve fiyat şoku, enerji ithalatına bağımlı Avrupa ve Asya ülkelerinde politikaları yeniden şekillendirdi. Hürmüz Boğazı’ndaki kesintiler fosil yakıt ithalatına bağımlı ekonomilerin kırılganlığını ortaya koyarken, yenilenebilir enerji, depolama ve elektrifikasyon yatırımlarının ekonomik ve stratejik önemi arttı.
JEOPOLİTİK RİSKLER ENERJİ POLİTİKALARINI YENİDEN ŞEKİLLENDİRİYOR
Küresel enerji piyasalarında son dönemde artan jeopolitik riskler, Avrupa ve Asya ülkelerinde enerji arz güvenliğine ilişkin politikaları yeniden gündemin ön sıralarına taşıdı.
ABD/İsrail-İran savaşının enerji piyasalarında oluşturduğu arz ve fiyat şoku, özellikle petrol ve doğal gaz ithalatına yüksek düzeyde bağımlı ekonomilerde yeni arayışları hızlandırdı.
Bu süreçte yenilenebilir enerji, enerji depolama, elektrifikasyon ve şebeke yatırımları enerji güvenliğinin temel unsurları arasında öne çıktı.

HÜRMÜZ BOĞAZI’NDAKİ KESİNTİLER KIRILGANLIĞI ORTAYA KOYDU
Petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz sevkiyatlarının önemli bölümünün geçtiği Hürmüz Boğazı’nda yaşanan kesintiler, fosil yakıt ithalatına bağımlı ekonomilerin jeopolitik gelişmelere karşı ne kadar hassas olduğunu yeniden gösterdi.
Enerji arzında yaşanan aksama riskleri, ülkelerin yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelik yatırımlarını hızlandırmasına neden oldu.
DOĞAL GAZ 80,82 EUROYA KADAR YÜKSELDİ
Savaş öncesi dönem olan 27 Şubat’ta megavatsaat başına 31,96 Euro seviyesinde işlem gören doğal gaz fiyatı, 11 Eylül’de 80,82 Euroya yükselerek en yüksek seviyesini gördü.
Enerji fiyatlarındaki bu sert artış, ithalata bağımlı ülkelerde enerji arzını çeşitlendirme ihtiyacını daha da belirgin hale getirdi.
BRENT PETROL 126,41 DOLARI GÖRDÜ
Brent petrolün varil fiyatı 27 Şubat’ta 76,3 dolar seviyesindeyken 30 Nisan’da 126,41 dolara kadar çıktı.
Batı Teksas türü ham petrol ise 7 Nisan’da 117,63 doları gördü.
11 Eylül itibarıyla Brent petrolün varili 105,62 dolardan, WTI ise 100,87 dolardan işlem gördü.
YENİLENEBİLİR ENERJİYE YÖNELİK POLİTİKALAR GÜÇLENDİ
Enerji fiyatlarındaki artış, fosil yakıtlardan uzaklaşmak ve enerji arzını çeşitlendirmek isteyen ülkelerde yerli ve yenilenebilir kaynaklara yönelik yatırımları öne çıkardı.
Savaşın uzun vadede özellikle fosil yakıt ithalatçısı ülkelerde yenilenebilir enerji, enerji depolama ve elektrifikasyon yatırımlarının ekonomik ve stratejik cazibesini artırması bekleniyor.
IEA: ENERJİ VERİMLİLİĞİ VE YENİLENEBİLİR KAPASİTE ÖNE ÇIKIYOR
Uluslararası Enerji Ajansının verilerine göre, savaşın enerji piyasaları üzerindeki etkilerine karşı ülkelerin uyguladığı politika tedbirleri arasında yenilenebilir enerji kapasitesinin artırılması ve enerji verimliliğinin geliştirilmesi öne çıkıyor.
Bu politikalar, yalnızca enerji dönüşümünün değil enerji güvenliğinin de önemli araçları olarak değerlendiriliyor.
AVRUPA ENERJİ GÜVENLİĞİNDE YENİ BİR DÖNEME GİRDİ
Avrupa, Rusya’nın Ukrayna’yı işgali sonrasında doğal gaz tedarikinde yaşadığı şokun ardından ABD/İsrail-İran savaşıyla birlikte enerji güvenliğinde yeni bir dönemle karşı karşıya kaldı.
Orta Doğu’daki çatışmanın Avrupa’nın petrol ve doğal gaz piyasalarına yönelik baskıyı artırması, kıtanın ithal fosil yakıtlara bağımlılığını azaltmaya yönelik politikalarını yeniden öne çıkardı.
EIB: TEMİZ ENERJİ ENERJİ ŞOKLARINA KARŞI DAYANIKLILIĞI ARTIRIYOR
Avrupa Yatırım Bankası, temiz enerji dönüşümünün Avrupa’nın enerji ithalatına bağımlılığını azalttığını belirtti.
EIB’ye göre bu dönüşüm, ekonominin küresel enerji şoklarına karşı dayanıklılığının artırılmasına da katkı sağlıyor.
AVRUPA’DA 8,8 GİGAVAT YENİ RÜZGAR KAPASİTESİ DEVREYE ALINDI
Avrupa’da yılın ilk yarısında 8,8 gigavat yeni rüzgar enerjisi kapasitesi devreye alındı.
Brüksel merkezli WindEurope derneğinin verilerine göre bu miktar, geçen yılın aynı dönemine kıyasla yaklaşık yüzde 33 artış anlamına geliyor.
ALMANYA’DA YENİLENEBİLİR ENERJİNİN PAYI YÜZDE 58’E ÇIKTI
Yeni kapasite artışında Almanya’daki kurulumlar ile deniz üstü rüzgar projelerinin şebekeye bağlanması etkili oldu.
Almanya’da yenilenebilir enerji kaynaklarının elektrik tüketimindeki payı yılın ilk yarısında yüzde 58 ile rekor seviyeye ulaştı.
İNGİLTERE’DE RÜZGARDAN ELEKTRİK ÜRETİMİ YÜZDE 31 ARTTI
İngiltere’de rüzgar enerjisindeki artış da savaşın enerji piyasalarındaki etkilerinin hafifletilmesine katkı sağladı.
Ülkede yılın ilk çeyreğinde rüzgardan elektrik üretimi yıllık bazda yüzde 31 arttı.
Rüzgar santrallerinin elektrik üretimindeki payı ise yüzde 42’ye yükseldi.
Artan rüzgar enerjisi üretimi sayesinde elektrik şirketleri doğal gaz santrallerinin kullanımını azalttı.
ÇATI TİPİ GÜNEŞ ENERJİSİNE İLGİ ARTTI
Yükselen enerji fiyatları, tüketicileri yalnızca elektrik faturalarını düşürmek için değil enerji piyasalarındaki oynaklığa karşı korunmak amacıyla da kendi elektriğini üretmeye yöneltti.
Orta Doğu’da devam eden savaş süresince Avrupa’da özellikle çatı tipi güneş enerjisi sistemlerine yönelik ilgi arttı.
Çatı tipi güneş enerjisi, büyük ölçekli santrallere kıyasla daha kısa sürede kurulabilmesi ve tüketim noktalarında elektrik üretimine imkan sağlaması nedeniyle enerji krizlerinde stratejik bir seçenek olarak öne çıkıyor.
AVRUPA’DA ELEKTRİFİKASYON VE DEPOLAMA ÖNE ÇIKACAK
Avrupa’da enerji güvenliği tartışmalarının giderek daha fazla elektrifikasyon, enerji depolama, şebeke yatırımları ve yenilenebilir enerji ekseninde şekillenmesi bekleniyor.
Bu alanlardaki yatırımlar, kıtanın ithal fosil yakıtlara bağımlılığını azaltmaya yönelik politikalarda daha önemli hale geliyor.
ASYA’DA ENERJİ DEPOLAMA PROJELERİ ÖNE ÇIKIYOR
ABD/İsrail-İran savaşı, enerji ithalatına yüksek ölçüde bağımlı Asya ülkelerinde de enerji arz güvenliği ve kaynak çeşitlendirme politikalarını öne çıkardı.
Güneş ve rüzgar enerjisinin yanı sıra enerji depolama sistemlerinin stratejik önemi arttı.
HİNDİSTAN’IN DEPOLAMA İHTİYACI 411,4 GİGAVATSAATE ULAŞABİLİR
Hindistan Yeni ve Yenilenebilir Enerji Bakanlığı, yenilenebilir enerji kaynaklarının elektrik sistemine daha fazla entegre edilmesi amacıyla enerji depolama yatırımlarını artırıyor.
Bakanlık, 2032’ye kadar ülkenin enerji depolama ihtiyacının 411,4 gigavatsaat seviyesine ulaşacağını öngörüyor.
Hindistan Merkezi Elektrik Kurumu da güneş enerjisi projelerinde enerji depolama sistemlerinin birlikte kurulmasını tavsiye ediyor.
GÜNEY KORE 100 GİGAVAT YENİLENEBİLİR KAPASİTE HEDEFLİYOR
Güney Kore, yenilenebilir enerji kapasitesini artırırken elektrik şebekesini güçlendirmeye de odaklanıyor.
Ülke, 2030’a kadar 100 gigavat yenilenebilir enerji kapasitesine ulaşmayı hedefliyor.
Artan yenilenebilir enerji üretiminin sisteme entegrasyonu için şebeke altyapısının geliştirilmesi de planlanıyor.
FİLİPİNLER 25 GİGAVAT EK KAPASİTE HEDEFLİYOR
Filipinler Enerji Bakanlığı, 2035’e kadar 25 gigavat ek yenilenebilir enerji kapasitesi oluşturmayı hedefliyor.
Bakanlığın Elektrik Enerjisi Gelişim Planı’na göre yenilenebilir kaynakların elektrik üretimindeki payının 2030’da yüzde 35, 2040’ta ise yüzde 50 olması öngörülüyor.
1471 MEGAVATLIK YENİ KAPASİTE ŞEBEKEYE EKLENECEK
Filipinler Enerji Bakanlığı, bu yıl yenilenebilir enerji ve enerji depolama projelerinden toplam 1471 megavatlık kapasiteyi şebekeye dahil etmeyi planlıyor.
Bu yatırımların ülkenin enerji arz güvenliğine ve kaynak çeşitlendirmesine katkı sağlaması hedefleniyor.
TAYLAND DOĞAL GAZA BAĞIMLILIĞI AZALTMAYA ÇALIŞIYOR
Tayland’da enerji sisteminin doğal gaza yüksek bağımlılığı, güneş enerjisi ve diğer yenilenebilir kaynakların geliştirilmesini daha önemli hale getiriyor.
Yenilenebilir kaynakların çeşitlendirilmesi, ülkenin enerji güvenliği politikalarının önemli unsurlarından biri olarak öne çıkıyor.
ÇİN ENERJİ GÜVENLİĞİ VE YENİ ENERJİ SİSTEMİNİ BİRLİKTE ELE ALIYOR
Çin’de enerji güvenliği ile yeni enerji sisteminin geliştirilmesi birlikte değerlendiriliyor.
Güneş ve rüzgar enerjisi, enerji depolama sistemleri ve elektrik şebekelerine yönelik yatırımlar, ülkenin enerji dönüşümünün temel unsurları arasında bulunuyor.
YENİLENEBİLİR ENERJİ ARTIK SADECE İKLİM POLİTİKASI DEĞİL
Avrupa ve Asya’daki gelişmeler, yenilenebilir enerji yatırımlarının yalnızca emisyonların azaltılması ve iklim hedefleriyle ilişkilendirilmediğini gösteriyor.
Enerji arz güvenliğinin güçlendirilmesi, dışa bağımlılığın azaltılması ve enerji fiyatlarındaki dalgalanmalara karşı dayanıklılığın artırılması da yenilenebilir enerji yatırımlarının temel gerekçeleri arasında yer alıyor.