Terörle mücadelede Mehmetçiğe sahada üstün kabiliyet kazandıran ve bugün 30’dan fazla ülkeye ihraç edilen Bayraktar TB2, kabul sürecinde teknik değil, ilkesel bir tartışmanın merkezinde yer aldı. Yer kontrol istasyonlarında kullanılacak telsiz sistemine ilişkin şartnamedeki “ve/veya” ifadesi, süreci bürokratik bir çıkmaza sürükledi.
“MİLLİ SİSTEME ESKİ MODEL YABANCI PATENTLİ TELSİZİ KOYMAYACAĞIM”
Türk savunma sanayisinin bağımsızlık mücadelesinde sembol haline gelen bu anekdot, “Özdemir Bayraktar – Bu Dünyadan Bir Akıncı Geçti” adlı kitapta yer aldı. Baykar ekibinin, askerî ihtiyaçları yerli ve milli imkânlarla en üst düzeyde karşılamayı hedeflediğini vurgulayan Özdemir Bayraktar, yer kontrol istasyonlarında ASELSAN üretimi yeni nesil dijital telsizlerin kullanılmasını istedi.
Uçağın doğrudan bir bileşeni olmayan, ancak yer istasyonunda pilotların kuleyle iletişimini sağlayan telsiz sisteminde “ve/veya” ifadesinin “veya” olarak yorumlanması halinde, ABD menşeli eski model bir telsizin kullanılmasının önü açılıyordu. “Ve” olarak yorumlanması durumunda ise ASELSAN’ın yeni nesil dijital telsizleri esas alınacaktı.
Bu durumun farkına varan Özdemir Bayraktar, teslimatın son günü heyete hitaben kaleme aldığı yazıda net tavrını ortaya koydu. Bayraktar, “Milli sisteme eski model yabancı patentli telsizi koymayacağım. Ben sizin eksik ya da hatalı gördüğünüz o telsizi değiştirmeyeceğim; böyle bir taahhüt de vermiyorum.” ifadelerini kullandı.

ŞARTLI KABUL DAYATMASINA İTİRAZ
Bu kararlı duruşun ardından Bayraktar TB2 SİHA’nın ilk kabulü, telsiz meselesi gerekçe gösterilerek “şartlı kabul” olarak kayda geçirildi. Prosedüre göre sisteme eski model yabancı telsizin takılacağına dair taahhüt verilmesi bekleniyordu.
Ancak Özdemir Bayraktar bu yaklaşıma itiraz ederek geri adım atmadı. Heyetin tutumuna karşı milli menfaatleri savunan Bayraktar, “Benim böyle bir taahhüdüm yokken, hatta tam tersine taahhüdüm varken siz bunu nasıl şartlı kabul ediyorsunuz?” sözleriyle tepkisini dile getirdi.

Bu tavır, yalnızca bir teknik tercih değil, Türk savunma sanayisinde yerlilik ve bağımsızlık ilkesinin sahaya yansıyan en somut örneklerinden biri olarak hafızalara kazındı.