Avrupa Birliği (AB), 2027 yılında Rus doğalgazına bağımlılığı tamamen sona erdirecek. Bununla ilgili REPowerEU Gaz Tüzüğü önceki hafta yürürlüğe girdi. Rusya-Ukrayna savaşı sebebiyle bir süre tedarik krizi yaşayan, ardından yüksek maliyetlere katlanarak farklı kıtalardan LNG ithalatı yapan AB ülkeleri, sanayisinin ve konutların enerji ihtiyacını artık Moskova olmadan karşılayacak. Yeni dönemde AB’nin enerji tedarikinde Türkiye’nin fonksiyonu daha da artacak. Bu fonksiyon, AB-Türkiye ilişkilerinde düğüm olan konuların çözülmesi için anahtar olacak.
ENERJİ İŞBİRLİĞİ TEMEL ÖGE
Avrupa Komisyonu’nun resmi metinlerine göre ‘enerji işbirliği’ AB-Türkiye ilişkilerinin temel ögelerinden biri. Türkiye, diğer ülkelerden AB’ye petrol ve doğalgaz tedarikinde kilit bir transit ülke. AB ve Türkiye, enerji sektöründe uzun soluklu bir işbirliği geçmişine sahip. Bu işbirliği, yenilenebilir enerji geliştirme, enerji verimliliği ve Türk doğalgaz ve elektrik piyasalarının AB’nin iç enerji piyasasına entegrasyonunu kapsıyor. Artık bu ilişki ve entegrasyon daha önemli hale geldi. Rusya-Ukrayna savaşı öncesinde, (2021 yılında) ithal ettiği doğalgazın yüzde 45’ini (155 milyar metreküp) Rusya’dan temin eden AB, bugün ithal gazın sadece yüzde 12-14’ünü Rusya’dan alıyor. Kuzeydeki boru hatları devreden çıktığı için de alınan bu gaz LNG olarak temin ediliyor.
Şu anda AB’nin en büyük tedarikçileri ise ABD (payı yüzde 50’den fazla) ve Norveç. Ancak sanayinin talebi, nüfusun ucuz ısınma ihtiyacı ve doğu Avrupa ülkelerinin savaş öncesinde yüzde 100 Rusya’ya bağımlı olduğu dikkate alındığında, AB’nin yeni çözümler ve yeni bağlantılar bulması gerekiyor. Üstelik Avrupa’nın ‘Temiz Sanayi Anlaşması’nı hayata geçirmek için de uygun fiyatlı enerjiye ihtiyacı var.
YATIRIMLAR UZUN VADELİ
Bu konu, yapımı yıllar sürecek büyük enerji tesisi yatırımlarıyla çözülecek gibi görülmüyor. Nükleer enerji santrallerinin ve mega güneş enerji tarlalarının yapımı yıllar sürüyor. Üstelik Fransa’nın nükleer enerji kapasitesinin aksine Almanya son nükleer santralini de kapatmış durumda. Halbuki Avrupa’nın gaza hemen ve sürekli ihtiyacı var. Zira ne sanayi durabilir ne de vatandaşların evlerinde soğuktan donması kabul edilebilir. Almanya’da yetkililer, LNG ithal kapasitesine güvendiklerini ifade etse de ülkede Rusya’dan ithalatın kesilmesinden bu yana sürdürülebilir enerji tedariki konusunda sıkıntı yaşanıyor. Diğer ülkeler de hesaba katıldığında tedarik güvenliği için uzun süreli enerji bağlantıları aranıyor.

BAĞLANTISALLIK AVANTAJI
Öte yandan, AB’nin enerji tedarikinde ‘bağlantı’ konusu ikili ilişkileri de etkiliyor. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Gümrük Birliği’ni güncelleme ve vize görüşmelerinde, AB-Türkiye ilişkilerini daha iyiye götürmenin yollarının arandığını söyledi. Fidan, Avrupa’nın kıta dışına çıkması ve bağlantısallık konuları gündeme geldiğinde önemli aktörlerden birinin de Türkiye olduğunun altını çizerek, Rusya-Ukrayna Savaşı ile kuzeydeki doğu-batı aksının ortadan kalktığını ve Türkiye’nin bağlantısallık açısından coğrafi öneminin arttığını söyledi.
HAZAR’IN İKİ YAKASI
Bu bağlantıların mevcut en önemlilerinden biri boru hatları. Azerbaycan’daki gazı, Türkiye üzerinden Avrupa’ya ulaştıran Trans Adriyatik Boru Hattı (TAP), şu anda Avrupa’nın elindeki en istikrarlı kaynak. TAP’ın önemi, şu günlerde Avrupalı yetkililer tarafından sık sık dile getiriliyor. Enerjide Türkiye bağlantısı bunlarla da sınırlı değil. Avrupa’nın, Hazar’ın ötesindeki enerji kaynaklarına da Türkiye vasıtasıyla ulaşabileceği belirtiliyor. Türkmenistan gazının ardından önümüzdeki yıllarda Özbekistan gazının da Türkiye üzerinden Batı’ya taşınması bekleniyor. Bu ülkelerin ileride Trans Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı’nı (TANAP) besleyecek ana kaynaklar olması öngörülüyor. TANAP ile gelen gaz, Trakya üzerinden Avrupa’ya uzanıyor.
SONDAJ FİLOSUNUN İLİŞKİLERE ETKİSİ
Gaz konusunda Rusya’ya bağımlılığını azaltan Türkiye, son yıllarda sismik araştırma gemileri ve sondaj filosuyla enerji tedarikinde üst lige yükseldi. Sakarya Gaz Sahası’nın yanı sıra, Karadeniz, Akdeniz ve Afrika’daki rezerv sahalarında çıkarılacak doğalgazın sisteme girmesiyle Türkiye hem kendi cari açığını kapatmak hem de Avrupa’nın talebini karşılamak için daha fazla kaynağa sahip olacak. Bu gelişmelerin, AB-Türkiye arasındaki diplomatik ve ekonomik ilişkilerin gelişmesini destekleyeceği belirtiliyor. Mevcut durum ve öngörülen gelişmelerin ışığında hem AB’nin hem de Türkiye’nin kazanımları artacak. Yeni kazan-kazan döneminin kazanımlarının şunlar olacağı kaydediliyor:
AB NE ELDE EDECEK?
Arz güvenliği: Rus gazına bağımlılığın yerini güvenli bir partner alır.
Enerji çeşitliliği: Hazar, Doğu Akdeniz ve hatta Afrika gazına erişim kolaylaşır.
Yeşil dönüşüm: Türkiye üzerinden gelecek kaynaklar arasında ‘Yeşil Hidrojen’ de 2030’da denkleme girebilir.

TÜRKİYE’NİN KAZANIMI
Cari açıkta azalma: Yerli üretim ithalat faturasını azaltırken, transit gelirleri bütçeyi destekler.
Stratejik önem: AB için ‘vazgeçilmez ortak’ statüsü pekişir, Gümrük Birliği’ni güncelleme ve ticaret müzakerelerinde koz olabilir.
Teknoloji ve yatırım: Türkiye AB’den enerji altyapısı ve yenilenebilir enerji için doğrudan yabancı yatırım çekebilir.
Bunların yanı sıra Türkiye’nin enerjideki proaktif stratejisi, Somali örneğindeki gibi Afrika atılımları, uluslararası enerji pazarında da avantaj kazandıracak. Bu gelişmeler AB ile diplomatik ve ticari müzakerede Türkiye’nin elini güçlendirecek.
Alternatifin adresi
Almanya’da Konrad Adenauaer Vakfı’nın, hükümet partilerinin meclis grubuna sunduğu analizde Türkiye’nin, Avrupa için temel jeostratejik öneme sahip olduğu kaydedildi. Türkiye ve Rusya konulu analizde Türkiye’nin Avrupa için enerji aktarım ve dağıtım merkezi fonksiyonuna ilişkin şu değerlendirme yapıldı: “Küresel gaz sıkıntısı ve son yıllarda Almanya’nın gaz ve petrol altyapısına yapılan yatırım eksikliği göz önüne alındığında, kısa vadede Rusya’ya sınırlı alternatifler var. Güney gaz koridorunun genişletilmesi ve Türkiye’nin Hazar Denizi ve Doğu Akdeniz’deki gaz yataklarına erişimi olan stratejik bir enerji dağıtım ve aktarım merkezi olarak kullanılması, uzun vadede gerçek alternatifler sunabilir.” Türkiye’nin bölgedeki ülkelerle ilişkilerinin geliştiğine dikkat çekilen analizde, “Türkiye kendisini bir enerji merkezi olarak konumlandırabilir” denildi.
AB Enerji Topluluğu’nun piyasa hedefleri
AB ve AB’ye aday ülkelerin, ‘entegre bölgesel enerji piyasası’ oluşturmak için kurduğu Enerji Topluluğu, enerji arz güvenliğini ve düzenleyici piyasa rolünü yasal zemine oturtmak için çalışıyor. Türkiye’nin gözlemci üye olduğu Enerji Topluluğu’nun temel hedefleri şunlar:
Gaz stokları hızla azalıyor
Kış mevsimi sebebiyle yaşanan dondurucu soğuklar, Avrupa ülkelerinin doğalgaz depolarındaki stokları eritiyor. Almanya’daki depolama tesisleri şubat ayına yüzde 32.9 seviyesinde girdi. Bu seviye geçen yıl aynı ayda yüzde 56.4’tü.