ABD Başkanı Donald Trump'ın Venezuela'ya askeri müdahalesi ve ülkenin petrol kaynaklarının kontrolünü ele alma planı, küresel piyasalarda yeni bir dönem başlattı. Trump'ın varil başına 50 dolarlık petrol hedefi ve ABD'li şirketlere yaptığı yatırım çağrısı, piyasalarda hem fırsat hem de büyük bir belirsizlik yarattı.
TRUMP'IN PLANI
Trump, Beyaz Saray'da Chevron ve ExxonMobil gibi petrol devleriyle bir araya gelerek, Venezuela'nın harabe halindeki petrol altyapısının yeniden inşası için 100 milyar dolarlık yatırım yapmalarını istedi. Şirketlere güvenlik garantisi veren Trump, ilk etapta 30 ila 50 milyon varil petrolün ABD'ye teslim edileceğini ve bu süreçte muhatabın doğrudan ABD olacağını açıkladı. Trump'ın petrol fiyatlarını varil başına 50 dolara düşürme hedefi, analistler arasında geniş bir tartışma yarattı. Uzmanlar Venezuela'nın üretimini hızlı artırması, OPEC+’nın üretimi kısmaması ve zayıf küresel talep gibi şartların birleşmesi halinde bu hedefin teorik olarak ‘ulaşılabilir’ olduğunu belirtiyor.
ŞİRKETLER TEMKİNLİ
Ancak Trump’ın iyimserliğine rağmen ABD'li petrol şirketleri Venezuela'ya yatırım konusunda oldukça temkinli bir duruş sergiliyor. Yıllardır yatırım yapılmayan ve bakımsız kalan petrol altyapısı, siyasi istikrarsızlık, yasal güvencelerin olmaması ve mülkiyet haklarına yönelik endişeler, şirketlerin milyarlarca dolarlık yatırım yapmaktan çekinmesine neden oluyor. Bazı petrol yöneticileri, ülkeyi ‘yatırım yapılamaz’ olarak nitelendiriyor. Analistler de Venezuela’nın üretiminin anlamlı bir seviyeye ulaşmasının yıllar alacağını belirtiyor.
50 DOLAR GÖRÜLEBİLİR Mİ?
Konuyu İstanbul Ticaret'e değerlendiren Emtia Piyasaları Uzmanı Zafer Ergezen, petrol fiyatlarının uzun süredir devam eden satış baskısı altında olduğunu ve bu dinamiği değiştirecek bir gelişmenin henüz ufukta görünmediğini belirtti. OPEC ülkelerinin arz artışı ve Çin ile Almanya'da görülen talep yavaşlamasının fiyatları baskıladığını ifade eden Ergezen, 2026 yılında da bu satış baskısının devam etmesini beklediğini söyledi.

Emtia Piyasaları Uzmanı Zafer Ergezen
Ergezen, ABD Başkanı Trump’ın 50 dolarlık ham petrol hedefine ilişkin olarak, “Görülme ihtimali mevcut. Özellikle arz tarafında ek artışlar veya talep tarafında zayıflamanın devam ettiğini görürsek bu seviyelerin görülme ihtimali oldukça yüksek” değerlendirmesini yaptı. Böyle bir senaryoda Brent petrolün de 55 dolar civarına rahatlıkla gelebileceğini belirten Ergezen, yukarı yönlü kalıcı bir trend de beklemediğini vurguladı. Ergezen, 2026'da yaşanacak yükselişlerin daha çok ‘satış fırsatı’ olarak değerlendirileceğini öngördü.
VENEZUELA ETKİSİ SINIRLI KALIR
Venezuela'dan gelecek petrolün piyasaya etkisinin kısa vadede sınırlı kalacağını ifade eden Ergezen, “Arz artışı hemen gerçekleşmeyecek. Çünkü oradaki çıkarma maliyetleri oldukça yüksek, teknoloji zayıf ve yatırım gerekiyor. Bu yatırımların geri dönüşü kısa sürede olmayacak” dedi. Ergezen, Venezuela’daki çıkarma maliyetlerinin ABD ile neredeyse aynı olmasının da üretimin piyasa üzerindeki etkisini sınırlayacağını, ancak uzun vadede Venezuela’nın fiyatların belli seviyeleri geçmesini zorlaştıran bir faktör olacağını belirtti.
GÖZLER ÇİN'İN TALEBİNDE
2026 yılının ilk yarısında Brent petrolde 55 dolar seviyelerinin görülmesini normal karşılamak gerektiğini ve 65 doların önemli bir direnç olacağını söyleyen Ergezen, yılın ikinci yarısı için ise Çin’den gelecek haberlerin belirleyici olacağını kaydetti. Ergezen, “Faiz indirimleriyle birlikte siparişlerde artış görecek miyiz? Bu olmadığı sürece petrol fiyatlarında kalıcı yükselişler beklemiyorum” diye konuştu. Ergezen, talep tarafında resesyon endişelerinin artması halinde ise 50 doların altının bile görülebileceğini sözlerine ekledi.
TÜRKİYE İÇİN DESTEKLEYİCİ BİR ZEMİN KURAR
İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Hepşen, Venezuela'dan gelebilecek ek petrol arzının, piyasadaki ‘arz rahatlığı’ hikayesini güçlendirdiğini belirtti. Hepşen, Vitol ve Trafigura gibi dev ticaret şirketlerinin şimdiden Mart 2026 teslimatları için Venezuela petrolünü Asya’daki rafinerilere iskontolu olarak pazarlamaya başladığını, bunun da piyasaya ek varil fikrini masada tuttuğunu ifade etti.
İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Hepşen
BAZ SENARYO: ARZ FAZLASI
Prof. Dr. Hepşen, 2026 petrol fiyat patikasında baz senaryonun ‘stok birikimi, sınırlı talep artışı ve arz artışı’ ekseninde kurulduğunu vurguladı. ABD Enerji Bilgi İdaresi (EIA) ve Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) gibi kurumların raporlarına atıfta bulunan Hepşen, her iki kurumun da 2026'da güçlü OPEC+ dışı arz büyümesi ve yüksek stok birikimi nedeniyle piyasanın ‘fazla verme’ riskine dikkat çektiğini hatırlattı. Hepşen, bu çerçevede petrol fiyatlarında ‘yatay ve aşağı yönlü’ bir seyrin beklendiğini kaydetti.
ÜÇ KANALDA ETKİ
Düşük petrol fiyatlarının Türkiye ekonomisi için genel olarak destekleyici bir zemin oluşturacağını belirten Prof. Dr. Hepşen, etkilerin üç ana kanalda hissedileceğini söyledi:
Dış denge ve kur: Hepşen, Türkiye'nin net enerji ithalatçısı olması nedeniyle petrol fiyatlarındaki kalıcı bir düşüşün enerji faturasını ve cari açığı doğrudan rahatlatacağını belirtti. TCMB'nin geçmişteki analizlerine göre Brent petroldeki 10 dolarlık bir düşüşün, cari dengede yaklaşık 2.6 milyar dolarlık bir iyileşme alanı yaratabileceğini ifade eden Hepşen, cari dengedeki rahatlamanın kur üzerindeki baskıyı da azaltarak dolaylı bir tampon görevi görebileceğini ekledi.
Enflasyon: Düşüşün enflasyon hedeflerine destek vereceğini ancak ‘mucize gibi çalışmayacağını’ vurgulayan Hepşen, “Akaryakıt fiyatlarında vergi yapısı geçişkenliği sınırlar. Ayrıca elektrik ve doğalgaz gibi kamu ayarlamaları ile yönetilen fiyatlar, bütçe disiplini kaygılarıyla aynı hızda gerilemeyebilir” diyerek, etkinin sınırlı kalabileceğine işaret etti.
Büyüme: Düşük enerji maliyetlerinin lojistik, ulaştırma ve sanayi gibi sektörlerde maliyet tabanını aşağı çekeceğini belirten Hepşen, bunun firmaların fiyat indirmesiyle iç talebi rahatlatabileceğini veya marjlarını korumayı tercih etmeleri halinde yatırım iştahını artırabileceğini söyledi. Hepşen, “Düşük petrol fiyatları tek başına bir büyüme programı değildir, ancak büyümeyi sınırlayan maliyet baskılarından birini gevşeten önemli bir unsurdur” dedi.
ASIL BELİRLEYİCİ OPEC+
Prof. Dr. Hepşen, son olarak Venezuela’dan gelebilecek ek varillerin fiyatları baskılayan hikayenin bir parçası olacağını, ancak fiyat patikasını asıl belirleyecek olanın yine OPEC+ grubunun üretim disiplini ve büyük tüketicilerdeki talep momentumu olduğunun altını çizdi.
Cari açıkta iyileşme sağlayabilir
İstanbul Bilgi Üniversitesi Ekonomi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erhan Aslanoğlu ise, düşük petrol fiyatlarının Türkiye ekonomisi için enflasyon ve dış denge olmak üzere iki temel kanaldan olumlu etki yaratacağını belirtti.

İstanbul Bilgi Üniversitesi Ekonomi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erhan Aslanoğlu
Prof. Dr. Aslanoğlu, petrol fiyatlarının 50 dolar seviyelerine gerilemesi durumunda, cari açıkta 4-5 milyar dolarlık bir iyileşme potansiyeli doğabileceğini vurguladı. Yıl için beklenen yaklaşık 25 milyar dolarlık cari açık göz önüne alındığında, bu tutarın “Yüzde 20 oranında bir düşüş” anlamına geleceğini belirten Aslanoğlu, “5 milyar doların ülkede kalması, alternatif kaynak yaratma anlamında önemli artılar sağlar” değerlendirmesini yaptı.
ENFLASYONDA RAHATLAMA SAĞLAR
Düşük petrol fiyatlarının enflasyona etkisine de değinen Aslanoğlu, özellikle ulaştırma sektörü maliyetleri üzerinden doğrudan bir etki görüleceğini söyledi. Aslanoğlu, “Enflasyonda 1-2 puanlık bir düşüşe doğrudan ve dolaylı yoldan yol açabilir. Bu da az bir rakam değil” diye konuştu. Aslanoğlu, Türkiye'deki enerji maliyetlerinin rakiplere göre dezavantajlı olmadığını, bu nedenle fiyat düşüşünün ilave bir rekabet avantajı yaratmayacağını, ancak diğer alanlardaki maliyet artışlarını telafi etme anlamında firmalara yardımcı olabileceğini de ekledi.
Prof. Dr. Aslanoğlu, düşük petrol fiyatlarının ekonomik etkilerinin yanı sıra ‘sembolik’ bir öneminin de altını çizdi. Akaryakıt fiyatlarındaki artışların, birçok üründe zam için ‘bahane’ olarak kullanılabildiğini belirten Aslanoğlu, “Böyle bir düşüşün ve petrol fiyatlarındaki artışın sınırlanmasının, dolaylı yoldan ölçemediğimiz enflasyonist baskıları da azaltıcı bir etkisi olur” dedi.