ABD Başkanı Donald Trump’ın, Jerome Powell’ın ardından Fed Başkanlığı koltuğu için eski Fed Guvernörü Kevin Warsh’ı aday göstermesi, küresel piyasalarda yeni bir beklenti ve tartışma dalgası yarattı. Powell sonrası Fed, piyasalarda kısmi olarak fiyatlanmaya başlarken Wall Street kökenli ve 2008 finansal krizindeki aktif rolüyle tanınan Warsh’ın adaylık süreci, Washington ile finans dünyası arasında hassas bir dengede ilerliyor. Yatırımcıların zihnindeki temel soru işareti, Powell döneminden farklı politikalar izlenip izlenmeyeceği üzerine yoğunlaşıyor. Warsh’ın geçmişteki parasal genişleme (QE) karşıtı söylemleri nedeniyle ‘şahin’ bir profil çizebileceği endişesi dillendirilse de büyüme odaklı politikalara verebileceği destekle ‘güvercin’ kanadına yakın durabileceğine dair karşıt görüşler de tartışılıyor.
Para politikasının seyrine dair belirsizliklerin arttığı bu dönemde, tüm gözler Powell sonrası haziran ayında yapılacak kritik faiz toplantısına ve seçilmesi durumunda Warsh yönetiminin olası ilk sinyallerine çevrilmiş durumda.

VERİ ODAKLI YAKLAŞIR
Gedik Yatırım Yatırım Danışmanlığı Müdür Yardımcısı Onurcan Bal, Kevin Warsh’un olası Fed başkanlığı sürecini ve piyasalara yansımalarını İstanbul Ticaret’e değerlendirdi.
Fed başkanının değişip değişmemesinden bağımsız olarak yılın ikinci yarısında faiz indirimlerinin beklendiğini belirten Onurcan Bal, Warsh’un Senato onayı alması durumunda mevcut Başkan Powell’a kıyasla daha şahin bir politika izlemesini beklemediklerini ifade etti. Warsh’un geçmiş Fed yöneticiliği tecrübesine ve enflasyon konusundaki hassasiyetine dikkat çeken Bal, “Ekonomik verilerden bağımsız, çok hızlı ve büyük montanlı faiz indirimleri beklemiyoruz. İlk dönemde bir miktar daha güvercin bir duruş sergilese de sonrasında veri odaklı yaklaşımın benimseneceğini görebiliriz” dedi. Bal ayrıca, Trump’ın kendi atadığı bir isim olması nedeniyle 2026 yılı içerisinde yönetim ile Fed arasında ciddi bir uyumsuzluk öngörmediklerini vurguladı.
‘GÜÇLÜ DOLAR’ KALICI OLMAYABİLİR
Trump’ın aday ismini açıklamasının ardından dolarda gözlenen toparlanmayı Warsh’un enflasyon hassasiyetine ve ‘tam anlamıyla güvercin’ olarak tanımlanamayacak profiline bağlayan Bal, buna rağmen dolarda kalıcı bir güçlenme beklemediklerini dile getirdi. ABD’nin yüksek borçluluk oranları ve Trump yönetiminin faiz indirimi isteğinin doların aşırı değerlenmesini sınırlayacağını belirten Bal, “Görülen toparlanmanın kalıcı bir trende dönüşmesini beklemiyoruz” değerlendirmesinde bulundu.
Bal, altın ve gümüş gibi emtiada yaşanan sert düşüşlerin küresel likidite ihtiyacından kaynaklandığını, bu durumun kaldıraçlı pozisyonlar nedeniyle hisse senedi piyasalarında da satış baskısı yarattığını, ancak emtiada yeniden toparlanma emarelerinin görüldüğünü kaydetti.
TÜRK PİYASASINA FON AKIŞI ARTABİLİR
Fed’in faiz indirimlerine devam etmesinin küresel risk iştahını artıracağına işaret eden Bal, bu durumun gelişmekte olan ülkelere yönelik fon akımlarını destekleyeceğini belirtti. Türkiye özelinde ise dezenflasyon süreci ve Merkez Bankası’nın kademeli faiz indirim döngüsünün yabancı yatırımcı ilgisini canlı tuttuğunu ifade eden Bal, küresel koşullardaki iyileşmenin Türk tahvil ve hisse senedi piyasalarını daha cazip hale getireceğini vurguladı.
BORSA İSTANBUL BEKLENTİSİ POZİTİF
Yıla güçlü bir başlangıç yapan Borsa İstanbul için 2026 genelinde olumlu görüşlerini koruduklarını belirten Bal, piyasanın ana katalizörünün dezenflasyon ve faiz indirimleri olduğunu söyledi. Bal, “Piyasa beklentilerinde önemli bir sapma olmadığı sürece, son 1.5 yıldaki dalgalı seyrin aksine 2026’nın daha iyi bir yıl olmasını bekliyoruz. Yurt dışı benzerlerine göre iskontolu olan Borsa İstanbul’da, yaşanan yükselişlerin ardından ara dönem düzeltmeleri sağlıklı ve doğal karşılıyoruz. Geçtiğimiz yıllara kıyasla daha iyi getirilerin oluşabileceğini değerlendiriyoruz” dedi.

KRİZ YÖNETİMİNDE TECRÜBELİ
Ekonomist Hikmet Baydar ise, Kevin Warsh’un kariyer geçmişinin yeni görevinde belirleyici olacağını kaydetti, özellikle 2008 küresel finansal krizi sırasındaki aktif rolüne dikkat çekti. Baydar, Warsh’un bu dönemde bankaların likidite sıkıntısı ve piyasa paniği anında Fed’in hızlı ve alışılmadık araçlara başvurmasını sağladığını ve likidite yönetiminde yeni/modern araçları kullanmayı başardığını vurguladı. Zor durumda olan kurumların kurtarılmasına destek veren ve Wall Street ile güçlü ilişkilere sahip olan Warsh’un, politika anlamında son derece aktif bir rol üstlenebileceğini ifade etti.
PARASAL GENİŞLEMEYE SOĞUK
Warsh’un parasal genişleme (QE) konusunda çok istekli olmayan bir yapısı olduğunu belirten Baydar, bu durumun onun döneminde Fed’in yeni bir tahvil alımı yapmasını ve piyasaya tahvil alımı yoluyla para arzı sağlamasını zorlaştırabileceğini söyledi. Warsh’un parasal genişlemeye mesafeli duruşu nedeniyle ‘ne kadar güvercin olacağı konusunda şüpheli’ olduğunu belirten Baydar, buna karşın şahin açıklamalarda bulunabileceğini düşündüğünü ifade etti. Faiz düşüşü konusunda ise Warsh’un Trump’a daha yakın olacağını vurguladı. Hikmet Baydar, tecrübeli ve dinamik yatırım bankacılığı karakteri sayesinde Warsh’un esnek davranabileceğini kaydetti. Baydar, enflasyon ve makroekonomik verilerin Fed’e faiz indirimi için alan açması durumunda Warsh’un, Powell’a göre faiz indirme konusunda daha rahat hareket edebileceğini dile getirdi.

DAHA FAZLA İNDİRİM BEKLENTİSİ
İnfo Yatırım Yatırım Danışmanı Tunç Safa Altunsaray, Trump’ın Kevin Warsh ismini aday göstermesinin piyasalar tarafından sürprizle karşılandığını belirtti. Altunsaray, Warsh’un geçmişte parasal gevşemenin varlık balonlarına yol açtığını söyleyerek, parasal gevşemeye karşı çıkan ‘şahinimsi’ bir isim olduğunu hatırlattı. Ancak, son açıklamalarında düşük faizi savunmasının onu güvercin tarafa yaklaştırdığını ve muhtemelen bu sayede aday gösterildiğini ifade etti. Altunsaray, Warsh’un Senato’dan onay alarak Fed başkanı olması durumunda faiz indirimlerinde Powell’ın bıraktığı aranın bir süre daha devam edebileceği, ancak piyasa beklentisinden daha fazla faiz indirimi görülebileceği öngörüsünde bulundu.
İSMİ DOLARI GÜÇLENDİRDİ
Warsh isminin açıklanmasının piyasalara bir miktar güven verdiğini ve bu durumun Amerikan Dolar Endeksi’nin (DXY) değer kazanmasına neden olduğunu belirten Altunsaray, değerli metallerdeki satışın da bu gelişmeyle açıklanabileceğini söyledi. Daha önce Trump’ın daha güvercin bir aday açıklayacağı beklentisinin DXY’in değer kaybetmesine yol açtığını hatırlattı.
Tunç Safa Altunsaray, ilerleyen dönemlerde veri odaklı bir Fed ile karşılaşma olasılığının yüksek olduğunu belirtti. Düşük faizin savunulması ve verilerin fırsat vermesi durumunda faizlerin indirileceği konusunda Trump ile anlaşma sağlandığı kanaatinde olduğunu söyleyen Altunsaray, ancak verilerin faiz indirimine izin vermediği durumda Fed üzerinde yeniden baskı oluşabileceği uyarısında bulundu. Bu nedenle, veri ve haber akışının yakından takip edilmesi gerektiğini kaydetti.
ABD BORÇLULUĞU BELİRLEYİCİ
Trump’ın politikalarından birinin ucuz dolar ile ihracatı artırmak olduğunu belirten Altunsaray, Fed’in faiz indirimleriyle bu politikayı desteklemesi durumunda doların değer kaybının bir miktar daha görülebileceğini ifade etti. Ancak asıl önemli noktanın ABD’nin zirve rakamlarda seyreden borçluluğu olduğunu vurguladı. Bu borçların ödenebilmesi için ya para basılması (Warsh daha önce parasal genişlemeye karşı çıkmıştı) ya da borçların yüksek faizle döndürülmesi gerekeceğini belirtti. Altunsaray, ilk etapta borçluluk için çalışmalar yapılacağını ve daha düşük faizle döndürüleceğini düşündüğünü, bunun da DXY’in kısmi değer kaybına yol açacağını, ancak uzun vadede verilerin Fed politikasında değişikliklere neden olabileceğini dile getirdi.
Not: Sayfada yer alan bilgiler yatırım tavsiyesi değildir. Yatırım danışmanlığı kapsamında değerlendirilemez.