Mevcut akciğer fonksiyon ölçümleri, genellikle standart röntgen, BT taramaları ve hastane ortamında bulunan pahalı görüntüleme ekipmanlarına dayanıyor. Bu yöntemler yüksek maliyetlerinin yanı sıra hastaların radyasyona maruz kalmasına da neden oluyor. Sahlgrenska Üniversite Hastanesi ve Göteborg Üniversitesi ile iş birliği içinde geliştirilen yeni teknoloji ise bu operasyonel engelleri, düşük maliyetli ve her yerde erişilebilir radyo frekans altyapısıyla aşmayı hedefliyor.
RFID İLE OPERASYONEL VERİMLİLİK VE MALİYET AVANTAJI
Geliştirilen sistemin temelinde, göğüs duvarının farklı noktalarına yerleştirilen ve ‘alçı benzeri’ küçük etiketler (RFID etiketleri) yer alıyor. Bu teknoloji, pil veya kabloya ihtiyaç duymadan, gücünü taşınabilir bir okuyucudan gelen radyo dalgalarından alıyor. Chalmers Teknoloji Üniversitesi Elektrik Mühendisliği Bölümü'nden Doçent Xuezhi Zeng, mevcut ticari ekipmanlarla gerçekleştirilen ‘kavram kanıtı’ testlerinin, sağlık hizmetlerinde gelişmiş izleme süreçleri için büyük bir potansiyel barındırdığını vurguluyor.

Sistemin sunduğu teknik ve ekonomik veriler şu şekilde öne çıkıyor:
‘EVDEN BAKIM’ MODELİNDE YENİ STANDARTLAR
Sağlık harcamalarının optimize edilmesi ve bakımın hastaneden eve kaydırılması, modern tıp ekonomisinin en önemli önceliklerinden biridir. Proje ortağı Sahlgrenska Üniversite Hastanesi’nden Profesör Gunilla Kjellby Wendt, bu esnek ve uygun maliyetli ölçüm yönteminin, özellikle ameliyat sonrası iyileşme sürecindeki hastalar ve kronik akciğer hastaları için ‘kişiselleştirilmiş rehabilitasyon’ yolunda devrim niteliğinde bir adım olduğunu belirtiyor.
RFID teknolojisinin sunduğu taşınabilirlik, hastaların hastaneye gitme zorunluluğunu azaltarak hem hastanelerdeki yoğunluğu düşürecek hem de hasta başına düşen tedavi maliyetlerini minimize edecektir.
PAZAR PROJEKSİYONU VE TİCARİLEŞME TAKVİMİ
Araştırmacılar için bir sonraki aşama, klinik denemeler için daha sağlam analiz fonksiyonlarına sahip yerli prototiplerin geliştirilmesidir. 2026 yılı itibarıyla devam eden çalışmalar ışığında, sistemin beş yıl içinde hastalar üzerinde geniş kapsamlı testlere başlanması ve 2030’lu yılların başında ticari sağlık ürünleri pazarında yerini alması öngörülüyor.

Göteborg Üniversitesi'nden Profesör Monika Fagevik Olsén, sağlık hizmetlerinin giderek daha fazla dijitalleştiği ve ev ortamına taşındığı bir konjonktürde, bu yöntemin akciğer fonksiyon bozukluğu olan hastaların takibinde standart belirleyici olabileceğine dikkat çekiyor. Uzun vadede bu teknolojinin, sadece hastanelerde değil, evde bakım pazarında da kritik bir veri kaynağı haline gelmesi bekleniyor.