Cuma6 Kasım 202609:25İSTPİYASAKAPALI

Mobilyada rekabetin anahtarı ‘tasarım’

Mobilya sektörü, yıllık 4.6 milyar dolarlık ihracatını 2030’da 12 milyar dolara yükseltmek için sürdürülebilir tasarıma yatırım yapıyor. Ürünleri estetik olarak farklılaştıran ve markaların pazardaki konumunu güçlendiren tasarım, stratejik bir rekabet aracı olarak sektöre yön verecek. Mobilya ihracatında 3.85 dolar olan birim değerin 6-10 dolar bandına taşınması için rekabetin anahtarı tasarım olacak.

Yayınlanma

Güncellenme

Paylaş
Mobilyada rekabetin anahtarı ‘tasarım’

Dış ticaret fazlası veren en büyük sektörlerinden biri olan mobilya sektörü, geçen yıl 4.6 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirdi. 2030’da 12 milyar dolarlık ihracat hedefi koyan mobilya sektörü, 3.85 dolarlık ihracat birim değerini de 6-10 dolar bandına çıkarma hedefini ilan etti. Sektör bunu üretimi artırmaktan çok, daha fazla rakip analizi, daha çok inovasyon ve tasarım bilincini yaygınlaştırarak yapmayı planlıyor.

Mobilya sektörü, üretim kapasitesi, istihdam gücü ve ihracat performansıyla Türkiye ekonomisinin önemli sanayi kollarından birini oluşturuyor. 49 bin 885 üretici işletmeyle geniş bir üretim ekosistemine sahip olan sektörün üretim büyüklüğü 14 milyar dolar seviyesinde. 200 ülke ve bölgeye satış yapan Türk mobilya sektörünün, uluslararası rekabet, finansal problemler ve artan lojistik maliyetlerine rağmen 2030’da iç ve dış piyasada toplam 29 milyar dolar büyüklüğe ulaşması hedefleniyor.

HEDEF AVRUPA’DA ANA TEDARİKÇİ OLMAK 
Bağımsız pazar araştırmaları yapan Milano merkezli Centro Studi Industria Leggera (CSIL) tarafından yayımlanan ‘Dünya Mobilya Ticareti Raporu’na göre Türkiye, 36 büyük pazarda önemli tedarikçiler arasında ilk 5’te yer alıyor. Ancak Türk mobilya sektörü, en büyük pazarı olan Avrupa’nın hiçbir ülkesinde ana tedarikçi olmayı başarabilmiş değil. Bu barajı aşmak için üretici sayısını artırmanın yeterli olmadığı vurgulanıyor.

Ölçeği büyük, kurumsal yapısını tamamlamış, finansal açıdan güçlü olmak gerektiği belirtiliyor. Buradaki ilerleme ise güncel rekabet şartlarına ve finansman zorluklarına takılıyor. Diğer yandan pazarda yaşanan duruma çözüm olarak “Ar-Ge ve tasarım çalışmalarını, katma değerli üretime yatırım yapan firmaların sayısını artırmak lazım” deniliyor. Tasarım çevresinde artan beklentiler sürdürülebilirlik ve Avrupa Yeşil Mutabakatı kapsamında şekillenen düzenlemeler sebebiyle de artıyor. Bu nedenle firmaların, eko-tasarım ve döngüsel ekonomi ilkelerini iş süreçlerine entegre etmesi, kaynak verimliliğini artırması, geri dönüştürülebilir ve yeniden kullanılabilir malzemelere yönelmeleri daha önemli hale geliyor.

REKABETİN YENİ BELİRLEYİCİSİ OLDU
Avrupa Birliği, ABD, Körfez ülkeleri, Türk Cumhuriyetleri ve Afrika ülkelerinde pazar payını artırmak isteyen sektör firmalarının ticaret sahasında ilişkilerini derinleştirmesi için geniş bir hareket alanı bulunuyor. Ancak sektör temsilcileri, “Hedefimiz yalnızca yeni pazarlara açılmak değil, mevcut pazarlarda daha güçlü ve daha yüksek katma değer yaratan bir konuma ulaşmak. Bunun için yalnızca esnek üretim kabiliyeti ve kaliteli ürünler yetmiyor; tasarım, özgünlük, marka değeri, sürdürülebilirlik ve inovasyon rekabetin yeni belirleyicileri haline geldi.

Sektörde rekabet artık üretilen değerin niteliyle şekilleniyor. Yeni dönemde hedef; üretim gücünü tasarım ve markalaşmayla buluşturarak daha yüksek katma değer yaratan, küresel pazarlarda kendi kimliği ve özgünlüğüyle ayrışan bir sektör yapısına ulaşmak” diyor. Bu hedef için sektörün tüm paydaşlarının ortak bir vizyona uygun adımlar atması bekleniyor. Yani mobilya sektöründe dönüşümün münferit marka çabalarıyla sınırlı kalmaması, sektörün geneline yayılması gerektiği vurgulanıyor. 

ÜRÜN GELİŞTİRME BÜTÜNCÜL ALAN   
Sektörün geleceğinde tasarımın önemini İstanbul Ticaret Gazetesi için değerlendiren Mobilya Dernekleri Federasyonu (MOSFED) Başkanı Ahmet Güleç, şöyle konuştu: “Sektör olarak Ar-Ge’yi yalnızca teknoloji yatırımı olarak görmemeli; tasarım, malzeme bilimi, dijitalleşme, sürdürülebilir üretim ve ürün geliştirmeyi kapsayan bütüncül bir yetkinlik alanı olarak ele almalıyız. Firmalarımızın bu alanlara yatırım yapması kadar üniversite-sanayi işbirliklerinin geliştirilmesi ve ortak araştırma projelerinin yaygınlaştırılması da önemli.” 

MOSFED Başkanı Ahmet Güleç, bir süre önce düzenledikleri Furnishings&Design Istanbul (FDI) 2026 Fuarı’nın bir yönüyle bu yaklaşımın sektörde benimsenmesini ve geliştirilmesini amaçladığını vurgulayarak, “Mobilya sektörümüz güçlü bir üretim altyapısına ve uluslararası pazarlarda kendini kanıtlamış bir birikime sahip. Ancak önemli bir eşikten geçiyor. Son çeyrek asırdır yazdığımız başarı hikayesini büyütmek için mevcut üretim sistemimizi daha kurumsal, yenilikçi ve sürdürülebilir bir yapıya dönüştürmemiz gerekiyor. Bunu başardığımızda sektör yalnızca daha fazla üretim kapasitesine değil; tasarımıyla teknolojisiyle ve oluşturduğu katma değerle küresel rekabette daha güçlü bir konuma ulaşabilir” diye konuştu.

TASARIM SEKTÖRÜN KALBİNE YERLEŞMELİ
MOSFED Başkanı Ahmet Güleç, yaptığı değerlendirmede şunları kaydetti: “Tasarımı, mobilya endüstrisinin kalbine yerleşmesi ve iş süreçlerinin ana bileşenlerinden biri haline gelmesi gereken stratejik bir değer olarak görüyoruz. Çünkü tasarım, yalnızca ürünün biçimini ve estetiğini değil, bir markanın bilgi birikimini, yaratıcılığını, özgünlüğünü ve rekabet gücünü temsil eden entelektüel sermayesinin önemli bir parçası. Bu nedenle çalışmalarımızı yalnızca tasarım etkinlikleriyle sınırlı tutmuyor; tasarımın üretimden markalaşmaya, tanıtımdan uluslararası işbirliklerine kadar sektörün bütün süreçlerine yerleşmesini hedefliyoruz.”

Firmaların üzerine düşen görevlere de dikkat çeken Güleç, “Firmalarımızın kısa vadeli maliyet avantajlarının ötesine geçerek tasarım, ürün geliştirme, teknoloji, nitelikli insan kaynağı ve sürdürülebilir üretime uzun vadeli yatırım yapması gerekiyor. Ar-Ge ve tasarımın yalnızca belirli departmanların sorumluluğu değil, şirketlerin bütün iş süreçlerine yön veren bir anlayış haline gelmesi büyük önem taşıyor” diye konuştu.

FİNANSAL DENGELER İYİLEŞTİRİLMELİ
Öte yandan, sektörde sürdürülebilirlik hedefleri ve küresel pazarlardaki rekabet şartlarına uyum için finansal şartlara da dikkat çekiliyor. Mobilyada Ar-Ge ve tasarımı artırmak için öncelikle fiyat ve kâr marjı arasındaki dengeyi yeniden sağlamak gerektiğini belirten sektör temsilcileri, bu konuda görüşlerini ve beklentilerini şu şekilde dile getirdi: “Üretim maliyetleri üzerindeki baskının hafiflemesi ve ihracatçının rekabet gücünü destekleyecek, enflasyon ve maliyet dinamikleriyle daha uyumlu bir kur dengesinin oluşması önemli. Öngörülebilirliğin korunduğu, üreticinin maliyetleri ile ihracat gelirleri arasındaki makasın giderek açılmadığı dengeli bir ekonomik ortam önemli. Önümüzdeki dönemde faiz indirimlerinin finansmana erişimi kolaylaştırması, enflasyonun gerilemesi ve kur-maliyet dengesinin ihracatçının rekabet gücünü desteklemesi halinde sektör yeniden güçlü bir büyüme patikasına girebilir. Türkiye mobilya sektörü üretim kapasitesi, girişimci yapısı, tasarım kabiliyeti ve geniş pazar ağıyla bunu başarabilecek güce sahip.”

İTALYA’NIN İHRACATTA BİRİM DEĞER BAŞARISININ KAYNAĞI 
Centro Studi Industria Leggera (CSIL) Dünya Mobilya Ticareti Raporu’na göre İtalya’nın dünya ihracatındaki liderliği hammadde bolluğuna değil, tasarım yönetimine (design management) bağlı. Rapora göre İtalya’nın mobilyada birim ihracat değeri 11-12 dolar. Türkiye ve Türkiye’nin pazardaki ana rakiplerinden olan Polonya ortalamalarının 3-4 katı olan bu birim değeri doğrudan tasarıma verilen prime dayandırılıyor.

PAZARA VE FİYAT SEGMENTİNE GÖRE ETKİ DEĞİŞİYOR
Tasarım, ürünü benzerlerinden ayrıştıran ve fiyat rekabetinin ötesine taşıyan en önemli unsurlardan biri. Sektör temsilcilerine göre tasarımın etkisi özellikle özgün koleksiyonlarda, üst ve orta-üst segment ürünlerde ve markalı ihracatta daha görünür hale geliyor. Buna göre Avrupa ve ABD gibi tasarım beklentisinin yüksek olduğu pazarlarda özgünlük ve ürün kimliği; Körfez ülkelerinde ise tasarımın yanı sıra proje ihtiyaçlarına uygunluk ve kişiselleştirme öne çıkıyor. Körfez ülkelerine yönelik ihracatın birim değerinin de yüksek olduğu görülüyor. Bu nedenle tasarım yalnızca estetik bir unsur değil, ürünleri farklılaştıran, markaların pazardaki konumunu güçlendiren ve birim ihracat değerini yükseltme potansiyeli taşıyan stratejik bir rekabet aracı olarak görülüyor. 

YENİ DÜNYANIN İHTİYAÇLARINA GÖRE ÜRÜNLER
MOSFED Başkanı Ahmet Güleç, “14 milyar dolarlık üretim gücümüzle dünyanın 200 ülkesine ihracat yapıyoruz. Bu, yıllar içinde oluşmuş güçlü bir üretim kültürü, zanaat birikimi, girişimcilik deneyimi ve önemli bir tasarım potansiyeli. Bugün bu birikimi yeni dünyanın ihtiyaçları doğrultusunda daha güçlü bir biçimde bir araya getirme fırsatımız var. Çünkü artık değer yalnızca ürünün kendisinde oluşmuyor; tasarımında, malzemesinde, hikayesinde, sunduğu deneyimde, marka kimliğinde ve ulaştığı pazarda oluşuyor. Dolayısıyla bugün uçtan uca bir değer zincirinden söz ediyoruz” dedi.

KAMU, BUZ KIRAN PROJELERİ DESTEKLEMELİ
Furnishings&Design Istanbul (FDI) Fuarı’nda konuşan Prof. Dr. Alpay Er, dünyadaki tasarım politikalarından örnek vererek kamudan beklediği teşvik modelini açıkladı. Prof. Dr. Alpay Er, “Bir firma daha önce tasarım yapmamışsa, fikri mülkiyetle ilgili bir şey yapmamışsa, kamu der ki ‘Senin ilk tasarım projeni, fikri mülkiyete ve tasarım tesciline dönüşecek ilk projenin tasarımcıya ödenecek parasıyla prototip maliyetinin yarısını kamu olarak bir kereliğine ben karşılarım.’ Mesela bu ‘ice-breaking’ (buzları kırma) dedikleri projeler. Bunların mobilya sektöründe kalıp maliyeti gibi çok yüksek maliyetleri olmadığı için imalat sektörünüzde prototiplemek diğer sektörlere göre daha ucuz olduğu için kamunun vereceği küçük bir can suyuyla mobilya sektöründe bir patlama olur” dedi. 

MOBİLYA SEKTÖRÜNÜN EN BÜYÜK 10 PAZARI

Irak

Almanya

Fransa

ABD

Romanya

İngiltere

Hollanda

Libya

Bulgaristan

Belçika

BARIŞ CABACI

BARIŞ CABACI

İstanbul Ticaret Gazetesi – Ekonomi Editörü